Otomotiv işçileri mücadelesinin dersleri

Birleşik Otomotiv İşçileri sendikasının (UAW) Ford’da yüzde 51’lik bir “evet” oyunu ucu ucuna sağlamış olduğu iddiası, bu şirket-işgücü ortak girişiminin sınırsız entrikalarını göstermiş olan toplu sözleşme süreci için bir zirve noktasıydı.

Otomotiv patronları, Üç Büyük otomotiv şirketinde [Fiat Chrysler, General Motors, Ford] şirket yanlısı anlaşmaları zorla geçirmeyi, işçilerin yeterince kararlı veya dirençli olmaması nedeniyle başarmadılar. Aksine, otomotiv işçileri, aylar süren mücadele boyunca —32 yıl içinde UAW tarafından desteklenen ulusal ölçekte bir toplu sözleşmenin ilk kez yenilgiye uğraması (Fiat Chrysler-FCA), başabaş bir oylama (General Motors-GM) ve şüpheli bir yüzde 51’lik onay (Ford) dahil— mücadele etme azimlerini ve olağanüstü yaratıcılıklarını göstermişlerdir.

Şirketlerin 140.000 otomotiv işçisinin yaygın muhalefetinin üstesinden gelme becerisi, ilk günden itibaren, Ford’a, GM’ye ve FCA’ya karşı değil, sahte bir şekilde temsil ettiğini iddia ettiği işçilere karşı amansız bir savaş açmış olan UAW sendikasının kasıtlı sabotajı sayesindeydi.

UAW, Ford Rouge oylamasının arifesinde, Dearborn sendika şubesinde, UAW Başkan Yardımcısı James Settles’ın, şirket yanlısı medyaya, “gidişat karanlık görünüyordu” fakat “sabah daha aydınlık olabilir” diye konuştuğu alelacele düzenlenmiş bir basın toplantısı düzenledi. Settles, özellikle, Ford’u bir “rekabet dezavantajı”na sokacak ücret taleplerinde bulunmaları nedeniyle genç işçileri suçladı. [Ona göre] Anlaşmanın reddedilmesi, Ford’un fabrikaları kapatmasına veya Settles’ın, işçiler için mali yıkımla ya da yerlerini grev kırıcıların almasıyla sonuçlanacağı uyarısında bulunduğu, UAW’nin bir grev çağrısına yol açacaktı.

Otomotiv şirketleriyle yaptıkları komploya yönelik herhangi bir muhalefetten korkan UAW, WSWS Otomotiv İşçileri Bülteni muhabirlerini basın toplantısına sokmadı ve onları zor kullanarak çıkardı. Haydutvari davranış, çok geçmeden, ertesi gün, Ford Rouge işçilerine gösterildi. UAW komite üyeleri boyun eğmeyen işçilere “evet” oyu verme baskısı yapmak için ellerinde oy pusulalarıyla üretim bölümüne giderken, işçilerin sendika salonunda oy vermek için UAW şube yetkililerinin maşaları arasından yürümeye zorlandıkları bildirildi.

UAW, Cuma günü geç saatlerde, anlaşmanın ulusal ölçekte onaylanması için gerekli yüzde 51’i verecek şekilde, Ford Rouge işçilerinin mucizevi bir şekilde yüzde 74’lük bir onayını elde etmiş olduğunu ilan etti. UAW’yi oylamada hile yapmakla suçlayan ve bir yeniden sayım isteyen işçiler (UAW ve medya tarafından görmezden gelinen bir talep), öfkeli bir güvensizlikle karşılık verdiler. İşçiler, UAW için, “kanunsuz ve arkadan bıçaklayan bir grev kırıcı çetesi” ve “Mafya”yla hemen hemen aynı, diye haykırdılar.

Aynı gün, UAW, iki hafta önce vasıflı işçilerin yüzde 60’ı tarafından reddedilmiş olmasına rağmen, kendi yasal içtüzüğünü ihlal etti ve GM anlaşmasını onayladı.

