Michael Brown’ı öldüren Ferguson polisine dava açılmadı
St. Louis İlçe Savcısı Robert. P. Mc.Culloch’un Pazartesi gecesi yaptığı, Missouri – Ferguson polis memuru Daren Wilson’a Michael Brown’ı öldürmekten dava açılmayacağı açıklaması, bir adalet karikatürüdür.
Soruşturma kurulunun karara vardığı bütün süreç, başından sonuna kadar yasal bir sahtekarlıktır. Bu sonuç, adil yargılama sürecinin değil ama siyasi hesapların ürünüdür. Büyük jüri, devletin istediği sonuca geri dönmüştür: Polisin silahsız bir Afrika kökenli Amerikalı genci öldürmesinin bir bedeli bulunmuyor.
Kararın ABD’nin doğusundaki saatle 21:00’dan sonraya kadar açıklanmaması gerçeğine rağmen, Pazartesi gecesi, New York, Los Angeles, Detroit, Chicago, Atlanta ve Philadelphia dahil, ABD’nin her yerinde protestolar gerçekleşti.
Ferguson’da ve çevre şehirlerde, polis, biber gazı ve plastik mermi kullanan ayaklanma donanımlı SWAT ekiplerini harekete geçirerek karşılık verdi. Zırhlı polis araçları konvoyları caddelerde devriye gezdi. Bazı araçların tavanları kum torbaları ile kaplıydı ve göstericilere nişan alan saldırı tüfekli keskin nişancılar vardı. En az 29 kişi tutuklandı.
Ferguson Belediye Başkanı, geçtiğimiz hafta önleyici olağanüstü durum ilan eden Missouri Valisi Jay Nixon tarafından daha önce harekete geçirilmiş olan Ulusal Muhafızlar’ın [kasabaya] konuşlanması çağrısı yaptı.
Başkan Barack Obama, McCulloch’un açıklamasının hemen ardından, asıl amacı soruşturma kurulu kararıyla dayanışmasını belirtmek olan, formalite gereği ve tutarsız birkaç yorumda bulunduğu bir konuşma yaptı.
Obama, bir yanda Ferguson’daki polis baskısını, diğer yanda da onun konuşmasını gösteren CNN’in bölünmüş ekran yayınında, herkesin soruşturma kurulunun kararına uymak zorunda olduğunu belirterek, “Biz, hukukun üstünlüğü üzerine kurulmuş bir ulusuz” dedi.
Polis biber gazı ve plastik mermiler yağdırırken, Obama polise yönelik “güvensizliği” kınadı ve “hiç kimse, iyi polislik faaliyetlerine yoksul topluluklardan daha fazla ihtiyaç duymuyor” diye belirtti. Obama, tipik umursamaz ses tonuyla yaptığı kısa açıklamasının önemli bölümünü potansiyel yağmacıların cezalandırılmasına ayırdı.
Obama, “Şiddetin hiçbir gerekçesi olmaz” dedi. Bu, hukuka saygı adına, dünyanın dört bir yanındaki muazzam şiddetten ve içeride demokratik hakların ortadan kaldırılmasından sorumlu olan Obama’nın, özünde polise öldürme yetkisi bağışlayan bir karara onay vermesidir.
McCulloch, açıklamasında, yargılamanın tüm aşamalarının Obama’nın Beyaz Sarayı ve Adalet Bakanlığı ile birlikte koordine edildiğini vurgulamanın ötesine geçti. 
McCulloch, medyayı ve kamuoyunu olgular üzerinde “spekülasyon” yapmakla alenen suçladığı uzun konuşmasında, davanın temel gerçeğini gizlemeye çabaladı: Silahsız bir adam, Wilson’un polis arabasından önemli bir mesafe uzakta, ikisi başından olmak üzere altı defa vurulmuştu.
McCulloch, “fiziksel kanıtlar”ın çok sayıda görgü tanığının ifadesiyle çeliştiğini söyledi ama Brown’ın elindeki kısa mesafeden açılan kurşun yarası dediği şeyin yanı sıra, o fiziksel kanıtların neler olduğunu belirtmedi. O, benzer bir şekilde, görgü tanıklarının, Brown’ın Wilson’a “saldırdığını” belirtmiş olduklarını ama bu görgü tanıklarının daha önce hiç ortaya çıkmadıklarını söyledi.
Wilson, “Bir bir kişinin suçlanmasına ilişkin kararlar, olguların ayrıntılı bir incelenmesinden başka bir şeye dayandırılamaz.” dedi. Savcının bu kendini savunma girişimi, yalnızca, tüm yargılamanın gayrimeşruluğunun altını çizmeye hizmet etti.
Üç aylık soruşturma kurulu süreci, başından itibaren, Brown’ın katilinin açık yargılamasını atlamanın yolu olarak kullanılmıştır. Gerçek bir yargılama durumunda, dava olguları ve tanıkların ifadeleri, [tarafların kanıtlarını sundukları] çekişmeli yargılamaya tabi olur. Polis ile bağlantıları bilinen savcı, bunun yerine, ulaşılmak istenilen sonuca göre manipüle edilerek üretilmiş kanıtlarla, kapalı kapılar arkasındaki gizli duruşmaları geçirdi. 
Sonunda siyaset kurumu, Wilson’a karşı, ikinci dereceden cinayet suçlamasından bile herhangi bir dava açılamayacağına karar verdi. Savcılar bir iddianame hazırlamadılar; çünkü bunu istemiyorlardı.
Wilson’ı suçlamama kararı, geçtiğimiz hafta oyuncak bir silahla oynayan 12 yaşındaki bir erkek çocuğun Ohio – Cleveland’da, silahsız bir adamın da New York kentinde öldürülmesi dahil, ABD çapında büyüyen polis şiddeti dalgası zemininde gerçekleşti. 
Karar, siyaset kurumunun tavrının, polisin dilediği insanı öldürme hakkını desteklemek olacağını göstermektedir. Bir krizle karşı karşıya olan tüm gerici sınıflar gibi, Amerikan egemen sınıfı da, halkın Wilson’a dava açılması talebine herhangi bir taviz verilmesinin siyasi olarak tehlikeli olacağı ve sadece muhalefeti cesaretlendirmeye hizmet edeceği sonucuna varmıştır.
Bu yargı kararı ve onu takip eden polis şiddeti, ABD’de var olan demokratik yapıların, artan toplumsal eşitsizlik ve savaş yönelişinin basıncı altında çöküşünü ifade etmektedir. Terörle mücadele eve gelmiş durumda.