Somali açlığın pençesinde
Dünyanın en yoksul ülkelerinden Somali, kelimenin tam anlamıyla açlığa teslim oldu. Basına yansıyan haberlere göre 12 milyon nüfuslu ülkenin yarısı açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Son üç ayda beş yaşın altındaki yaklaşık 90.000 çocuk açlıktan ölürken, gereken yardımın ulaşmaması durumunda 500.000 çocuğun daha ölebileceği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler (BM) ise bu durum karşısında Somali’de açlık ilan edip yardım yapma çağrısında bulundu. Bölgede şu an gıda yardımı dağıtan kamyonlar yağmalanmakta, bunun yanı sıra dişe dokunur bir yardım bölgeye kesinlikle ulaşmamakta.
Burjuva basın bunun nedeninin ülkenin güneyinde El Kaide bağlantılı El Şebab örgütünün yardımları engellemesi olduğunu yazıyor. BM de bu gerekçeyle Ocak ayında ülkeye yardım göndermekten vazgeçtiğini açıklamıştı. Bunun yanı sıra bölgede son 60 yılın en büyük kuraklığının yaşandığı söyleniyor. Fakat BM’nin bu tavrının ve burjuva basının bu yönde yazdıklarının aslında kapitalistlerin bu açlıktaki rolünü gizlemek için olduğu ortada.
Bunu anlamak için Somali’nin bu duruma nasıl geldiğine bakmak gerekiyor. Dünya gıda pazarı ve üretiminin, kapitalist gıda tekellerinin arzusu doğrultusunda yeniden düzenlenmesinin bir sonucu olarak Somali ve onun gibi ülkelerin gıda üretimi neredeyse ortadan kalkmış olup bu ülkeler sadece gıda ithal eden bir pazar durumuna düşürülmüştü. Fakat Somali’nin gıda ithal edebilecek durumu da yok.
Dolayısıyla Somali, gıda yardımları olmadığı takdirde her zaman açlığın pençesinde kalacak bir ülke durumunda. Birleşmiş Milletler’in uzun yıllardır Somali için yürüttüğü bir yardım programı vardı. Fakat emperyalist devletlerin çıkarları doğrultusunda BM, bu bölgede El Şebab’ın faaliyetlerini abarttı ve onun taleplerini kabul edilemez buldu. Fatura ise burada yaşayan yoksul insanlara çıkarıldı. BM, Dünya Gıda Programı’nın Somali ayağını Ocak’ta durdurdu.
Kısacası BM, şu an her ne kadar açlık ilan edip yardımda bulunmaya karar vermişse de aslında daha önce gıda yardımını keserek açlığa kendisi neden olmuştur. Ve BM’nin aldığı yardım kararı da tabiri caizse alay etmekten başka bir şey değildir. 6 milyon insan açlıktan etkilenecekken, 3 ayda 90.000 çocuk ölmüşken ve kısa sürede 500.000 çocuk ölecekken planlanan yardım miktarı sadece 10 ton. Bu en fazla bir kamyon eder ve küçük bir mahallenin bir günlük ihtiyacını bile karşılamaya yetmez.
Gelişmiş ve gelişmekte olan kapitalist ülkelere baktığımızdaysa onların da bu konuda kılını kıpırdatmadıklarını ve tamamen sessiz kaldıklarını görüyoruz. Türkiye’nin bu konudaki tavrını ise Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı yardım çağrısı özetliyor. Ahmet Davutoğlu, SMS göndererek yardım yapılabileceğini söyleyerek çağrıda bulunuyor. Bu da Türkiye’nin de bu konuda hiçbir şey yapmayacağını gösteriyor. Bir devlet yardımı yapmak çok da zor olmasa gerek, ama onun yerine nereden gelip nereye gideceği belli olmayan ve telekomunikasyon şirketleri dışında kimseye bir faydası olmayacak bir SMS kampanyası yapmak Türkiye’nin de yaşananlara sessiz kaldığını gözler önüne seriyor.
Sonuç olarak başta Somali olmak üzere Afrika’da yaşananların tek suçlusu dünya kapitalizmi ve onun devletleri ile uluslararası örgütleridir. Önce Somali’yi bu hale düşüren kapitalistler şimdi de olan biteni seyretmektedirler.
Gerek kapitalist sistemden kaynaklanan gıdanın eşit ve özgürce dağıtılamaması sorunu, gerek gelişmiş ülkelerin yaşananlara seyirci kalması, gerek BM’nin ciddiyetsizliği ve gerekse dünya kapitalizmin yakında tekrar patlayacak krizi düşünüldüğünde bu ülkenin kolay kolay yardım alamayacağı ve yüzbinlerce ve hatta milyonlarca insanın dünyanın gözü önünde açlıktan öleceğini görmek için dahi olmaya gerek yok.
Bugün dünya nüfusunun iki katına yetecek kadar gıda üretimi yapılıyorken; sadece ABD sınırları içinde bile 2 milyar insana yetecek kadar tahıl üretimi yapılabiliyorken, gezegenin bir yerlerinde milyonlarca insan açlıktan ölüyorsa bunun tek sorumlusu kapitalizmdir. Bu kadar yüksek üretim söz konusuyken üretilen bütün ürün ya hayvan yemi, ya biyoyakıt olarak kullanıyor ya da üretim fazlası denize dökülüyor. Halbuki bu yüksek orandaki üretim, bu boyuttaki üretici güçler, dünyada açlığın ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu gösteriyor. Fakat kapitalizm denilen insanlık dışı sistem ortadan kaldırılmadığı sürece açlık ortadan kalkmayacak ve daha çok Somaliler göreceğiz.