Venezuela sahte solu ve Chavezciliğin bozgunu

Hugo Chavez’in Venezuela Sosyalist Partisi’nin (PSUV) 17 yıllık iktidarının ardından, ülke ekonomisi çözülüyor. Yoksulluk 2013’ten bu yana iki katına çıkarken (nüfusun yüzde 80’i), Venezuela halkının ezici çoğunluğu gıda, sağlık hizmeti, tüketim maddeleri ve elektrik yetersizliği ile karşı karşıya. İşçi sınıfı mahallelerinde her gün yiyecek isyanları ve kendiliğinden protestolar meydana geliyor ve Devlet Başkanı Nicholas Maduro’nun Chavezci hükümeti, buna, olağanüstü hal uygulayarak karşılık vermiş durumda.

PSUV ile sağcı muhalefet Demokratik Yuvarlak Masa Birliği (MUD) arasında devlet iktidarı uğruna kapışma bir darbe ya da sıkıyönetim olasılığını doğururken, bu iki burjuva partisi ülkenin geleceğini belirleyecek biricik unsurlar değildir.  Temel yaşam gereksinimlerinden yoksun bırakılmış olan Venezuela işçi sınıfı, hem hükümet hem de resmi muhalefet ile giderek artan ölçüde çatışmaya giriyor.

Ancak PSUV iktidarı dönemi, işçilerin kendi siyasi bağımsızlıklarını, egemen sınıfın kendisini sahte bir şekilde “sosyalist” olarak etiketleyen bir kesimine kaybetmesinin onlar için ne kadar yıkıcı olduğunu göstermiştir. Bugün Venezuela işçi sınıfının en acil olarak gereksinim duyduğu şey, hükümete desteklerini ya da muhalefetlerini PSUV’un, Chavez’in ve Maduro’nun sosyalizmi temsil ettiği düzmece iddiasına dayandıran burjuvazinin her iki kesiminden de bağımsız ve onlara karşı siyasi bir sınıf mücadelesi programıdır.

Tam da bu noktada, yıllarca Chavez-Maduro yönetimine “sol” payandalar olarak hizmet etmiş olan bir dizi grup, işçi sınıfının Chavezcilikten siyasi olarak kopmasını önleme yönünde bir operasyona kalkışıyor. PSUV bürokrasisine ve devlet iktidarının kesesinin ağzına maddi olarak bağlanmış olan üst orta sınıf kesimlerinden oluştan Venezuela sahte solu ve onun uluslararası müttefikleri, burjuva hükümeti işçi sınıfından korumada maddi bir çıkara sahiptir.

PSUV savunucularının uluslararası bir kurulu olan VenezuelAnalysis web sitesi, 20 Mayıs’ta, Uluslararası Marksist Eğilim’den (IMT) Jorge Martin’in “Venezuela—Son Uyarı” başlıklı bir makalesini yayınladı. Britanyalı eski radikal Alan Woods’un önderlik ettiği IMT, uzun süre PSUV’un “sol” danışmanı olarak işlev görmüş ve Chavez 1999’da iktidara geldiğinden beri onun sözde Bolivarcı devriminin sosyalizmi temsil ettiğini iddia etmiştir.

Yazar, Venezueala’nın “çok ciddi bir kriz”in sancıları içinde olduğunu kabul ederek başlıyor. O, “gerici muhalefet”, diye yazıyor, “ülkenin karşı karşıya olduğu şiddetli ekonomik sorunlardan”, Maduro’yu iktidardan alaşağı etme amacıyla “bir kaos ve şiddet ortamı yaratmaya çalışarak yararlanma yönünde bir girişim” yürütüyor.

Hiç kuşkusuz, CIA unsurlarından ve şirket CEO’larından oluşan sağcı muhalefetin, Wall Street’in ve ABD emperyalizminin emirlerini uygulamak için PSUV’dan daha uygun olduğuna inanılmaktadır. Fakat “ülkenin karşı karşıya olduğu şiddetli ekonomik sorunlar”ın nedeni ne?

Martin, ekonomiyi döviz spekülasyonu ve tüketim maddeleri kara borsası yoluyla manipüle etmiş “özel kapitalistler” ve “özel sektör” yöntemleri listesi sunuyor. O, “bu sürdürülemez ekonomik altüst oluş, devrime desteklerinin altını oymak amacıyla emekçi kitleleri vurmayı amaçlamıştır.” diye belirtiyor. “Bu sürdürülemez ekonomik altüst oluşun ana nedenlerinden biri, ‘serbest piyasa’nın normal çalışmasını düzenleyen her girişime karşı kapitalist üreticilerin ‘doğal’ isyanı nedeniyledir.” diye ekliyor.

Martin’in argümanı, asli bir çelişkiye dayanmaktadır: Eğer PSUV iktidarının yaklaşık yirmi yılının ardından, “özel kapitalistler” Venezuela ekonomisi üzerinde işçi sınıfını bu tür bir çaresizliğe sokabilecek kadar denetim uygulayabiliyorlarsa, Chavezcilik nasıl devrimci oluyor?

Martin’e göre, mevcut krizin sorumluluğu, PSUV’un ulusalcı ve kapitalizm yanlısı programına ait değildir. Aksine, parti, “merhum devlet başkanı Chavez ve devrimci kitleler birbirlerini ileri ittiği” sırada “devrimci” organ olarak işlev görmüş.

