Meksika hükümeti ve sendikalar protestolara karşı harekete geçti

Meksika’daki kitlesel protestolar ve Donald Trump’ın ABD başkanı olarak yakında göreve başlayacak olması, artan toplumsal huzursuzluğa ve ekonomik krize ilişkin kaygılar üzerine Meksika egemen sınıfı içinde ve yabancı yatırımcılar arasında varolan belirsizliğe ekleniyor. Meksikalılar hükümetin benzin sübvansiyonunu kaldırmasını reddetmeyi, sürdürürken, gösteriler bu hafta da Meksika genelinde devam etti.

Dün, Fiat Chrysler şu anda Meksika’da monte edilen iki Jeep modelinin üretimini ABD’ye kaydıracağını duyurdu. Bu duyuru, Ford Motor Company’nin, geçtiğimiz hafta, Meksika’da yeni bir tesis kurma yönündeki planlarını iptal ettiğini açıklamasının ardından geldi.

Meksika hükümetinin tepkisi, gösterileri şiddetle bastırmak ve yere Trump için hoşgeldin paspası sermek oldu. Trump milyonlarca kişiyi sınır dışı etme sözü vermiş ve Meksikalıları “tecavüzcüler” ve “caniler” diye adlandırmış olmasına rağmen, Devlet Başkanı Enrique Peña Nieto, geçtiğimiz hafta, Meksika egemen sınıfının kazanç elde etmek için Trump’ın faşizan, yabancı düşmanı programını görmezden gelmeye hazır olduğu yönünde doğrudan bir işaretle, Luis Videgaray’ı dışişleri bakanı olarak atadı.

Videgaray, ABD hükümeti ile sıkı işbirliğinin bir savunucusu olarak görülüyor ve Donald Trump’ın Mexico City’ye geçtiğimiz yaz yaptığı ziyareti organize ettiği için kendisinden yaygın şekilde nefret ediliyor. Bu fiyaskoya yönelik öfke öylesine şiddetliydi ki, Videgaray, maliye bakanlığı görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.

ABD emperyalizminin temsilcileri Videgaray’ın atanmasını büyük sevinçle karşılıyor ve bunu, Meksika işçilerinin ve kaynaklarının sömürüsünü yoğunlaştırmanın bir fırsatı olarak görüyorlar.

Videgaray Eylül ayında maliye bakanlığı görevinden istifa ettiğinde, o sırada başkan adayı olan Trump şu tweeti atmıştı: “Meksika parlak bir maliye bakanını ve Devlet Başkanı Peña Nieto’nun son derece saygı duyduğunu bildiğim harika bir adamı kaybetti. Meksika ve ABD, Luis ile birlikte, harika anlaşmalar yapardı.”

Bu, artan yaşam maliyetlerini karşılayamadığı için on binlerce kişilik gösteriler yapmakta olan işçi sınıfı için felaket anlamına gelmektedir.

Cumartesi günü, birçok Meksika kentinde gösteriler düzenlendi. Gösteriler, sendikalardan hiçbir onay olmamasına rağmen, öğretmenleri, petrol işçilerini ve işçi sınıfının diğer kesimlerini kapsıyor. Göstericiler, kuzeydeki sınır kenti Rosarito’da ağır silahlı polislerle çatıştı ve hükümet, ülkenin başka yerlerinden federal polisi getirmek zorunda kaldı. Meydana gelen şiddetli çatışmalarda onlarca kişi yaralandı. Protestolar şiddetlenirken, ABD hükümeti, bazı sınır kapılarını bu hafta sonu kapatma kararı aldı.

Tüm protestolardaki ortak nokta, Devlet Başkanı Peña Nieto ile birlikte çok sayıda eyalet valisinin istifa etmesi talebiydi. Hükümetin, Aralık 2012’de Meksika Paktı’nı imzalamış olan partilerin ve sendikaların meşruiyetlerini hızla kaybettikleri yönünde yaygın bir algı söz konusu.

Peña Nieto yönetimi, şiddetli baskıyla birlikte, hafta sonunda, Ekonomik Güçlendirme ve Aile Ekonomisini Koruma Paktı adlı yeni bir “pakt” oluşturdu. Ekonomi Bakanı José Antonio Meade, Pazartesi günü, paktın, “hanehalkı ekonomisi, istihdam, ekonomik istikrar ve hukukun üstünlüğü”nü kapsayan “dört ekonomik kutbu” sözde güçlendirmek için, Peña Nieto’nun ortak partileri ve şirketler ile oluşturulduğunu açıkladı.

Plan, inşaat ve ulaşım sektörü için küçük sosyal yatırımların yanı sıra federal bütçede 190 milyar peso (8,9 milyar ABD Doları) kesinti yapmayı amaçlayan kemer sıkma önlemlerini içeriyor. Yeni pakt, şirket yanlısı Federal Yönetim Ulusal Üretkenlik Komitesi’ni de kapsıyor. Bu yeni anlaşmanın şartları uyarınca, büyük şirketler fiyat artışlarını sınırlamayı; sendikalar ise programa ucuz emek sağlamayı kabul ediyor.

Meksika’nın çok sayıda büyük sendikasının liderleri, Meksika’nın sosyal programlarının daha da kesilmesine neden olacak ve hükümetin özelleştirme planlarını ilerletmek için kullanılacak olan anlaşmayı utanmadan imzaladılar. Meksika İşçi Konfederasyonu’nun (CTM) önderinin belgeyi imzalamasına, Ulusal Otomotiv İşçileri Sendikası’nı ve yanlış isimli Devrimci İşçi ve Köylü Konfederasyonu’nu (CROC) temsil eden başka birçok sendika önderi katıldı.

Sahte pakt, protestocuları ve grevci işçileri işlerine geri dönmeye kandırmayı ve böylece reform planının başarıyla yerine getirilmesini amaçlıyor. Meksikalı işçiler, egemen sınıfın emekçi kitlelerin muhalefetiyle karşılaştığında verdiği sözlerin hiç bir değeri olmadığını biliyorlar.

Protestolar ve grevler bir dönüm noktasında. Sendikalar protestoları içi boş vaatlerle boğmaya uğraşırken, Andres Manuel Lopez Obrador dahil “sol” güçler, işçi sınıfına ve gençliğe sakin olmaları ve 2018 devlet başkanlığı seçimlerinde ona (Obrador) oy vermeleri gerektiğini anlatıyorlar. Devrimci bir işçi sınıfı önderliğinin yokluğunda, hükümet ve destekçileri, protesto hareketini bastırmayı ve bankalarla şirketin talimatlarını yerine getirmeyi başaracaktır.

Meksika işçi sınıfı, ülkedeki toplumsal yaşama egemen olan derin yoksulluk eliyle yıllardır kuvvetlendirilmiş uzun bir militanlık geleneğine sahiptir. Ama tüm Meksika tarihi, kendiliğindenliğin, Meksika’ya egemen olan yoksulluğun, eşitsizliğin ve şiddetin temel nedeni olan kapitalizmin yıkılması için yeterli olmadığını da göstermektedir.

20. yüzyılın tarihi, işçi sınıfının siyasi önderliğe ve tarihsel perspektife ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) Meksikalı destekleyicileri, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin şubelerinin inşasına yardımcı olmak ve önümüzdeki patlayıcı mücadelelere dünya sosyalist devrimi yönünde rehberlik etmek için gerekecek önderliği sağlamak üzere öne atılmalılar.

10 Ocak 2017

İngilizce özgün metin