Ellerinde kan var: Libya’nın tekne mültecileri ve “insani” emperyalizm

Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışan Afrikalı ve Ortadoğulu mülteciler ile göçmenlerin korkunç ölü sayısı, başlıca emperyalist güçlere, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik mahkum edici bir suçlamadır. 
ABD Başkanı Barack Obama ve onun eski dışişleri bakanı, Demokratların başkanlık seçimi aday adayı, Hillary “Geldik, gördük, öldü” Clinton, gırtlaklarına kadar kana bulanmış durumda. Onlar, ikiyüzlü ve adı çıkmış “insan hakları” bayrağı altında rejim değişikliği için acımasız savaşlar eliyle şimdiki felaketi yarattılar. 
Pazartesi günü, Akdeniz’de, Kuzey Afrika’dan ve Ortadoğu’dan göçmenlerle dolu en az üç teknenin tehlikeli bir durumda olduğu ve 23’ten fazla insanın boğulduğu bildirildi.
Bu [rakam], ABD ile onun Avrupalı müttefiklerinin askeri şiddetinden, Washington ile Avrupa Birliği tarafından kışkırtılan iç savaşlardan ve emperyalizmin bölgedeki entrikaları eliyle körüklenen yaygın yoksulluktan çaresiz bir kaçma girişiminde, yüzlerce, muhtemelen 1.400 insanın hayatını kaybetmesine ekleniyor.
Pazartesi günü, İtalya Başbakanı Matteo Renzi, 100-150 mülteciyi taşıyan bir şişme cankurtaran botundan ve yaklaşık 300 kişinin bulunduğu bir ikinci bottan imdat çağrısı alınmış olduğunu söyledi. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), kendilerini arayan birinin, bu gemilerden birinin uluslararası sularda battığını ve 20 kişinin öldüğünü bildirdiğini açıkladı.
Başka bir olayda, görünüşe göre Türkiye’den gelen, biri çocuk en az üç mülteci, teknenin Yunan adası Rodos açıklarında batmasıyla öldü. Video görüntüleri, güvertesi insanlarla dolu ahşap teknenin, Ege Denizi’ndeki adanın hemen açıklarında dalgalara batıp çıktığını gösteriyordu. Görgü tanıkları, yerel radyo kanalına, teknede, çok sayıda Suriyelinin yanı sıra Eritre’den ve Somali’den insanların da olduğunu söylediler.
Son boğulma olayları, yaklaşık 950 insanın bir göçmen teknesinin Pazar günü Libya açıklarında batması sonucunda ölmesinin ardından gerçekleşti. İtalyan Sahil Güvenlik yetkililerine göre, kapasitesinin oldukça üstünde yüklenmiş olan tekne, Libya kıyısının yaklaşık 230 km açığında alabora olmuş.
Hayatta kalan bir Bangladeşli, İtalyan haber ajansı ANSA’ya, “Teknede, 40-50’si çocuk, 200’ü kadın, 950 kişiydik” dedi. Çoğu insan geminin ambarına hapsolmuş ve korkunç şekilde boğulmuş. Bangladeşli göçmene göre, “Kaçakçılar kapıları kapatmış ve onların gemiden çıkmasını engellemişti.”
Geçtiğimiz hafta, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan iki ayrı teknenin batmasıyla, 500’den fazla insan öldü.
Bu yılın başından beri, en az 1.700 insan Avrupa’ya göç etmeye çalışırken yolda öldü ki bu, geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki sayının 50 katıdır. IOM’a göre, Avrupa kıyılarına ulaşma girişiminde ölen insan sayısı, 2011 ile 2014 yılları arasında 5 kattan fazla artmış durumda.
2011, ABD ile onun NATO’daki müttefiklerinin, özellikle de Fransa ile Britanya’nın, Libya’da rejim değişikliği savaşını başlattıkları yıldı. Onlar, Libya’ya, ülkenin doğusunda bulunan Bingazi kentindeki Muammer Kaddafi hükümetinin girişeceği bir katliamı önlemek için müdahale ettikleri sahte bahaneyle saldırmışlardı.
Bu “insani” özel görev, hükümet birlikleri ile üstünlüğü elde etmiş olan silahlı asiler arasındaki dağınık savaşta ölenlerden en az 10 kat fazla sayıda insanı öldüren altı aylık bir ABD-NATO bombalama saldırısını başlattı. El Kaide bağlantılı İslamcı milisleri vekil kara güçleri olarak kullanan bu emperyalist müdahale, Libya’yı hızla kaosa ve yıkıma sürükledi.
Nüfusun dörtte birinden fazlasını oluşturan yaklaşık iki milyon Libyalı göçmen, rakip İslamcı milisler ve biri Trablus’ta diğeri doğudaki Tobruk’ta kurulmuş iki rakip yönetim arasındaki bitmek bilmez iç savaştan kurtulmak için Tunus’a kaçmak zorunda kaldı. Libya Body Count web sitesine göre, ABD-NATO müdahalesinden üç yıl sonra, sadece 2014 yılının başından bu yana, yaklaşık 3.500 insan öldürüldü.  
Libya’da tırmanan barbarlık, kitlesel idamları da kapsamaktadır. Bunların, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından Pazar günü yayımlanan video ile açıklanan sonuncusu yaklaşık 30 Etiyopyalı mültecinin öldürülmesiydi. Bu, 21 Mısırlı Kıpti Hristiyan’ın, Sirte kentinin semtlerinin yanı sıra Libya’nın doğusundaki liman kenti Derna’yı ele geçiren IŞİD tarafından gerçekleştirilen benzeri baş kesmelerden iki aydan kısa bir süre sonra yaşanmaktadır.
Libya’da, ABD-NATO rejim değişikliği savaşından önce ne bu tür mezhepsel kitle katliamları vardı ne de El Kaide bağlantılı İslamcı milisler marjinal bir güç olmanın ötesinde bir varlığa sahipti. Bu unsurlar, büyük emperyalist güçlerin Kaddafi’yi devirip öldürme kararı almalarının ve Libya’ya yeni bir saldırı gerçekleştirmelerinin ardından teşvik edildiler, silahlandırıldılar ve çok büyük bir hava gücüyle desteklendiler. 
Bu yağmacı yeni-sömürgeci müdahalenin felaket getiren sonuçları, artık inkar edilemez. Bu, petrol zengini Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki tüm toplumları yıkıma uğratan ve milyonlarca insanı göçmene dönüştüren, giderek artan emperyalist savaşlardan ve müdahaleden yalnızca biridir. Bunlar, emperyalist güçlerin ya da onların bölgesel vekillerinin Mali, Somali ve Sudan’daki müdahalelerinin yanı sıra, Irak, Suriye ve şimdi Yemen’deki savaşları da kapsamaktadır.
Uluslararası Af Örgütü’ne göre, Afrika’da ve Ortadoğu’da tırmanan çatışmalar, “II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük göçmen felaketine yol açmış” durumda. Af Örgütü, geçtiğimiz yıl, dünya çapında 57 milyon insanın kaçmak zorunda bırakıldığını tahmin ediyor ki bu rakam, 2012 yılındakinden 6 milyon fazla.
New York Times’ın başını çektiği Amerikan basını, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da yoksulluktan ve şiddetten kaçan göçmenler ile ilgili olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin ve onun Avrupalı müttefiklerinin bu insani felakete yol açan eylemlerine hiçbir şekilde değinmeksizin yazılar yazıyor. Akdeniz’de gözler önüne serilen şey bir trajedi değil; emperyalist bir savaş suçudur.