Newroz ve Sınıf Mücadelesi

Egemenlerin her türlü baskı ve şiddetine maruz kalarak Newroz’a sahip çıkan milyonlarca Ortadoğulu emekçi ve genç, egemenlere rağmen bir an olsun Newroz’u kutlamaktan vazgeçmemiş, devletlerin saldırıları karşısında her geçen yıl artan kalabalıklarla eşitlik ve özgürlük taleplerinin karşılık bulabilmesi için mücadelelerini büyütmüşlerdir.
Bu yılki Newroz, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada siyasi ve ekonomik kriz sürecinin yaşandığı, bölgesel savaş ve emperyalist müdahale planlarının yapıldığı, egemenlerin ezilen ve sömürülen emekçilere kan kusturduğu, sivillere yönelik katliamların sürdürüldüğü, uluslararası bir mesele haline gelen Kürt sorununda askeri ve polis operasyonlarının hız kazandığı bir ortamda gerçekleşecek. Bu yüzden her ulustan emekçinin sınıf kardeşleriyle birlikte, egemenlerin yüzyıllardır uyguladığı zulme, baskıya ve sömürüye karşı toplumsal eşitlik taleplerini daha güçlü ve daha kararlı bir şekilde Newroz alanlarında haykırması gerekiyor.
Ortadoğu’da otoriter rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerde emekçi halkların işsizliğe, açlığa, yoksulluğa, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı, devrimci halk ayaklanmalarına tanık olmuştuk. İşçi sınıfının sosyalist perspektifini içeren bir programa ve partiye sahip olmayışı nedeniyle kitlelerin mücadelesi düzen sınırları içerisinde tutulmuş; Arap burjuvazisi ve emperyalist burjuvazinin baskısı ve sömürüsü ortadan kalkmamıştır. Tunus’ta başlayıp bölge ülkelerinin geneline yayılan “Arap Baharı”, son süreçte yerini Suriye’de Esad iktidarının sivil halka karşı katliamlarına ve emperyalistlerin askeri müdahale ve savaş senaryolarına bıraktı.
Kürt illerini küresel sermayenin pazarına açarak bölgesel asgari ücret uygulaması ile sermayeye ucuz işgücü imkânı sağlayacak zemini hazırlamaya yönelik çalışmalar kaydeden AKP hükümeti, Irak ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ekonomik ve diplomatik ilişkiler geliştirerek Kürt sorununu sermayenin çıkarları doğrultusunda çözme niyetini koruyor.
Doğası gereği uluslararası bir sorun olan Kürt meselesi, bölgedeki altüst oluş ve çatışma ortamından nasibini almaktadır. Sermaye sınıfının çeşitli temsilcilerinin sorunu yalnızca kimlik ve kültürel haklar ya da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin liberalleştirilmesi temelinde ele alıyor oluşu, gerçekte sorunun kökten çözümü hedefine sahip olmadıklarını göstermektedir. Kürt emekçileri ve yoksul köylüleri üzerindeki baskı ve ayrımcılığın arkasında yatan asıl neden, ulusal baskıyı yaratan burjuva ulus devletlerin varlığıdır.
Kürt sorunu etrafında yaşanan burjuva çözüm projeleri, tartışmalar ve olaylar, kabul etmek gerekir ki, şu ya da bu şekilde Kürt sorununu derinleştiriyor. Ortadoğu’da ise emperyalist devletler emekçi sınıfları etnik ve dini kimlik temelinde bölerek bir çatışma ortamı yaratıyorlar. Enternasyonalist devrimciler, Marx’ın  “başkasını ezen bir ulus özgür olamaz” sözüne bağlı kalarak her türlü ulusal baskıya ve ayrımcılığa karşı en önde mücadele etmelidirler. Ancak onlar, ezilen halkların siyasi eşitliği ve genel olarak demokratik haklarının tanınması mücadelesini ısrarla sürdürürken yüzlerini asıl olarak Kürt işçi sınıfı ve yoksul köylülerine dönmeli ve onların başta Türkler olmak üzere diğer etnik kökenlerden işçilerle sınıfsal birliğinin sağlanması ve toplumsal kurtuluş mücadelesinin örgütlenmesi hedefine yürümeliler.
Öyle ki, Van depreminin ardından göçük altında kalan, Roboski'de savaş uçaklarıyla vurulan, İstanbul Esenyurt'ta yanan ve Kütahya'da saldırıya uğrayan emekçilerle; Marmara depreminde ölen, Adana'da sulara kapılan, günbe gün sömürülen ve baskı altında tutulan tüm emekçilerin kaderi ve sorunlarının nedeni ortaktır. Biz emekçiler birleşip bu köhne düzeni ortadan kaldırmadığımız sürece de, sömürülmeye, iş cinayetlerine kurban gitmeye, göçük altlarında kalmaya, etnik veya dini kimliklerimizden dolayı saldırıya uğramaya devam edeceğiz.
Tüm bu sebeplerle, Newrozları, demokratik taleplerle birlikte devrimci sınıf mücadelesi sloganlarının haykırıldığı bir güne dönüştürmemiz gerekiyor.
Kürt emekçilerinin ve gençliğinin mücadelesi, Türkiye ve bölge işçi sınıfının birleşik devrimci mücadelesi haline dönüştüğünde baskı, ayrımcılık ve sömürünün son bulmasına ve gerçek eşitlik ile özgürlüğün yaratılmasına bir adım daha yaklaşılacaktır. Bu birliğin sağlanması yolunda bugün en acil görev, bölgedeki savaş olasılığına karşı her ulustan işçi ve emekçilerin savaş karşıtı uluslararası birliğini yaratmak ve Newroz’a Kürt, Türk ve Arap emekçilerinin savaş karşıtı sloganlarının damga vurmasını sağlamak olmalıdır.
Biji Newroz!
Yaşasın Newroz!
Bijî Yekitiya Karkeran Biratiya Gelan!
Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği!
Karkeran Hemu Welatên Yekbin!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin!