İşkolu Barajı, İşçi İstatistikleri ve Sendikalar

Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı (TİİKT), 31 Ocak 2012 tarihinde meclise gönderildi. Yazının yazıldığı saatlerde mecliste oylamaya sunulmamış olan bu tasarı, Sendikalar ve Toplu Sözleşme kanunlarında birçok düzenlemeyi içeriyor. Tasarının meclise gönderilmesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 3 yıl boyunca açıklamadığı işçi istatistiklerinin yürürlüğe girmesi üzerine süren “tartışmalar”,  işçi sendikalarıyla AKP hükümeti arasında öteden beri var olan bürokratik ilişkileri bir kez daha açığa çıkarmıştır. Basın, bu ilişkilerin üzerine gitmek yerine, sendikalarla hükümet arasında iş kolu barajı üzerinden bir gerilim yaşandığını işlemeye devam ediyor. Kanun tasarısına hükümet tarafından eklenen ve sendikaların mevcut yetkilerini (2009 Çalışma Bakanlığı rakamlarına göre) beş yıllığına koruyan geçici madde, birçok sendikanın yetkiyi kaybetmesini engellemiştir. Tek başına bu adım dahi, AKP ile sendikalar arasında -sanıldığının aksine- işbirliğinin sürdüğünü göstermeye yetiyor.
Kanun tasarısına eklenen geçici maddeyi şimdilik bir kenara bırakırsak, SGK’nin 2009 yılından 1 Şubat 2012 tarihine dek işçi ve sendikalı üye istatistiklerini açıklamaması, hükümetle işçi sendikaları arasında süren pazarlığın bir başka ifadesi olarak görülmelidir. AKP hükümeti, sendikaların yıllardır şişirme üyelerle gerçek üye sayılarını olduğundan fazla göstermesine müdahale etmemiştir. Sendikalar ise yetkiyi kaybetmemek pahasına, ölmüş, işten ayrılmış ve emekli olmuş işçileri sendikalı olarak göstermeye devam etmişlerdir.
Sendikalar, bu uygulamayla bir yandan işveren karşısında toplu sözleşme yetkilerini korumayı “başarmış” diğer yandan da şişirilmiş üyelerle oluşturulan delegeler sayesinde, sendikal bürokrasiyi güçlendirmiştir. Yaklaşık otuz yıldır, işçi sınıfı mücadelesinin önüne çıkarılan, yüzde 10 barajı dahil bütün engellere karşı adım atmayan sendikalar, üye sayıları konusunda daha nesnel (Çalışma Bakanlığı verilerine kıyasla) sonuçlar sunan SGK verileri karşısında sessizliklerini korumuşlardır. Bu sessizliklerini çoğu zaman işkolu barajını düşüren düzenleme hayata geçirilmeden, gerçek üye sayılarını açıklayacak verilere karşı çıkarak bozdular. Tam da bu nedenle, SGK’nin bahsi geçen verilerinin yaklaşık 3 yıl boyunca ertelenmesi konusunda hükümetle bir anlaşmaya varılmış ve bu anlaşma, 2821 ve 2822 sayılı kanunları birleştirerek değiştiren TİİKT’nin bir an önce hazırlanması çabasında da sürmüştür. 
Bu adı konulmamış ittifakın tarihsel olduğunu biliyoruz. Sendikalar ve sınıf mücadelesi konusundaki değerlendirmeleri konuyla ilgili diğer yazılara bırakarak, SGK’nin 1 Şubattan itibaren yürürlüğe giren verilerinin ertelenme sürecine değinelim. 
