SEP’in (Sosyalist Eşitlik Partisi) ABD Başkan Adayı Jerry White’ın Açıklaması

Avrupa’daki, Kuzey Amerika’daki ve tüm dünyadaki otomobil işçileri, ücret kesintilerine ve işten çıkarmalara karşı birleşin!
Çalışma arkadaşım Phyllis ve ben, seçim kampanyamızda işçi sınıfının uluslararası birliği için mücadele etmeyi, programımızın ilk maddesi olarak belirledik. Her ülkedeki işçiler, ulus ötesi şirketlerin işçileri düşük ücretlerle kötü koşullarda çalıştırıp yoksulluk ve sömürü koşullarına tabi kılarak kârlarını arttırma çabasına karşı ortak bir mücadele ile yüz yüze geliyor.
İşçilerin uluslararası sosyalist bir strateji benimsemeye olan ihtiyacı, en çok otomobil sektöründe hissediliyor.
Üç yıl önce, Obama yönetimi, Wall Street tarafından tetiklenen ekonomik kriz ortamından faydalanarak, General Motors ve Chrysler işçilerine eşi görülmemiş ödünler dayattı. Obama’nın Otomotiv Sektörüyle İlgili Çalışma Grubu, Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası’nın da işbirliği ile tüm yeni iş alımlarında yüzde ellilik ücret kesintisine gitti ve sağlık ve emeklilik yardımlarını büyük ölçüde kesti. Bu, Detroit’teki üç büyük otomobil şirketinin 2011 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık bir kar elde etmesini mümkün kıldı.
Amerikan otomobil işçilerine sefalet ücretlerinin dayatılması, şimdilerde otomobil devleri tarafından aynı şekilde Avrupa’daki otomotiv sektörü işçilerine karşı da kullanılıyor. Önceki mücadeleler sayesinde elde edilmiş belirli yasal kazanımlar yüzünden, Avrupa işçi sınıfı, şimdiye kadar, ABD’de sıradan hale gelmiş olan işten çıkarmalarla ve ücret kesintileriyle karşı karşıya kalmamıştı.
Bu hızla değişiyor. Uluslararası bankalar Yunanistan’da işçi sınıfına açlığı dayatıyor, Avrupa’nın dört bir yanında işçilere karşı benzeri saldırılar düzenliyor. Avrupalı sendikalarının, sosyal-demokratların, Stalinistlerin ve eski sol partilerin ihanetlerine bel bağlayan Otomobil şirketleri, özellikle de Almanya, Fransa ve İngiltere’de işçilere karşı Amerikan tarzı saldırılara hazırlanıyorlar.
General Motors Avrupa’daki Opel ve Vauxhall bölümlerindeki işçileri hedef almakta ve PSA Peugeot- Citroën ile kıta genelinde binlerce işten çıkarmaya yol açacak olan ortaklık görüşmeleri sürdürmektedir. GM’den bir yetkilinin geçenlerde Wall Street Journal’a söylediği gibi: “Şayet Opel düzeltilecekse, bu şimdi yapılacak ve kesintiler daha yoğun olacaktır.”
GM, Almanya’da Bochum’da 3.100 işçinin çalıştığı fabrikayı ve İngiltere’de Liverpoll yakınlarındaki Ellesmere Port’da 2.100 işçinin çalıştığı bir başka fabrikayı kapatmakla tehdit ediyor. Bu tehdit, Belçika’nın Antwerp kentindeki Opel fabrikasının 2.500 çalışanın işini kaybetmesi pahasına 2010 yılında kapatılmasının ardından gelmektedir.
Daha önce 6.000 işçiyi çıkarmayı planladığını açıklamış olan Peugeot, Fransa’daki işçi ücretlerinin Doğu Avrupa’da ve diğer düşük ücretli ülkelerdekinden üç kat daha yüksek olduğundan şikâyet ediyor. GM ile kurulacak bir ortaklık işçilerin ücretlerini ve sosyal haklarını budamayı ve daha yoğun çalışmayı dayatmayı hedeflemektedir.
