Belge: Yeni Bir Enternasyonalin Gerekliliği ve İlkeleri Üzerine Dörtlü Açıklama
Uluslararası Sol Muhalefet (Bolşevik-Leninist), SAP (Almanya Sosyalist İşçi Partisi), OSP (Hollanda Bağımsız Sosyalist Partisi) ve RSP (Hollanda Devrimci Sosyalist Partisi) tarafından 26 Ağustos 1933 tarihinde imzalanan bu belge The Militant'ın (ABD), 23 Eylül 1933 tarihli sayısında yayımlandı.
Üzerlerine düşen büyük tarihsel sorumluluğun bütünüyle farkında olan imzacı örgütler, oybirliğiyle, güçlerini devrimci proleter hareketi uluslararası düzeyde yeniden canlandırmak için ortak çalışmak üzere birleştirmeye karar vermiştir. Bu örgütler, faaliyetlerine temel olarak şu ilkeleri koyarlar:
1.Desteğini reformizmden (Sosyal Demokrasi, İkinci Enternasyonal, Uluslararası Sendikalar Federasyonu bürokrasisi) alan emperyalist kapitalizmin ölümcül krizi, zorunlu bir şekilde, reformist politikalarla ilişkilerin kesilmesi; iktidarın zaptı için devrimci mücadele ve kapitalist toplumun sosyalist topluma dönüşmesinin tek aracı olarak proletarya diktatörlüğünün kurulması sorununu gündeme getirmektedir.
2.Proleter devrim sorunu, doğası gereği uluslararası bir karaktere sahiptir. Proletarya, tam bir sosyalist toplumu, yalnızca dünya çapında işbölümü ve işbirliği temelinde inşa edebilir. Bu yüzden, bu açıklamayı imzalayanlar, proletarya enternasyonalizminin temellerini oyan “tek ülkede sosyalizm“ teorisini kesinlikle reddederler.
3.Sosyalist devrimin uluslararası karakteri bahanesi altında kendi ülkeleriyle ilgili olarak beklenti içinde bir edilgenliğin savunusunu yapan ve bu yolla proletaryayı faşizmin eline teslim eden Avusturya-Marksistlerinin, merkezcilerin ve sol reformistlerin teorisi de en az bunun kadar enerjik biçimde reddedilmelidir. Şimdiki tarihsel koşullar altında iktidarın zaptından yan çizen proleter bir parti ihanetlerin en büyüğünü işler. Bir ülkenin zafer kazanmış proletaryası, işçi sınıfı en azından birkaç ileri ülkede siyasi iktidarı alana kadar ister istemez tamamlanmamış ve çelişkili kalan sosyalist inşayla kendi ulusal diktatörlüğünü güçlendirmek zorundadır. O, bununla eş zamanlı olarak, bütün çabasını sosyalist devrimin diğer ülkelere yayılmasına yönlendirmelidir. İktidarın zaptının ulusal karakteri ile sosyalist toplumun uluslararası karakteri arasındaki çelişki, yalnızca cüretkâr devrimci eylem yoluyla çözülebilir.
4.Ekim Devrimi’nden doğmuş, emperyalizm çağındaki proleter politikanın ilkelerini koymuş ve dünya proletaryasına iktidar uğruna devrimci mücadelede ilk dersleri vermiş olan Üçüncü Enternasyonal bu tarihsel çelişkiler zincirine kurban gitmiştir. Sosyal demokrasinin haince rolü ve komünist partilerin olgunlaşmamışlığı ile deneyimsizliği, Doğu’daki ve Batı’daki savaş sonrası devrimci hareketlerin yolda kalmasına yol açtı. Geri kalmış bir ülkedeki proletarya diktatörlüğünün yalıtılmış konumu, her zaman tutucu ve ulusallıkla sınırlı Sovyet bürokrasisine olağanüstü bir güç sağladı. Komintern’in Sovyet önderliğine kölece bağımlılığı da yeni bir ağır yenilgiler dizisine, Komünist Partilerin teorik ve pratik olarak  bürokratik yozlaşmasına ve onların örgütsel olarak güçsüzleşmelerine yol açtı. Dahası, Komintern, yalnızca tarihsel rolünü yerine getirme becerisine sahip olmadığını kanıtlamakla kalmamış; aynı zamanda, devrimci hareketin yolunun üzerinde giderek daha fazla engel haline gelmiştir. 
5.Faşizmin Almanya’daki yükselişi, işçi sınıfı örgütlerini belirleyici bir deneyden geçirmiştir. Sosyal Demokrasi, Rosa Luxemburg’un ona atfettiği sıfatı bir kez daha doğrulamış ve ikinci kez “kokan bir ceset“ olarak açığa çıkmıştır. Reformist örgütlerin, düşüncelerin ve yöntemlerin üstesinden gelinmesi, işçi sınıfının kapitalizm üzerinde zafer elde etmesinin gerekli ön koşuludur.
6.Almanya’daki olaylar, en az bu kadar güçlü şekilde, Üçüncü Enternasyonal’in çöküşünü de gözler önüne sermiştir. Almanya Komünist Partisi, ondört yıllık varlığına, devasa mücadelelerde edinilmiş deneyimlere, Sovyet devletinin manevi desteğine ve yaygın propaganda araçlarına rağmen, devrimci bir parti için olağanüstü uygun ağır ekonomik, toplumsal ve siyasi kriz koşullarında, mutlak bir devrimci yetersizlik sergilemiştir. Böylece o, üyelerinden çoğunun kahramanlığına karşın, tarihsel rolünü yerine getirme konusunda bütünüyle yetersiz hale geldiğini göstermiştir.
