Üst düzey general Irak kentlerini geri almak için ABD askerlerine ihtiyaç olabileceğini söylüyor

ABD’nin en üst düzey generali, Kongre’nin Perşembe günkü oturumunda, Pentagon’un, Irak’ın ikinci büyük şehri Musul’u kaçınılmaz olarak kanlı çatışmalarla Irak Şam İslam Devleti’nden (IŞİD) geri almak ve ağırlıklı olarak Sünnilerin yaşadığı Anbar eyaletinin ve onun Suriye ile sınırının güvenliğini sağlamak için bu ülkeye ABD kara birlikleri göndermeyi “kesinlikle göz önünde bulundurduğunu” anlattı.
ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey, Obama yönetiminin, çoğu güç durumdaki Anbar vilayetine gönderilen 1.500 ek “danışman” ile birlikte, Irak’ta görevlendirilmiş ABD birlikleri sayısının iki katına çıkarılmasını emretmesinden yalnızca bir hafta sonra, Temsilciler Meclisi’nin Silahlı Kuvvetler Komitesi’ne konuşma yaptı.
Ortadoğu’daki yeni ABD savaşının, şu anda dördüncü ayında olmakla birlikte, Washington, IŞİD’i “zayıflatmak ve yok etmek” olarak açıklanmış hedefinin oldukça ötesine geçen bir strateji izlediği için, yaşanacak bir dizi askeri tırmanmanın yalnızca ilki olduğunun bütün belirtileri var.
Dempsey, “karmaşık ve uzun vadeli bir iş” olarak tanımladığı şey için “stratejik sabır” istedi. O, ABD’nin bir dizi “varsayımları geçersiz kılınmadıkça”, önceki Irak Savaşı’nda konuşlandırılmış türde “büyük bir askeri birlik” ile bizzat savaşacak şekilde müdahale etmesinden yana olmadığını söyledi.
Bu varsayımlar, Bağdat’ta “kapsayıcı” bir hükümetin oluşturulması ile Irak Güvenlik Güçleri’ni IŞİD tarafından istila edilmiş Anbar ve Ninova bölgelerini geri alma kapasitesine sahip olana kadar geliştirilmesini de kapsıyor.
Bu “varsayımların” hiçbiri kesin değil. Irak hükümeti Şii partilerin egemenliğinde olmaya devam ediyor ve Şii milisler, IŞİD’e karşı elde edilen ve Sünni sivillere yönelik saldırıların ve Sünnileri Şiilerin yaşadığı merkezlere yakın köylerden kovmaya yönelik “etnik temizliklerin” eşlik ettiği ilerlemelerin büyük kısmının sorumlusuydu. ABD hava saldırılarının desteğiyle kazanılan bu askeri zaferler, sadece, Irak’taki mezhepsel bölünmelerin derinleşmesine ve IŞİD saldırganlığını kolaylaştırmada başlıca etken olan Sünni direnişini güçlendirmeye hizmet etmiştir. 
Bu arada Irak ordusu, Başbakan Haydar el-Abadi’nin yeni hükümeti tarafından onlarca generalin ve diğer üst düzey subayların kısa süre önce görevden alınmasına rağmen, büyük ölçüde düzensizlik içinde olmaya devam ediyor. Pentagon tarafından Temmuz ayında yapılan, Irak ordusunun durumuna ilişkin gizli bir değerlendirmede, mevcut birliklerin ancak yarısının ABD “danışmanları” tarafından eğitilmeye uygun olduğu sonucuna varılmıştı. Dahası, değerlendirme, hem Sünni militanların ve hem de Şii yedek güçlerin, onları eğiten ABD personelinin Afganistan’da sıradan hale gelmiş türde “içeriden” saldırılara uğraması tehlikesi doğuracak şekilde, çok sayıda birliğe sızmış olduğu uyarısında bulundu. 
Dempsey, IŞİD’i Irak’ta yenmek için “80.000 yetkin” Irak askerine ihtiyaç duyulduğundan söz etti. O, bu askerlerin yokluğunda, bu eksikliği doldurmak için ABD güçlerine başvurulabileceğini öne sürdü.
Başkan Barack Obama’nın, Ortadoğu’daki bu yeni savaşta Amerikan “kara birliklerinin” kullanılmayacağına ilişkin sözünün sahteliğini vurgulayan, Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı milletvekili Buck McKeon, Irak ve Suriye’de askeri güç kullanımı yetkisine ilişkin, ABD savaşçı birliklerinin kullanımını yasaklayan herhangi bir yasa önerisini reddedeceği uyarısında bulundu.
McKeon “Askerimizi elleri arkalarından bağlanmış şekilde tehlikelere gönderilmesini desteklemeyeceğim.” dedi.
McKeon, Dempsey’e, “En iyi seçeneklerinizin bir kısmı masadan kaldırılmışken, IŞİD’i zayıflatmak ve en nihayetinde onu yok etmek için size verilen bu görevi nasıl başarıyla yerine getirebilirsiniz?” diye sordu.
