Güney Sudan Kendi Kaderini Tayin Ediyor!

Sudan’ın güney kesiminde bağımsız devlet kurulup kurulmamasına ilişkin halk oylaması yapılıyor. Halk oylaması, Kuzey ve Güney Sudan arasındaki 22 yıllık iç savaşı bitiren 2005 barış antlaşmasının şartlarından biriydi. 9 - 15 Ocak tarihleri arasında süren oylama sonucunda %60 katılım ve gerekli salt çoğunluk elde edilmesi durumunda ayrılma gerçekleşecek. Sonuçlar ise 6 Şubat’ta, temyize gidilmesi durumunda 14 Şubat’ta kesinleşecek. Böylece barış anlaşmasının yürürlüğe girmesinden tam altı yıl sonra, 9 Temmuz 2011’de Afrika’nın en büyük yüz ölçümüne sahip ülkesi bölünmüş ve Afrika’da 54'üncü ülke kurulmuş olacak.
Sudan, 1899’dan 1956’ya dek Britanya-Mısır ortak idaresindeydi. 1956’da bağımsızlığını kazanan Sudan’da  1963’te başlayan ilk iç savaş 1972’de özerklik anlaşmasıyla sona erdi. İkinci iç savaş 1983’te başlayıp 2005’te altı yıl sonra güneyde bağımsızlık referandumuna gidilmesini öngören anlaşmayla sona erdi. Bu savaşlar 2 milyon insanın ölümüne, 4 milyon insanın evini terk etmesine yol açmıştı.
Sömürge döneminden bu yana ayrı çizgilerde gelişen güney ve kuzey, din, kültür ve etnik köken açısından farklı yapılara sahip. Kuzeyliler ağırlıklı olarak Arap ve Müslüman, güney ise Hıristiyanlık ve animizm inancını benimseyen Afrika kabilelerinden oluşuyor. Ancak, güney ve kuzey arasında dini ve etnik konuların daha ötesinde bir çatışma söz konusu: Petrol kaynaklarının kontrolü.
Sudan’ın 6 milyar varil olarak tahmin edilen petrol rezervinin yüzde 70’i güneyde ve güneyin mevcut bütçe gelirlerinin yüzde 98’i petrolden. Bölünme sonrasında petrol kaynaklarının nasıl dağılacağı konusunda başlıca sorun iki bölge arasında kalan Abyei’nin statüsünün ne olacağı. 2005 anlaşmasının maddelerinden biri de güneyin bağımsızlık referandumuna paralel olarak Abyei’nin statüsünün de belirlenmesiydi. Ancak Abyei referandumu şimdilik ertelenmiş gözüküyor.  Abyei’nin ayrılıkçı Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) ile kuzeyde iktidardaki elinde tutan Ömer el-Beşir’in Ulusal Kongre Partisi’ni tekrar karşı karşıya getirmesi kaçınılmaz görünüyor. Abyei’de her iki partiye bağlı olan ve ağır silahlı kabilelerin 2008’deki çatışmaları hala hafızalardan silinmiş değil.
Merkezi kuzeyde bulunan Sudan yönetimi, başından itibaren petrol zengini Güney’in kopmasına sıcak bakmıyor. Ancak geçtiğimiz günlerde güneyin başkenti olması beklenen Juba’ya giden Sudan Cumhurbaşkanı el-Beşir, oylama sonucunun bağımsız devlet olması durumunda bunu kabul edeceklerini açıkladı. Bu kabullenmenin başlıca nedeni el-Beşir üzerindeki uluslararası baskı. El-Beşir 2003 yılında Darfur’da gerçekleşen katliamlardan dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılandı ve soykırım, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekten dolayı tutuklama kararı çıktı. Bütün hesaplarını petrol üzerine kuran Batılı ülkeler ise bölünmeye tam destek verirken Beşir’i de kontrol altında tutmaya çalışıyor. BBC’nin raporuna göre geçmişte Çakal Carlos ve Usame bin Ladin’e kapısını açmış Sudan’ın Kaide üssüne dönüşmesinden korkan ABD’nin teklifi oldukça pragmatist: “Referandumun barışçıl geçmesine yardım et, Sudan’ı terör listesinden çıkaralım.”
Peki bağımsızlık kararı sonrası Güney Sudan’ı neler bekliyor? Güney şimdiden bayrağını, ulusal marşını ve şehir planlarını oluşturdu. Ancak sekiz milyonun üzerindeki nüfusu için güneyin neredeyse hiç yolu yok; eğitim veya sağlık hizmetleri çok yetersiz; ilkokulu bitirenlerin oranı yüzde 2, okuma yazma bilenlerin oranı ise yüzde 15. 2005 barış anlaşmasından sonra bölge yönetiminde bulunan SPLM tüm umudunu petrol gelirine ve Batıdan gelecek yardımlara bağlamış durumda. Ancak işleri hiç kolay görünmüyor.
Petrolden elde edilen kârların paylaşımı istikrarsız bir geleceğin başlıca sebebi. Abyei’nin statüsü, petrol tesisleri ve ihraç hattının kuzeyde olması işleri karmaşık hale sokuyor. 2005’teki anlaşmayla petrol gelirleri eşit oranda pay edilmişti. Ancak 2 taraf anlaşmanın sona ereceği 9 Temmuz’dan itibaren petrol gelirlerini nasıl paylaşacakları konusunda anlaşmaya varmış değil. Bu potansiyel bir savaş nedeni. Ayrıca güney ile kuzey arasında 2 bin km’lik sınırın sadece yüzde 20’sinde taraflar anlaşmış durumda. Tüm bu sorunların yanında emperyalist devletlerin ve komşu ülkelerin basıncı da belirsiz bir geleceğe işaret ediyor.  Güney Sudan’ın Nil nehrinin yeniden paylaşımını isteyen devletlere katılmasından korkan Mısır, şeriatçı el-Beşir yönetimine karşı isyancıları destekleyen İsrail, petrol ve maden yatırımlarıyla bölgeye derinden giren Çin, yeni stratejisinde Afrika’ya büyük yer ayıran ABD ve çokuluslu petrol şirketleri kendi çıkarları için Güney ve Kuzey Sudan’da yeni savaşların yaşanmasına olanak tanıyor.