İşçi istatistiklerini erteleyen dinamikler
Toplu sözleşme sürecinde, işkollarında sendikaların yetkilerini,  5.5.1983 tarihli 2821 ve 2822 sayılı kanunlar belirliyordu. Bu kanunlara göre herhangi bir iş kolunda toplam işçilerin en az % 10’unu örgütleyen ve kanunda belirtilen diğer şartları taşıyan sendikalar, toplu sözleşme yetkisine sahip olabiliyordu. % 10’un tespiti ise, sendikaların beyanıyla oluşan ve Çalışma Bakanlığı’nın her yıl ocak ve temmuz ayında Resmi Gazete’de yayınlanan verilerine göre belirleniyordu. Yalnız 2009 yılında 2822 sayılı kanunun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, 1.8.2010 tarihinden itibaren, Bakanlığa gönderilen üyelik ve istifa bildirimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan işçi bildirimleriyle karşılaştırılarak belirlenecekti. [1]
Bu 2822 sayılı kanunda yapılan değişiklik, sendikaların, bugüne kadar ölmüş, işten ayrılmış ve emekli olmuş işçilerin üyeliklerini sürdürmelerine engel olacak bir düzenlemeydi. Böylesi bir düzenleme, sendikaların gerçek üye sayılarını ortaya çıkarırken mevcut sendikaların çoğunun toplu sözleşme yetkilerini kaybetmelerine yol açacaktı. Rakamlarla ifade edersek, bu değişiklik sonrasında, hâlihazırda toplu sözleşme yetkisine sahip 51 sendikadan  sadece 16’sı yetki hakkına sahip olabilecekti. İşkolu barajı dışında tutulan tarım iş kolundaki 6 işçi sendikasını dışarıda tuttuğumuzda ise sadece 10 sendika toplu sözleşme yetkisini koruyabilecekti. [2]
Bugüne dek toplu sözleşme yetkilerini belirleyen Çalışma Bakanlığı verilerine bakarak yazımıza devam edelim. Bakanlığın 2009 Temmuz tarihli istatistikleri, toplam işçi sayısını 5 milyon 398 bin 296 olarak gösterirken, aynı veriler sendikalı işçi sayısını 3 milyon 232 bin 679 olarak açıklamaktaydı. Bu veriler Türkiye’de sendikalaşma oranın % 59,98 olduğunu ifade ediyordu. [3] AKP hükümeti dahil herkes bu oranların gerçeği yansıtmadığını biliyordu. Gelelim SGK verilerine... Nisan 2011 SGK istatistikleri, Çalışma Bakanlığı’nın verilerinden oldukça farklı bir görünüm çiziyor. Veriler, Türkiye’de toplam 10 milyon 314 bin 95 kayıtlı işçinin çalıştığını ifade ederken, bu işçilerin sadece 922 bin 188’inin sendikalı olduğunu açıklıyor. Yani % 50’lerde olan sendikalaşma oranı birden % 8.94’e düşüyor. [4] Sendikaların sessiz kaldığı biçimiyle rakamlarda bir manipülasyonun olmadığını kabul edersek, AKP’nin özellikle böylesi kriz beklentilerinin ortasında, istihdamı iki yılda iki katına çıkarttığını belirtmek zorunda kalırız ki bu gerçeği çarpıtmak olur.   
SGK verileri nedeniyle 35 sendikanın yetkiyi kaybedecek olması üzerine, işçi sendikaları ve AKP hükümeti, toplu sözleşme yetkisini, SGK verilerini baz alarak belirleyen düzenlemenin ertelenmesine karar verdiler. Bu kararın ardından, 2010 yılının Ağustos ayında açıklanması beklenen SGK verileri açıklanmadı. Yeni düzenlemeye “sendikaların uyum sağlayabilmesi için” istatistiklerin yayımlanması, 13.2.2011 tarihli ve 6111 sayılı kanunun geçici 18. maddesi ile 30.6.2011 tarihine kadar ertelendi. Erteleme süresi içerisinde sendikaların üyelik kayıtlarını güncelleyerek gerçek üye sayılarını Çalışma Bakanlığı’na iletmeleri istendi.
