Kömürleşmiş kalıntılar kayıp Meksikalı öğrenciye ait

Pazar günü açıklanan DNA testleri, bulunan kalıntıların, Meksika’nın güneyinde bulunan Guerrero eyaletindeki Ayotzinapa’dan kaçırılan 43 öğretmenlik okulu öğrencisinden (normalistas) biri olan 19 yaşındaki Alexander Mora Venancio’ya ait olduğunu ortaya koydu.
Kömürleşmiş kemik parçaları, Mora ile diğer öğrencilerin yoksul köylü çocuklarının öğretmeni olarak çalışmaya hazırlandıkları okullarından 125 kilometre uzaktaki Cocula kasabasında bulunan bir çöplükteki çöp yığınlarının arasında bulundu. Mora, büyük ihtimalle, muhtemelen henüz canlıyken yakılmış ve vücudu bir çöp yığının üstüne saçılmadan önce parçalara ayrılmış.
Ulusal Savunma Bakanı Salvador Cienfuegos, gelişmelere ve ülke çapında büyük gösterilerin devam etmesine yanıt olarak, Meksika ordusunun gösterilere karşı sert önlemler almaya hazırlandığı yönünde tehditler savurdu.
Pazartesi günü bir askeri törende konuşan Cienfuegos, bir askeri diktatörün muğlak dilini kullandı. O, “Sıkıntıyla yüzleşmek için birlik olmak zorundayız. Meksika’yı barış ve güvenlik içinde tutacak olan tek şey, toplumun tüm kesimlerinin bir noktada birleşmiş güçleri, herkesin kendi sorumluluk alanında olmasıdır.” dedi.
Cienfuegos, “Toplumun tüm kesimleri” derken,  ülkenin istikrarını korumak için yasalara uygun şekilde hareket edeceğini belirttiği orduyu kastetmektedir.
Cienfuegos, Ayotzinapa’daki “içler acısı deneyimler”e ilişkin göndermelerin altında, kasıtlı olarak bulanık bir şekilde, katliamdaki sorumlu olanlar değil ama Meksika halkı hakkında yorumda bulundu. O, “Yalanlar, suçlamalar, asılsız eleştiriler, şiddet ve hoşgörüsüzlük yarar sağlamaz.” dedi.
Bundan daha ikiyüzlü bir açıklama yapmak zor. Son iki buçuk ayın olaylarının ortaya koyduğu üzere, yalan ve şiddet, tüm siyaset kurumunun üzerinde yükseldiği temel sütunlardan ikisidir. 
Cienfuegos’un açıklamaları, Meksika egemen sınıfı toplumsal protestoların devam etme olasılığına hazırlanırken yapılmıştır. 26 Eylül’de 43 öğretmenlik okulu öğrencisinin kaybolmasından beri bulunan ilk kişi olan Mora’nın kalıntılarının durumu,  büyük ihtimalle, özellikle Meksikalı işçilerin ve köylülerin geniş kesimlerinin haklı öfkesini arttıracak ve genel siyasi - toplumsal durumu kötüleştirecek.
Mora’nın El Pericónlu küçük bir köylü olan babası Ezequiel, Pazar günü basına konuşurken, Meksika hükümetine sert bir suçlama yöneltti. O, “Onlar oğlumun öğretmen olma hayalini çaldılar.” “Bana, onların oğlumu öldürdüğü haberini verdiler; buna inanamam. O ölmüş olamaz. Bu çok ağır.” diye konuştu.
Ezequiel, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizler adalet hakkına sahibiz, çünkü onlar, hükümetin her zaman yaptığı gibi, bu davada da ceza vermeyecekler ve bu kabul edilemez. Eğer adalet yoksa, [Meksika Devlet Başkanı Peña Nieto’nun] yurttaşlara karşı yaptıkları şey konusunda onlarla mutabık olduğunu söylemek istiyorum…”
“Biz köylüler [Peña Nieto’ya] karşı gösteri düzenleyemeyiz çünkü o bizi öldürüyor, işkence ediyor. Bu halka yardım eden bir hükümet değil. Bu, her şeyden çok yozlaşmış, suçlu bir hükümettir. Çünkü toplumsal mücadele verenleri öldürenler onlardır.”
