Dünya Sağlık Örgütü Zika virüsünü “halk sağlığı için acil durum” ilan etti

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Pazartesi günü [1 Şubat] yapılan acil bir toplantıda, Zika virüsü salgınını “halk sağlığı için uluslararası acil durum” olarak ilan etti. Bu hastalık, 2015 Mayıs ayında Brezilya’da ilk olayın bildirilmesinden bu yana Amerika kıtası genelinde hızlı bir şekilde yayıldı. Zika virüsünün özellikle doğum sakatlıklarında ve nörolojik bozukluklarda ani bir artışa yol açtığından kuşkulanılıyor.

WHO, acil toplantı çağrısını, “uluslararası soruna uygun düzeyi” değerlendirmek ve örgütün yavaş müdahalesinden dolayı uzmanlar tarafından eleştirildiği 2014 Ebola salgınının bir tekrarından kaçınmak için yaptı.

Zika virüsü 23’ten fazla ülke ya da bölgede görüldü ve bunların 10’u, Avrupa Hastalık Kontrol Merkezi tarafından “artan veya yaygın bulaşma yoluyla hızla gelişen Zika virüsü salgınının yaşandığı” yerler olarak kaydedildi.

Kolombiya Ulusal Sağlık Enstitüsü, geçtiğimiz Cumartesi günü [30 Ocak] itibariyle 20.000’den fazla olay rapor ederken, Brezilya’da 500.000 ile 1,5 milyon arasında insana virüs bulaşmış olduğuna inanılıyor. WHO’dan bir bilim insanı, önümüzdeki yıl içinde 4 milyon vaka olabileceği tahmininde bulundu.

Dünya genelinde tropikal ve alt tropikal bölgelerde rastlanan Aedes Aegypti sivrisineği tarafından bulaştırılan hastalık, gerçek anlamda küresel bir salgın haline gelme potansiyeline sahip. Tayland, geçtiğimiz Salı günü, Amerika kıtası dışındaki ilk olay olarak, yerel bir virüs yayılmasını bildirdi.

Sineklere ek olarak, virüs, Texas eyaletinin Dallas şehrinde bu salgının oluşumunda ilk kaydedilen olayda cinsel yolla bulaşmış ve hastalık bulaşan insanların kan ve idrar örneklerinde virüs bulundu ki bu, onun sivrisineklerin aktif olmadığı kış ayları boyunca yayılmak için potansiyel taşıyıcılar kullandığına işaret ediyor.

Virüsü tespit etmedeki zorluklardan biri, onun bulaştığı insanların çoğunluğunun hiçbir hastalık belirtisi göstermemesi ve tıbbi yardıma başvurmamasıdır. Virüs bulaşanların kabaca dörtte birinde küçük belirtiler görülüyor ki bunların en yaygın olanları hafif ateş, deri döküntüleri, göz nezlesi, kas veya eklem ağrısı ve genel halsizliktir. Bu belirtiler, bulaşmadan 2-7 gün sonra görülüyor.

Şu anda Zika salgınını endişe verici yapan şey, onun fetüslerde mikrosefali ile belirgin bağlantısı ve yetişkinlerde Guillain-Barré sendromunun gelişmesidir. Mikrosefali, bir bebeğin anormal bir şekilde küçük bir başla doğduğu nadir bir durumdur ve onun görülme oranı, Brezilya’da Zika enfeksiyonlarıyla birlikte yükselmektedir.

Brezilya’da virüsten en fazla etkilenen bölgeler, ülkenin kuzeydoğusunda yer alan yoksul Pernambuco, Bahia ve Paraíba eyaletleridir. Pernambuco’da, 2015 yılında 141 mikrosefali olayı bildirildi. Bu rakam, 2010 ve 2014 yılları arasında yıllık ortalama 10’du. Paraiba Sağlık Bakanlığı, mikrosefali görülme sıklığını, 10.000 canlı doğum başına 114 olarak bildirdi ki bu tüm doğumların yüzde birinden fazlasıdır.

Benzer şekilde, özellikle El Salvador’da, seyrek görülen Guillain-Barré sendromunun (GBS) sıklığında belirgin bir artışa işaret ediliyor. Sendrom, sinir sisteminin zarar görmesinin yol açtığı hızla başlayan kas zayıflamasının bir biçimi. Bu zayıflama solunum kaslarının içine doğru yayıldığında, GBS ölümcül olabiliyor. El Salvador, 1 Aralık 2015 – 6 Ocak 2016 tarihleri arasında, 46 GBS olayı bildirdi. Bu, ülkedeki normal oranın neredeyse 10 katı.

El Salvador, 2015 Kasım ayı ile Aralık sonu arasında, Zika virüsü kaynaklı yaklaşık olarak 4.000 olay bildirdi ve bilgilerine ulaşılan 22 GBS hastasından 12’sinde GBS belirtilerinin başlamasından 15 gün öncesinde -Zika virüsü belirtilerinden biri olan- ateş ve döküntü ortaya çıkmıştı.

Zika virüsünün GBS’ye ya da mikrosefaliye neden olduğuna ilişkin henüz kesin kanıt mevcut değil; ancak Zika salgınının yanında her ikisinin de eş zamanlı olarak artış göstermesi, WHO’nun salgını bir acil sağlık durumu ilan etmesinin başlıca unsurunu oluşturmaktadır.

