ABD ve Fransa Orta Afrika Cumhuriyeti’ne birlikler sevk ediyor
Hükümet karşıtı birlikler başkent Bangui’ye yaklaşırken, ABD ve Fransa Orta Afrika Cumhuriyeti’ne (OAC) ek birlikler gönderiyor. Bu müdahale, Washington ile onun Avrupalı müttefiklerinin kıta üzerindeki stratejik egemenliklerini ve onun doğal kaynakları üzerindeki denetimlerini korumak için üzerinde çalıştığı Afrika çapında emperyalist askeri operasyonları yoğunlaştırma planının bir parçasıdır.
ABD ile Fransa, daha asiler Devlet Başkanı François Bozize hükümetini devirmeye yönelik saldırılarını başlatmadan önce, OAC’de askeri operasyonlar sürdürüyordu.
OAC, Tanrı’nın Direniş Ordusu’nun savaşçılarının sözde izini süren ABD Özel Kuvvetleri’ne bağlı en az 100 askerin faaliyet gösterdiği çok sayıda Orta Afrika ülkesinden biridir. ABD büyükelçiliği çalışanlarının ve diğer ABD yurttaşlarının Bangui’den çıkartılmasını gerektiren “kötüleşen güvenlik koşulları”na atıfta bulunan Başkan Obama, [29 Aralık] Cumartesi günü, Kongre’ye, OAC’ye 50 kişilik bir “destek güvenlik gücü” gönderilmesi emrini verdiği bilgisini iletti. 
Fransa da, benzeri şekilde, ülkedeki 1.200 yurttaşını koruma gerekçesiyle müdahale etti. Bu eski sömürgesine 1960’ta resmi bağımsızlık tanımasından bu yana OAC’de neredeyse sürekli olarak asker bulunduran Paris yönetimi, ülkedeki 250 askerlik gücünü, geçtiğimiz günlerde, yaklaşık 600’e çıkarttı.
Bunun yanı sıra, ülkede, Orta Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (OADET) tarafından sağlanan ve çoğu komşu Çad’dan gelen 500 yabancı asker bulunuyor. Çad hükümeti, OAC yönetimini desteklemek amacıyla 2.000 asker daha gönderme sözü verdi.
Devlet Başkanı Bozize’nin yönetimi, bu ay içinde, OAC topraklarının büyük bölümünde kontrolünü yitirdi. Hükümet karşıtı milislerin gevşek bir federasyonu olan Seleka (Santo dilinde “İttifak”) ülkenin kuzeyindeki ve doğusundaki kentleri ele geçirmiş durumda; bildirildiğine göre başkente 75 kilometre uzakta bulunuyor. Seleka, hükümeti, asi gerillalara maaş bağlanmasını ve onların ulusal orduya dahil edilmesini şart koşan 2007-2008 barış anlaşmalarını çiğnemekle suçluyor.
600.000 nüfuslu Bangui’de, temel gıda mallarının fiyatları yüzde 25’ten fazla artarken, kentte oturanların bir kısmı bir asi saldırısından korkarak kaçıyor. Hükümet, başkentte gece sokağa çıkma yasağı koydu ve bu yasak, kentin ana yollarına eğreti barikatlar kurmuş ve palalarla silahlanmış olan gençler tarafından uygulanıyor.
OAC, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri. Ülkedeki ortalama yaşam süresi yalnızca 50. Bebek ölüm oranı ile gebelik sırasında anne ölüm oranının OAC’den daha fazla olduğu yalnızca üç ülke var ve ülkedeki 4,5 milyon insanın çoğu geçimlik tarımla yaşıyor. Ülkenin aşırı yoksulluğu ile büyük doğal zenginliği (elmas, altın, uranyum, kerestelik ağaç ve petrol) arasındaki çelişki, hem sömürgeci yıkıcı geçmişi hem de sürmekte olan emperyalist baskıyı yansıtmaktadır.
Wahington, Afrika’daki askeri faaliyetlerini genişletmek için krizden faydalanmaktadır. OAC’ye asker sevkiyatı, ABD ordusunun 3.500 kişilik özel bir birliğinin kıtanın tamamında sürekli faaliyet sürdüreceğini açıklamasından yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti. Yeni oluşturulan askeri birlik, Obama’nın, Pentagon’un ilk olarak 2007’de oluşturduğu Afrika Komutanlığı’nı (AFRICOM) güçlendirme çabasının bir parçasıdır.
Afrika üzerinde yeni bir kapışma sürüyor. ABD emperyalizminin saldırgan bir şekilde kıtanın petrol ve diğer doğal kaynakları peşinde koşması, Obama yönetiminin Çin’in Pasifik bölgesinde ve uluslararası alanda artan stratejik etkisine karşı koyma yöneliminin bir parçasıdır. Pekin, son yıllarda, bir dizi Afrika ülkesi ile sıkı diplomatik ve ekonomik bağlar geliştirmiş durumda. Kıta, hem ABD hem de Çin için önemli bir enerji kaynağıdır. Washington, artan bir sıklıkla askeri güçle karşılık veriyor.
