Edward Snowden “ABD Özgürlük Yasası”na destek veriyor
2013 yılında, dünyaya, ABD hükümetinin tüm ABD’deki ve küresel iletişimi yasadışı olarak etkin bir şekilde gizlice gözetlediğinin kesin kanıtlarını sağlayan Edward Snowden, ABD Özgürlük Yasası adlı yasayı öven bir yazı yayımladı. Yasa, gerçekte yasadışı hükümet gözetimini sistematikleştirir ve genişletirken, ABD hükümetinin yasadışı iç casusluk programına bir dizi göstermelik “reform” sağlıyor. 
Snowden, New York Times’ın [31 Mayıs] Pazar günkü serbest kürsü bölümünde yayınlanan bir köşe yazısında, “Kişisel telefon görüşmelerinin Vatanseverlik Yasası altında kitlesel gözetiminin sona ermesi, her yurttaşın hakları adına tarihsel bir zaferidir.” dedi.
ABD medyası, ABD Özgürlük Yasası’nı, Ulusal Güvenlik Kurumu’nun (NSA) kitlesel gözetlemesini hedefleyen büyük bir reform olarak sergilemeye çalışmaktadır. 
Snowden’ın köşe yazısı, yasa tasarısının onaylanmasının Snowden için ve iç casusluğa yönelik halk muhalefeti adına bir doğrulanma olduğunu ifade eden Times’ın çizgisini tekrarlıyordu. Times, “Güvenlik devleti karşıtı kayma, Ulusal Güvenlik Kurumu’nun eski bir çalışanı olan Edward J. Snowden’ın, telefon kayıtlarının yığınsal toplanması hakkındaki ifşasıyla başlamıştı.” diye yazmıştı.
Gerçekte, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin, yasa tasarısının geçmesinin ardından yazmış olduğu gibi, “Obama yönetiminin ve CIA Başkanı John Brennan gibi savaş suçlularının onayını almış olan yasa tasarısı, ABD istihbarat kurumunun yaygın ve yasadışı faaliyetlerini azaltma yönünde bir çaba değil; tersine, Kongre tarafından açık bir şekilde onaylanmış olan bu faaliyetlerin, şimdi, görünüşte yasal bir dayanakla devam edebilmesini güvence altına almanın bir aracıdır.” 
Bu değerlendirmenin doğrulanması çok uzun zaman almadı. Şirketlerin kontrolündeki basında bile, tasarının izinsiz dinlemeyi son erdirmeyeceği; tersine, onun devam etmesine ve kolaylaşmasına yasal bir çerçeve işlevi göreceği yönünde giderek artan bir fikir birliği söz konusu.
Perşembe günü Washington Post’ta yazan Dickinson College siyaset bilimi profesörü H.L. Pohlman, “ABD Özgürlük Yasası, hükümetin telefon üst verilerini toplama ve çözümleme programını fiilen genişletmesini mümkün kılıyor” dedi ve ekledi: “Amerikan halkı, hükümetin uluslararası ve iç telefon üst verilerini, tasarının geçmesinden öncekinden daha fazla çözümleyip çözümlemediği hakkında bilgisiz bırakılacaktır.”
Snowden’ın Times’ta yayımlanan köşe yazısındaki temel hata, milyonlarca insan tarafından ABD hükümetinin onların demokratik haklarını sistematik olarak ihlal etmesi karşısında hissedilen gerçek öfke ile hükümetin, yasadışı iç gözetlemeyi sürdürürken, buna yönelik muhalefeti yatıştırma, onun gelişmesini engelleme ve kafasını karıştırma çabalarını aynı kefeye koymaktır. 
Snowden, “Şahsen, [onun ve birlikte çalıştığı gazetecilerin] ayrıcalıklı yaşamlarımızı bir hiç uğruna riske atmış olabileceğimizden; halkın ifşaatlara ilgisiz kalacağından ya da sinik yaklaşacağından kaygılandığım anlar oldu. Bu kadar yanıldığım için hiç böylesi memnun olmamıştım.” diye yazıyor.
Snowden, yazısını şöyle sürdürüyor: “İki yıl sonra, [durum] adamakıllı farklı… Beyaz Saray’ın atadığı bir denetim kurulunun, bu programın tek bir terörist saldırıyı bile durdurmamış olduğunu göstermesinin ardından, eskiden programın yerindeliğini savunan ve onun açığa çıkartılmasını eleştiren başkan bile şimdi ona son verilmesi emrini vermiş durumda.”
Ancak Obama yönetiminin eylemleri, yasadışı hükümet gözetimini kısıtlamayı ya da durdurmayı değil; tersine, kamuoyunu, üzerindeki hükümet casusluğunun durduğuna inandırmak için aldatmayı amaçlamaktadır. 
