UAW grev kırıcıları ABD otomotiv şirketlerinin isteklerini yerine getiriyor

Birleşik Otomotiv İşçileri sendikası (UAW), Ford işçilerine yeni bir toplu sözleşmeyi hızla kabul ettirme, ABD’li 140.000 otomotiv işçisinin direnişini kırma yönündeki aylar süren kampanyasını sona erdirme ve otomotiv yöneticileri ile Wall Street tarafından dikte edilen sözleşmeleri dayatma peşinde koşuyor.

UAW, 6 Kasım Cuma günü, 53.000 General Motors (GM) işçisinin benzer bir anlaşma üzerine oylaması daha sonuçlanmadan, Ford anlaşmasını ilan etti. Anlaşma, UAW’ye göre, üretim işçilerinin ve vasıflı işçilerin toplamı tarafından küçük bir farkla (yüzde 55) onaylanırken, vasıflı işçilerin çoğunluğu (yüzde 59,5) UAW’nin desteklediği anlaşmayı reddetti. Bu tür bir bölünmüş oylamanın ardından bir toplu sözleşmeyi dayatmak, UAW’nin içtüzüğünün ihlalidir ama o, 2011’deki benzeri koşullarda Fiat Cyrsler işçilerinin haklarına saygısızca davranmakta sakınca görmemişti.

Ford anlaşması, aynı ondan önceki Fiat Chrysler ve GM anlaşmaları gibi, UAW’nin işi hızlandırma, mağduriyet ve sözde gönüllü emeklilikler yoluyla eski, yüksek ücretli işçileri çıkarmak için gizlice anlaşmasının ardından, otomotiv sanayisinde kalıcı bir düşük ücret ve yan ödeme tarifesi oluşturmaya zemin hazırlamaktadır.

Toplu sözleşmeler, nefret edilen iki kademeli ücret ve yan ödeme sistemini ortadan kaldırmak (ki bu işçilerin ana talebi) şöyle dursun, otomotiv patronlarını, yoksulluk seviyesinde ücretler, düşük emeklilik maaşları ve sağlık hizmetleri alan bir üçüncü, dördüncü ve beşinci kademe geçici ve sözleşmeli işçileri devreye sokmak için serbest bırakacaktır. Bu arada, geleneksel işçilerin yıllık yüzde 1,5’luk aşağılayıcı ücret artışları, reel ücretlerde, 2019’a kadar yüzde 25’lik yirmi yıllık bir gerileme oluşturacak.

Otomotiv şirketleri, araç başına maliyetleri yarıdan fazla azaltmış olan 2007, 2009 ve 2011’deki anlaşmaların ardından, halihazırda rekor karlar ve ABD’de yüzde 10’u aşan sarsıcı kar marjları elde ediyorlar. Bununla birlikte, Wall Street’teki para delisi spekülatörler daha fazlasını istiyor ve otomotiv imalatçılarının hisse senetlerinin önemli bir bölümüne sahip olan UAW buna uyum sağlamaya fazlasıyla istekli.

Ancak sözleşmelerin “dönüştürücü” karakteri, ücretlerin ötesine geçmektedir. Yeni anlaşma, yüz binlerce emekli ve onların aile fertleri için sağlık sigortası ödemelerini hızla azaltan UAW kontrolündeki bir vakfa akıtılmasının ardından, mevcut işçilerin sigorta kapsamını büyük ölçüde daraltacaktır. Bu, sağlık hizmetleri masraflarını patronlardan alıp zaten neredeyse asgari ücretle yaşamaya çalışan işçilerin sırtına kaydırmak isteyen Obama yönetimiyle birlikte geliştirilmiştir.

UAW, toplu sözleşme mücadelesi boyunca, işçilerin geleneksel olarak anladığı anlamda bir “sendika” ya da “işçi örgütü” olmadığını kanıtlamıştır. O, sahte bir şekilde temsil ettiğini iddia ettiği işçilerin ihtiyaçlarına ve çıkarlarına derinlemesine düşman bir şekilde, bir şirket-işgücü ortak girişimi ve yönetimin bir sanayi polis gücü işlevi görmüştür.

Tabandaki işçileri bastırmak için tehditleri ve ekonomik şantajı kullanan UAW, her aşamada işçilerden bilgi sakladı ve onlara yalan söyledi. Şirketlerin daha fazla vereceği hiçbir şeyi olmadığı ve işçilerin herhangi bir iyileştirme için baskı yapması halinde fabrikalarını kapatıp Meksika’ya veya diğer düşük ücretli ülkelere gideceği konusunda ısrar eden UAW yetkilileri, şirket çizgisini arsızca savundular.

UAW, grevi, şirketlere karşı bir işçi silahı olmaktan çıkartıp, işçi sınıfına karşı bir silaha dönüştürdü. UAW yetkilileri, işçilerin, sözleşmeleri, geçtiğimiz ay Fiat Chrysler işçilerinin yaptığı gibi reddetmiş olmaları durumunda, işçileri haftalarca ya da aylarca sendikanın 600 milyon dolarlık grev fonundan haftalık sadece 220 dolar alarak grev hattında bırakacak bir grev çağrısı yapmaya zorlanacakları tehdidinde bulundular. UAW, otomotiv işçilerinin herhangi bir kamuoyu desteği almayacağında ve sonunda, çok daha azına razı olmaya zorlanacaklarında ısrar etti.

