Merkezci - Oportünist Bir Akım: Morenoculuk -1-

Bu yazıda, kurucusu NahuelMoreno’ya (gerçek adı Hugo Bressano) hitaben Morenoculuk olarak bilinen ve kendisini IV. Enternasyonal içinde ifade eden merkezci akımın tarihsel gelişimini ele alacağız. Çok sayıda grubun sahip çıktığı ama asıl olarak Uluslararası İşçiler Birliği-Dördüncü Enternasyonal (LIT-CI) tarafından temsil edilen bu akıma ilişkin kapsamlı bir değerlendirme, daha önce, Sosyalizm dergisinin Mart 2007 tarihli sayısında yayımlanmıştı. Söz konusu değerlendirmenin bir özetini ifade eden bu yazıda, resmi LIT-CI tarihinin önde gelen Morenoculardan Alicia Sagra tarafından sonradan (2008 yılında) kaleme almış olan “LIT-CI’nin Tarihinin Ana Hatları”[1] başlıklı son versiyonundan hem de, önceki belgeden (Dünya Devrimci Önderliğinin İnşasına Doğru Uzun Bir Yolculuk[2]) yararlanıldı.
Sagra, LIT-CI’nin “yeni” tarihi, bize -Moreno’nun ağzından- onun önceli Marksist İşçi Grubu’nun ilk döneminde (1943-1948), “bir sürü hata” yapıldığını ve “ulusalcı-Troçkist sapma” içinde olduğu ama 1948 yılında “IV. Enternasyonal’in yaşamına” katılma ile birlikte, “Troçkizmin bütün sorunlarının bir ülkenin sınırları içinde aşılabileceği” biçimindeki bu hatanın düzeltildiğini anlatmaktadır. [3] 
Oysa olgular, Sagra’nın (LIT-CI’nin) bu tezini hiç de desteklemiyor. 
Moreno ve IV. Enternasyonal
Sagra’nın sözünü ettiği “bir sürü hata” ve “ulusalcı-Troçkist sapma”, onun iddiasının tersine, bu 1943-1948 yılları arasındaki dönemle sınırlı bir durum değildi. Morenocululuğun ulusalcı doğum lekesi, onun bütün tarihine damgasını vuran temel özellikti ve bu durum bugün de sürmektedir. 
Moreno ve yoldaşlarının IV. Enternasyonal’in 1948’deki II. Kongresinden başlayarak, onun siyasi “yaşamına” dahil olduğu doğrudur. Dahası, IV. Enternasyonal’in 1951’de toplanan III. Kongre’sine bizzat katılan Moreno, hem IV. Enternasyonal’in Uluslararası Yürütme Kurulu’nun önerdiği bütün kararları hem de bütün diğer Arjantinli grupların IV. Enternasyonal’in resmi şubesi olarak kabul edilen Posadas’ın örgütüne katılması önerisini onaylamıştı: “Partimiz bu devrimci önlemi coşkuyla kabul eder. ... Devrimci İşçi Partisi’nin militanları bu karara uygun olarak şubeye katılmaya hazırlamaktadır. … IV. Enternasyonal’in III. Dünya Kongresi … IV. Enternayonal üzerinde yükseldiğini savunan örgütlerden birini, IV. Enternasyonal Grubu’nu [Posadas’ın örgütü] Arjantin şubesi olarak kabul etmiştir. Bu harika gelişmedir.”[4] 
Ama bütün bu ifadeler boşlukta kalmış ve Moreno’nun örgütü, IV. Enternasyonal’in Posadas’ın önderliğindeki Arjantin şubesine katılmamıştır. Peki neden? Sagra ve LIT-CI bu konuda bir açıklama yapmıyor. Çünkü Moreno ile yoldaşlarının IV. Enternasyonal’in Arjantin şubesine katılmaması, bütünüyle ulusalcı, dahası hizipsel dürtülerden kaynaklanıyordu.
