Trump’ın konuşması içeride sınıf savaşı, dışarıda savaş planlarını özetliyor

Salı günü Kongre’nin ortak oturumunda konuşan ABD Başkanı Donald Trump, başkanlığının ana çerçevesini yeniden ortaya koydu: askeri harcamalarda büyük artış, şirketlerin ödediği vergilerde büyük indirim, göçmenlerin Amerikan kapitalizminin krizinin günah keçisi ilan edilmesi ve ekonomide ulusalcı ticaret politikalarının desteklenmesi.

Trump, göreve başlama konuşmasının tersine, sağcı politikalarını Amerikan politikasının geleneksel teamülleri çerçevesinde ifade etti. Medya, sanki sözleşmişçesine, Trump’ın konuşmasını, “Koltuklar arasındaki koridorun diğer tarafına ulaştığı” [partiler arası farklılıkları aşarak muhalefet ile uzlaşma anlamında –çev.] ve partiler üstü bir yaklaşım benimsediği için övdü.

Geçen hafta Trump tarafından “halk düşmanları”na dahil edilmiş olan CNN, konuşmaya ilişkin makalesine, “Yeni Tarz, Büyük Vizyon” başlığı attı. Çeşitli medya gevezeleri, onun açıklamalarını överken, Steve Bannon gibi faşizan kişilerle dolu yönetimin milyonlarca kayıtsız göçmene yönelik kapsamlı bir baskının ortasında olduğu gerçeğini görmezden geldiler.

Demokratların Trump’ın konuşmasına resmi yanıtını, halen herhangi bir seçilmiş göreve sahip olmayan ve kamuoyu tarafından pek tanınmayan Kentucky Valisi Steve Beshear verdi. Beshear, Trump’ı “ulusal güvenliğimize yönelik Rusya’dan gelen ciddi tehditleri görmezden gelmekle” suçladığı kısa yanıt konuşmasını, yaygın şekilde hor görülen şirket yanlısı sağlık hizmeti programı Obamacare’in savunusuna ayırdı. 

Dış politika üzerine odaklanmış taktiksel farklılıklara karşın medyanın gösterdiği tepki ve Demokratların gönülsüz karşı ifadeleri, egemen sınıf içinde Trump yönetiminin temel hedeflerine; askeri harcamaların arttırılmasına, devletin baskı aygıtının güçlendirilmesine, şirketlerin ödediği vergilerde büyük indirim yapılmasına ve sosyal harcamaların ortadan kaldırılmasına yönelik yaygın ve partiler üstü bir destek olduğu gerçeğine işaret etmektedir.

Trump, konuşmasından bir gün önce, askeri bütçede, zorunlu olmayan sosyal harcamalarda aynı oranda kesinti yapılarak karşılanacak şekilde, yüzde 10 artış planını açıklamıştı. Ancak Trump, “ABD ordusunun kadın ve erkek askerlerine gereksinim duydukları araçları” sağlama vaadinin ötesinde, askeri genişleme planının ve genel olarak dış politikasının sonuçlarını büyük ölçüde görmezden geliyordu.

Trump’ın bütçe yönergesi, hem Kongre’deki Cumhuriyetçiler hem de Washington Post gibi Demokratik Parti yanlısı yayınlar tarafından, Medicare, Medicaid ve Sosyal Güvenlik gibi sosyal ödeneklere yapılan harcamalarda büyük kesinti yapılması önerisinde yeterince ileri gitmediği için eleştirildi.

Trump, konuşmasında, yoksullar için sigorta programı olan Medicaid’i eyalet yönetimleri tarafından budanabilecek bir blok fon sistemine dönüştürmek dahil, bu programlarda kesinti yapmak için Kongre ile birlikte çalışacağının işaretini verdi. O, “Eyalet valilerimize, Medicaid ile ilgili olarak gereksinim duydukları kaynakları ve esnekliği sağlamalıyız.” dedi.

Trump, aynı zamanda, yeni eğitim bakanı Besty DeVos’un bakış açısına uygun olarak, kamu eğitimine yönelik yoğun bir saldırı önerdi: “Aileler, kendilerine uygun kamu, özel, vakıf, uzmanlaşmaya dayalı parasız eğitim veren, dinsel okulları ya da evde eğitimi seçmekte özgür olmalılar.”