UAW, onay oylaması sırasında, işçileri, anlaşmaya karşı oy vermeyi planlıyorlarsa “açgözlü” ve “aptal” olarak suçlayan sendika şube memurlarının eleştirilerine göğüs germek durumunda bırakırken, sendikanın yalanlarını onlara pazarlaması için New York City’deki bir halkla ilişkiler firmasını tuttu. Son oyların sayımına gelince, UAW, “doğru” sonucu almak için, seçimlere hile karıştırmaya fazlasıyla hazırdır.

Sendikalar, kapitalizm yanlısı önderliklerine rağmen, işçilerin gelirlerini arttırdıkları ya da en azından korudukları zamanlarda, “işçi örgütü” olarak adlandırılabilirdi. Ancak, Dördüncü Enternasyonal’in kurucusu Lev Troçki’nin 1937’de belirttiği gibi, eğer işçi önderleri, “burjuvazinin gelirini işçilerin saldırılarına karşı savunur; grevlere, ücret artışlarına ve işsizlere yardımcı olmaya karşı bir mücadele yürütürlerse; o zaman bir sendikaya değil, bir grev kırıcılar örgütüne sahip oluruz.”

Bu, UAW’nin, AFL-CIO’nun ve Kazanma Koalisyonu’nun tam bir betimlemesidir. Onlar, işçileri birleştirmiyor ama bölüyorlar. Onlar sınıf mücadelesine ve sosyalizme düşmanlar ve kapitalist sınıf işçi sınıfına karşı amansız bir savaş yürütürken, durmadan “sınıf uyumu”nu vaaz ediyorlar. UAW, fabrikalarda işçilerin şikayetlerini görmezden geliyor, iş hızlandırmalarını zorla kabul ettiriyor ve yirminci yüzyılın başlarındaki sanayi köleliğinin en karanlık günlerini hatırlatan bir diktatörlük rejimini denetliyor.

Ford oylamasının sonucu ne olursa olsun (ki işçiler, onu, hak ettiği aşağılamayla reddetmeliler), 2015 toplu sözleşme mücadelesinin sonucu, UAW sendikasının daha fazla gözden düşmesi olacaktır. Bu, aynı zamanda, “sendikalar”ın örgütsel egemenliğinde ısrar eden ve işçilerin sendikaların otoritesine karşı her başkaldırma çabasını gayrimeşru olarak suçlayan çok sayıda sahte sol grubun bir teşhiridir.

UAW’nin ve diğer sendikaların şirket yönetimlerinin araçlarına dönüşmesi (ki bu, yalnızca Amerika’ya özgü olmayıp, uluslararası bir olgudur), basitçe, sendikaları kontrol eden yozlaşmış ve bürokratik yöneticilerin hainliğinin sonucu değildir. Bu, söz konusu örgütlerin kapitalizm yanlısı ve ulusalcı programlarının iflasından ve işçi sınıfını Demokratik Parti’ye tabi kılmalarından kaynaklanmaktadır.

Amerikan kapitalizminin uzun süren gerilemesi ve ulusötesi üretimin artması, bu örgütlerin altındaki halıyı çekmiştir. Onlar, buna, şirket yanlısı “işçi-işveren ortaklığı”nı benimseyerek ve şirket yönetimine ödünler vermesi için baskı yapan oluşumlar olmaktan çıkıp şirketleri daha karlı hale getirmek için işçilerin işlerini ve yaşam standartlarını ortadan kaldırmak üzere elinden geleni ardına koymayan örgütlere dönüşerek yanıt verdiler.

İşçiler arasında, yoğun bir muhalefet ve mücadele arzusu var. UAW’nin, şirket medyası tarafından desteklenen amansız propaganda kampanyasına rağmen, bu satış anlaşmalarını elde etme sürecinde bu kadar güçlük çekmiş olması, sadece otomotiv işçilerinin değil ama tüm işçi sınıfının kitlesel muhalefetinin bir ifadesidir.

Sınıf mücadelesi, açığa çıkmaya başlıyor. İşçilerin en temel haklarını -kabul edilebilir bir maaş ve iş güvencesi, güvenli ve insani çalışma koşulları, kendi çıkarlarını savunmak için kolektif olarak örgütlenme- güvence altına alma özlemleri, bağımsız ifadesini bulacaktır.

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin ve onun Otomotiv İşçileri Bülteni’nin savunduğu gibi, işçilerin, demokratik olarak seçilmiş ve bizzat tabandaki işçiler tarafından kontrol edilen kendi örgütlerini oluşturmaları gerekmektedir. Kapitalist sistemin emirlerine tabi olmaya değil ama sınıf mücadelesi yöntemlerine dayanan ve işçileri gerçekten temsil eden fabrika komitelerinin kurulmasının işçi sınıfı için güçlü bir silah olduğu görülecektir.

İşçiler tarafından bugüne kadar kazanılmış olan her şey, yalnızca, onların güçlerini şirketlere ve şirketlerin siyasi hizmetçilerine karşı seferber etmeleri sayesinde elde edilmiştir. Bugün, tüm dünyadaki işçilerin kolektif emeğinin yaratmış olduğu toplumun servetinin büyük kesimi bir avuç süper zenginin elinde toplanmıştır ve savaş ve toplumsal olarak yıkıcı diğer hedefler uğruna heba edilmektedir. Bu yüzden, işçi sınıfının sosyal haklarını güvence altına alma mücadelesi, yalnızca işçi sınıfı ekonomik ve siyasi iktidarın dizginlerini kendi ellerine aldığında çözüme ulaştırılabilecek olan siyasi bir mücadeledir.

9 Kasım 2015

İngilizce özgün metin