Binlerce Meksikalı işçi ve genç Peña Nieto’nun istifasını talep ediyor

On binlerce işçi ve genç, Guerrero eyaletinin güneyindeki Iguala kentinde 43 öğretmen adayı öğrencinin kaybolmasını protesto etmek için, 1 Aralık’ta, 60 Meksika kentinde yürüdü. Yürüyüşlere katılanlar, 43 öğrencinin sağ olarak dönmesini ve Meksika Devlet Başkanı Enrique Peña Nieto’nun istifasını talep ediyorlar. Bu protestolar, onlarca üniversitedeki öğrenci boykotlarının yanı sıra gerçekleşti.  1 Aralık, aynı zamanda, Peña Nieto’nun başkanlıktaki ikinci yıldönümüne işaret ediyor.
Mexico City’deki protesto, kentin tarihi merkezindeki Zocalo Meydanı’nda saat 15.00’da başladı. Paseo de la Reforma’daki Bağımsızlık Meleği anıtına ulaştığında, iki yürüyüş kolu, son derece geniş cadde boyunca kuzeye ve güneye doğru birbirinden ayrıldı. Saat 21.00’da gruplar hala Bağımsızlık Meleği anıtına geliyorlardı. 
Protestocular, ortadan kaybolan 43 öğrenciyle dayanışmayı ifade eden, birçoğu ev yapımı dövizler taşıdılar. Bir tanesinde “Bugün yürüyorum; bu yüzden yarın çocuklarım için yürümek zorunda olmayacağım!” yazıyordu. Diğer protestocular, devlet başkanının istifasını talep eden dövizler taşıdılar. “Bu hükümetten bıkıp usandık” sloganı, yürüyüş güzergahı boyunca popüler bir slogandı.
Zocalo’dan başlayan gösterinin başını kayıp öğrencilerin aileleri çekiyordu. Bağımsızlık Meleği’ndeki mitingde, çocuklarının hala hayatta olup olmadığını merak eden birçok anne-baba,  dokunaklı bir şekilde, üzüntüleri ve belirsizlikleri hakkında konuştu. Konuşmacılardan, oğlu Christian’ın kayıplar arasında bulunduğu Clemente Rodriguez, kısa süre önce görevinden istifa eden Guerrero valisi Ángel Aquirre’nin, kendisini ve ailesini sessiz kalmaları için önemli bir miktar para karşılığında satın almaya çalışmış olduğunu ve bunu reddettiklerini açığa vurdu. 
Meksika’daki en büyük devlet üniversitelerinden biri olan Ulusal Politeknik Enstitüsü’nden (IPN) öğrenciler de konuşmalar yaptılar ve sadece Peña’yı değil, tüm hükümeti istifaya çağıran bir açıklama okudular.
Yürüyüşü, BM’den ve Ulusal İnsan Hakları Komisyonu’ndan (CNDH)  gözlemciler de izledi. 
CNDH gözlemcileri, protesto sonlanırken, atılgan bir şekilde müdahale ettiler ve yaklaşık 500 göstericiyi karşıdaki Kongre binasının önündeki yüzlerce polisten korumak ve onlara, polis ve metro yetkilileri tarafından kapatılmış olan Hidalgo metrosuna kadar eşlik etmek için bir insan zinciri oluşturdular. CNDH, metro istasyonuna erişimin yeniden açılması ve polis baskısının sınırlandırılmasına yardımcı olmak için polisle pazarlık yaptı. Göstericiler metroya CNDH’nin eşliğinde 20’şer kişilik gruplar halinde girdiler. 
Polis operasyonu, şüphe uyandırıcı bir şekilde, 20 Kasım’da göstericilere yapılan polis saldırısına benziyordu. O gün, bir grup ajan provokatör, polisin göstericilere saldırmasına, terörize etmesine ve gelişigüzel gözaltı yapmasına bahane verecek şekilde bir olay yaratmıştı.  
Pazartesi günü, bir grup provokatör, mağaza camlarını kırıp ATM’lere kırmızı boya atarken, protestocular bu kişilerin çoğunu “faşistler”, “grev kırıcıları”, Peña’nın haydutları ve provokatörler diyerek kovaladı. Bu arada, diğer protestocular “şiddet yok, şiddet yok” sloganı atıyordu. 
