Marx 21’den Christine Buchholz Afrika’daki Alman birliklerini ziyaret etti
Almanya’daki Sol Partili milletvekili ve Marx 21 adlı grubun önde gelen üyelerinden Christine Buchholz, 18 Şubat’ta, yeni Savunma Bakanı Ursula von der Leyen (Hristiyan Demokratik Birlik-CDU) ile birlikte Afrika’ya yaptığı son seyahat hakkında bir rapor yayınladı.
Uluslararası Sosyalist Eğilim’in üyelerinden Marx 21’in web sitesinde dikkat çekici biçimde yayımlanmış olan makale, Sol Parti’nin ve onun içinde çalışan sahte sol eğilimlerin Alman emperyalizminin bütünleyici parçaları olduğu ve Alman militarizminin yeniden canlanmasında önemli rol oynadıkları gerçeğini vurgulamaktadır.
Von der Leyen’in Şubat ayı başında Mali’ye ve Senegal’e yaptığı seyahat, Alman dış politikasının her zamankinden saldırgan yeni bir aşamasına işaret ediyordu. Bu seyahati, Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un, Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in (Sosyal Demokrat Parti-SPD) ve von der Leyen’in, Alman egemen seçkinlerinin kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını giderek daha fazla askeri yollarla savunmaya niyetlendiğini ortaya koyduğu Münih Güvenlik Konferansı izledi.
Afrika yolculuğunun başladığı gün, hükümet Bundeswehr’in (Alman Silahlı Kuvvetleri) Mali’deki özel görevinin uzatılmasını onaylamıştı. Von der Leyen, Afrika’ya vardığında, Somali’ye daha fazla Alman askeri sevkiyatına ilişkin planları açıkladı ve dış görevlerin genişletilmesine yönelik eleştirileri sert bir şekilde reddetti.
Alman militarizmine belirsiz bir şekilde bile olsa karşı çıkan hele de sosyalist ilkeleri temsil eden hiç kimse, Alman militarist propagandasının önemli bir unsuru olan bu tür bir geziye katılmazdı. Bakana bir dizi yüksek rütbeli subayla savunma bakanlığı kadrosu, gazeteciler, televizyon kameraları eşlik ediyordu. Onlar, Bundeswehr’a olabildiğince olumlu bir şekilde sunacak şekilde özenle şeçilmiş ve hazırlanmış yerleri ziyaret ettiler. Bu Alman erkanı, devlet hasabına gezide birlikte yiyip içti, birbirini tanıdı vemüflis seçkinlerle buluştu.
Buchholz, Marx 21 ve Sol Parti, bu konuda herhangi bir rahatsızlık ifade etmedi. Onlara göre, Bundeswehr’in bir dış görev üstlendiği bir “sorunlu nokta”ya emperyalist bir savunma bakanının yanında uçmaktan daha doğal bir şey bulunmamaktadır!
Buchholz, raporunun başında, kısa ve öz biçimde, “5 Şubat’ta, Ursula von der Leyen, yeni savunma bakanı olarak, Senegal’de ve Mali’de uluslararası askeri özel görevler üstlenmiş Bundeswehr birliklerini ziyaret etmeye başladı. Alman Parlementosu’ndaki partilerin her biri heyete bir üye gönderebiliyordu. Ben oraya Sol Parti adına katıldım ve Mali’deki misyonun, Avrupalı ve diğer çok taraflı misyonlar bağlamında dünyaya Alman askerleri gönderme biçimindeki daha kapsamlı bir stratejide bir temel yapı taşı olduğunu gözlemledim.” diyordu.
2003’teki Irak savaşında, “iliştirilmiş gazeteci” kavramı icat edilmişti. Bu, araştırmalarında nesnel ve bağımsız olmayan;  orduya katılmış ve onun bakış açısıyla haber verip yalnızca üst düzey subayların izin verdiği bilgileri yayınlayan gazeteci anlamına geliyordu. Buchholz’un durumunda, kuşkusuz, bir “iliştirilmiş muhalefet”ten söz edilebilir.
Onun geziye ilişkin değerlendirmesi, bir “iliştirilmiş” habercilik örneğidir. Buchholz, nesnellik kisvesi altında savaş propagandası yapmaktadır. Araya eleştirel ifadelerin serpiştirildiği rapor, hükümete askeri operasyonları nasıl daha etkili hale getirebileceğine ilişkin tavsiyelerde bulunurken, asıl olarak, halk arasında tutulmayan askeri operasyonları meşrulaştırma görevini yerine getirmektedir.