OAC’ye görece sınırlı ABD askeri sevkiyatı hızla daha kapsamlı bir müdahaleye dönüşebilir. Ülkedeki insani krizin kötüleşmesi ve Seleka içinde rol oynadığı belirtilen kökten İslamcı güçler gibi bahaneler şimdiden hazır. Batı Afrika’da, Mali’nin kuzeyinin El Kaide bağlantılı milisler tarafından işgali, bu ayın (Aralık) başında BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan bir yabancı askeri müdahale için gerekçe oluşturmuştu. ABD ve Fransa, Mali’nin, ABD-NATO’nun geçtiğimiz yıl komşu ülke Libya’daki rejim değişikliği operasyonu dolayımıyla istikrarsızlaşmasının ardından, bu ülkeye yönelik bir müdahale kışkırtıcılığının başını çekmektedir.
OAC Devlet Başkanı Bozize, ABD ve Fransa birliklerinin asi güçlere karşı müdahalede bulunmasını talep etti. Bozize, geçtiğimiz Perşembe günü yaptığı bir konuşmada, adını belirtmediği “yabancılar”ı asileri desteklemekle suçladı ve huzursuzluğun, onun bu yılın başlarında Çinli ve Güney Afrikalı şirketlerle petrol çıkartma sözleşmeleri imzalamasıyla tetiklendiğini ileri sürdü: “Petrolü Çinlilere vermeden önce, Paris’te [petrol şirketi] Total ile görüştüm ve onlara petrolü siz çıkartın dedim. Hiçbir şey yapmadılar. Petrolü Çinlilere verdim ve bu bir sorun haline geldi.”
OAC’deki en büyük yabancı yatırımcılardan biri olan Fransız şirketi Areva, şu sıralar, ülkenin güneyinde bir uranyum madeni işletiyor.
Geçen hafta, Bangui’deki ABD ve Fransa büyükelçilikleri önünde, hükümet tarafından örgütlenmiş ya da üstü örtülü olarak desteklenmiş müdahale yanlısı gösteriler düzenlendi. Bildirildiğine göre, göstericiler Paris’i asileri desteklemekle suçlamışlar.
Fransa Devlet Başkanı Francois Hollande, şunları söyleyerek tarafsızlık talep etti: “Bizler bir rejimi korumak için değil; kendi yurttaşlarımızı ve çıkarlarımızı korumak için buradayız. Kesinlikle bir ülkenin, bu durumda Orta Afrika’nın içişlerine müdahale etmek için burada bulunmuyoruz. O günler geride kaldı.”
Fransız hükümeti, bu sahte “içişlerine karışmama” pozunun ardında, hiç kuşkusuz, OAC’deki krizin sonucunu belirlemek için Obama yönetimi ile birlikte çalışıyor.
Fransa, 1960’tan bu yana, bu eski sömürgesindeki her türlü değişikliğe derinlemesine dahil olmuştur. Bozize, kendisini diktatör ilan eden adı kötüye çıkmış Jean-Bedel Bokassa yönetimi altında, 32 yaşında, OAC’nin en genç generali olmadan önce Fransa’da askeri eğitim görmüştü. Paris, Bokassa’yı, Fransız Özel Kuvvetleri’ne bağlı yüzlerce askerin başını çektiği bir darbe ile devrilmeden önce, 1966-1979 yılları arasında iktidarda iken silahlandırmış ve parasal olarak desteklemişti.
Bozize, yıllarca Fransa’da sürgünde yaşadıktan sonra, 2003’te nihayet iktidara gelmeden önce defalarca darbe girişiminde bulunmuştu. Fransız hükümeti, bunun ardından Fransız ordusuna doğrudan operasyonlar yaptırmak ve 2006’da asi gerillalara hava saldırıları da dahil yönetime çok önemli destek sağlamıştı. Eğer Paris şimdi Bozize’nin yardımına gelmeyi reddederse, bu, Fransız emperyalizminin ya hükümet karşıtı güçlerin iktidara gelmesini ya da Bangui’deki hükümette başka bir değişiklik istediğini gösterir.
Bozize, Afrika Birliği Başkanı Thomas Boni ile dün [30 Aralık] yaptığı görüşmenin ardından, kendisinin Seleka ile yeni bir “ulusal birlik” hükümeti oluşturmak istediğini açıkladı. Hükümet ile asiler arasındaki görüşmelerin, gelecek ayın başlarında Batı Afrika ülkesi Gabon’da yapılması planlanıyor.