Google’ın yalan haberlerle mücadele masalı

Google’ın bu yılın Nisan ayında devreye soktuğu yeni algoritmalarla başta Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) olmak üzere bir dizi solcu web sitesini etkin bir şekilde sansürlediği, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmış durumda. Baş hedef konumundaki WSWS’nin Google’dan gelen trafiği Nisan ayından beri yaklaşık yüzde 70 oranında azaldı. WSWS, Google’ın siyasi sansür saldırısına karşı bir imza kampanyası başlattı ve yoğun bir teşhir faaliyeti sürdürüyor.

Google’ın bu sansür için kullandığı gerekçe,“güvenilir olmayan ve saldırgan” görülen sitelerin engelleneceği yönündeydi. Fakat bunun sadece bir bahane olduğu gün gibi ortada. Çünkü WSWS tarihi boyunca bir kez bile içeriği yalan bir yazı yayınlamadı. Öte yandan her gün yalan haber yapan sayısız basın kuruluşu Google’ın sansürüne takılmamaktadır.

Yalan haberler hiç şüphesiz günümüzde ciddi bir soruna dönüştü. İnternet üzerindeki haber kaynakları her gün bol miktarda içeriği doğrulanmamış ya da düpedüz yalan olan haberler yayınlıyorlar. İnsanların sosyal medya üzerinden bu haberleri paylaştığı ve çok sayıda insanın bu haberlere sorgusuz sualsiz inandığı da doğru. Fakat bu tür haberleri yapan WSWS değildir. Bu haberlerin başlıca kaynağı burjuva medyadır.

Burjuva medya bugüne kadar yayınladığı yalan haberlerle kitleleri manipüle ederek kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirmiştir ve getirmeye de devam etmektedir. Bunun en güncel örneği Kuzey Kore krizidir. Kuzey Kore’nin şu an bir nükleer füze programı olduğu biliniyor. Fakat bu füzelerin menzilleri, isabetlilikleri, savaş başlığı yükleri, atmosfere yeniden girmeye dayanma güçleri dahil her şey şu an şüpheli durumda. Yine de burjuva medya, yalancılığıyla ünlü Amerikan istihbaratını referans alarak, doğrulanmamış haberlerle Kuzey Kore’nin füzelerinin menzilinin ABD sınırlarına ulaştığını yazmaya başladı.

Aynı burjuva medya daha önce de Saddam Hüseyin’in nükleer silahları olduğu propagandasını yapmış ve bu yalanla Irak’a karşı emperyalist savaşı kitlelerin gözünde meşrulaştırmaya çalışmıştı. Irak’ın işgalinin üzerinden yıllar geçti ve o silahlar hiçbir zaman bulunamadı.

Yakın zamandan bir örnek daha verelim: 2013’te Suriye’nin Guta bölgesinde düzenlenen kimyasal saldırı, hiçbir kanıt olmamasına rağmen Esad rejiminin üstüne atılmış, burjuva medya günlerce bu doğrultuda haberler yapmış, ABD de Suriye’ye doğrudan askeri operasyonu gündeme getirmişti. Daha sonra gazeteci Seymour Hersh, saldırının arkasında Batı destekli muhaliflerin ve Türkiye hükümetinin olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Burjuva medya, Suriye’deki Esad rejiminin ve Rusya’nın Halep’in doğusunu bombalamasını her gün manşetlerden duyurulurken, Irak ordusunun Musul’da işlediği suçlar karşısında ya tamamen sessizliğe büründü ya da cılız birkaç söz söyledi.

Ukrayna konusunda da bir örnek verilebilir: Bu ülkede olanlar başından beri burjuva medya tarafından yalan yanlış aktarılıyor. Sağ Sektör ve Svoboda gibi faşist örgütlenmelerin başı çektiği 2014 darbesi, özgürlük getiren bir devrimmiş gibi anlatıldı. Darbenin ardından kurulan faşist yönetime karşı ülkenin doğusunda büyüyen isyan, Rusya burayı doğrudan işgal etmiş gibi aktarıldı. Ukrayna ordusunun yaptığı katliamlar ise haber değeri taşımadı. Ukrayna üzerinden geçen Malezya Havayolları’na ait bir uçağın düşürülmesinin ardından Rusya ve Rusya yanlısı güçler sorumlu tutulmuş ama bu konuda da hiçbir kanıt gösterilememişti. Yine de burjuva medya öyleymiş gibi haber yaptı. Bu iddialar Rusya’ya yaptırımlar uygulanması ve NATO birliklerinin Rusya sınırlarına yığılması için bahane oldu.

