ASEAN Zirvesi Güney Çin Denizi Üzerine Kavganın Ortasında Dağıldı

Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bakanlar zirvesi, Çin ile Güney Çin Denizi üzerine kötüleşen anlaşmazlıklar üzerine bir anlaşma sağlayamadan, dün hırçın bir şekilde dağıldı. Örgütün 45 yıllık tarihinde, ilk kez bir uzlaşma sağlanamadı, herhangi bir ortak bildiri yayımlanmadı.
Bu diplomatik kördüğüm, Obama yönetiminin son üç yıl boyunca sürdürdüğü ve Çin'in bölgedeki etkisinin altını oymayı amaçlayan Asya'ya saldırgan “dönüş”ünün ürünüdür. ABD tarafından teşvik edilen Filipinler ve Vietnam, Çin ile şiddetli tartışmalara yol açacak şekilde, Güney Çin Denizi üzerindeki hak iddiaları konusunda daha ısrarcı bir tavır benimsediler.
ABD, denizcilikle ilgili anlaşmazlıklar konusunda Çin ile tartışmalarda ASEAN'ı bir ‘Ortak Davranış Kuralları’ benimsemeye zorlayarak, Pekin'i arka plana attı. Çin'in Güneydoğu Asya ülkeleri ile farklılıkları ikili görüşmeler yoluyla çözme yönündeki önceki çabalarına doğrudan karşı çıkan bu çok taraflı yaklaşım, ABD ile müttefiklerinin konumunu güçlendirmeyi amaçlıyordu.
Filipinler, Kamboçya'nın başkenti Phnom Pehn'de toplanan bu haftaki zirvede, provokatif biçimde, sonuç bildirgesinin, bu ülkenin tartışmalı Huangyan Adası konusunda Çin ile yaşadığı iki aylık soğukluğa gönderme yapması konusunda bastırdı. Çin Dışişleri Bakanı Yang Cieçi, perşembe günü yayımladığı lafını esirgemeyen bir açıklamada, Çin'in bu kayalık üzerindeki egemenliği konusunda “hiçbir kuşku“ olmadığını belirtti. Cieçi, “Çin, Filipin tarafının dürüst bir şekilde gerçeklerle yüzleşmesini ve sorun yaratmaktan vazgeçmesini ümit etmektedir” dedi.
ASEAN içindeki anlaşmazlıkları kağıda dökme yönündeki çabalar, örgütün dönem başkanlığını yapan Çin'in yakın müttefiki Kamboçya'nın kapanış açıklamasının uzlaşmacı üslubuna karşı çıkmasıyla başarısızlığa uğradı. Çin, ASEAN'ın üyesi olmamakla birlikte, onunla bağlantılı Doğu Asya Zirvesi'ne ve ASEAN Bölgesel Forumu'na üye.
Anlaşmaya varılamaması, Filipinler ile Kamboçya arasında sert karşılıklı suçlamalara yol açtı. Filipinler Dışişleri Bakanlığı, sonuç bildirgesinin yokluğuna “teessüf eden” ve Huangyan Adası'na gönderme yapılmasına karşı çıktığı için Kamboçya'yı suçlayan bir açıklama yaptı. Bir Kamboçya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ülkesinin Çin'in baskısına maruz kalmış olduğunu reddetti ve bunun “haksız bir iddia” olduğunu belirtti.
Filipin Dışişleri Bakanı Albert del Rosario, Çin'in Güney Çin Denizi üzerindeki artan egemenlik iddiası “Asya-Pasifik bölgesindeki barış ve istikrar için bir tehdit oluşturmaktadır” uyarısında bulunarak gerilimi kızıştırdı: “Yaşanmakta olan gerilim, denetim altına alınmaması durumunda, hiç kimsenin istemediği somut düşmanlıklara dönüşecek şekilde tırmanabilir.”
Endonezya Dışişleri Bakanı Marty Natalegawa, ASEAN içindeki açık bölünmeler konusundaki kaygısını ifade etti.  Natalegawa, gazetecilere, “bu benim için alışık olmadığım bir durum” dedi ve ekledi: “ASEAN'ın, toplantısının bu 11. saatinde Güney Çin Denizi konusunda ortak bir dil etrafında bir araya gelememiş olması çok ama çok umut kırıcı. Geçmişte birçok sorunu aşmıştık ama her zaman tek bir ses olmayı başarmıştık.”
Güney Çin Denizi'nde çok şey söz konusu. Bu bölge, önemli enerji ve balık kaynaklarına sahip. O, aynı zamanda, Afrika'dan, Ortadoğu'dan ve Avrupa'dan Kuzeydoğu Asya'ya giden ve dünya taşımacılığının üçte birinin yapıldığı en önemli deniz yollarına sahip. Bu sular, Çin'in güney sahiline ve son derece önemli deniz üslerine bitişik.
