ABD Savunma Bakanı denizcilik ile ilgili anlaşmazlıklar konusunda Çin’i uyardı
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, göreve atandıktan sonraki ilk Asya seyahatinde, Güney Çin ve Doğu Çin Denizleri’ndeki alevlenen bölgesel anlaşmazlıklar karşısında Çin’i uyardı. Dün, Japonya Savunma Bakanı Gen Nakatani ile birlikte Tokyo’da konuşan Carter, ABD’nin, “bu anlaşmazlıkların askerileştirilmesine karşı güçlü bir duruş” sergilediğini açıkladı. 
Carter’ın yorumları, ABD Pasifik Donanması Komutanı Amiral Harry Harris’in, geçtiğimiz hafta Avustralya’da yaptığı değerlendirmelerle aynı doğrultudaydı. Harris, Çin’i, Güney Çin Denizi’nde askeri tesisler oluşturmak amacıyla ihtilaflı mercan adaları ve kayaları üzerinde yapay adalar oluşturmakla suçlamıştı. Harris, “Çin, dip tarama araçları ve buldozerlerle büyük bir kum seti oluşturuyor.” iddiasında bulundu.
Carter, dün Yomiuri Shimbun’da yayımlanan bir röportajda, Çin’in toprak kazanma girişimleri “gerilimleri ciddi bir şekilde arttırıyor ve diplomatik çözüm olasılıklarını azaltıyor.” dedi. O, Pekin’e, “faaliyetlerini sınırlama ve tahdit uygulama” çağrısı yaptı.
Carter’ın açıklamaları bütünüyle ikiyüzlüdür. Obama yönetimi, “Asya’ya dönüş”ünün parçası olarak, tahdit uygulamak şöyle dursun, Çin’in komşuları Japonya, Filipinler ve Vietnam’ı, deniz yolları üzerindeki iddialarını daha saldırgan bir şekilde ileri sürmeleri için kışkırtıcı bir biçimde teşvik etmektedir.
Washington, bölgesel anlaşmazlıklarda tarafsızlığını ilan ederken, açık bir şekilde, Çin’in rakiplerini destekliyor. Obama, geçtiğimiz yıl, Tokyo’da, Doğu Çin Denizi’ndeki ihtilaflı Senkaku/Diaoyu adaları üzerinde Çin ile herhangi bir savaş durumunda, ABD’nin Japonya’yı açık bir biçimde destekleyeceğini taahhüt etmişti.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Carter’ın açıklamalarına yanıt olarak, ABD’nin “daha sorumlu” olması çağrısı yaptı ve ekledi: “Bizler, ABD tarafının Çin’in ve konu ile ilgili ülkelerin sorunu diyalog yoluyla çözme yönündeki isteklerine saygı gösterebilmesini umuyoruz.”
Carter, Asya’ya gitmek için ayrılmadan yalnızca birkaç gün önce, Arizona’da, ABD’nin Hint-Pasifik bölgesine “dönüş” veya orayı “yeniden dengeleme” kararlılığını yeniden teyit eden önemli bir konuşma yapmıştı. “Dönüş”, Çin’i hedefleyen ve dünyanın en hızlı büyüyen ekonomik bölgesinde Amerikan emperyalizminin sürekli hakimiyetini güvence altına almayı amaçlayan, kapsamlı bir diplomatik, ekonomik ve askeri stratejidir.
Carter, ABD’nin Asya’daki askeri yığınağı ile birlikte, anlamlı bir şekilde, “dönüş”ün ekonomik dayanağı olan ve ABD Kongresi’ndeki muhalefetin karşı çıktığı Pasifik Ötesi Ortaklık (TPP) üzerinde odaklandı. Carter, “Bunu bir Savunma Bakanı’ndan duymayı beklemeyebilirsiniz.” dedi ve ekledi: “ama bizim en geniş anlamda yeniden dengelememiz açısından, TPP’ye geçiş, benim için, bir başka uçak gemisi kadar önemlidir… Bu, bizim çıkarlarımızı ve değerlerimizi yansıtan bir küresel düzeni kurmamıza yardımcı olacaktır.”
Açıklama, TPP’nin Washington için önemini ve onun saldırgan karakterini vurgulamaktadır. ABD, Amerikan şirketlerine ve ekonomik çıkarlarına yarayacak şekilde, Asya genelinde ticaret ve yatırım koşullarını dikte etmekten başka bir şey hedeflemiyor. Carter, “askeri gücümüz, sonuçta, bizim enerjik, rakipsiz ve büyüyen ekonomimize bağlıdır.” diye vurguladı.