Moreno, Pablo önderliğinin IV. Enternasyonal’i tasfiyeye sürükleyen çizgisine karşı ABD’li Marksistler önderliğinde yaşanan 1953 yılındaki bölünmenin ardından, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nden (DEUK) yana tavır almış; yani, IV. Enternasyonal’deki Pablo önderliğinin tasfiyeci çizgisine karşı çıkmıştı. Ama Morenocuların 10 yıl sonra Pablocu enternasyonale dönmesinde görüldüğü gibi, bu karşı çıkış, ilkeli bir tavır alıştan çok, onun Possadas ile arasındaki hizipsel mücadelenin; yani, özünde ulusalcı eğilimlerinin ürünüydü. Moreno, 1953’te Uluslararası Komite’den yana tavır aldığını ilan etmiş olmasına rağmen, Peronculuğa yönelimini korumuş ve “Morenoculuğun temel özelliği haline gelen burjuva ulusalcılığına uyarlanma sürecini başlatmıştı.”[5]
Moreno’nun ve arkadaşlarının DEUK içinde bulundukları süreçte Peronculuğa uyarlanması -ki bu DEUK’un kuruluş ilkelerine aykırıydı, yalnızca Moreno’nunoportünizminin değil, aynı zamanda, ABD Sosyalist İşçi Partisi’nin (ABD-SİP) siyasi yozlaşmasının da ifadesiydi. Bu yozlaşma, onun önce Kastroculuğa yedeklenmesiyle, ardından da, 1963 yılında, IV. Enternasyonal’in Birleşik Sekreterliği (Bir-Sek) adı altında Pablocu Uluslararası Sekreterlik ile yeniden birleşmesiyle tamamlanacaktı. 
Moreno da, ABD-SİP’in kuyruğunda, önce, 180 derecelik bir dönüşle Küba’yı bir işçi devleti olarak kabul etti; ardından da Pablocu Bir-Sek katıldı. Morenocu resmi tarih, Bir-Sek’e 1964 yılında, kısa bir gecikmeyle katılmış olmalarının nedenini, Moreno’nun, Pabloculardan, “gelecekte benzer sapmaların yaşanmasını önlemek için [1951] Bolivya devrimine ihanete yol açmış olan izlenimci yöntemin bir bilançosunu çıkarmasını” talep etmesi olduğunu söyler. Oysa bu doğru değildir. Söz konusu talep ne Moreno ve izleyicileri Bir-Sek’e katıldığında ne de sonrasında yerine getirildi. Bu arada, Moreno’nun, Bir-Sek’e katıldığında, Peronculuktan hala kopmadığını ve onun örgütünün “Devrimci İşçi Peronizm” etiketini taşımayı sürdürdüğünü unutmayalım. Onun yaptığı tek şey, birkaç yıl öncesine kadar Batista’ya layık gördükleri “Küba’nın Peronu” etiketini ondan alıp, “işçi devleti”nin kurucusu payesi biçtikleri Kastro’ya yapıştırmaktı. Bu yüzden, “onun partisinin yayın organı Peron ile Kastro’nun fotoğraflarını yanyana yayımlıyordu.”[6]
Moreno ile yoldaşlarının Bir-Sek içindeki macerası da, bu örgütün Pablocu çizgisine uygun olarak, her türden ulusalcı burjuva ve küçük burjuva akıma yedeklenmeyle geçmiştir. Morenocu hizbin Bir-Sek’in önderliğiyle zaman zaman yaşadığı çatışmaların ardında da, ilkeler değil, söz konusu ulusalcı önderliklerden (sendika bürokrasileri, gerilla hareketleri, burjuva hükümetler, Stalinist halk cepheleri vb.) hangisine yedeklenileceğine ilişkin anlaşmazlıklar ve hizipsel çıkarlar yatıyordu.
Bununla birlikte, Moreno ve yoldaşları, hiçbir zaman Bir-Sek’in üyesi olmadılar. Onlar, aşağıda göreceğimiz üzere, ilkesizlikle damgalanan bu Pablocu enternasyonal içinde yıllarca ulusalcı bir hizip olarak faaliyet gösterdiler; nihayet, kendi enternasyonallerini kuracak güce ulaştıklarını hissettiklerinde ondan ayrıldılar. Sagra’nın (LIT-CI’nin) resmi tarihinde açıkça “IV. Enternasyonal’e katılma” yazmayıp “IV. Enternasyonal’in yaşamına katılma” ifadesini kullanmasının nedeni budur. 
Peronculuk
Arjantin’de,  4 Haziran 1943’de, şaibeli bir seçimle iktidara gelmiş olan sağcı Castillo hükümeti, General Ramirez önderliğinde bir askeri darbeyle devrildi. Askeri yönetim, general Peron’un da içinde yer aldığı “Birleşik Subaylar Grubu“ adlı güçlü bir milliyetçi kanadı barındırıyordu. ABD ve İngiltere, 1944’te Arjantin ile olan diplomatik ilişkilerini kesti. ABD Arjantin’in altın rezervlerini bloke edip ona karşı ambargo uygulamaya başladığında, demiryolu işçileri sendikası rejimi savunmak için harekete geçti. Arjantin Komünist Partisi ile Sosyalist Parti’nin denetiminde olan ve üzerlerindeki devlet kontrolüne karşı çıkan ”muhalif“ sendika bürokrasileri ise ABD ile İngiltere’nin askeri yönetim üzerinde uyguladığı baskıyı destekliyordu. 
Askeri yönetimin Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Peron, hem Arjantin oligarşisine (hammadde ihracatını elinde tutan büyük burjuvazi ile büyük toprak sahipleri) hem de ABD’nin artan baskısına başarıyla karşı koyabilmek için işçi sınıfı örgütlerinin desteğini kazanmak gerektiğini düşünüyordu. O, elindeki bakanlık aracılığıyla sıkı ilişkiler kurduğu sendika bürokrasisinin desteğini elde ederken, çalışanlar yararına çıkardığı kararnameler sayesinde işçi sınıfı içindeki etkisini hızla arttırdı. Peron, elbette yalnızca geniş işçi kitlelerine ve sendika bürokrasisine yaslanmıyor, Arjantin burjuvazisinin de desteğini alıyordu. Onun stratejisi basit ve anlaşılabilirdi: İşçi sınıfının sendika bürokrasileri dolayımıyla devletin (dolayısıyla burjuvazinin) denetimi altına alınması; bu yolla, Arjantin işçi sınıfı içinde yükselen devrimci akımların etkisizleştirilmesi. 
Bu, elbette, ne askeri yönetimin ne de onun Peroncu kanadının işçi sınıfı yanlısı olduğu anlamına geliyordu. Tersine, ordu içindeki farklı klikleri bir arada tutan asıl etmen işçi sınıfı ve komünizm karşıtlığıydı. Peron, 1944 Ağustosu’nda Buenos Aires Borsası’nda yaptığı konuşmada, kapitalistlere şunları söylüyordu: “Benim sendikacılığımdan korkmayın. Kapitalizm, hiç bir zaman bugünkü kadar sağlam olmamıştı. Ben işçileri devlet eliyle örgütlemek; bu yolla, onlara devletin yol göstermesini istiyorum. Bu yolla, savaş sonrası dönemde kapitalist toplumu tehlikeye düşüren devrimci akımlar yansızlaştırılabilir.“[7]
Juan Peron’un 1946 yılında oyların yüzde 53,1’ini alarak devlet başkanı seçilmesinin ardından kurulan Peroncu Parti (Adaletçi Parti), kapitalizm ile sosyalizm arasında “üçüncü” bir yol (“toplumsal adalet”) izlediğini iddia ediyordu. Peron, II. Dünya Savaşı sonrasının uygun uluslararası koşulları sayesinde,  ülkenin bütün dış borçlarını ödedi, başlıca sanayi ve hizmet sektörlerini devletleştirdi ve uyguladığı ithal ikameci model sayesinde, neredeyse tam istihdamı yakalamış canlı bir ekonomi yarattı. 
Arjantin işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarında sağlanan olağanüstü iyileşme, onun işçi sınıfı içinde büyük bir destek edinmesine yol açmıştı. Peron’un asıl başarısı ise Arjantinli emekçiler içinde sözde “ulusal bağımsızlıkçı ve emperyalizm karşıtı“ düşünceleri -elbette Arjantin burjuvazisinin işine geldiği biçimde- körüklemesi ve sermayenin yararına kullanmasıydı. 1950’li yıllara gelindiğinde, Peroncu sendika bürokrasisinin yönetimindeki Genel İş Konfederasyonu’nun (CGT) üye sayısı dört kat artarak 2 milyonu bulacaktı.
Peron’un işçi hareketini kısa süre içinde neredeyse tümüyle denetimi altına almasında, Arjantinli işçilerin çalışma ve yaşam koşullarında yaşanan iyileşme kadar, “sol”un büyük kesiminin ona şu ya da bu yolla itaat etmiş olmasının da payı vardı.
Moreno Peronculuğa karşı 
Arjantin’de Peron’un iktidarı boyunca varlığını sürdüren başlıca iki “Troçkist” grup vardı. Bunlardan, JuanPosadas’ın Dördüncü Enternasyonal Grubu (DEG) sendika bürokrasisi dolayımıyla Peroncu harekete oportünist biçimde yedeklenmişti. Moreno’nun Marksist İşçiler Grubu (MİG) ise yükseliş dönemindeki Peronculuğu, “gerici sağcı bir hareket“ olarak tanımlıyor ve onun, “işçi sınıfının başlıca kazanımlarına karşı burjuva saldırganlığının öncüsü” olduğunu ilan ediyordu: “Bize göre Peronculuk, kitle desteği sağlama yeteneğine sahip gerici sağcı bir harekettir.“[8] Dahası, Moreno, bu tespitle yetinmeyip, Peronculuğu  “faşist“ olarak da tanımlıyordu. Moreno bununla da yetinmedi ve Peroncu bürokrasinin denetimindeki sendikalar içinde -yani işçi sınıfının örgütlü kesimi içinde- çalışmayı da reddetti ve bu sendikaların imhasını savunan sol sekter bir çizgiyi benimsedi. Moreno’nunMİG’inin bu dönemdeki başlıca sloganları, “CGT’ye karşı birleşik cephe“ ve “CGT’yi ortadan kaldıralım!“ idi.[9] 
9 Ekim 1945’te, askeri yönetim içinde, ABD büyükelçisi Braden’ın açıkça desteklediği bir iç-darbe gerçekleşti ve darbeciler Peron’u yönetimden uzaklaştırıp tutukladı. Bunun üzerine, Arjantinli işçilerin önemli bir bölümü, 17 Ekim 1945 günü greve gitti. Moreno’ya göre, işçi sınıfının Amerikancı iç-darbeye karşı başlattığı bu genel grevin ve onbinlerce işçinin “yaşasın Peron; Braden’a ölüm“ sloganını haykırdığı kitlesel gösterilerin hiç bir önemi yoktu -ki bu, Arjantin işçi sınıfının o güne kadar gerçekleştirdiği en kitlesel eylemlerden biriydi. Moreno, 17 Ekim’deki seferberlikte, işçilerin emperyalizm ya da kapitalizm karşıtı talepler / sloganlar etrafında değil; ordu ile polisin temsil ettiği burjuva düzeni korumak ve Peron’u serbest bıraktırmak için harekete geçtiğini; bu hareketi polisin ve subayların düzenlediğini ilan etti.[10]
Sonuçta, “polisin ve subaylarını düzenlediği” genel grev amacına ulaştı ve Peron serbest bırakıldı. Arjantin işçi sınıfının -MİG’nin akıl almaz bir sekterlikle dışarıdan izlediği- bu kitlesel eylemi, Peron’un hükümetteki konumunu iyice sağlamlaştırmasını sağladı. Peron’un başarısının ardında yatan başlıca etmenlerden biri de Sosyalist Parti ile Komünist Parti’nin darbecilerden yana tavır almasıydı. Bu durum, işçilerin ezici çoğunluğunun anılan önderliklerden kopmasına ve neredeyse bütünüyle Peroncu Parti’ye yedeklenmesine yetti. Çünkü ortada, darbeye onlarla birlikte karşı çıkarken, aynı zamanda onların Peronculuğa yedeklenmelerini önleyecek Troçkist bir odak yoktu. 
Arjantin işçi sınıfının tarihindeki en kapsamlı sosyal kazanımları elde ettiği ve hiç de küçümsenmeyecek bir işçi sınıfı seferberliğinin söz konusu olduğu o dönemde, Moreno şunları yazıyordu: “Subaylar ...işçi sınıfını burjuvaziye karşı harekete geçirdiler. Onların demagojisi, devlet memurları ile polis tarafından teşvik edilip desteklenen yapay bir hareket üretti. Onu yapay olarak tanımlarken, bu harekete yol açan şeyin, işçilerin umutsuz durumu ya da kendi deneyimleri ve sınıf bilinçleri olmamasını kastediyoruz.“[11] Moreno’ya göre Arjantinli işçilerin kendi talepleri yoktu; onlar basitçe Peroncuların peşinden gidiyor ve adeta “subaylar ile polis“ ne derse onu yapıyorlardı. Ama hepsi bu değil. Moreno, Arjantin işçi sınıfının durumuna ilişkin “derin“ tespitlerini şöyle sürdürüyordu: “Bürokrasi ve albaylar, proletaryanın kendi yeteneklerine güveni olmadığını ve burjuvaziye karşı mücadele için seferber olmayacağını biliyorlardı. (...) kapitalizm ya da emperyalizm karşıtı bütün Peroncu vaatler doğrudan doğruya duyarsızlıkla [işçi sınıfının duyarsızlığı kastediliyor] ilgiliydi ve proletaryanın sınıf bilincine karşıttı.“[12]
Özetle, Moreno’ya göre, Arjantin işçi sınıfının o dönemde elde ettiği kazanımlar, ordunun işçileri uyuşturmak için verdiği armağanlardan ibaretti. Ortada işçi sınıfının kendi talepleri uğruna verdiği bir mücadele yoktu; her şey, Peron önderliğindeki albaylar ve devlet bürokrasisi ile burjuvazi arasındaki it dalaşından ibaretti. Dolayısıyla, MİG’in egemenlerin kendi iç sorunlarının uzantısı olan bu kitlesel işçi seferberliklerine müdahale etmesi söz konusu olamazdı! 
İyi ama işçi sınıfına diğer toplum kesimlerini kendi önderliği altında toplama fırsatı sunacak; onun alternatif devrimci bir güç olarak yükselmesini sağlayacak olan şey, tam da burjuvazinin farklı sektörleri arasındaki bu tür kapışmalar değil miydi? Lenin’in, “yönetenlerin eskisi gibi yönetememesi“ dediği bu tür durumlar olmadan devrimci işçi hareketi nasıl büyüyecek; devrim nasıl gündeme gelecekti? Moreno’nun bu tür sorulara vereceği herhangi bir yanıtı yoktu, olamazdı da. Çünkü o, sınıf mücadelelerine son derece mekanik biçimde yaklaşıyor; işçi sınıfının kendi önderliği ve talepleriyle çatışmanın açık taraflarından biri olmadığı süreçlerin öznelerini, yalnızca mülk sahibi sınıflar ve onların temsilcileri arasında görüyordu.
Sınıflar mücadelesinin Marksist kavrayışına sahip olmayan Moreno’nun, burjuvazinin kendi iç hesaplaşmalarının, aynı zamanda işçi sınıfı üzerindeki egemenliğin güvence altına alınmasıyla ilgili olduğunu; Peroncuların işçi sınıfının kimi taleplerini sahiplenmesinin de gelişen işçi hareketini dizginleme, burjuva devletin denetimine sokma ve yeri geldiğinde kafasını kesme gereksiniminden kaynaklandığını görmesi de mümkün olmayacaktı.
MİG’nin, Peronculuğun sınıf karakterine ilişkin “burjuva” biçimindeki doğru tespitine rağmen işçi sınıfı hareketi karşısında sergilediği bu sekter tavrın ardında yatan etmenlerden biri, onun sahip olduğu doğum lekesiydi. “Başlıca amacının Arjantin Troçkist hareketinin marjinal, bohem ve entellektüel kökeninin üstesinden gelmek“[13] olduğunu ilan etmiş olan MİG, “aydın ve bohem Troçkistlere” karşı bir tepki hareketi olarak doğmuştu. Lenin’in “devrimci kuram olmadan devrimci pratik olmaz” uyarısını bir yana bırakmış olan Morenocular, bir yandan da işçi sınıfı içine girmekten ve devrimden söz ediyorlardı. Ama onlar, aynı zamanda, kendilerini sınıf mücadelelerinin fırtınalı sularında sağa sola savrulmaktan koruyacak biricik silah olan kuramsal donanıma dudak büküyorlardı. Nihayet Moreno ve yoldaşları, siyasi-örgütsel otoritesi altına girmekten ısrarla uzak durdukları IV. Enternasyonal’in ideolojik ve siyasi rehberliğinden de yoksundular. Moreno’nun, ilerideki yıllarda kurucusu olduğu akıma ilişkin olarak kullanacağı “barbar Troçkizm“ tanımının, belki de en çok bu döneme uyduğunu söyleyebiliriz. 
Tarih, Marksist maskeli küçük burjuva önderliklerin, hele de gerekli kuramsal donanıma sahip olmayan “barbar”ların, sınıflar mücadelesindeki akıntıların yönüne bağlı olarak bir uç noktadan diğerine savrulma eğiliminde olduğunun sayısız örneğiyle doludur. Bu tür önderlikler, yükselen kitle hareketi karşısında akıl almaz bir sekterlikle geçirdikleri yılların acısını, ilk fırsatta başvurdukları oportünist uzlaşmalar yoluyla çıkarmaya çalışırlar. Moreno da bu kurala bir istisna oluşturmadı. 
Peronculuğa ilişkin “burjuva saldırganlığının öncüsü, gerici hareket” hatta “faşist“ tanımlamaları; Peroncu sendika bürokrasisinin denetiminde olduğu gerekçesiyle işçi hareketi karşısında sergilenen sekter tutum; Peroncu bürokrasinin denetimindeki sendikaların imhasını savunma; Peronculuğa yedeklenmiş işçi hareketlerine “albayların ve polisin eylemi” olarak dudak bükme… Bunların hiç biri, Moreno’nun ilk fırsatta ve olabilecek en bayağı biçimde Peronculuğa eklenmesini engellemedi. Peron’a ve Peronculuğa yakın gördüğü her şeye düşman olan Moreno’nun bu burjuva akım karşısında yerlere kapandığını görmek için yalnızca bir kaç yıl geçmesi gerekecekti. Moreno’nun 50’li yıllar boyunca Peronizm içinde onun organik bir parçası olarak faaliyet göstermesiyle sonuçlanacak olan bu dönüşü, Moreno’nun bütün siyasi yaşamına damgasını vuracak olan oportünist savrulmalarının yalnızca ilkiydi. 
Moreno “General Peron’un disiplini altında”[14]
Moreno’nun daha birkaç yıl önce “faşist” olarak tanımladığı Peronculuğun “devrimci” kolu olmaya soyunmasının ardında etmenlerden birinin, onun siyasi rakibi Posadas karşısında kısa yoldan siyasi güç kazanma isteği olduğu düşünülebilir. Zira aynı dönemde, Pablo önderliğindeki IV. Enternasyonal, Arjantin’deki Peroncu hareketi “anti kapitalist“ olarak tanımlıyor; onun resmi seksiyonu olan Posadas’ın grubu da Peronculuk karşısında baştan sona oportünist bir çizgi izliyordu. Ancak Posadas, her şeye karşın, Peronculuk ile ilişkisinde, Moreno kadar ileri gidip kendisini onun “sol kolu” ilan etmemiş, edememişti. Böylesi akıl almaz oportünist bir tavır sergileme “şeref”iMoreno’ya ait olacaktı.
Moreno’nun Devrimci İşçi Partisi (DİP), 1956 yılında Ulusal Devrimin Sosyalist Partisi’ne (UDSP) katıldı. Bu parti, Peron karşıtı Arjantin Sosyalist Partisi’den ayrılan Peron yanlıları tarafından 1954’te kurulmuştu. Açıkça Peronculuğu destekleyen UDSP, önce burjuva demokratik devrimi gerçekleştirme (Arjantin burjuvazisini “emperyalizmden bağımsızlaştırma”), bunun ardından sosyalist devrime yönelme biçimindeki klasik Stalinist aşamalı devrim programına sahipti. Moreno, kısa süre içinde, bu partinin Buenos Aires’teki yayını olan La Verdad’ı (“Gerçek”) kendi denetimi altına alacak ve kendi sesi haline getirecekti.
UDSP’yeoportünist katılım, Moreno’nun, Peronculuğa katılmasının ve onun “sol” koltuk değneği olmaya soyunmasının ilk adımıydı. O, Peron’a olan bağlılığını, onu devirip İspanya’ya sürgüne gönderen ve UDSP’yi yasadışı ilan eden 1955 Eylülü’ndeki askeri darbe sonrasında hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gözler önüne serdi. Moreno ve izleyicileri, 62 Peroncu örgütün oluşturduğu İşçi Örgütleri Hareketi’ne katıldılar. Bu arada, Moreno’nun yönetiminde yayımlanan PalabraObrero (PO - İşçi Sözü), kendisini “devrimci işçi Peronculuğunun yayını” olarak tanımlıyor ve logosunda, “General Peron’un ve Peroncu Yüksek Konsey’in disiplini altında yayımlandığını” ilan ediyordu. 
Moreno, devrimci pozisyonları savunmak yerine açıkça, Peron’a ve Peroncu sendika bürokrasisine yedeklenmeyi seçmişti. PO’ya göre Peronculuk içinde iki çizgi vardı: Yumuşak çizgi ve katı çizgi. İşçilerin Peronizmi (yani PO) katı çizgiyi temsil ediyordu ve general Peron’un başlattığı ekonomik programı nihai sonucuna kadar taşıyacaktı.[15] Bu, Peronculuğa karşı işçi sınıfının proleter devrimci programı geliştirmek ve onun partisini inşa etmek yerine, Peron’un burjuva ekonomik programını; yani özel mülkiyetin işçi sınıfı karşısında savunusunun programını benimsemenin ilanıydı.
Bu arada, hem işçi sınıfı içindeki desteğinin giderek eridiğini hem de burjuvazinin kendisinden uzaklaştığını gören Peroncular, yüzlerini “sola” değil ama burjuvazinin sağcı temsilcilerine çevirdiler ve Arjantin burjuvazisinin gerici temsilcisi Frondizi ile işbirliği yapma kararı aldı. Peron’un Frondizi’ye oy vermeye çağrısına, yalnızca daha önce Peron’u desteklemiş olan onbinlerce partisiz işçi değil, bizzat sendikalarda örgütlü “sol” Peroncular bile karşı çıktı. Peki, bu çağrı karşısında Moreno’nun tavrı ne oldu dersiniz? O, General Peron’un çağrısına uydu ve seçimlerde Frondizi’yi destekledi! Bu arada, Pablocu Uluslararası Sekreterliğin resmi Arjantin şubesi ise bağımsız bir kampanya sürdürüyor, seçimlere kendi adaylarıyla katılıyordu.
1960 seçimleri, Peroncular için tam bir fiyasko oldu: Bir milyon seçmen oy vermemiş, kullanılan oyların ise yüzde 36’sı boş çıkmıştı! Bu, on binlerce işçinin -daha önce ardında yürüdüğü- Peronculuktan fiilen koptuğu anlamına geliyordu. Dolayısıyla, Troçkistlerin önüne, Arjantin işçi sınıfının öncü sektörlerine Peronculuğun gerçek yüzünü anlatıp onları Marksist devrimci programa kazanma yönünde bulunmaz bir fırsat daha çıkmıştı. Ama ortada ondan yararlanma niyetine ve becerisine sahip bir önderlik yoktu. “İşçilerin devrimci Peronculuğu katı çizgisi”ni temsil eden Moreno, emekçi kitlelerin taleplerine ya da işçi sınıfının tarihsel çıkarlarına tabi olarak değil ama “General Peron’un disiplini altında” davranmaya devam etti. 