Obama yönetimi, denizle ilgili bu tartışmalara, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton 2010'daki ASEAN zirvesinde ABD'nin Güney Çin Denizi'nde “seyrüsefer özgürlüğünü” sağlamada “ulusal çıkarı” olduğunu açıkladığı zaman doğrudan karışmıştı. ABD donanması, Çin'in hassas askeri tesislerine yakın rota izleyerek, bölgede düzenli olarak devriye gezmektedir.
Clinton, bu haftaki toplantıda, Filipinler'in diplomatik anlaşmazlık yaratan son derece zıtlaşmacı bir rol oynamasına izin verdi. Onun açıklamaları, ABD'nin bu konuyu, bölgede Çin'i zayıflatmak ve kendi etkisini sağlamlaştırmak için kullandığını gösterdiği konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmamaktadır. Clinton, “ABD kalıcı bir Pasifik gücüdür” diyerek, Washington'ın müdahaleye hakkı olduğunu ileri sürdü. O, “kaygı verici ekonomik tehditleri ve balıkçılar arasındaki tartışmalarla bağlantılı olarak tartışmalı askeri güç ve resmi gemiler kullanma örneklerini” açıkça eleştirdi.
Clinton'ın söyledikleri,  hem Huangyan Adası üzerindeki ayrılığa hem de Güney Çin Denizi'nde bulunan ve konumu Çin ile Japonya arasında tartışmalı olan Senkaku adalarına ilişkin göndermesi hiç de akıllıca değildi. O mesele, Japon Başbakanı Yoshihiko Noda'nın geçen hafta sonu, hükümetinin kayalıkları şimdiki sahibinden satın alacağını belirtmesinin ardından, bu hafta yeniden patlak verdi. Clinton'ın geçtiğimiz pazar günü Noda ve bakanlarıyla görüşmek üzere Tokyo'da olması rastlantı değildi.
Çin devletinin elindeki medya, Güney Çin Denizi üzerinde yeniden ortaya çıkan gerilimlerden ABD'yi sorumlu tuttu. China Daily'de yayımlanan “ABD nifak tohumları atıyor” başlıklı bir makale, Clinton'ın değerlendirmelerini “yakışıksız ve kötü niyetli” olarak damgaladı. Makale şöyle devam ediyordu: “ABD, bölgenin dışından bir devlet olarak, hiçbir şekilde, bölgedeki ülkelere aralarındaki farklılıkları nasıl çözeceklerini söyleyecek durumunda değildir.” Makale, ASEAN toplantılarının Güney Çin Denizi'ni tartışmaya uygun bir yer olmadığını vurguladı.
Obama yönetiminin ASEAN zirvelerine müdahalesi, ABD'nin bölgedeki ülkelerle bağlarını güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir diplomatik ve stratejik saldırının yalnızca bir yanıdır. Washington, Avustralya, Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Filipinler gibi askeri müttefikleriyle ve ortaklarıyla daha sıkı ilişkiler kurarken, Burma, Kamboçya ve Laos gibi ülkeleri Pekin ile işbirliğinden uzaklaşmaya zorlamak için hamleler yapmaktadır.
Clinton, bu hafta, yarım yüzyıldan uzun süredir Laos'u ziyaret eden ilk ABD Dışişleri Bakanı oldu. Bu, ülkedeki yönetimle ilişkileri güçlendirmede önemli bir adımdı. O, Kamboçya yönetimiyle, Lon Nol'un ABD destekli askeri yönetimi döneminde birikmiş olan 400 milyon Dolardan fazla borcun silinmesi talebi üzerine uzlaşma sağlanabileceğini vaat eden görüşmeler yaptı. Clinton, ayrıca, bu ülkedeki ABD yatırımlarına yönelik yaptırımların azaltılmasının ardından, Burma Devlet Başkanı Thein Sein ile de buluştu.
Clinton'ın diplomatik hamleleri, ABD'nin Asya'daki askeri güçlenmesiyle desteklenmektedir. Güney Çin Denizi ve Malacca Boğazı gibi geçiş noktaları, ABD donanmasının bir çatışma durumunda Çin'in Afrika ve Ortadoğu'dan nakliyat yollarını kesmesini sağlamayı amaçlayan stratejik ABD planlarında son derece önemlidir. Obama yönetimi, bu amaçla, Avustralya ve Singapur ile üs anlaşmalarını garantiye almış durumda ve Filipinler ile benzeri bir anlaşma peşinde.
Bu haftaki ASEAN zirvesinden bir anlaşma çıkmaması, Obama yönetiminin stratejisinin bölgesel gerilimleri ve böylece askeri çatışma tehlikesini pervasızca kışkırttığının en son kanıtıdır.
14 Temmuz 2012