Tunus’taki UGTT sendikası bir günlük genel grev çağrısı yaptı
Tunus’taki işçi sınıfının İslamcı Nahda Partisi’nin geçici hükümetine karşı artan protestolarının ve geçen Salı günü İslamcı haydutlarla yaşanan çatışmaların ortasında, Tunus Genel İşçi Sendikaları (UGTT), 13 Aralık günü bir günlük genel greve gidilmesi çağrısı yaptı.
UGTT, grev çağrısını, Devrimi Korumak İçin İslamcı Birlik’in haydutlarının UGTT’nin Tunus’taki merkez bürolarına yönelen ve 10 kişinin yaralandığı saldırılarını protesto etmek için yaptı. UGTT’nin genel sekreteri Hassine Abbasi, aynı zamanda, Nahda’nın binalarına yönelik saldırılardan dolayı Tunus halkından resmen özür dilemesini talep etti.
Nahda’nın başkanı Raşid Gannuşi, UGTT’nin grev çağrısına, “milislerden ve silahlardan arındırmak için” bütün partilerin ve sendikaların binalarının aranması talebiyle yanıt verdi.
Grev çağrısı, işçi sınıfı kenti Silyana’da yoğunlaşan, UGTT’den bağımsız biçimde patlayan ve polisin vahşice saldırdığı yoksulluk karşıtı kitlesel gösterilerden beş gün sonra yapıldı. Bu gösterilerde, 300 dolayında insan saçma atan polisler tarafından yaralanmıştı.
Geçtiğimiz yıl devrimci işçi sınıfı mücadelelerinin ortasında devrilen önceki devlet başkanı Zeynel Abidin Bin Ali diktatörlüğünün uzun süreli bir dayanağı olan UGTT, grev çağrısını, bu mücadelelerin hükümete ve kapitalizme karşı, devrimci bir mücadeleye dönüşerek kontrolden çıkmasını önlemek için yapmıştır. Onun grev çağrısı, Silyana’daki olaylara değinmemekte ve yalnızca UGTT bürolarına yönelik saldırılardan söz etmektedir. UGTT, bir günlük genel grevin yanı sıra, geçtiğimiz Perşembe günü, Silyana çevresinde beş günlük bir yerel grev çağrısı yaptı.
Tunus sanayisinin kalbi olan bölgede (ülkenin ekonomik başkenti Sfaks’ta, fosfat üretiminin merkezi Kafsa’da ve geçtiğimiz yılki devrimin patladığı Sidi Bu Zeyd ile Kassarin’de) Perşembe günkü bir günlük grev çağrısı kitlesel bir destek gördü. Bütün kamu ve özel sektör işyerleri kapandı ve onbinlerce işçi yürüyüş yaptı.
Atılan sloganlar arasında şunlar vardı: “Saçma mermiler Tunusluları yıldırmayacak”, “yabancı işbirlikçisi hükümet istifa”, “sömürge hükümeti, sen Tunus’u satıyorsun.”
Perşembe günkü sınırlı grev çağrısı ve genel grevin zamanlaması, protestoların temposunu düşürmek ve tüm işçi sınıfının denetlenemez bir isyanına dönüşmesini engellemek için seçildi.
UGTT, bu amaçla, Silyana bölgesinde geçtiğimiz Pazar günü yapılacak olan bir günlük genel grevi, tüm Tunus’taki işçiler Silyana ile dayanışma amacıyla gösteriler yapmaya başlarken, iptal etti. Silyana’da ve çevresindeki kentlerde yaşayan yüzlerce insan, Silyana’daki UGTT bürolarının önünde oturma eylemi düzenledi.
Hükümet ile sendika arasındaki anlaşmanın uygulanmasını bekleyen UGTT’nin bölgedeki patronu Ahmed Çeffay, grevin bittiğini açıkladığında, Tunisie.tn, “sendikayı hükümete boyun eğmekle suçlayan protestocuların görüşmeleri ‘siyasi bir pazarlık’ olarak mahkûm ettiğini” bildirdi.
UGTT, burada, yeni devrimci mücadelelerden korkan tüm Tunus burjuvazisi hesabına çalışmaktadır. Cuma günü, Tunus devlet başkanı Moncef Marzuki şunu belirtti: “Yalnızca bir Silyana yok. Bunun çok sayıda bölgeye yayılabileceğinden ve devrimin geleceğini tehdit edeceğinden korkuyorum.”