Tahmin edileceği üzere belirlenen tarihe kadar sendikalar üye sayılarını güncellemediler. Haziran ayı geldiğinde, yeni bir ertelemenin olmaması durumunda birçok sendikanın yetki kaybetmekle karşı karşıya kalacağı tespitini tekrarlayan Hak-İş eski Başkanı Salim Uslu, 2822 sayılı kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifinde bulundu. [5] Salim Uslu’nun gerekçeli önerisinde, süreç içinde üyeliklerin güncellenmesinin mümkün olmadığı, 2821 ve 2822 sayılı kanunlarda değişiklik yapılmadan (işkolu barajı düşürülmeden) üyeliklerin güncellenmesinin toplu sözleşme düzenini bozacağı tespiti vardı. Bu tespit doğruydu ve erteleme teklifi mecliste kabul edildi. SGK verileri üzerinden yapılacak düzenleme, 2012 yılının ocak ayına kadar ertelendi. Sendikalar bir kez daha derin bir nefes aldılar. Salim Uslu’nun gerekçeli kararda ifade ettiği ve işkolu barajında indirimi öngören kanun tasarısı için Türk-İş, DİSK, Hak-İş, TİSK ve hükümet temsilcilerinin bulunduğu Üçlü Danışma Kurulu 2011 Temmuz ayında çalışmalara başladı.
Üçlü Danışma Kurulu ve İşkolu barajı
Çalışma Bakanı Faruk Çelik başkanlığında bir araya gelen Üçlü Danışma Kurulu, SGK verileri açıklanmadan önce 2821 ve 2822 sayılı kanunlarda değişiklik yapmak üzere çalışmalarını sürdürdü. SGK’nin üye sayıları konusundaki verilerini görmezden gelen ve bu rakamları AKP’nin istatistik oyunları olarak kabul eden DİSK, ekim ayının başında, hazırlanan taslağın, 2821 ve 2822 sayılı yasalardaki yasakları sürdürdüğünü ifade ederek danışma kurulundan ayrıldı. Birkaç gün sonra, yani 19 Ekim 2011 tarihinde iş kolu barajını binde 5 olarak belirten kanun tasarısı Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldı. İşkolu barajını belirleyen bu kanun tasarısının mecliste kanunlaşmadan SGK verilerinin açıklanmasını istemeyen sendikalar, hükümetle pazarlıklarını sürdürdüler. 3 ay boyunca Bakanlar Kurulu’nda bekleyen tasarı 31 Ocak 2012’de meclise gönderildi. Yani SGK verilerinin açıklanmasına bir gün kala. Meclise gönderilen kanun tasarısında iş kolu barajı revize edilmişti. Binde 5 olarak öngörülen işkolu barajı % 3 olarak güncellenmişti. 
2012’nin zor bir yıl olacağı tespitiyle harekete geçen Bakanlar Kurulu, binde 5 olarak belirlenecek işkolu barajının patronların işgücü maliyetlerinde bir artışa yol açacağını belirterek barajı % 3 olarak revize etti. Günler öncesinde Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi de benzer bir açıklamayı gündeme taşımıştı. İşkolu barajını binde 5 olarak öngören tasarıya, patronlara olası maliyetleri nedeniyle karşı çıkan Büyükekşi,  “iş barışı”nın bozulacağından ve Türkiye’nin 1980 öncesine dönme ihtimalinden kaygı duyduklarını ifade etmişti. [6]
Bu % 3’lük barajın dahi 30’un üzerinde sendikayı toplu sözleşme yetkisinden alıkoyacağını gören AKP hükümeti, bir geçici maddeyle sendikalarla varılan anlaşmanın sürdüğünü ispatlamış oldu. % 3’lük barajla patronları memnun eden bir uygulamayla karşılaşmış olsak da, bu geçici madde, SGK verilerinin bugünkü toplu sözleşme yetkisine sahip olan sendikalara uygulanmayacağını ve mevcut yetkilerin beş yıl boyunca süreceğini belirtir. Anlaşılacağı üzere sendikalarla hükümet arasında al gülüm ver gülüm parodisi devam ediyor. Dahası AKP iktidarının eklediği geçici maddeyle sendikalara soluk aldıran bu kararı, Mart ve Nisan ayında gündeme gelmesi beklenen kıdem tazminatının kaldırılması ve bölgesel asgari ücret uygulamaları üzerinden sendikalarla pazarlığın sürdüğünü ifade ediyor.
