Obama Afganistan’da Stratejik Anlaşma İmzaladı

ABD Başkanı Obama, Çarşamba sabahı erken saatlerde Afganistan’a yaptığı gizli ziyareti yeni bir başlangıcın; Amerikan birliklerinin çekilmesinin ve on yıldan uzun süren savaşın bittiğinin işareti olarak açıkladı. Gerçekte, bu ziyaret, Washington’ın ülkeyi Orta Asya’da sürekli bir operasyon merkezine dönüştürme amacı doğrultusunda, Afganistan’da açık uçlu bir ABD askeri varlığına zemin hazırlamıştır.
Obama’nın, Osama Bin Ladin’in öldürülmesinin yıldönümünde Afganistan’a yaptığı beklenmedik ziyaret, aynı zamanda, onun seçim kampanyasına yöneliktir. O, bir kez daha Bin Ladin’in öldürülmesi emrinin verilmesindeki rolünü göklere çıkartma ve Irak ile Afganistan’daki savaşlara başarıyla son vermiş bir önder rolü oynama fırsatını elde etmiştir.
Obama, iki ülke arasında bir "Sürekli Stratejik Ortaklık Anlaşması" imzalamak üzere Afgan Devlet Başkanı Hamid Karzai ile kısa bir buluşma gerçekleştirdi.
ABD birliklerinin önemli bir bölümünün 2014’ün sonuna kadar Afganistan’dan çekilmesi ve güvenlik operasyonlarının sorumluluğunun Afgan ordusuna devredilmesi planlanırken, ABD özel güçleri ve eğitimcileri, görünüşte destekleyici bir rolde en az on yıl orada kalacak.
Bagram askeri üssünde bir konuşma yapan Obama, ABD’nin Afganistan içinde sürekli üslere sahip olma peşinde olmadığını açıkladı. Ancak, ABD birliklerinin devam eden varlığıyla birlikte, ABD ordusu 2014’ten sonra da Afganistan’ın tesislerinden yararlanacak. ABD birliklerine ülkenin her yerinde sınırsız faaliyet gösterme hakkı veren şimdiki Güçler Statüsü Anlaşması‘nın yerine geçecek yeni bir güvenlik anlaşması önümüzdeki on yıl içinde görüşülecek.
Obama, anlaşmanın "iki bağımsız ülke arasında eşit bir ortaklığın" başlangıcına işaret ettiğini iddia etti ama bu anlaşmanın koşulları açıkça ABD tarafından Kabil’deki kukla yönetime dayatılmıştır. Karzai ekonomik ve askeri olarak bütünüyle Washington’a bağımlı olmaya devam etmektedir. 2017’de 230.000’e indirilmeden önce Ekim ayında 352.000 olması gereken Afganistan güvenlik güçleri, neredeyse bütünüyle Washington ile onun müttefikleri tarafından finanse edilecektir.
Ziyaretin zamanlaması, NATO’nun savaşçı birliklerinin çekilmesini tartışmak üzere 20 Mayıs’ta Chicago’da toplanacak olan bir NATO toplantısı ile bağlantılıydı. ABD’nin, kendi ülkelerinde yaygın bir savaş karşıtlığıyla karşı karşıya olan bir dizi müttefiki, birliklerini 2014’ten önce çekeceklerini açıklamış durumda. Obama yönetimi, bu toplantıdan, diğer NATO ülkelerine Afgan güvenlik güçlerini finanse etmeleri ve başka mali yardımları üstlenmeleri için baskı yapmak için yararlanacak.
El Kaide’nin yenilgisinin "artık erişilebilir" olduğunu açıklayan Obama, konuşmasında, başlıca amaçlarına ulaşmış olduklarını iddia etti. El Kaide’nin gerçek durumu ne olursa olsun, on yıldan fazla süren kanlı yeni-sömürgeci savaş, Taliban ve Hakkani ağı gibi işgal karşıtı güçlere katılmaya hazır askerler ağlayan Afgan halkını canından bezdirmiştir.
Obama’nın Afganistan’dan ayrılmasından birkaç saat sonra, Taliban savaşçıları, Kabil’deki Amerikan askeri taşeronları ile savunma personelinin de dahil olduğu yabancılara ev sahipliği yapan sağlam biçimde takviye edilmiş bir yerleşkeye saldırdılar. İntihar bombacıları ana girişi havaya uçuran patlayıcılarını ateşlediler. Çatışma, Afgan güçleri ile özel muhafızlar arkada en az yedi Afganistanlıyı ve bir muhafızı ölü bırakan saldırganları püskürtmeden önce, saatlerce sürdü.
Taliban’ın sağlam şekilde korunan başkentte sansasyonel saldırılar gerçekleştirebilme kapasitesi, ABD önderliğindeki işgalin zayıf karakterini vurgulamaktadır. Obama gidişatın Taliban direnişinin aleyhine dönmüş olduğunu iddia ederken, çoğu araştırmacı, Karzai yönetiminin, ABD güçlerinin çoğunun ülkeden ayrılmasından sonraki geleceği konusunda kötümser.
Washington’daki Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden (CSIS) Anthony Cordesman, Salı günü yayımladığı bir çalışmasında şunları yazıyor: "Etkili Afgan güçlerini oluşturmada karşılaşılan kapsamlı sorunlar giderek tartışılır bir hal alıyor; isyancılar savaşı sürdürmeye kararlı ve Pakistan ile ilişkiler ileriye yönelik her bir adımın ardından iki adım geri atmak gibi görünüyor."
Cordesman, taktik değişikliklere rağmen, Taliban’ın ve diğer direnişçilerin yenilgiye uğratılmadığını açıklıyor. Ona göre, şimdiki ABD stratejisi, 2014’ten önce " Afganistan’ın güneyinin ve doğusunun güvenliği sağlamada, neredeyse kesin şekilde başarısız olacak." Cordesman, bu iç açıcı olmayan tablo karşısında, hala Afgan yönetiminin denetiminde olan destek bölgelerde yoğunlaşmayı ve müflisliklerine ve vahşiliklerine rağmen hükümet yanlısı milisleri ve savaş ağalarını desteklemeyi savunuyor.
Obama, dün imzalanmış olan stratejik anlaşmanın "demokratik kurumların güçlenmesine" yardımcı olacağını,, Afgan halkının "gelişmesini ve onurunu arttıracağını" ve insan haklarını koruyacağını iddia etti. Ama bu iddia, Karzai yönetiminin müflis ve otokratik özelliği ile Afgan halkının ezici çoğunluğunun karşı karşıya olduğu toplumsal kriz eliyle yalanlanmaktadır.
On yıldan uzun süren Amerikan işgalinin ardından, Afganistanlıların yüzde 70’i günde 2 dolardan az parayla yaşam mücadelesi veriyor. İşsizlik aşırı boyutlara ulaşmış durumda ve ekonominin işgale bağımlı sektörleri gerilediğinde ya da çöktüğünde daha da kötüleşecek. Gıda ürünlerinin fiyatları, kuraklıktan dolayı zirve yapmış durumda. Independent gazetesinde bu yılın başında ye alan bir habere göre, Afganistan’da, her yıl 30.000’den fazla çocuk, onları zatürre ve ishal gibi hastalıklara açık hale getiren yetersiz beslenmeden dolayı ölmektedir.
Obama’nın ABD birliklerini Afganistan’dan çekmesi, savaşa son vermek bir yana, yeni askeri maceralara hazırlıktır. Libya’da Kaddafi yönetimini devirmek için girişilen NATO savaşını Suriye’ye yönelik artan müdahale tehditleri izliyor. ABD, aynı zamanda, müttefiki İsrail ile birlikte, İran’ı bir saldırıyla tehdit ediyor.
Obama yönetimi, bundan daha pervasız şekilde, Çin’in etkisini azaltmayı hedefleyen diplomatik/stratejik çabalarının bir parçası olarak, Amerikan ordusunu Asya Pasifik bölgesinde yeniden yoğunlaştırıyor. ABD, Çin ile arasındaki gerilimleri kasten yükselterek, nükleer silah sahibi iki ülke arasında felakete yol açacak bir çatışmaya doğru kayma tehlikesini arttırıyor.
http://wsws.org/articles/2012/may2012/afgh-m03.shtml