UAW’nin Ford’daki Başkan Yardımcısı Settles, Cuma gecesi, eksiksiz bir sinizmle, “Burada üyelerden daha yüksek bir otorite söz konusu değildir. UAW-Ford üyeleri, dürüst ve demokratik bir süreç yoluyla iş güvencesi ve aileleri ile çevreleri için güçlü ekonomik kazanımlar sağladılar” diye ilan etti.

Gerçekte, tüm deneyim, UAW’nin, işçilere karşı tamamen sorumsuz ve onların ihtiyaçlarına vurdumduymaz olduğunu göstermiştir. İşçilerin, yalnızca şirketler ve onların UAW yardakçıları adına “güçlü ekonomik kazanımlar” sağlayacağını açık bir biçimde anlamış olduğu bu anlaşmalar için, sendika, çoğunluğun elde edilmesinin imkansız olması nedeniyle olağanüstü önlemlere başvurdu.

Otomotiv şirketlerine on milyarlarca dolarlık kar biriktirme, milyarları yönetici primlerinde çarçur etme, hisse senedi geri alımları ve en zengin Wall Street yatırımcılarına kar payı ödemeleri yapma imkanı veren son on yıldaki UAW destekli tavizler, araç başına maliyetleri ise çok küçük bir oranda (yüzde 7) azalttı.

Yeni anlaşmalar, önümüzdeki dört yıl içinde saatlik emek maliyetlerinde adeta baştan savma bir artışı beraberinde getirecek. İkinci kademe işçilerin (artık “ilerleme sürecinde” diye adlandırılıyorlar) üzerindeki tüm sınırlamaların kaldırılmasıyla, eski, daha yüksek ücretli işçilerin sanayiden çıkarılmasının ardından kalıcı bir düşük ücret ve yan ödeme tarifesi düzeninin önü açılıyor. UAW de, işçilerin işlerini, ücretlerini ve yan ödemelerini kesmek için her zaman değişiklik yapılabilecek bir “faal anlaşma” altında şirket yönetimi yapısına daha fazla entegre olacaktır.

Şirket yöneticileri ve UAW, şimdilik… kutlama yapıyor. Oylama sonucuna övgüler yağdıran Detroit Free Press, “GM, Ford ve Fiat Chrysler Automobiles, elverişli yeni toplu sözleşmelerle birlikte, sanayinin liderleri olarak, ABD satışlarında rekor kırmak ve sağlam kar marjları için dört yıllık iş barışını ve refahı sabırsızlıkla bekleyebilirler.” diye yazdı.

Bir başkaldırıdan zar zor hayatta kalan Ford Rouge’daki bir UAW 600. Şube bürokratı, Cumartesi günü, WSWS Otomotiv İşçileri Bülteni kampanya yürütücülerine, “Siz de eve gidebilirsiniz. Oylama bitti ve biz kazandık.” dedi. Buradaki “biz”, elbette, işçileri değil, UAW’yi ve şirketi işaret etmektedir.

Bir Pirus zaferi! Bu tür “iş barışı” böbürlenmeleri ve kutlamaları, en iyimser görüşle, hüsnükuruntudur. Anlaşmanın şartları uygulanırken otomotiv işçilerinin ve egemen sınıf onları hedef alırken işçi sınıfının diğer kesimlerinin çok daha fazla mücadelesi gelecektir. UAW’ye gelince; çok sayıda işçi kendi çıkarlarını savunabilecekleri tek yolun bu gerici, şirket yanlısı örgütün ölü ağırlığından kurtulmak olduğunu öğrenirken, UAW’nin gangstervari yöntemlere başvurması, bu derin bir şekilde nefret edilen örgütü yalnızca daha fazla gözden düşürmüştür.

Bununla birlikte, mücadeleyi ileriye taşımak için, otomotiv işçilerinin geçirmiş olduğu deneyimin geniş kapsamlı öneminin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekmektedir.

Otomotiv toplu sözleşme mücadelesi, sendikaların, sınıf mücadelesini bastırmada ve mali aristokrasinin emirlerini dayatmada şirket ve siyaset kurumunun yaşamsal dayanakları olarak işlev gördüklerini bir kez daha göstermiştir. Tıpkı burjuva demokrasisinin her bir diğer kurumunun sınıf gerilimlerinin ve görülmemiş toplumsal eşitsizlik seviyelerinin ağırlığı ile altının oyulması gibi, “toplu pazarlık” kurumunun da altı oyulmuştur. Sözde sendikalar ve şirketler arasındaki “görüşmeler”, kendi çıkarlarını ileri sürmek için işçilere demokratik bir ses vermek şöyle dursun, işçi sınıfının özlemlerini bastırmak için bir komplodan başka bir şey değildir.