Sendikaların tepkileri
Türk-İş, meclise sunulan tasarıya karşı, grev ve örgütlenme konusunda daha “kapsamlı” olan Üçlü Danışma Kurulu’nun mutabakat metnini savundu. SGK verileri konusunda suskunluğunu koruyan Türk-İş, % 3 olarak belirlenen ve 5 yıl sonra hayata geçirilecek işkolu barajının 5 yıl sonra tekrar ele alınmasını önerdi.  Türk-İş’e üye sendikaların oluşturduğu Sendikal Güç Birliği Platformu’nun (SGBP) tasarıyı eleştiren değerlendirmeleri ise, hükümeti, “sendikaları bitirmekle” suçlayan tespitlerin ötesine geçmedi. 
DİSK, kanun tasarısı üzerine çalışan Üçlü Danışma Kurulu’ndan ayrılmış olsa da SGK verilerinin yayınlanmaması konusunda hükümet ve patronlarla ters düşmeyen pozisyonlarını 3 yıl boyunca kararlılıkla sürdürdü. DİSK’in, son değişiklikler sonrasında (geçici maddenin eklenmediği durumda), toplu sözleşme yetkisini kaybedecek olması, DİSK bürokratlarının, 15-16 Haziran eylemlerine yaptığı göndermelerle süslenen “devrimci çıkışlar” yapmaları sonucunu doğurdu. Bürokratlar daha da ileri giderek, işkolu barajı üzerindeki % 3 değişikliği ile Türk-İş’in AKP hükümetiyle el ele verip DİSK’i bitirmeye uğraştığı yollu demagojik değerlendirmeleri her fırsatta ifade etmeyi sürdürdüler. 
Hak-İş’in Başkanı Mahmut Arslan, % 3’lük baraja eleştirilerini sunarken geçici maddenin kendi sendikalarının büyük bir kısmını kapsamadığını belirtti. Arslan, 2009 Temmuz verilerini baz alan geçici maddenin o tarihte yetki elde edememiş sendikalara erteleme hakkı tanımadığını ifade ederken, AKP hükümetinin, kanun tasarısını 3 ay boyunca Bakanlar Kurulu’nda bekleterek sendikaları tehdit ettiğini ifade etti. 
Hâlihazırda herhangi bir konfederasyona üye olmayan 44 bağımsız sendika, SGK verilerinin açıklanmış olmasına rağmen kanun tasarısına geçici maddenin eklenmesine karşı çıkmakta ve SGK verilerinin boşa çıkarıldığını ifade etmektedir. Tekstil-İş Sendikası Başkanı Bayram Erdoğan, geçici maddenin, % 10’luk barajı kaldıracak kanun değişikliğini gündemden düşüreceğini belirtiyor. Erdoğan, ‘Sendikalar yetki kaybedecek’ bahanesine sığınılarak mevcut düzenin devam etmesi halinde hukuk mücadelesi başlatacaklarını dile getirdi. [7] Dahası bugün hükümeti eleştiren ve danışma kurulu toplantılarına katılan konfederasyon temsilcilerinden, toplantılarda, bağımsız sendikaların toplu sözleşme yetkisi elde edebilmesi için bir konfederasyona üyeliğini şart koşan önerilerde bulunduğu ifade edildi. Bu öneriler dahi DİSK, Hak-İş ve Türk-İş’in kendileri dışındaki bir örgütlenmeye karşı gösterdikleri tepkiyi bütünüyle ortaya koyarken örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasında samimi olmadıklarını göstermiştir. Elbette bu, sendikaların işçi sınıfının bütününe yönelik örgütlenmeler olmayıp, aynı işyerinde fakat fiilen yaratılan işkolundaki bölünmüşlük üzerinden örgütlenmelerinin ve diğer sendikaları rakip olarak görmelerinin bir ürünüdür.
