Mars’a İniş

Uzay gezgini Curiosity’nin başarılı şekilde Mars’a inmesi halkın yaygın ilgisini çekti ve bir coşkuya yol açtı. Çok sayıda insan, en son bilgileri edinmek ve Mars’ın yüzeyine inişin fotoğraflarını indirmek için NASA’nın web sayfasını ziyaret etti ve uzay ajansının hizmet sağlayıcılarını çökertti.
Curiosity’deki on adet gelişmiş alet, insanın araştırmalarında ve gelişmesinde muhtemelen bir sonraki aşama olarak uzun süredir büyüleyici bir hayal olan gezegeni saat saat, gün gün araştıracak. İnsan soyunun bilimsel bilgisinde yaşanan bu devasa genişleme, yalnızca dinsel gericiliğe değil ama post modernizm gibi idealist akımlar tarafından yayılan gerici kuşkuculuğa da indirilmiş güçlü bir darbedir.
Mars Bilim Laboratuvarı, özellikle Mars üzerinde herhangi bir zamanda yaşam biçimlerinin gelişme koşullarının olup olmadığını tespit etme üzerinde odaklanarak geliştirilmiş, inşa edilmiş ve bu gezegene indirilmiştir (iniş noktası olarak Gale Krateri’nin seçilmesinin nedeni, buradaki çok çeşitli kaya tabakalarının ve çökeltilerin bu gezegenin tarihine ilişkin net bir fikir verecek olmasıdır).
Bu alan çalışması, önceki uzay çalışmalarından, özellikle de daha önce gönderilmiş olan çok daha küçük uzay gezginlerinden edinilmiş olan bilgiler üzerine kurulu modern bilim ve mühendislik için şimdiden bir zaferdir. Halen Mars’ın yörüngesinde bulunan Mars Odyssey [Mars Yolculuğu] ve Mars Reconnaissance Orbiter [Mars Keşif Uydusu] adlı iki NASA uzay aracı, Curiosity’ye dünyadan gönderilen bilgileri aktarıp onun gezegenin yüzeyine yedi dakikalık inişine ve inişin fotoğraflarını çekmesine yardımcı olarak, son derece değerli bir rol oynadılar.
Bu anlamda, en son Mars misyonları, önceki çalışmaları geçtiğimiz Pazar günkü zaferi mümkün kılan son derece kalifiye bilim insanları ve mühendisler kadrosunun kolektif emeğinin yayılmasını ifade etmektedir. Mars’a iniş, bireysel dehanın değil kolektif ekip çalışmasının (ya da Curiosity üzerine çalışanların son derece zeki ve yetenekli insanlar oldukları hiç kimse tarafından inkâr edilemeyeceğine göre, kolektif dehanın) ürünüydü.
Misyonun planlanma düzeyi, onun en çarpıcı yanlarından biridir. Uzay aracı ve onun bileşenleri tarafından yerine getirilebilmesi için, binlerce işlemin önceden programlanması gerekiyordu. Mars ile dünya arasında var olan ve iniş sırasında radyo sinyalleriyle tek yönlü olarak 14 dakika tutan uzun mesafe göz önünde bulundurulduğunda, dünyadaki mühendislerin Mars harekâtını gerçek zamanda gerçekleştirmesi olanaksızdı. Gerekli talimatları sağlamak için, yüz binlerce yazılım dizgesi yazıldı.
Mars’a başarılı inişin ardından, Beyaz Saray, Başkan Obama’nın bu başarıyı milliyetçi kavramlarla sunan kısa bir açıklamasını yayımladı. “Bu gece, ABD Mars gezegeni üzerinde tarih yazmıştır” diye başlayan açıklama, inişin “bir ulusal gurur konusu olarak geleceğe taşınacak” olduğunu ve “bizim benzeri olmayan yaratıcılığımızı ve kararlılığımızı” gösterdiğini ekledi.
Obama’nın bilim danışmanı John P. Holdren, basınla bir söyleşide “bu, Amerikan yaratıcılığının bir tonluk, otomobil büyüklüğünde bir parçası ve onun tam da şimdi Mars’ın yüzeyinde durması söz konusu” diyerek benzeri vurguyu yaptı. O, Sovyetlerin Venüs’e inişini yok sayarak, ABD’nin birden çok Mars misyonuyla bir başka gezegene başarıyla uzay aracı indiren tek ülke olmasıyla övündü (1970 ile 1985 yılları arasında, bu gezegene ulaşan tek uzay aracı olan on Venera insansız uzay roketi yumuşak iniş yapmış ve dünyaya veri aktarmıştı).