Buna karşılık, Martin, PSUV’un devlet iktidarına gitgide daha zayıf tutunmasının sorumlusunun Venezuela işçi sınıfı olduğunu ileri sürüyor. İşçi sınıfı bugün “yorgun ve bitkin” ve “önceden devrimi destekleyen” ama artık desteklemeyen “önemli bir kesim”den oluşuyor. “Kitlelerin, karşı-devrim tehdidine karşı harekete geçmek üzere herhangi bir çağrıya kulak asmayabileceği yönünde bir tehlike söz konusu.”

Benzer bir argüman, Venezuelalı sahte sol grup Marea Socialista (MS) tarafından da ileri sürülüyor. MS önderi Cesar Romero, Jacobin’de yayımlanan 15 Nisan tarihli bir röportajda, Chavez iktidarı dönemini, “pek çok yatırım ve çoğu Venezuelalı için yaşam kalitesinde kayda değer bir artış olduğu için olumlu bir dönem olarak” niteliyordu. İşçi sınıfının karşı karşıya olduğu açlığı ve çaresizliği umursamayan Romero, şunu ekliyordu: “Bunun somut örnekleri, aşırı yoksulluğun esaslı azalması ve artık nüfusun yüzde 98’inin günde üç öğün yiyebildiği ve dengeli bir beslenmeye sahip olduğu gerçeğidir.”

Romero, “Bununla birlikte, değerlendirme, sadece olumlu değildir. Bizim, bu süre zarfında kimi devrimci değişimler olduğunu ama asla bir sosyalist devrim olmadığını anlamamız gerek.” diyor. Ona göre, bunun nedeni, PSUV’un yaptığı “hatalar”dır, yani, onun “tutarlı kapitalizm karşıtı politikaları ilerletme” yetersizliğidir.

MS ve IMT, sınıfı, toplumsal çözümleme için bir kategori olarak kullanmayı reddetmektedir ve onların kullandığı terimler (“özel kapitalist”, “devrimci değişimler”, “kapitalizm karşıtı politika” ve kitlelerin “itmesi”), PSUV’u desteklemelerindeki içsel çelişkileri hasıraltı etme girişimleridir. Kapitalist mülkiyet ilişkilerini savunan bir hükümetin sosyalist bir program benimsememesi bir “hata” değildir; “devrimci kitleler”in bir burjuva partiyi “itme”si, işçi sınıfının devrimci sosyalist hareketinin yerine bir ikame güç olarak işlev göremez.

Hem Marea Socialista hem de IMT, işçi sınıfının hiçbir bağımsız role sahip olmadığı ve kendisini PSUV ile sendikalar içindeki ve çevresindeki bir küçük-burjuva memurlar tabakasına tabi kılması gerektiği sonucuna varmaktadır. Marea Socialista’dan Romero, solun görevi, diye belirtiyor, “Chavezciliğin diğer son derece önemli kesimleriyle birlikte, çoğunlukla çevre sorunları, ırkçılık, LGBT hakları, vb. etrafında ortaya çıkan yeni halk seferberliği çevrelerini” kışkırtmak amacıyla “hükümetin parçası haline gelmeyi istemektir. Bu meseleler, hükümet üzerine odaklandıkları için kapitalizm karşıtı bir karaktere sahiptir.”

Martin, “Ayrıca çok öfkeli ve” son aylarda “radikalleşmiş bir ileri eylemciler tabakası var” ve bu tabaka, “çoğunluğun ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir ulusal demokratik üretim planı” oluşturması amacıyla PSUV’a baskı yapmalı, diyor. Martin’e göre, “eğer Bolivarcı önderlik kıtlık sorununu çözmek için sağlam ve kararlı adımlar atmış olsaydı, bu, bir devrimci coşku dalgasını alevlendirecekti.”

Marea Socialista ve IMT, işçi sınıfının bağımsız devrimci rolünün yerine ulusal burjuvazinin sözde ileri şu ya da bu kesimini geçirmekte ilk değildir. MS ve IMT’nin Pablocu öncülleri tarafından onlarca yıldır ileri sürülen bu tür teşhisler, sosyalizme karşıttır. Bugün bölgeyi niteleyen yozlaşma, suç, yoksulluk ve aşırı sömürü koşullarının temelini atan bu orta sınıf programı eliyle beslenen yönelim bozukluğu, işçileri ve gençliği silahsızlandırmıştır.

2016’nın ilk ayları Latin Amerika tarihinde bir dönüm noktasına işaret ediyor. Venezuela, Brezilya, Arjantin, Ekvador, Bolivya ve Küba’daki burjuva ulusalcı “sol” hükümetlerin başarısızlığı, dünya kapitalist ekonomisinin çelişkilerinin, ulus-devlet sisteminin ve özel mülkiyetin sürdürülmesine adanmış sol söylemli hükümetler aracılığıyla üstesinden gelinemeyeceğini kanıtlamaktadır.

Milyonlarca işçinin ve gencin bir zamanlar Chavez’e ve benzerlerine beslediği yanılsamalar, siyasi olayların ağırlığı altında paramparça ediliyor. Latin Amerika burjuvazisinin güçlü kesimleri, kıtayı Wall Street’e ve ABD emperyalizmine bir hediye olarak sunma amaçlı bir sağa kayış gerçekleştirmek için istikrarsızlıktan yararlanıyorlar. Tam da bu noktada, sahte solun Chavezciliği diriltme ve işçi sınıfını ulusal burjuvaziye bağlama girişimleri reddedilmelidir.

Ulusal burjuvaziden ve onun savunucularından bağımsız ve onlara karşı, sosyalist enternasyonalist bir programın geliştirilmesi gerekmektedir. İhtiyaç duyulan şey, Venezuela’da ve Latin Amerika genelinde Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin şubelerinin inşa edilmesidir.

24 Mayıs 2016

İngilizce özgün metin