Dershanelerin kapatılması ve eğitimde özelleştirme
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 10 Eylül’de yaptığı basın açıklamasında, özel dershanelerin 2013-2014 öğrenim yılında kapatılacağını açıkladı. O, bu kararın ilk işaretini 17 Ağustos’taki Güney Kore gezisinde yaptığı açıklamada vermişti.
Erdoğan açıklamasında, “Dershanecilik olayını kaldıracağız. Bundan kim gücenirse gücensin, kusura bakmasınlar. Bu benim halkımın vatandaşımın ortak talebidir.” [1] diyerek, dershaneleri kaldırıp tüm çocukların eşit şekilde öğrenim göreceği bir eğitim ortamının yaratılacağı izlenimini yaratmaya çalıştı. Onun bu açıklamalarının ardından, bir kısım basın, bu açıklamayı ve kararı AKP ile cemaatler arasındaki bir sürtüşmenin ifadesi olarak gösterme gayreti içine girdi. Onlar -dershane sektörünün büyük bölümünün cemaatlerin elinde olduğu gerçeğinden hareketle- bu kararıyla AKP’nin, cemaatlerin en büyük maddi kaynaklarından birine ciddi şekilde zarar vereceği iddiasını ortaya attılar.  
Fakat gerçek, basının bize sunduğundan çok daha farklıdır. Bu yapay haberler, AKP’nin son dönemde aldığı ciddi yaraları sarma amacıyla kasıtlı olarak ortaya atılmaktadır. Onlar, özellikle Erdoğan’ın açıklamasının küçük bir bölümünü öne çıkararak, konunun özünü, yani meselenin ekonomik arka planını ve sömürüye dayalı eğitim politikalarını gizlemeye çalışmaktadırlar.  
Erdoğan açıklamasının devamında, “Ey dershaneciler, eğer bu ülkede eğitime, öğretime hizmet verecekseniz gel okul aç, okullar kur. Biz de sizden hizmet alımı yapalım, sizin sınıflarınızı öğrencilerle biz dolduralım. Bedeli neyse bunun bedelini biz verelim. Sizi açıkta bırakacak değiliz. Biz yatırımdan kurtulmuş oluruz, siz de hizmetinize aynen devam edersiniz.” [2] demişti. Bu sözlerden de anlaşılacağı gibi, eğitim sektörünün özelleştirilmesine yönelik adımların en kapsamlısının ve belki de en önemlisinin temelleri atılmaktadır. 
Eğitim sisteminin tamamen özel okullara devredilmesi çalışması ilk olarak 2012 yılı başında “özel okulları teşvik” adıyla kamuoyunun gündemine getirilmişti. Hazırlanması planlanan taslağa göre, çocuğunu özel okula gönderenlerin okul ücretlerinin yarısı devlet tarafından ödenirken, diğer yarısı veliler tarafından ödenecekti. Taslak ilk olarak, 2012’nin Nisan ayında Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından gündeme getirilmişti [3]. Fakat konuyla ilgili fiili adım CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’dan geldi. Tanal'ın TBMM Başkanlığı'na sunduğu Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda değişiklik öngören teklif, devletin özel okullarda öğrenim gören her bir öğrenci için, resmi okullarda öğrenim gören bir öğrencinin kendisine maliyeti kadar parayı özel okula ödemesini öngörüyordu. [4]
Hem Maliye Bakanı Mehmet Şimşek hem de CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal tarafından gündeme getirilen değişiklik taslakları göstermektedir ki, bu iki siyasetçinin üyesi olduğu partiler esas olarak küresel sermayenin ve Türk burjuvazinin eğitim alanındaki burjuva reform programının sözcülüğünü yapmaya soyunmuşlardır.   
Konu özelleştirme ve kamu kaynaklarının özel sektöre aktarılması olunca, birbirine karşıtmış gibi gözüken AKP ve CHP bir araya gelmekte ve eğitim alanına daha fazla müdahil olmak isteyen sermaye kesimlerinin önünü açmak için her yolu denemektedir. Onlar, bu ve benzeri yasa tekliflerini “eğitimde fırsat eşitliği” gibi süslü laflar eşliğinde işçi sınıfının ve emekçilerinin karşısına çıkararak onların desteğini almaya çabalarlarken, asıl olarak kamu kaynaklarının özel sektöre aktarılmasının önünü açmayı amaçlıyorlar. 
Oysa özel sektöre ve şirketlere aktarılacak olan milyon dolarlardan çok daha az maliyetle eğitim ve sağlık sektöründe kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti vermek mümkündür. Lakin kâr için değil de insan ihtiyaçlarını temel alan bu türden bir uygulamayı hayata geçirmek, varlıklarını sermayenin egemenliğine borçlu olan AKP ve CHP gibi burjuva partilerinin sınıf karakterine ve doğasına aykırıdır. Zira Onlar her konuda olduğu gibi burada da efendilerinin sözcülüğünü yapmaktadırlar.    
Hükümet eliyle uygulamaya konacak olan yeni eğitim reformundan en çok zarar görecek kesim yine işçi sınıfı olacaktır. Özellikle, son dönemde eğitim ve sağlık alanlarının hızlı bir şekilde özel sektöre devri çabalarının işçi sınıfı için artan vergiler, maaş ve sosyal haklarda yaşanan büyük kesintiler anlamına geldiği düşünülürse, emekçi sınıflara yönelik yeni saldırıların kapıdadır. Bütün bu saldırılar, ancak sosyalist bir program üzerinde yükselen kitlesel bir işçi hareketinin ve onun siyasi öncüsü olarak Marksist devrimci bir işçi partisinin yaratılmasıyla durdurulabilir.     

Dipnotlar

[1] http://haber.mynet.com/dershaneler-gelecek-yil-kapaniyor-650312-politika/
[2] http://haber.mynet.com/dershaneler-gelecek-yil-kapaniyor-650312-politika/
[3] http://haber.mynet.com/ozel-okul-parasinin-yarisi-devletten-624685-guncel/
[4] http://www.haber7.com/partiler/ haber/911719-tanal-ozel-okullarin-parasini-devlet-versin