Mısır’da ileriye giden yol

Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi’nin, bütün yasama, anayasal güçler, yürütme ve yargı güçleri üzerinde hak iddia ettiği Anayasa Kararnamesi, işçi sınıfının önüne temel siyasi perspektif sorunlarını koymaktadır.
Müslüman Kardeşler’in (MK) adayı olarak seçilen devlet başkanı, geçtiğimiz hafta, “devrimi, ulusal birliği ya da ulusal güvenliği korumak ve kollamak adına uygun gördüğü önlemleri almak için” olağanüstü yetkilere sahip olduğunu ilan etti. “Devrimi” korumaya yapılan göndermeler bir sahtekârlıktır. Mursi’nin önlemlerinin başlıca hedefi işçi sınıfıdır ve o, ABD ile yakın müttefik olan Mısır’da burjuva düzeni sağlamlaştırma çabası içinde en kapsamlı anti-demokratik önlemleri uyguluyor. 
Mursi’nin icraatları, MK’nin hamlelerine karşı çıkan eski devlet aygıtının kimi kesimlerini içeren Mısır devleti içinde derin çatlakları sergilemektedir. Daha önce, görevden alınmış diktatör Hüsnü Mübarek’in yerini almak için Müslüman Kardeşler ile yarışan Muhammed El-Baradey, devlet başkanının yaptıklarına yönelik yaygın hoşnutsuzluktan yararlanma çabası içinde, Mursi’yi, “yeni firavun” olarak suçladı. Bununla birlikte, burjuva egemen çevrelerin hiçbir kesimi, işçi sınıfı için ileriye giden bir yol önermemektedir.
Mursi’nin icraatları, Troçki’nin Sürekli Devrim Teorisi’nin, emperyalizmden bağımsızlık da dahil demokratik devrimin görevlerinin, işçi sınıfının sosyalist devrimdeki bağımsız seferberliği dışında yerine getirilemeyeceği biçimindeki temel perspektifini doğrulamaktadır. 
Mursi’nin icraatları büyük kitlesel protestolara yol açtı; Tahrir Meydanı’ndaki gösteriler Mübarek’e karşı Ocak 2011’deki ilk devrimci mücadeleleri anımsatıyor. En yaygın sloganlardan biri de “Mursi-Mübarek’i alaşağı et!”
Bununla birlikte, öncelikle gereksinim duyulan şey, Mısır devriminin şimdiye kadarki deneyimlerinin yalın bir değerlendirmesidir. Geçen yılki devrimci kabarış Mübarek’i istifaya zorladı ama Mısırlı kitlelerin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan hiçbirini çözmedi. İşçi sınıfının bağımsız bir perspektifinin ve önderliğinin yokluğunda, Mısır burjuvazisi Mursi’yi iktidara getirmekte ve temel politikalarını (işçilerin aşırı sömürüsü, Amerikan emperyalizmi ile işbirliği ve diktatörlük) sürdürmekte serbest kaldı. 
Mısır’ın başlıca emperyalist destekleyicisi ABD’nin rolü merkezi öneme sahiptir. Mursi’nin kararnamesinin zamanlaması rastlantı değildir. Açıklama, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın, Gazze’ye yönelik İsrail saldırısı sırasındaki rolünden dolayı ona teşekkür etmesinden bir gün sonra geldi. Gazze’deki sivillerin üstüne roketler yağarken, Mursi, ABD emperyalizmi için güvenilir bir işbirlikçi olarak adaylığını koydu. O, Gazze’ye yönelik ablukayı sıkılaştırma ve Washington ve Tel Aviv ile ilişkileri derinleştirme sözü verdi.
Obama yönetimi, en azından şimdilik, Müslüman Kardeşler’i -Suriye’de Beşar Esad rejimine karşı emperyalist destekli iç savaşı ve İran’a karşı savaş planlarını içeren- Ortadoğu’daki kapsamlı stratejisinde önemli bir müttefik olarak görmektedir.
Aynı zamanda, mali sektör seçkinleri, işçi sınıfı karşıtı kapsamlı politikaları uygulamaya koymakta Mursi’ye güveniyorlar. Mursi, 22 Kasım Perşembe günü, şimdi Akdenizin karşı yakasındaki Yunan halkını barbarca yoksullaştıran Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF), Mısırlı işçilere karşı yıkıcı kemer sıkma önlemlerini kabul etme temelinde 4,8 milyar dolarlık bir krediyi garanti etti. Mursi, 21 Kasım Çarşamba günü, benzine olan devlet desteğindeki ilk kesintileri onaylamıştı.