Dipnotlar

Ömer el-Beşir: Sudan Devlet Başkanı. İslamcı destekli darbeyle 1989’da iktidara geldi. Arap Caaliyin kabilesinden. Darfur’da BM’ye göre 300 bin kişinin öldüğü Araplar ile Afrikalı kabileler arasındaki savaşta Cancavit milislerini desteklemekle suçlandı ve soykırım, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekten dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi hakkında yakalama emri çıkardı.
Savla Kiir: 17 yaşında gerilla oldu. SPLM’nin lideri John Garang’ın 2005’te Hartum’la barış anlaşmasını imzaladıktan sonra şüpheli helikopter kazasında ölmesi üzerine güneyde özerk yönetimin başına geçti. Batılı liderlerin desteğini alan Kiir, Dirka kabilesinden. Katolik hristiyan. Güneyin ilk devlet başkanı olması bekleniyor.
Künye
Adı: Sudan Cumhuriyeti
Nüfus: 43.200.000 (BM, 2010)
Başkent: Hartum
Yüzölçümü: 2.5 milyon km ²
Başlıca dilleri: Arapça, İngilizce (resmi), diğerleri
Dinler: İslam, Hıristiyanlık, Animizm
Yaşam süresi: 58 yıl (erkek), 61 yıl (kadın) (BM)
Para birimi: Sudan pound
Başlıca ihraç ürünleri: Petrol, pamuk, susam, hayvancılık, arap sakızı
Kişi başına düşen GSMH: US $ 1220 (Dünya Bankası, 2009)