7.Dünya kapitalizminin durumu; çalışan kitleleri daha önce tanık olunmamış bir sefalete sürükleyen ürkütücü kriz; sömürgelerdeki ezilen kitlelerin devrimci hareketi; dünya çapında faşizm tehlikesi; bütün insanlık kültürünü imha ile tehdit eden yeni bir savaşlar çevrimi. Bunlar, proleter öncünün yeni bir (Dördüncü) Enternasyonal’de sıkı sıkıya bir araya gelmeye zorlayan koşullardır. Bu açıklamanın imzalayıcıları, kendilerini, bütün güçlerini bu Enternasyonal’in Marx ve Lenin tarafından konulmuş sağlam kuramsal ve stratejik ilkeler temelinde, mümkün olan en kısa sürede kurulmasına yönlendirmekle yükümlü kılmaktadırlar.
8.İmzacılar,  reformizmden ve bürokratik merkeziyetçilikten (Stalinizm) gerçekten uzaklaşarak devrimci Marksist politikaya yönelen bütün örgütlerle, gruplarla ve hiziplerle işbirliğine hazır olmakla birlikte, aynı zamanda, yeni Enternasyonal’in reformizme ya da merkezciliğe yönelik hiçbir uzlaşmaya hoşgörü gösteremeyeceğini ilan ederler. İşçi sınıfı hareketinin gerekli birliğine, reformist ve devrimci düşüncelerin bulanıklaştırılmasıyla ya da Stalinist politikalara uyarlanma yoluyla değil; yalnızca, her iki müflis enternasyonalin politikalarıyla mücadele ederek ulaşılabilir. Yeni Enternasyonal, görevinin üstesinden gelmek için, ayaklanma, proletarya diktatörlüğü, devletin sovyet biçimi vb. konulardaki devrimci ilkelerden herhangi bir sapmaya izin vermemek zorundadır.
9.SSCB, sınıfsal zemini, toplumsal temelleri ve su götürmez bir biçimde hüküm süren mülkiyet biçimleri itibarıyla, bugün bile bir işçi devleti; yani, sosyalist toplumun kurulması için bir araç olmaya devam etmektedir. Yeni Enternasyonal, Sovyet devletinin emperyalizme ve içerideki karşı-devrime karşı savunusunu, en önemli görevlerinden biri olarak bayrağında yazacaktır. Tam da SSCB’nin devrimci savunusu, üzerimize, bütün dünyadaki devrimci güçlerin StalinistKomintern’in bozucu etkisinden kurtulması ve yeni bir Enternasyonal’in inşası biçimindeki zorunlu görevi yüklemektedir. Sovyetler Birliği’nin başarıyla savunusu, yalnızca, uluslararası proleter örgütlerin Sovyet bürokrasisinden tam bağımsızlığıyla ve bu bürokrasinin yanlış yöntemlerinin gerçek yüzünü çalışan kitleler önünde yorulmak bilmeksizin açığa çıkarılmasıyla mümkündür.
10.Parti içi demokrasi, devrimci proleter partilerin hem ulusal hem de uluslararası ölçekte sağlıklı gelişmesinin gerekli ön koşuludur. Eleştiri özgürlüğü, baştan aşağı bütün görevlilerin seçimi ve parti aygıtının taban tarafından denetimi olmaksızın, gerçekten devrimci bir parti mümkün değildir.
Yasadışı koşullar altında gizliliğin gerekleri, devrimci bir partinin iç yaşamını bütünüyle değiştirir ve geniş tartışmaları ve seçimleri bütünüyle olanaksız kılmasa bile zorlaştırır. Ama en zor durumlarda ve koşullar altında bile, partiye ilişkin doğru bilgilendirme, eleştiri özgürlüğü ve önderlik ile parti çoğunluğu arasında gerçek bir içsel birlik biçimindeki sağlıklı bir parti içi işleyişinin temel gerekleri önemini olduğu gibi korur. Devrimci işçilerin iradesini bastırmış ve kırmış olan reformist bürokrasi, sosyal demokrasiyi ve sendikaları, milyonlarla sayılan üyelerine rağmen etkisiz yapılara dönüştürdü. Stalinist bürokrasi, parti içi demokrasi ile birlikte Komintern’i de boğmuştur. Yeni Enternasyonal ve ona katılan partiler, bütün iç yaşamlarını demokratik merkeziyetçilik temeli üzerinde kurmak zorundadırlar.
11.İmzacılar, yetkili temsilcilerden oluşan bir sürekli komisyon oluşturmuş ve ona şu görevleri vermişlerdir:
- Yeni Enternasyonal’in ana sözleşmesi olarak bir programatik bildirgeyi hazırlamak;
- Günümüz işçi hareketi içindeki örgütlerin ve eğilimlerin eleştirel bir çözümlemesini (bildirgeye kuramsal açıklama) yapmak;
- Proletaryanın devrimci stratejisine ilişkin bütün temel konularda tezler geliştirmek;
- İmzacı örgütleri tüm dünyada temsil etmek.

İmzacılar:
E. Bauer – Uluslararası Sol Muhalefet (Bolşevik-Leninist)
J. Schwab – SAP (Almanya Sosyalist İşçi Partisi)
P.J. Schmidt – OSP (Hollanda Bağımsız Sosyalist Partisi)
H. Sneevliet – RSP (Hollanda Devrimci Sosyalist Partisi)