Buchholz, bu gezinin siyasi öneminin ve Alman emperyalizminin Afrika’da peşinde koştuğu jeo-stratejik ve ekonomik çıkarların farkındadır. O, raporunun sonuç bölümünde şunları söylüyor:
“Bundeswehr’in Mali’deki özel görevinin aynı zamanda Alman bakış açısıyla anlaşılabileceği netlik kazanmıştır. Ursula von der Leyen, Mali gezisinden önce TV haber programı Tageschau’ya verdiği bir röportajda, genel olarak ve tüm dünyada daha fazla Bundeswehr misyonuyla ilgilendiğini ortaya koymuştu. Leyen, Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ile birlikte, bu konuyu Münih Güvenlik Konferansı’nda yineledi. Afrika, bu hedefin yerine getirilebileceği bir kıta olarak ortaya çıkıyor. Burası, yalnızca kaynak peşinde koşan sermaye için çok sayıda kaynağa değil; aynı zamanda bir müdahaleye gerekçe işlevi görebilecek çok sayıda çatışmaya da sahiptir.”
Buchholz bu yağmacı planlara desteğini ifade etmeye kalkışmıyor. Ama onun yazdığı her şey, onları örtbas etmeye ve Afrika’daki Alman ve Fransız birliklerinin operasyonlarını olumlu bir şekilde göstermeye hizmet etmektedir.
Buchholz, daha en başta, Mali ve Senegal hükümetlerinin Alman heyetini sıcak bir şekilde karşıladığını ve Almanya’dan daha fazla kararlılık istediğini vurguluyor. 
Buchholz, Senegal Savunma Bakanı’nın, Almanya’nın “Senegal’e yıllardır sağlamış” olduğu “askeri donanım yardımı için” teşekkür ettiğini yazıyor. Bakan, “istihbarat toplama alanında da yardım” talep etti. “Ursula von der Leyen ve heyet” Mali’de de “yetkililer tarafından sıcak bir şekilde karşılandı.” diyor ve ekliyor: “Hem Mali Devlet Başkanı Ibrahim Boubacar Keita hem de Mali Savunma Bakanı Soumeylou Boubèye Maiga Alman yardımının önemini vurguladı.”
Bu ifadeler açık olduğu kadar tiksindiricidir. Buchholz, Alman emperyalizmini Afrika’da destekleyen bu müflis seçkinlerin sözlerine meşruluk kazandırma çabası içinde, onları tekrarlıyor. O, böylece, yalnızca hangi tarafta olduğunun altını çizmektedir. Buchholz, Afrika işçi sınıfını ezmek ve kıtanın kaynaklarını yağmalamak için yakın işbirliği içinde çalışan emperyalist devletler ile Afrika burjuvazilerinin komplosunun bir parçasıdır.
Buchholz, hiçbir rahatsızlık duymaksızın, önde gelen askeri yetkililerle olan kişisel görüşmelerini, onların sözlerini eleştirisiz yineleyerek anlatıyor. Örneğin, Mali’deki Fransız birliklerinin komutanı General Marc Foucaud, bir tartışmada, “Sizin Fransızlar’ın eylemlerinden rahatsız olduğunuzu duydum. Yabani Kedi [Operasyonu] insani bir müdahaledir” diyerek ona güvence vermiş.
Buchholz, bunun bir yalan olduğunu çok iyi biliyor. Mali’deki operasyonun, aynı Afganistan’da olduğu gibi, “insanseverlik”le ya da “terörizm”le mücadele ile bir ilişkisi yoktur. Bu, Batılı emperyalist devletlerin, üzerinde yeniden sömürgeci egemenlik kurmak için Afrika’ya dönmek üzere gerçekleştirdiği bir saldırıdır ve NATO’nun iki yıl önce Libya’ya yönelik saldırısının devamıdır. Bundeswehr tarafından dört uçak ve 330 asker ile desteklenen Yabani Kedi Operasyonu, Mali’nin kuzeyinde kanlı bir savaş görevidir ve daha şimdiden binlerce yaşama malolmuş ve yüz binlerce sığınmacıya yol açmıştır.
Buchholz’un Foucaud ile toplantısının şartları, onun Mali’deki emperyalist saldırı ile hiçbir “sorun”u olmadığını gösteriyor. Görüşme, Buchholz’a göre, “Nijer Irmağı’nın kıyısında son derece güzel bir yerleşim yeri olan Bamako semtindeki Almanya Büyükelçiliği’nin verandasında, ‘güvenlik ağı’nın temsilcileri ile birlikte bir akşam”; “eski güzel günler”den (yani Afrika’nın sömürgeci zaptı günlerinden) kalmış bir sahnede gerçekleşmiş. 
Sol Parti ve Marx 21 gibi sahte solcu güçler, Yeşiller’in Bundeswehr’in 1998’de Kosova’daki ilk özel görevi zamanında oynamış olduğu kadar önemli bir rol üstleniyorlar.
Buchholz “iliştirilmiş muhalefet” olarak Afrika’ya yolculuk yapmadan birkaç ay önce, Sol Parti’nin önde gelen dış politika sözcülerinden biri, “insani” operasyonlar için açık çağrı yapmıştı.