 “Kimileri onlara oy veriyor… Kimileri bu piçlere oy verilmesi için mücadele ediyor. Ben solda ama gerçekliklerin bilincinde bir solda duruyorum.”
Öldürülen öğrencinin kız kardeşi Saena Mora, “Kardeşimi öldürenler bunun bedelini er ya da geç ödeyecekler." dedi. 
Öğrencilerin ortadan kaybolmasından bu yana geçen haftalar, Meksika’nın içine girmiş olduğu toplumsal krizin derinliğini gözler önüne sermektedir. 
Öğretmen okulu öğrencileri, başlangıçta, eğitim reformuna ve hükümetin köy okullarına sağladığı kaynaklardaki yetersizliğe karşı gösteri yapma “suçu”ndan polis tarafından yakalanmış ve görünüşe göre Iguala Belediye Başkanı José Luis Abarca Velázquez’in talimatları doğrultusunda bir uyuşturucu çetesine teslim edilmişlerdi. 
Hükümet, her ne kadar, alt düzey birkaç politikacıyı ve polisi tutuklayarak yanıt vermişse de, öğrencilerin ortadan kaybolması, hükümetle uyuşturucu çeteleri arasındaki işbirliğine dayalı ilişkiye karşı geniş çaplı bir muhalefeti tetikledi. 
Ülkenin dört bir yanındaki onlarca şehirde ve Kuzey, Orta ve Güney Amerika’daki birçok kentte kitlesel gösteriler patlak verdi. Mexico City’deki gösteriler sırasında gözaltına alınanlar arasında yer alan 11 öğrenci ve işçi, cinayet suçlamalarından hapse atıldı ve on gün federal hapishanede tutuldu. Tutuklananların aileleri sokak gösterilerine katıldı ve hükümeti, çocuklarına hapishanede işkence yapmakla suçladı. 
Bir yargıç, suçlamaları belgeleyen bir kanıt olmadığını ve olaylarla ilgili polis açıklamalarının “tutarsız” olduğunu kabul edince tutuklananlar serbest bırakıldılar.
Tüm bunlar olurken, geçtiğimiz hafta, Federal Meclis’teki bir koalisyon, gösterileri engellemeyi kolaylaştırmak için, Meksika Anayasası’nın 11 ve 73. maddelerinin değiştirilmesini oyladı. Halkın ülke genelinde serbest dolaşımını güvence altına alan maddeler, şimdi, protestoların halkın kamusal alana erişimini engellediği gibi saçma yasal gerekçelere dayanarak, gösterileri yasadışı ilan etmek için kullanılacak. 
11. maddede yapılan değişiklik, “Devlet, herkesin, eşitlik, erişebilme, yararlanabilme ve süreklilik ilkelerine eşlik eden evrensel dolaşım hakkını garanti eder.” diyor. Yapılan reform, hükümete, gösteri düzenleme hakkını uygulamak için “alternatif yöntemler bulma” konusunda daha fazla yetki veriyor.    
Değişiklikler, Federal Meclis’ten 100’e karşı 292 oyla geçti ve şimdi Senato’ya gönderilecek. Eğer değişiklikler kabul edilirse, en az 17 eyaletteki yerel hükümetlerin reformları onaylamak için 180 günü olacak.
“Sol” PRD’den ve Yurttaşlar Hareketi’nden 100 milletvekili her ne kadar değişikliklere karşı oy verse de, bu partiler, aynı reformlar için Nisan ayında yapılan oylamada reformların lehinde oy kullanmıştı. Dahası, oylama, PRD milletvekili ve Federal Meclis’in Anayasa Komisyonu’nun başkanı Julio Cesar Moreno’nun desteğinin alınmasının ardından yapıldı.
Önerilen anayasa değişiklikleri, Meksika egemen sınıfının, ortaya çıkan toplumsal muhalefeti şiddet yoluyla bastırmaya hazırlandığını göstermektedir. PRD ve ondan ayrılan MORENA da dahil olmak üzere, Meksika siyaset kurumunun hiçbir kesimi, Alexander More ve diğer kayıp öğrenciler için adaleti güvence altına alamaz. Bu görev, işçi sınıfına düşmektedir.