Biraz daha geçmişe gidelim. 1964’te Tonkin Körfezinde Kuzey Vietnam torpido botlarının iki Amerikan destroyerine ateş açtığı haberleri burjuva medyada yayınlandı. Bu olay, ABD’nin Vietnam savaşına etkin bir şekilde katılmasının bahanesi oldu. Fakat bu haberler hiçbir zaman doğrulanamadığı gibi, ABD destroyerlerinin orada ne aradığı da sorgulanmadı. Bu olayın tamamen düzmece olduğu daha sonra ortaya çıkacaktı. Bir yıl sonra Başkan Lyndon Johnson, “Bütün bildiğim donanmamız 4 Ağustos gecesi balıklara ateş etti” diyerek bunu itiraf etti; 2005’te kamuya açılan NSA belgeleri de, 41 yıl sonra, olayın düzmece olduğunu doğruladı.

Türkiye’deki burjuva medyanın sicili bundan farklı değildir. Yıllarca meydanlarda, üniversitelerde, Kürt illerinde, hapishanelerde yaşanan devlet terörü, itinayla solcuların ve Kürtlerin üstüne yıkılmış; burjuva medya, olayları gerçeklere tam ters biçimde anlatmıştır. Günümüzde, özellikle iktidar yanlısı medyanın yalancılıkta sınır tanımadığı hiç kimse için sır değil. Fakat burjuva muhalif medyanın da dürüst olduğunu söyleyemeyiz. Bir örnek vermek gerekirse, Sözcü gazetesi geçtiğimiz dönemde “Yunanistan adalarımızı işgal etti” türünden yalan manşetler atmış ve bunun üzerinden milliyetçi bir muhalefet örgütlemeye çalışmıştı.

Burjuva medyanın yalan haberlerinin bütün örneklerini saymaya kalksak, ciltler dolusu yer tutar. Google’ın amacı gerçekten de yalan haberlerin önüne geçmek olsaydı, WSWS’yi değil, bütün burjuva medyayı sansürlemesi gerekirdi. Google aslında yalan haberlerin yayılmasında önemli bir role sahip. Çünkü sadece WSWS gibi gerçeği söyleyen web sitelerini sansürlerken yalan söyleyen haber sitelerini daha çok öne çıkarıyor.

Google’ın, Google Haberler adlı bir haber portalı var. Çok sayıda medya kuruluşundaki haberleri burada bir araya topluyor. Birkaç dakikasını ayırıp göz atan herkesin ilk fark edeceği şey, yalancılığıyla ün yapmış haber sitelerinin ilk sıralarda göründüğüdür.

Her gün milyonlarca internet kullanıcısı Google üzerinden öncelikle güvenilirliği olmayan haber sitelerine ulaşılıyor. Google’ın bu siteler ile ilgili olarak yaptığı tek şey, onları öne çıkarmaktır.

Yalan haberleri bahane ederek sosyalist, savaş karşıtı web sitelerinin sansürlenmesi Google’ın yaptığı ile sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Bahane ise aynı: Yalan haberlerle mücadele. Facebook, geçtiğimiz yıl Kasım ayında yalan haberlerle mücadele için bir eylem planı duyurmuştu. Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, Facebook üzerinden yayınladığı bir yazıda, atmayı planladıkları adımları kamuoyu ile paylaşmıştı. Planlar arasında daha sıkı filtrelerin yanı sıra uyarı etiketleri de vardı. Son gelişmeler, Facebook ve Youtube gibi internet devlerinin de tıpkı Google gibi hükümetlerle sıkı işbirliği içinde sansür programları uyguladığını gösteriyor.

WSWS’nin okur kitlesinin son yıllarda gözle görülür bir şekilde artması, egemen sınıfı korkutuyor. Çünkü dünyada, WSWS’yi yayınlayan Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nden (DEUK) başka kapitalizme ve emperyalist savaşa karşı sosyalist bir uluslararası işçi sınıfı hareketi örgütlemeye çalışan hiçbir siyasi hareket yok. Bu da hükümetler ile sıkı işbirliği içinde çalışan küresel yazılım ve teknoloji tekellerini harekete geçiriyor. Bu sansür saldırısının Google, Facebook ve Youtube ile sınırlı kalmayacağını şimdiden öngörebiliriz.