UAW’nin ve ABD’deki diğer sendikaların onlarca yıllık yozlaşması (ki bu, dünya genelindeki diğer ülkelerde de yinelenen bir olgudur), sendikaların kapitalizm yanlısı ve ulusalcı programlarında ve onların, işçi sınıfını büyük şirket partilerine tabi kılmalarında bulunan köklere sahiptir. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde sendikaların etkisi doruk noktasındayken bile, bu örgütler, işçi sınıfını kapitalist sisteme ve Demokratik Parti’ye zincirlemek için çalıştılar.

Üretimin küreselleşmesi ve Amerikan kapitalizminin tarihsel krizi, sendikaların ulusal reformist programının altındaki halıyı çekti. Sendikalar, 1980’ler ve 1990’larda, üst orta sınıf bürokratlar şirket yönetim kurullarına katılma ve büyük şirket ihaleleri yapmak için milyarlarca dolarlık nakit transferler alma yoluyla kendi çıkarlarını güvence altına alırken, şirketlerin taleplerine yönelik herhangi bir direnişi terk ettiler.

Son birkaç ayın deneyimi, aynı zamanda, [sendikanın] işçiler lehine otomotiv şirketlerine karşı bir mücaleye girişmesi için, tek başına “hayır” oyları aracılığıyla UAW’ye baskı yapılabileceği efsanesini destekleyenleri de teşhir etmiştir. UAW, tabandan gelen basınca duyarlı bir işçi örgütü değil, işçilere bütünüyle düşman ticari çıkarlara sahip bir işgücü-şirket ortak girişimidir.

Sosyalist Eşitlik Partisi’nin öncülü olan İşçiler Birliği, henüz 1993 yılında, [İşçiler Birliği], “işçi bürokrasisinin çıkarlarının örgütsel ifadesi olarak AFL-CIO’nun ele geçirilebileceği ve devrimci mücadelenin bir aracına dönüştürülebileceği düşüncesini tümüyle reddeder.” diye yazıyordu. Çalışmalarımızın amacının, UAW’yi ve AFL-CIO’yu “reforme etmek” değil, ama “onların tutsak ettiği üyeler üzerindeki siyasi etkilerinin ve örgütsel kontrollerinin yok edilmesi” olduğunu açıklıyorduk.

WSWS Otomotiv İşçileri Bülteni, bu perspektifle ve alternatif bir mücadele programıyla yönlendirilmektedir: işçi sınıfının uluslararası birliği uğruna mücadele, işçi sınıfının büyük şirket partilerinden siyasi bağımsızlığı ve küresel otomotiv sanayisinin ve bankaların işçi sınıfının kolektif ve demokratik mülkiyeti altına alınmasını kapsayan, toplumun sosyalist dönüşümü.

Otomotiv işçilerinin aylar süren mücadelesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve uluslararası ölçekte kitlesel sınıf çatışmasının yeniden ortaya çıkmasını haber vermektedir. WSWS Otomotiv İşçileri Bülteni’nin uğruna mücadele ettiği fabrika komitelerini de kapsayan, işçi sınıfının gerçekten demokratik ve öz temsile dayanan örgütlerinin yeni biçimleri, işçi sınıfının kendi çıkarlarını savunmasının araçları olarak ortaya çıkacaktır.

Kapitalist toplumun her bir kurumunun yozlaşması ve onların halkın büyük çoğunluğunun çıkarlarına yönelik vurdumduymazlıkları, yalnızca, işçi sınıfının en temel ihtiyaçlarını savunma uğruna mücadelenin, işçileri, tüm ekonomik düzene karşı yöneltilen devrimci bir mücadele içine sokacağı anlamına gelmektedir.

23 Kasım 2015

İngilizce özgün metin

Dipnotlar