Times, Amerikan halkına yönelik bu yanıltma çabasında büyük bir rol oynuyor. Gazetenin editörlerinin, köşe yazısını Snowden’dan istediğine ve onun içeriğini onayladığına şüphe yok. Onlar, Snowden’a olan ve yasadışı hükümet gözetimini ifşa etmedeki kişisel cesaretinden kaynaklanan halk desteğinin, Amerikan ordu-istihbarat aygıtı canavarının bir şekilde evcilleştirilmiş olduğu iddiasına biraz güvenilirlik kazandıracağını umuyorlar.
Snowden’ın ABD Özgürlük Yasası değerlendirmesi, gerçekte, bizzat kendi köşe yazısında yer alan sonraki gözlemler ile çelişmektedir. Snowden, “Avustralya, Kanada ve Fransa’daki istihbarat şefleri, bu tür programların saldırılarını önlemediği kanıtına rağmen, son trajedilerden, davetsiz yeni güçler peşinde koşmak için yararlandılar” diyerek, iç casusluğun dünya çapında giderek tırmandığına işaret ediyor ve şunu ekliyor: “Bin yılın dönümünde, gelişmiş demokrasilerin yurttaşlarının yakında kendi liderlerine karşı bir açık toplum düşüncesini savunması gerekeceğini az sayıda insan hayal ediyordu.”
Snowden’ın, bu eğilimin dünya genelinde yürürlükte olduğunu ama diğer “demokratik” hükümetlerin şimdi gecikmiş bir şekilde benimsediği iç gözetleme, işkence ve yargısız infaz yöntemlerinin öncüsü olan, küresel gericiliğin merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde olmadığını varsayması, siyasi olarak, en kibar ifadeyle, toyluktur.  
Snowden şu anda, Obama yönetiminin, onun büyük ihtimalle adil olmayan bir yargılama ya da yasadışı tutukluluk, işkence ve hatta öldürülme ile karşılaşacağı ABD’ye iade edilmesi yönündeki girişimlerinin ardından kendisine geçici sığınma hakkı tanıyan Rusya’da yaşıyor.
Snowden, Rusya’da, ABD yönetimi içindeki güçlerden gelen ölüm tehditleriyle karşı karşıya kaldı. O, Ocak 2014’teki bir röportajda, “Bu insanlar ki onlar hükümet yetkilileri, kafama bir mermi sıkmaya ya da beni marketten çıktığımda zehirleyip, ardından duşta ölürken seyretmeye bayılacaklarını söylediler.” demişti. 
Snowden, Buzzfeed’a, “Bence, şansımız olsaydı onun işini hızla bitirirdik” diyen, ismi açıklanmayan bir askeri yetkili tarafından ayrıntılandırılan şu senaryoya gönderme yapıyordu: “O, tam da sıradan bir şekilde Moskova sokaklarında yürürken… rastlantı sonucu yanından geçen biri ona hafifçe çarpar… O, saf saf eve gider; bir bakmışsınız duşta ölüyor.”  
Snowden bunu anlasa da anlamasa da, onun köşe yazısı, iki yıldır ona yönelik yasal takibat ve suikast komplosunu kuran kurtlara verilmiş bir ödünü temsil etmektedir.
Dünya Sosyalist Web Sitesi, ABD hükümetinin, onun hileli bir şekilde iade edilmesine ve mahkum edilmesine yönelik çabaları karşısında Snowden’ı tartışmasız bir biçimde desteklerken, onun siyasi görüşlerine karşı eleştirel bir tutum almaktadır. Snowden, defalarca, ABD siyaset kurumunun içeriden düzeltilebileceğini ve nihayetinde halktan gelen basınca duyarlı olduğunu belirtti.
Bu, Snowden’ı, çok uzun olmayan bir süre önce onun öldürülmesini planlayan, kamuoyu önünde ifşa ettiği gizli tertiplerin sahibi olan aynı güçler tarafından yönlendirilme ve kullanılma karşısında korunmasız bırakmıştır.
Snowden, ABD hükümetinin casusluk programlarının ve onların uygulanmasındaki acımasızlığın arkasındaki toplumsal çıkarları göremiyor. Demokratik haklara yönelik saldırı, basitçe hükümetin aldığı ve halkın baskısı sonucunda değiştirilebilecek bir politika kararı olmanın çok ötesinde, egemen seçkinler için toplumsal bir gerekliliktir. Demokratik haklara yönelik devam eden kesintisiz saldırı, kaçınılmaz şekilde, kapitalist sistemden ve onun yarattığı her zamankinden daha büyük toplumsal eşitsizlikten doğmaktadır.

İngilizce özgün metin tarihi: 6 Haziran 2015