Sendikaların krizi
Kapitalizmin küresel krizinin giderek yaygınlık kazandığı bir dönemin ortasından geçiyoruz. Bütçe kesintileri, tasarruf önlemleri ve artan işsizliğin yol açtığı kitlesel altüst oluşlar, bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde kendisini gösterirken özellikle “Arap Baharı” gibi bir olgunun Ortadoğu’yu kasıp kavurduğu bir süreçte sendikaların, burjuva hükümetler açısından önemi tartışma götürmez. Özellikle kriz beklentilerinin ortasında sendikal bürokrasi eliyle patronlar işçi hareketinde olası yükselişleri kontrol altında tutmak istiyor. Sınıf mücadeleleri tarihinde çok geriye gitmeden, bugün, Yunanistan’dan İtalya’ya Suriye ve Mısır’a bakmak sendikaların rolünü anlamak için yeterli olacaktır. 
Bugün AKP’nin mecliste oylanmayı bekleyen düzenlemesi de dahil birçok gelişmenin bu olgular üzerinden değerlendirilmesinde yarar var. Yani, DİSK’in ifade ettiği ve sıkça 15-16 Haziran göndermeleriyle süslediği direniş vurgularının yersiz olduğunu vurgulamak durumundayız. Aklıselim burjuva partileri gibi AKP’nin bu adımları, özellikle tarihsel bir krizin içinden geçen sendikaları işçi sınıfı karşısında “toparlama” çabasını ifade eder. Milyonlarca işçinin çalıştığı kayıt dışı çalışanlarla birlikte bu rakamın SGK’nin açıkladığı verilerin çok üzerinde olduğu bir ülkede, sendikalı işçi sayısının 1 milyona dahi ulaşamaması, sendikalı işçilerin de sendikalara güvenmemesi, kuşkusuz başta AKP iktidarı olmak üzere patronları ürkütüyor. Öyle ki, işçi sınıfının ayağa kalkması ve kitlesel gücünü ortaya koyması durumunda, burjuvazi, bu hareketi dizginlemek için en başta sendikacılara gereksinim duyacak. AKP gerek 2010 referandumunda gerekse bu kanun değişikliğinde attığı adımlarla bir yandan sendikaların “önünü açarken” diğer yandan kriz öncesinde patronların rekabet edebilme gücünü korumaya çalışıyor. Binde beşlik işkolu barajıyla ya da barajsız bir toplu sözleşme yetkisi yerine % 3’lük barajın gündeme getirilmesini de bu çerçevede ele almak gerekiyor.

Dipnotlar

(1),(2),(5) Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun; 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt
Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile,Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu. 
www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem24/yil01/ss1.pdf
(3) http://www.dunya.com/haberV2. asp?id=146594 
(4) http://www.sgk.com.tr/645-Haber-sendikali-isci-sayisi-1-milyonun-altinda!.html
(6) http://www.belediyeis.org.tr/icerikyaz.php?fid=a5HYPERLINK “http://www.belediyeis.org.tr/icerikyaz.php?fid=a5&m=761&lang=tr”&HYPERLINK “http://www.belediyeis.org.tr/icerikyaz.php?fid=a5&m=761&lang=tr”m=761HYPERLINK “http://www.belediyeis.org.tr/icerikyaz.php?fid=a5&m=761&lang=tr”&HYPERLINK “http://www.belediyeis.org.tr/icerikyaz.php?fid=a5&m=761&lang=tr”lang=tr