Egemen seçkinler, Buchholz gibi bireylerin Alman emperyalist çıkarlarına karşı herhangi bir şey söylemeyeceklerini ya da hiçbir şey yapmayacaklarını biliyorlar. Buchholz, beş yıldır, Sol Parti adına Almanya Parlamentosu’nun Savunma Komitesi’nde bulunuyor. O, bu komitenin gizliliğine sadakatini sürdürüyor ve aynı zamanda siyasi ve askeri seçkinlerle yakın ilişkilerin tadını çıkartıyor.
Buchholz, arada bir Almanya’nın Mali’deki faaliyetlerine ilişkin eleştirel laflar ettiğinde, bunu emperyalizmin kaygılı bir temsilcisi olarak yapmaktadır. O, nüfusun artan direnişine karşı daha aklıllı bir strateji ve daha iyi savaş propagandası önermektedir. 
Buchholz, bir basın açıklamasında, Mali’deki Bundeswehr misyonunun uzatılmasının “ülkedeki gerçek sorunlar”ı çözmeyeceği uyarısında bulunuyor. Dahası, “Fransız ordusunun giriştiği savaşın ve şimdiki operasyonların gidişatı konusunda tam olarak hiçbir şey” bilinmiyor.
Buchholz, özünde, Alman askerlerinin Mali’ye ve Afrika’nın başka yerlerine gönderilmesine karşı değil. Raporunda, yolculuk sırasında “hükümetin, Alman birliğinin sayısını hangi özgül argümanlarla arttırmak istediği ... belli olmadı” şikayetinde bulunuyor.
Onun raporunun diğer bölümleri, yurt dışındaki askeri operasyonlara yeni askerler almaya çalışan Bundeswehr için bir propaganda broşürü gibi: “Alman askerleriyle yapılan görüşmelerin bazıları heyecan verici. Tabip sınıfından askerler, belirli bir gururla, etraftakilerle karşılaştırıldığında hoş bir serinliğe sahip olan sahra hastanesini gösterdiler. O modern elektronik araçlarla donanmış. [...] Onlara [askerlere] göre, Kuzey’deki savaş uzakta. En büyük zorluk kampta dağlar boyunca yalıtılmış olmak ve Mali sıcağında her gün sıkı çalışma.”
Buchholz, Bundeswehr tarafından eğitilmiş Malili birliklere de övgüler yağdırıyor. O, “Yerleşim alanlarında çatışma tatbikatı” başlığı altında, “Genç Malili askerler, bakanlara, Alman heyetine ve çok sayıda basın mensubuna yeteneklerini gösteriyorlar. Onlar, mayınları etkisiz hale getiriyor ve patlayıcı maddeleri imha ediyorlar. Kuzeydeki asilerin el yapımı bombalarından dolayı, bu becerilere özellikle ihtiyaç duyuluyor.” diyor.
Buchholz’un Alman Savunma Bakanlığı ve Bundeswehr ile açık ittifakı, siyasi bir uyarı olarak görülmelidir. Marx 21 ve diğer sahte sol örgütler, son yıllarda hızla sağa kaymışlardır. Onlar Mısır devriminin ezilmesini ve Libya ile Suriye’deki emperyalist müdahaleleri desteklediler. Onlar, orta sınıfların, toplumsal çıkarları saldırgan emperyalist politikalarla ve işçi sınıfının bastırılmasıyla bağlantılı olan halivakti yerinde kesimleri adına konuşuyorlar.
Buchholz’un gezi günlüğünün piyasaya çıkmasından yalnızca bir gün sonra, Marx 21, Rusya’daki sözde Sosyalist Hareket’in bir üyesi olan İlyas Boudraitskis ile bir röportaj yayımladı. Boudraitskis, Alman ve Amerikan emperyalizminin Ukrayna’da Batı yanlısı bir yönetimi iktidara getirmek ve işçi sınıfına yönelik yoğun saldırılara hazırlanmak için birlikte çalıştığı faşist güçleri savunmaktadır. Boudraitskis, faşistleri, “hareketin en kahraman ve militan kesimleri” olarak betimliyor. Boudraitskis, kendisine “Naziler ile tartışma”ya hazır olup olmadığı sorulduğunda, “Bazılarıyla belki” yanıtını veriyor.
Sahte sol, uzunca süredir, sağcı siyasi konumlarını Marksist söylemler arkasında saklamaya çalıştı. Bu, Avrupa’daki ve uluslararası düzeydeki patlamaya hazır toplumsal ve siyasal durumda artık mümkün değil. Emperyalizm kendi çıkarlarını savunmak için askeri aygıtını ve faşistleri harekete geçirirken, sahte sol, bu aşırı gerici güçlerle ittifaka katılmak istiyor.
8 Mart 2014