Polis, sözde yolcuların güvenliği için, isyana karşı donanımlı 500-700 polis gücünün dilediğini yapması durumunda kaçan göstericileri belirli bir yöne sürmek için etkili bir şekilde koridor oluşturacak şekilde, şehir merkezindeki birkaç metro istasyonunun kepenklerini kapatmıştı.
Yürüyüşe, öğrenci gençliğin yanı sıra, Eğitim Emekçileri Ulusal Koordinasyon Komitesi’nden (CNTE), Meksika Elektrik İşçileri Sendikası’ndan (SME) ve Ulusal Özerk Üniversite’den, Başkent Özerk Üniversitesi’nden (UAM) ve Ulusal Politeknik Enstitüsü’nden üniversite emekçilerini temsil eden sendikalara üye olanlar da dahil, pek çok işçi katıldı. Binlerce işçi, sendikalarından bağımsız olarak protestoya katıldı. Sendika bürokrasisinin büyük kısmı Peña Nieto’yu ve iktidardaki Devrimci Kurumsal Parti’yi (PRI) destekliyor.
CNTE, Mexico City’yi sembolik olarak ele geçirmek için, 6 Aralık’ta, eğitim emekçilerinin bir kitlesel seferberliğini planladıklarını açıkladı. 
Diğer şehirlerde de binlerce kişi protestolar gerçekleştirdi. Ülkenin üçüncü büyük şehri olan Guadalajara’daki protesto, her yıl düzenlenen Uluslararası Kitap Fuarı (FIL) ile aynı güne denk geldi. Şilili yazar José Donoso ve Meksika’dan Juan Viloro’nun da dahil olduğu yazarlar protesto yürüyüşüne öncülük ettiler.
Oaxaca’da, 1500 öğretmen ve öğrenci, dört saat boyunca havaalanı yolunu kapattı. Birçok uçuş iptal edildi. 
Guerrero’nun başkenti Chilpancingo’daki protestocular de Peña hükümetini açıkça suçladılar. Kayıp öğrencilerden birinin ailesinden Felipe Cruz, “Biz artık, Enrique Peña Nieto’yu Meksika’nın devlet başkanı olarak tanımıyoruz. Çünkü o, çocuklarımızın canlı olarak geri dönmesi ana talebimizin üzerine gitmedi.” diye konuştu.
Peña hükümetinin meşruiyetini kaybettiği düşüncesi şu anda oldukça yaygınlaşmış durumda. Meksika’da yayınlanan günlük gazete Reforma, devlet başkanının popülaritesinin hızla düştüğünü gösteriyor. Onu destekleyenlerin oranı, Ağustos ayındaki yüzde 46’dan şimdi yüzde 39’a inmiş durumda ki bu, Meksika tarihinde bir devlet başkanı için kaydedilmiş en düşük oran. Federal yetkililer ordunun ve uyuşturucu kartellerinin kontrol ettiği birçok alanda meşruiyetlerini kaybettiler. Chiapas’ta halkın önüne çıkan Peña bunun doğruluğunu bizzat kabul etti: “Iguala’da meydana gelenlerin bir öncesi ve sonrası var… Bu, hükümetin, geçmiştekinden daha çok silaha ve daha fazla savaşma kapasitesine sahip olan organize suçların üstüne gitmekteki zayıflığını gösteriyor.”
20 Kasım’daki ve 1 Aralık’taki protesto yürüyüşleri, barikatlar ve seferberlikler dalgası, Meksika’yı kimin yöneteceği sorusunu ortaya atan önemli bir niteliksel değişimi temsil etmektedir.
İşçiler için, devlet başkanını, iktidardaki PRI’yi (veya bu anlamda tüm siyaset kurumunu) tanımamak yetersizdir. Kriz içindeki PRI ile PRD’den (Demokratik Devrimci Parti), Andrés Lopez Obrador’un MORENA’sına kadar, siyasi partilerin ya da sahte sol akımların hiçbiri işçi sınıfının ve gençliğin çıkarlarını temsil etmiyor. Aralarında ne tür taktiksel farklılıklar olursa olsun, onların tamamı, Meksika’da kapitalizmi koruma strateji üzerinde birleşiyorlar. 
Yalnızca tek bir güç; işçi sınıfı, suç örgütlerinin, bütünüyle yozlaşmış kurumların ve yabancı bankalar ile yatırımcıların kapitalist entrikalarına karşı ileriye doğru bir yol sağlama yeteneğine sahiptir.