Ama Alicia Sagra ve Morenocular, PO’nun Peronculuğun “sol kolu” olarak oynadığı yıkıcı rolü gözlerden uzak tutmaya çalışıyor; ona değinmek kaçınılmaz olduğunda ise Peronculuğun sınıf karakterini gizleyen şu tür yuvarlak laflar etmekle yetiniyorlar: “Örgütümüz (yayın organının adı olan ‘PalabraObrero-PO’ olarak tanınıyor) 1957’den 1964’e kadar, kendisini Peroncu direnişin en ileri öncüsüyle ilişki içinde inşa etme yolu olarak, 62 Peroncu örgüt içinde [İşçi Örgütleri Hareketi] giriş taktiği uyguladı. Grubumuz, o dönemde, işçi sınıfı hareketine büyük bir giriş yaptı.”[16]
Ne kadar basit, değil mi? Bir “Troçkist“ örgüt, Arjantin burjuvazisinin ülkeyi yöneten en büyük partilerinin kuyruğuna takılıyor ve bu örgütün önderleri, bu “giriş taktiği“ni, “işçi sınıfı hareketine büyük bir giriş yapmak“ olarak savunuyor, onaylıyor. Bu arada, LIT-CI’nin içinden birileri çıkıp da, “Peronculuk nedir?“, “Troçkistler ne zamandan beri burjuva diktatörleri savunuyor?“ ya da “Biz 1953‘te Pabloculuğa ve onun ‘derin giriş‘ yönelimine karşı çıkmamış mıydık?“ sorularını yöneltmiyor!
MorenocularınPeronculuğun “solcu“ hizmetçiliğine soyunması, gerçekte, Pablocu önderliğin IV. Enternasyonal’i tasfiye anlamına gelen Stalinist partilere “derin giriş“ çizgisinin Latin Amerika versiyonuydu. Moreno, Arjantin’ de Peronculuk karşısında izlediği bu teslimiyetçi - işbirlikçi çizgiyi (Morenocular, utanmazca “büyük giriş” olarak adlandırıyor), 1957’de Şili ve Peru DİP’leriyle (bu ülkelerdeki Morenocu örgütlerin adı da “Devrimci İşçi Partisi“ idi) birlikte kurduğu Ortodoks Troçkizmin Latin Amerika Sekreterliği (SLATO) eliyle diğer Latin Amerika ülkelerine de yaydı. 
devam edecek

Dipnotlar

[1] Alicia Sagra, http://www.litci.org/en/index.php?option=com_content&view=article&id=1647&Itemid=3
[2] http://litci.org/especial/index.php/ foundation/1793-a-long-journey-toward-the-construction-of-the-world-revolutionary-leadership
[3] Alicia Sagra, http://www.litci.org/en/index.php?option=com_content&view=article&id=1647&Itemid=3
[4] Moreno’danakt. R Munck, Latin America: TheTransitiontoDemocracy(London 1989, syf. 107)
[5] “Stalinizme ve Halk Cephesine Hayır! Dördüncü Enternasyonal’i İnşa Et!”, IV. Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin, İşçilerin Devrimci Partisi’nin [WRP] “Yeniden İnşa Konferansı” Üzerine Açıklaması, 18 Mart 1987, Fourth International, Haziran 1987, Cilt 14, sayı 2, syf. 16.
[6] Fourth International, Haziran 1987, Cilt 14, sayı 2, syf. 17.
[7] Trotskyist International 1, Yaz 1988
[8] Moreno, GCI, agenteideologico de peronismo, syf. 80, akt. Coggiola, TheHistory of ArgentineTrotskism, “FromRevolutionaryHistory, Cilt 2, No 2, Summer 1989“, http://www.revolutionary-history.co.uk/backissu.htm
[9] FRENTE PROLETARIO No.60, 18 Ağustos 1951.
[10] NahuelMoreno in RevoluciónPermanente No.1, 21 Temmuz 1949, “Movilizaciónantiimperialist o movilización de clase?” başlıklı makale, akt. Coggiola, agy.
[11] NahuelMoreno, RevoluciónPermanente No.1, 21.7.1949, akt. Coggiola,agy.
[12] NahuelMoreno, RevoluciónPermanente No.1, 21.7.1949, akt. Coggiola, agy.
[13] Alicia Sagra, A BriefOutline Of TheHistory Of The IWL, http://www.litci.org/Ingles/HistoriaIN.aspx
[14] Bu tanımlama, Moreno’nun örgütünün yayın organı olan PalabraObrero’nun logosunda yer alıyordu.
[15] PO, Sayı 100, 4 Eylül 1959
[16] Alicia Sagra, A BriefOutline Of TheHistory Of The IWL,http://www.litci.org/Ingles/HistoriaIN.aspx