Diğer virüsler ile karşılaştırıldığında, Zika virüsü hakkında az şey bilinmektedir. Sivrisinek yoluyla bulaşan diğer virüsler gibi Zika virüsü de büyük ölçüde yoksullukla bağlantılıdır ve hastalığın incelenmesinde ya da bir aşı üzerine çalışmakta pek fazla ticari çıkar söz konusu değil.

Hastalığı yayan A. aegypti sivrisineği ayrıca, dang ve chikungunyanın [virüsle bulaşan ateşli hastalıklar] yayılmasından da sorumlu ve yoksulluk ile eş anlamlı koşullara dayanıyor. Bu sivrisinek, şebeke suyu bulunmayan yerlerde yaygın olarak su depolamak için kullanılan insanlara yakın küçük su kaynaklarında üremektedir. Dahası, hastalığın bulaşması, nispeten basit yöntemlerle etkin bir şekilde kontrol altına alınabilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir salgın olasılığı olduğunu bildiren Hastalık Kontrol Merkezi’ne göre, “Sıtma ve dang gibi enfeksiyonları yayan diğer sivrisinekler yaygınlaşmıştı. Daha iyi konut inşaatları, düzenli klima kullanımı, pencere perdeleri ve kapı perdeleri kullanılması ve eyaletlerin ve yerel yönetimlerin sivrisinekleri kontrol çabaları, anakaradan gelmeye devam etmekte olan bu salgınları ortadan kaldırmaya yardımcı oldu.”

Zika virüsü, bu temel altyapı oluşumlarının eksikliği nedeniyle Latin Amerika’da bu kadar hızlı şekilde yayılmayı başarabildi. Hastalığın yayılmasına, çok az bilinen yerel hastalıkların onlara karşı evrimsel dirence sahip olmayan toplumlara yayılmasını mümkün kılan giderek artan uluslararası yolculuklar da yardımcı olmuştur.

Zika virüsü, ilk defa, Uganda’nın Zika ormanında bir al yanaklı şebeğin tecrit edildiği 1947 yılında tanımlanmıştı. Daha sonra, insanlar arasındaki ilk olay, 1960 yılında Nijerya’da doğrulanmıştı. Virüs Mikronezya’daki Yap adasında nüfusun yüzde 73’üne bulaştığı çok yakın zamana kadar, nispeten az bilinen bir hastalık olarak kaldı. Ardından, 2013 yılında, Fransız Polinezyası bir salgına maruz kaldı. Amerika kıtalarındaki ilk Zika virüsü olayı, 2014 yılının Şubat ayında, Paskalya adasında kaydedilmişti.

Zika virüsünü yayan sivrisinek, Afrika kökenli ve tropikal ve alt tropikal dünyanın çoğuna yayılmış durumda. Ebola virüsü gibi Zika ateşi için de, yüzyılın yarısını aşkın bir süredir bilim tarafından tanınmasına rağmen bir aşı ya da başka tedavi yönteminin oluşturulmasında neredeyse hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir. Çünkü hastalıktan geleneksel olarak etkilenmiş olan aşırı yoksul ülkelerdeki insanların, Afrikalı kırsal nüfusun tedavisine ayrılacak çok az para var.

Virüs Brezilya'ya ilk girdiğinde bilinmiyordu ancak yetersiz sağlık taraması nedeniyle, uzun bir süre, fark edilmeden Brezilya'nın daha yoksul Kuzeydoğu eyaletlerinde yayılmayı başarabildi.

ABD yönetiminin silah haline getirdiğine ve böylece biyolojik terörizmin bir parçası olarak araştırıldığına inanılan Ebola virüsünün tersine, Zika virüsü, son derece az bilimsel araştırmaya konu olmuştur. Thomson Reuters Derwent Dünya Patentleri'nde, 1.034 Ebola patentine karşılık, Zika'dan sadece 30 patentte söz edilmektedir. 2001 yılından bu yana, Zika üzerine üst düzey sadece 108 akademik makale var iken, Ebola hakkında 4.000'den fazla makale bulunmaktadır.

Çeşitli önde gelen ilaç şirketleri bir Zika virüsü aşısı üzerine çalışmaya başlayacaklarını ilan ederken, onların hızlı sonuçlara ulaşmasını ümit etmek için hiçbir neden yok. Aynı sivrisinek tarafından bulaştırılan dang hastalığı virüsü ile ilgili ilk aşı, 20 yıllık çalışmadan sonra, geçtiğimiz Kasım ayında onaylandı.

Dünya, olası salgın hastalıkların nedenlerini, onlar ortaya çıkmadan önce tespit etmeye yönelik uluslararası düzeyde koordine edilmiş tıbbi araştırmalarla birleştirilmiş nitelikli sağlık hizmetlerinin ve taramaların yokluğunda, giderek daha fazla, az bilinen yerel hastalıkların hızla dünya çapında sağlık krizlerine dönüşmesiyle karşılaşacak. Bu önlemlerin alınması, yerküreyi rekabet halindeki ulus devletlere bölen ve insan ihtiyaçlarının yerine özel karları yerleştiren kapitalist sistem altında mümkün değildir.

4 Şubat 2016

İngilizce özgün metin