Financial Times, adını vermediği ve Amerikan egemen sınıfının temel duyarlılıklarını ifade eden “Kahire’deki bir batılı gözlemci”nin şu sözlerini aktardı: “Birileri siyasi sürtüşmelere son vermekte ve kararlar almaktadır.” Yani, küresel bankaların ve mali kuruluşların talep ettiği kararları almaktadır.
Mursi’nin diktatörce yetkileri üstlenmesi, Mısırlı Devrimci Sosyalistler (DS) ile onların uluslararası müttefikleri olan ABD’deki Uluslararası Sosyalist Örgüt (USÖ) ve Britanyalı Sosyalist İşçi Partisi gibi sahte sol grupların karşı devrimci rolünü açığa çıkarmıştır. Bu güçler, burjuva politikacıların Mısır’da demokrasiyi kurabileceği perspektifini ileri sürmektedir. Onlar, Mübarek’in devrilmesinin ardından iktidarı almış olan askeri cuntaya daha fazla reform için baskı yapılabileceğini iddia ettikten sonra, devrimin görevlerini yerine getirmeye başlayacağını iddia ettikleri Mursi’nin seçilmesini desteklediler.
USÖ’nün “SocialistWorker.org” internet sitesi, Temmuz ayında, DS’nin önde gelen üyelerinden Sameh Naguib’in, Mursi’nin zaferinin “bu karşı devrimi ve darbeyi geri püskürtmede büyük bir kazanım” olduğunu açıklayan bir raporunu yayımlamıştı.
Bu gruplar, aynı zamanda, Washington’ın Libya’da ve Suriye’de ABD yanlısı yönetimler oluşturmaya yönelik vekil savaşları başlatmak için Ortadoğu’daki geleneksel müttefikleri sağcı İslamcı güçlerle işbirliğine siyasi bir bahane sağladılar. Bu, ABD’nin İran’a karşı olası bir saldırı savaşına odaklanmış bölgesel bir askeri çatışmaya zemin hazırlamıştır.
Sosyalist devrim dışında, gerçek demokrasiye ve toplumsal haklara giden bir yol yoktur. İşçi sınıfı, kendi mücadelesini bütün burjuva güçlerden bağımsız şekilde örgütlemek, burjuvaziyi devrimek ve devlet iktidarını ele geçirmek zorundadır. Bu, emperyalizme ve onun tüm bölgedeki lanet olası savaş yönelimine karşı İsrail’deki, Arap dünyasındaki ve diğer ülkelerdeki işçiler ile birlikte verilecek ortak bir mücadeleden kopartılamaz.
Mısır’daki son mücadeleler, Dünya Sosyalist Web Sayfası’nın perspektifini doğrulamaktadır. Mübarek’in devrilmesinden bir gün sonra şunları yazmıştık: 
“İşçi sınıfının karşı karşıya olduğu merkezi görev, Mübarek yönetiminin varlığını sürdüren kesimlerini devirmek ve onun yerine bir işçi hükümeti kurma mücadelesi vermek için, işçi sınıfı temelinde kitlesel iktidar organlarının oluşturulmasıdır. Bu devrimin zaferi, Mısırlı işçileri tüm Ortadoğu’daki ve ileri kapitalist ülkelerdeki kardeşleri ile birleştirecek şekilde Mısır sınırlarının ötesine yayılmasına bağlıdır.
“Bu, işçileri Mısır’da ve uluslararası düzeyde, Mübarek’in devrilmesinin işaret ettiği yoğun sınıf çatışmaları için silahlandıracak olan Troçkist perspektifler uğruna mücadele eden partileri inşa etme mücadelesidir.”
Bu açıklamanın yayımlanmasından bu yana geçen yaklaşık iki yıl, böylesi bir mücadelenin hem mümkün hem de gerekli olduğunu kanıtlamıştır. Mübarek’in devrilmesi, ABD’den İsrail’e, Avrupa’ya ve Asya’ya, işçi sınıfının uluslararası mücadelelerine ilham verdi. İşçi sınıfının uluslararası ortak mücadelesinin aciliyeti, Gazze’ye, Suriye’ye ve nihayetinde İran’a karşı savaş yönelimi Obama’nın yeniden seçilmesinin ardından hızlandığı için her zamankinden daha açık hale gelmiştir.
Böylesi mücadeleler, yalnızca, Sürekli Devrim perspektifinin yol gösterdiği partilerin önderlik ettiği, sosyalizm için devrimci mücadeleler eliyle zafer kazanabilir. İşçiler, Mursi gibi kişilere karşı toplumsal eşitlik ve gerçek demokrasi uğruna mücadeleye girişmek için, geçmişteki mücadelelerden dersler çıkarmalı; Mısır’da ve uluslararası düzeyde Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin şubelerini kurmak için mücadele etmeliler.