Başlıca gericilerden Selefi önder Beşir Bin Hassan, “devrimi korumak için” bir milyon kişilik gösteriler düzenleyeceğini iddia ederek, grevin “bir günah” olduğunu açıkladı. O, Mısır’daki İslamcı devlet başkanı Muhammed Mursi karşıtı artan kitlesel gösterilere ilişkin olarak, “yaptıkları şeyin neye yol açtığını görmeden Mısırlıları kopyalamak yanlış” diye ekledi.
Ülkenin dört bir yanında büroları olan UGTT  500.000 üyeye sahip olduğunu iddia ediyor ve Tunus işçi sınıfının asıl temsilcisi olduğunu ifade ediyor. Bununla birlikte, UGTT, Bin Ali’nin, işçi ve köylü kitlelerini büyük bir yoksulluk içinde tutan 22 yıllık kokuşmuş egemenliği boyunca, Tunus’taki göstermelik seçimlerde Bin Ali’nin başkanlık kampanyalarını sürekli olarak desteklemiştir. Yalnızca 14 Ocak 2011’de, bu diktatör kaçmanın eşiğindeyken 2 saatlik bir grev çağrısı yapan UGTT, hiçbir zaman genel grev çağrısı yapmamış ve Ben Ali’nin iktidarda kalmasına hizmet etmiştir.
UGTT ve tüm Tunus küçük burjuva solu, işçi sınıfının savunucusu maskesi takarken, işçi sınıfının iktidarı almasını ve sosyalizm uğruna uluslararası mücadelesini amaçlayan devrimci mücadelesini engellemek üzere tasarlanmış siyasi anlayışlar geliştirmektedir. Onlar, işçi sınıfının İslamcı devlet başkanı Muhammed Mursi’nin bir diktatörlük kurma girişimine karşı savaştığı Mısır’da yükselen işçi sınıfı mücadelelerinden hiç söz etmemektedir.
Bu küçük burjuva solu, emperyalizm yanlısı İslamcı bir parti olan Nahda’ya, demokratik hakları savunma ve işçi sınıfının toplumsal çıkarlarını ilerletme yönünde baskı yapılabileceğini iddia etmektedir. İşçi sınıfının karşılanmamış olan toplumsal ve demokratik özlemleri üzerine protestolar başladığında, UGTT genel sekreteri Abbasi Tunus hükümetiyle sürekli görüşmeler yapıyordu. 
UGTT’nin başlıca kaygısı, Tunus’taki bütün siyasi partilerin birliğini korumaktır. O, Ekim ayı ortalarında, Nahda hariç, Tunus’taki bütün önemli partilerin katıldığı bir Ulusal Diyalog Kongresi topladı. UGTT, “ulusal bir diyalog” çağrısı yapmaya devam ediyor.
UGTT’ye “sol” bir maske sağlayan başlıca siyasi müttefiki, Hamma Hammami önderliğindeki Tunus Emekçileri Partisi’dir (TEP; eski Tunus İşçilerinin Komünist Partisi)
Devlet başkanı Marzuki, Silyana’daki polis vahşetine karşı öfkenin canlandırdığı siyasi krize yanıt olarak sınırlı bir teknokratlar hükümeti çağrısı yaptığında, TEP buna hemen olumlu yanıt verdi.
Hamma Hammami, geçen Pazartesi günkü açıklamasında “ulusal uzmanlardan oluşan ve belirgin bir eylem programı çerçevesinde çalışan sınırlı bir kriz hükümeti” oluşturulması çağrısında bulundu. Hammami, kendisinin başkanı olduğu burjuva ulusalcı ve kapitalizm yanlısı partiler koalisyonu olan Halk Cephesi’nin, “bir eylem programı üzerinde anlaşılmasıyla birlikte” ona katılmaya istekli olduğunu vurguladı.
TEP, burada, hepsi toplumsal devrimi önlemek ve kapitalist düzeni yaşatmak için hükümet sorumluluğu üstlenme peşinde koşan Fransa’daki küçük burjuva Sol Parti’yi, Almanya’daki Sol Parti’yi ve Yunanistan’daki SYRİZA’yı andırmaktadır.
10 Aralık 2012