Mars’a başarıyla inilmesi, “Amerikan değerleri” adına bir zafer olarak sunulma çabalarına rağmen, Wall Street’in ve onun Washington’daki ve medyadaki siyasi hizmetçilerinin her zaman modern toplumun mümkün olan tek örgütlenme ilkesi olarak sundukları yağmacı bireyciliğin antitezidir. Bu güne kadar bir diğer gezegene gönderilmiş en büyük ve en gelişkin robot kâşifin Mars’a ulaşmasında ve inmesinde ne ”piyasa“nın ne de kâr güdüsünün önemli bir payı vardır.
NASA’daki bilim insanları ve mühendisler ile onların Jet Propulsion Laboratory’deki (California Institute of Technology - Kalifornia Teknoloji Enstitüsü-JPL) meslekdaşlarının bu eseri, kolektif toplumsal çabanın ve bilimsel planlamanın gücünün canlı bir kanıtıdır. O, kaçınılmaz biçimde, bu tür yöntemlerin neden aynı başarıyla dünyadaki sorunların (açlık, hastalıklar, işsizlik, yoksulluk, çevre, savaş) çözümüne uygulanamadığı sorusuna yanıt istemektedir.
Beyaz Saray’ın açıklaması, Mars’a inişi selamlamaktan Obama’nın “Amerikan astronotlarını Amerikan uzay araçlarıyla uzaya göndermek için Amerikan şirketleriyle yeni bir ortaklık” biçiminde betimlenen uzay programını özelleştirme yönündeki çabalarını övmeye çark etti. Gerici milliyetçilik, burada, piyasanın ahmakça ilahlaştırılmasıyla el ele vermektedir.
Uzay programı, Amerikan toplumunun bütün diğer yanları gibi, mali aristokrasinin diktatörlüğü eliyle çarpıtılmış ve çürütülmüştür. Ama bunun etkisi, şimdiye kadar, dolaylı olmuştur. NASA’da ya da JPL’de, daha büyük projeler pahasına ceplerini dolduran milyonerler yok. Mars programıyla ilgili karar alıcıların hepsi bilim insanları ya da bilim ve uzay programı geçmişleri olan yöneticilerdir. Onların arasında tek bir bankacı ya da şirket yağmacısı bulunmuyor.
Projede istihdam edilenler, ABD’deki ortalama işçilerle karşılaştırıldığında iyi ücretler alıyorlar ama onlar, oraya, şüphesiz “para için dahil olmuş” değiller. Onlar, başarılı inişten sonraki coşku sahnelerinin gösterdiği gibi, aşırı derecede bağlı ve adanmış insanlardır.
Büyük uzay şirketlerinin bazıları NASA’nın çok kârlı sözleşmeler yaptığını düşündüğü halde, uzay programlarının tarihi, daha çok, Amerikan kapitalizminin Sovyetler Birliği ile giriştiği “uzay yarışı”nın ilk günlerine ve Kennedy’nin 1960’ların sonunda aya insan gönderme sözünü verdiği ünlü vaadine kadar giden daha geniş stratejik kaygılarıyla bağlantılıdır.
Bu tür düşünceler, SSCB’nin çökmesinden sonra, bir ölçüde ortadan kaybolmuştu (bu, NASA’ya verilen desteğin en azından kısmen azalmasını açıklar) ama ABD yönetici seçkinleri, onları yeniden, bu kez Çin ile bağlantılı olarak ortaya atmaya başladılar. Uydu teknolojisinin paylaşılmasına ilişkin sınırlamalar ilk olarak 1999’da kondu. Kongre, geçen yıl, NASA fonlarının özel izin alınmaksızın Çin ile birlikte herhangi bir programın geliştirilmesinde kullanılmasını yasakladı.
ABD uzay programının -ve onun Rusya’daki, Çin’deki ve başka yerlerdeki karşılıklarının- olağanüstü bilimsel başarıları, yalnızca, gezegenimizdeki bütün bilim insanları ve mühendisler arasında gerçek küresel işbirliği üzerine kurulu yeni bir zeminde tam olarak geliştirilebilir. Bu, uzay keşiflerinin ve bütün diğer uğraşların, rekabet içindeki ulus-devlet kısıtlamalarından ve toplumun bütün kaynaklarının özel kârların arttırılmasına adanmasını talep eden egemen seçkinler topluluğunun doymak bilmez arzularından kurtulması demektir.
İngilizce özgün metin için bkz.
http://wsws.org/articles/2012/aug2012/pers-a10.shtml