UAW Başkanı Bob King, Alman işçi sendikası IG Metal’in desteğiyle, Opel’in denetim kuruluna yerleştirildi.  King, otomobil patronlarının ve Wall Strett’in, UAW’nin şirketlerle mücadeleye ilişkin bütün  “20 Yüzyıl” düşüncelerini terk etmiş olmasıyla övünen su katılmadık bir maşasıdır. O, açıkça, sendikaların başlıca görevinin verimliliği yükselterek ve düşük işgücü maliyetlerini azaltmada yönetime yardımcı olarak kârları arttırmak olduğunu savunmaktadır.
King, 24 Şubat’ta, Detroit Free Press’deki bir muhalif başmakalede, Obama’nın GM’i ve Chrysler’ı “cesur ve kararlı kurtarışını” övdü. O, sendikanın ücret ve sosyal hak kesintilerindeki rolünün ve “grev hakkımızdan altı yıl vazgeçme” konusunda anlaşmasının çığırtkanlığını yaptı.
King’in Opel denetim kurulundaki varlığı bir uyarı olarak ele alınmalıdır: IG Metal, Avrupa’ya, Amerikan işçilerinin karşı karşıya kaldığına benzer koşulları getirmeye hazırlanıyor. Söylentilere bakılırsa, üretimin bir bölümünün Kore’den Almanya’ya kaydırılmasına ilişkin bir anlaşma şimdiden yapılıyor.
Bu gelişmeler, sendikalar kendi üyelerinin ücretlerinin ve yaşam ve çalışma koşullarının yıkımını desteklediğini göstermektedir. Üst-orta sınıfının hali vakti yerinde temsilcileri olan sendika yöneticilerinin çıkarları, doğrudan doğruya işçilerin çıkarlarının aleyhinedir. Onların ücret kesintilerine destekleri, sendikalarının ulusalcılık temelindeki yapısından ve ulusalcı, kapitalizm yanlısı programından kaynaklanmaktadır.
Ulus ötesi şirketlerin üretimi ucuz işgücüne sahip bölgelere kaydırabildikleri küreselleşmiş bir ekonomide, sendikalar, şirketleri üretimi “memlekette” tutmaya ikna etmek için, üyelerinin ücretlerini iyileştirme yönündeki her türlü girişimden vaz geçmekte; bunun yerine, ücretleri aşağı çekmede patronlarla işbirliği yapmaktadırlar. Onlar bunu, kendi dolgun maaşlarının başlıca kaynağı olan aidat tabanını desteklemek için yapmaktadırlar.
Sendikalar, işçilerden, işyerleri üzerine rekabet etmek için daha düşük ücretleri ve her zamankinden daha ağır çalışma koşullarını kabul ederek diğer ülkelerin işçilerine karşı kardeş katili bir mücadelede “kendi” işverenlerini savunmalarını talep ediyorlar. Bu politikanın, otomotiv sektörü işçileri için feci sonuçları her geçen gün daha açık hale gelmektedir.
King ve IG Metal’daki meslektaşları gibi insanlar, ucuz işgücünü güvence altına alarak işçilerden gasp edilen kârdan pay alan işgücü müteahhitlerinden pek de farklı değillerdir.
Benim kampanyam, bu ihanetin aksine, Amerikan işçilerinin Avrupa’daki ve tüm dünyadaki erkek ve kız kardeşleriyle birliği uğruna mücadele ediyor. Biz, hangi ülkede yaşıyor olurlarsa olsunlar, tüm işçilerin güvenceli ve iyi ücretli bir işe sahip olma hakkı olduğunda ısrar ediyoruz. Bu sosyal hakkı güvence altına alma uğruna verilen bu mücadele, işçi sınıfının, şirket ve finans seçkinlerini zenginleştirirken işçi sınıfını yoksullaştıran ve dünya genelinde başarısız olan tüm ekonomik ve siyasi düzen (kapitalist sistem) ile boy ölçüşmesidir.
Ben, [bu seçimlerde] işçilerin mücadelelerini uluslararası ve devrimci sosyalist bir temelde örgütlemek ve birleştirmek için gerekli önderliği inşa etmek için yarışıyorum. Toplumsal eşitlik uğruna verilen bu mücadele, otomobil sanayisinin ve bankaların işçi sınıfı tarafından demokratik mülkiyetini ve kontrolünü gerektirmektedir.

25 Şubat 2012
Yazının İngilizce orijinali: http://www.wsws.org/articles/2012/feb2012/auto-f25.shtml