Arap Baharı’nı başlatan Tunus’ta ilk seçimler
Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde baş gösteren Arap Baharı'nın başlangıcı olarak görülen Tunus'ta halk ayaklanmasından sonra ilk seçimler bugün yapılacak. Üç yıl aradan sonra sandık başına giden Tunus’taki bu seçimlerin daha önceki seçimlerden farkı eski devlet başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’yi seçmek zorunda kalmamaları. Tunus halkı bu seçimde bir yıl görev yapacak olan Ulusal Kurucu Meclis üyelerini belirleyecek. Bir yıl içinde geçici meclis, yeni bir anayasa hazırlamak ile yeni bir başkan ve yürütme sisteminin de belirlenmesiyle görevli olacak.
Geçici meclis de olsa partiler ve adaylar, bu seçimlerin parlamento seçimlerinden daha önemli olduğunun farkındalar. Çünkü Tunus’un gelecekteki yönetim biçimi, iktidar yapısı, din-devlet ilişkileri bu seçimler tarafından belirlenecek. Kısacası Kurucu Meclis’e girecek temsilciler, Tunus’un yakın geleceğinin mimarları olacaklar.
217 milletvekilli geçici meclis için 81 parti ve yaklaşık 11 bin aday yarışıyor. 7 milyon seçmenin katılacağı seçim sonuçlarının yarın açıklanması bekleniyor. Seçimlerin favorisi olarak Ak Parti'yi örnek aldıklarını söyleyen ılımlı İslamcı en Nahda gösteriliyor.
Seçim tahminleri
Eylül ayında yapılan bir ankete göre Tunus seçmeninin yüzde 25-30’unun en Nahda’yı destekleyeceği ve bu partinin Kurucu Meclis’te 70-80 sandalye kazanacağı görülüyor.  Ancak nispi temsil sisteminin uygulanacağı seçimlerde Nahda’nın tek başına çoğunluk sağlaması mümkün görünmüyor. Nahda şimdiden koalisyon ortağı aramaya koyulmuş durumda.
Nahda’ya en yakın rakip  Ahmet Necip Şebbi liderliğindeki  İlerici Demokrat Parti ve Mustafa bin Cafer liderliğindeki Ettakatol; fakat onların oy oranı yüzde 10’u dahi geçmiyor. Her iki partinin de Nahda ile ittifak yapması zor görünüyor. Nitekim Şebbi, Nahda ile ittifak yapmayacağını şimdiden açıklamış durumda. Bu nedenle Nahda öncelikle küçük partiler ve bağımsız adaylarla koalisyon kurmayı deneyecek. Moncef Marzuki liderliğindeki Cumhuriyetçi Kongre Partisi’nin Nahda ile ittifak yapabileceği daha ihtimal gözüküyor. Batıcı ve laik sol ve liberallerin ise en Nahda’ya karşı ortak bir ittifak gerçekleştirebilmeleri pek mümkün görünmüyor.
En Nahda
En Nahda, Bin Ali döneminin muhalif ve faaliyetleri yasaklanan İslamcı partisiydi. Fakat en Nahda mevcut 111 parti içerisinde halk kesimlerine en rahat ulaşan parti. Gannuşi sürgüne gittikten sonra en Nahda Tunus’ta var olmaya devam ederek özellikle kırsal kesimlerde  orta ve orta alt kesimlerde oldukça taraftar kazandı. Şimdi ise Tunus’un geleceğini belirleyecekler olarak bu kesim gösteriliyor.
Bununla birlikte Nahda lideri Gannuşi son dönemde yaptığı açıklamalarda temel hedeflerinin demokratik bir düzen olduğu ve reformcu bir parti olduklarını sık sık vurgulayarak gerek ülkedeki laik kesimlere gerekse Batı’ya mesaj veriyor. Gannuşi son açıklamasında, özellikle kıyafet özgürlükleri başta olmak üzere kadın haklarına önem vereceklerini, Batı ülkeleri ve Tunus’taki liberallerin en Nahda Partisi’nden ve destekçilerinden korkmaması gerektiğini, demokrasinin ve modernitenin bütün değerlerine en Nahda Partisi olarak saygı duyduklarını, iktidara gelmeleri halinde Türkiye’yi ve AKP’yi örnek alacaklarını dile getirdi.
Seçimler ve işçi sınıfı
Seçimden birinci parti olarak çıkması beklenen en Nahda lideri Gannuşi’nin örnek aldığı parti ve ülke modeli olarak AKP ve Türkiye’yi göstermesi ise Tunus işçi ve emekçilerini gelecekte neyin beklediği konusunda bir fikir veriyor. Gençler arasındaki işsizlik, enflasyon artışı ve  yoksulluğun neredeyse Tunus’un temel sorunu olduğu unutuldu. Tunus’taki partiler bu seçimlerde, halkın taleplerine cevap verecek bir yapı kurmaktan çok siyasi yapılarını nasıl devam ettireceklerinin, burjuva düzenin küresel kapitalizmle bütünleşecek şekilde nasıl tesis edileceğinin ve pastadan ne kadar pay alacaklarının hesabı içindeler.
Geçen aylar ise işçi sınıfının burjuva ve küçük burjuva partilerden bağımsız bir politikaya ve örgütlenmeye sahip olmaması durumunda ayaklanmanın düzen içinde nasıl eritileceğinin adeta göstergesi oldu. Mart ayında yazdığımız şu alıntı işçi sınıfının bugünkü seçim sürecinde oynadığı rol konusunda ders verir nitelikte: “Eğer Tunus işçi sınıfı gerçek ve köklü bir değişim istiyorsa, bunun yolu öncü Marksist partinin ve kitlesel özörgütlerin bayrağı altında, Tunus’taki sermaye düzenini devirmekten geçmektedir. Geri kalan sistem içi çözüm arayışları, örneğin ‘seçimlere gidelim, demokrasi gelsin!’ gibi talepler, rejimin işçi sınıfını ve emekçi halkı uyutmak için kullandığı politik araçlar olmaktan öteye gidemez”.[1]

Dipnotlar

[1]  http://www.toplumsalesitlik.org/tr/perspektif/tunustaki-halk-ayaklanmasinin-karsi-karsiya-oldugu-tehlikeler#.UHvSDPHPykA