Yeni savaşa 5,6 milyar dolar kaynak yaratmak için Kongre’nin onayı peşinde koşan Obama yönetimi, savaş için kongrenin bir kararına ihtiyaç duymadığı biçimindeki önceki tutumunu değiştirdi ve Irak ile Afganistan’da on yıldan uzun süren bir savaşın yolunu açan 2001 ve 2003’tekilere benzer bir Askeri Güç Kullanma Yetkisi (AUMF) isteyeceğini belirtti.
Bu arada, söylentilere göre, Obama yönetimi, Irak’ta ABD önderliğindeki savaşı tırmandırırken, aynı zamanda, komşu ülke Suriye’de rejim değişikliğini destekleme, yani Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetimini devirme stratejisini değiştirmeyi tartışıyor.
Görünüşte, ilerlemesi Washington ve onun bölgesel müttefikleri tarafından ona ve İslamcıların önderliğindeki diğer milislere sağlanmış yardımlar ve silahlar sayesinde mümkün kılınmış olan IŞİD’e yönelmiş olan yeni savaşının içsel çelişkileri ile boğuşan Obama yönetiminin, “önce Irak” ve ardından Suriye politikasının artık sürdürülemez olduğu sonucuna vardığı söyleniyor.
Türkiye sınırındaki Kürt kasabası Kobani’yi istila etmeye çalışan IŞİD savaşçılarına yönelik saldırılar dışında Suriye’de gerçekleştirilen sınırlı ABD hava saldırıları, hem IŞİD hem de El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra Cephesi hedeflerine yönelikti. Öyle görünüyor ki bu saldırılar, Esad rejimi karşıtı sözde “ılımlı” ABD destekli Sünni milisleri zayıflatırken, daha önce birbirinin boğazına sarılmış olan bu iki İslamcı grubu istemeden bir araya getirmiş durumda.
İddia edildiğine göre geçen hafta bir birleşme anlaşması yapmış olan bu iki İslamcı grup, birlikte, Esad karşıtı güçlerin ana gövdesini ve en etkili savaşçı kesimini oluşturuyor. Onlar, kısa süre önce, büyük bölümü ABD tarafından temin edilmiş silahlarla birlikte El Nusra’ya teslim olan Suriye Devrimciler Cephesi ve Hazm Hareketi gibi ABD destekli grupları bozguna uğratmıştı.
CNN’e göre, Beyaz Saray, Suriye’deki kriz üzerine ulusal güvenlik yöneticileri ile bir dizi toplantı yapmış ve “Suriye’de siyasi bir geçiş olmadan ve Başkan Beşar Esad devrilmeden IŞİD’in yenilemeyeceği” sonucuna ulaşmış.
Habere göre, Obama yönetimi, özellikle, asıl olarak Esad’ın devrilmesi ile ilgilenen ve Suriye’deki İslamcı milisleri destekleyen Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez devletleri gibi bölgesel müttefiklerinden gelen güçlü basınca karşılık veriyor.
CNN’e göre “Tartışılan seçenekler arasında, Türkiye sınırında uçuşa yasak bir bölge ile Pentagon’un ılımlı muhalefeti eğitme-donatma programını hızlandırması ve genişletmesi yer alıyor.”
Türkiye tarafından talep edilen uçuşa yasak bir bölgenin kurulması, bu yeni Ortadoğu müdahalesini doğrudan Suriye’ye yönelik bir savaşa çevirerek, Suriye hava kuvvetlerini ve hava savunmasını devredışı bırakmaya yönelik yoğun bir ABD bombardımanını gerektirecektir.
Beyaz Saray ve Pentagon Ortadoğu’daki savaşta önemli bir tırmanmaya hazırlanırken, ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, Cuma günü, ABD nükleer savaş stoklarına ilişkin bir incelemenin, ABD nükleer silahlarının “güvenli, emniyetli ve etkin” olmasını sağlamak için milyarlarca dolar daha harcanması gerektiği sonucuna vardığını açıkladı. 
Füze fırlatma mürettebatının uyuşturucu kullanımı ve dalavereleri ile nükleer savaş kuvvetlerinin en kıdemli komutanlarının görevi kötüye kullanmasını kapsayan bir dizi skandalın ardından başlatılan bu inceleme, nükleer kuvvetlerin 15-16 milyar dolarlık bütçesinde, gelecek beş yıl boyunca yılda yüzde 10’luk bir artışa ihtiyaç olduğuna hükmediyor.
Pentagon yetkilileri, Irak ve Afganistan’da 13 yıl süren savaş nedeniyle, nükleer stokların ihmal edilmiş olduğunu iddia ettiler.
Nükleer savaş güçlerini modernize etmeye dönüş, ABD’nin hem Rusya’ya hem de Çin’e yönelik askeri kışkırtmaları bağlamında yürütülmekte ve giderek artan nükleer bir Üçüncü Dünya Savaşı tehlikesine işaret etmektedir.