Trump’ın konuşmasının can alıcı noktası, onun ekonomik ulusalcılık programıydı. Trump, ABD şirketlerine yabancı piyasalara girmede yardımcı olmak için devlet yardımları çağrısı yaptı; yönetiminin, “şirketlerimiz üzerindeki vergi oranını azaltacak tarihsel bir vergi reformu hazırlıyor” olduğunu açıkladı ve “böylece onlar, her yerde ve herkesle rekabet edip gelişebilecekler” dedi. O, “yabancı şirketler ürünlerini Amerika’ya gönderdiklerinde onlara neredeyse hiçbir bedel [vergi vb.] ödetmiyoruz.” şikayetinde bulundu.

Dikkat çekici bir biçimde, Trump, yönetiminin “şirketlerin ABD’de iş yapmasını kolaylaştırıp, ayrılmasını çok daha zor” hale getireceğini açıkladığında, Demokratik Parti’nin eski başkan aday adayı Bernie Sanders onu alkışladı. Sanders, başka Demokratlar ile birlikte, ulusalcı ekonomik politikalar konusunda Trump ile işbirliği yapma isteğini belirtmişti.

Trump’ın ekonomik programı, konuşmasında, “Amerikan işleri”ni savunma biçiminde ifade edilirken, gerçekte, şirketlerin vergilerinde büyük indirimler yapılması, onlara yönelik düzenlemelerin ve kısıtlamaların ortadan kaldırılması ve ABD’deki işçilerin sömürüsünün arttırılması üzerinde odaklanmaktadır.

Trump, kayıtsız göçmenlere yönelik, yaygın bir halk muhalefetine ve ülke çapında gösterilere yol açmış olan korkunç baskısını sonuna kadar savundu: “Tam şu anda, topluluklarımızı tehdit eden ve yurttaşlarımızı haraca kesen çete üyelerini, uyuşturucu satıcılarını ve canileri uzaklaştırıyoruz. Bu akşam söylediğim ve söz vermiş olduğum gibi, kötüler gönderiliyor.”

Trump’ın “mevcut düşük nitelikli göç sisteminden uzaklaşıp onun yerine liyakat temelli bir sistem benimseme” yönünde bir değişim çağrısı yapan konuşması, daha önce yapmış olduğu göç önerisinde bir değişikliği içeriyordu. Bu tür bir politika, Amerikan şirketleri için sürekli bir nitelikli işgücü sağlanmasını sağlama almaya çalışırken, göçmenlere yönelik sürmekte olan baskıyı bütün kabalığı ve şiddetiyle devam ettirecektir.

“Uygun güvenlik incelemesinin yapılamadığı yerlerden denetimsiz girişe izin vermek, şefkatli değil, sorumsuz bir tavırdır… Terörizmin Amerika içinde bir köprübaşı [mevzi] oluşturmasına izin veremeyiz.” diyen Trump, benzer bir şekilde, Müslümanların ülkeye girmesine koyduğu yasağa desteğini yineledi.  

O, konuşmasının sonuna doğru,  geçen ay Yemen’deki bir baskında ölen ABD Deniz Komandosu William “Ryan” Owens’ın dul eşi Carryn Owens’ın oradaki varlığını kendi çıkarı için kullandı. Owens’ın babası tarafından düzenlenen operasyona ilişkin suçlamaları görmezden gelen Trump, görevi “son derece başarılı bir baskın” olarak betimledi.

Trump’ın 25 Yemenli sivilin ve 8 çocuğun öldürülmesine yol açan bu ölümcül saldırıdan söz etmesi, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından, konuşma boyunca yapılan en uzun ve coşkulu ayakta alkışlamayla karşılandı.

Konuşmanın belki de en ayırt edici yanı, onun bütünüyle hayal dünyasında yaşayan niteliğiydi. “Ülkemizde yıkılmış olan her şey onarılabilir. Her sorun çözülebilir.” diyen Trump, konuşmasını, kendi başkanlığı sonucunda, “Ölen sanayiler kükreyerek yeniden yaşama dönecek… Dağılan altyapının yerini, güzel ülkemizin dört bir yanında parlayan yeni yollar, köprüler, tüneller, havaalanları ve demiryolları alacak.” sözleriyle sürdürdü.

Bütün bunlar, gülünç, boş hayallerdir. Gerçek şu ki, dolandırıcı ve sahtekar bir artist olan Trump’ın ülkedeki en yüksek siyasi makama yükseltilmiş olması, ABD’deki burjuva egemenliğinin derinlemesine çürümüşlüğünün kanıtıdır.

01 Mart 2017

İngilizce özgün metin