TTP için esas olan, ABD’li dev elektronik, medya ve ilaç şirketlerinin büyük ölçüde bel bağladığı “fikri mülkiyet hakları”nın korunması ve Amerikan yatırımlarının önündeki tüm yasal, mevzuata ilişkin ve idari engellerin ortadan kaldırılmasıdır. Çin, bu aşamada, görüşmelerin bir tarafı değil; o, bunun yerine, kendi ticari ve ekonomik anlaşmalarının peşinde koşuyor.
Carter, ABD’nin Asya-Pasifik’teki askeri güçlerinin, öncelikle Çin ile bir savaşa yönelik geniş çaplı yığınağını ve yeniden yapılandırılmasını ana hatlarıyla belirtti:
* Özellikle Pentagon’un Hava-Deniz Muharebesi savaş planına göre, Batı Pasifik’teki ABD üslerinden ve savaş gemilerinden Çin anakarasına geniş çapta bir hava ve füze saldırısını öngören yeni askeri donanım geliştiriliyor. Carter, ABD’nin, “yeni bir uzun menzilli görünmez bombardıman uçağı ve yeni bir uzun menzilli gemi savar cruise füzesi”ne ek olarak, elektromanyetik güç kullanan “bir raylı tabanca gibi yeni silahlar” ve “kimileri şaşırtıcı yeni uzay, elektronik savaş ve başka ileri yetenekler” üzerinde çalıştığını açıkladı.
* Pentagon, şimdiden, savaş ve bombardıman uçaklarının yanı sıra, en son Virginia sınıfı nükleer denizaltı ve P-8 casus uçağı dahil, en gelişmiş silah sistemlerini Asya’ya göndermiş durumda. Carter, “Biz, örneğin, en yeni görünmez muhribimiz Zumwalt dahil, en gelişmiş silahlarımızı Pasifik’e sevk etmeyi sürdüreceğiz.” dedi.
* ABD, Avustralya, Singapur ve Filipinler ile yeni üslenme düzenlemeleri dahil, bölge genelindeki askeri güçlerini kapsamlı bir şekilde yeniden dağıtıyor. Pentagon, Kuzeydoğu Asya’da, Japonya’daki (özellikle Okinawa’daki) ve Güney Kore’deki üslerini yeniden yapılandırıyor ve Guam’ı [ABD’nin Batı Pasifik’te bulunan adası] bölge için bir “stratejik aktarma merkezi”ne dönüştürüyor. Carter, “Japonya, Kore ve Guam’da, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden beri gerçekleşen en büyük askeri yapı projelerinin dördünün ortasındayız.”  diye övündü.
* Bölgedeki “ittifaklarımızı durmaksızın güçlendiriyoruz.” diyen Carter, bunun, “yepyeni ortaklıklar kurma”yı ve “artan bir eğitim ve tatbikatlar temposu”nu korumayı kapsadığını vurguladı. O konuşurken, yıllık ABD-Güney Kore savaş tatbikatı devam ediyordu. ABD ve Filipinler, bu yıl çapı iki katına çıkarılan ve Avustralya askeri personelinin de dahil olduğu yıllık Balikatan askeri tatbikatlarına başlamak üzereler.
Carter’ın Tokyo ziyaretinin başlıca amacı, Japon silahlı kuvvetlerini ABD askeri faaliyetlerine, müdahalelere ve savaşlara daha doğrudan bütünleştirecek olan yeni ABD-Japonya savunma kurallarına son şeklini vermekti.
Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Washington’ın teşvikiyle, ülkenin askeri ve güvenlik aygıtının genişletilmesine kararlılıkla devam etti ve onun faaliyetleri üzerindeki anayasal ve yasal kısıtlamaları sona erdirdi. Abe hükümeti, geçtiğimiz yıl, ülkenin anayasasını, “kolektif öz savunma”ya, yani Japonya ordusunun ABD’nin saldırı savaşlarında yer almasına izin verecek şekilde “yeniden yorumladı”
İki taraflı savunma kurallarının yeniden yazılması, bu “yeniden yorumlama”yı yansıtmaktadır. Savunma kuralları, Japonya’ya, ABD güçlerine yönelik (gerçek ya da uydurulmuş) bir saldırıya, ABD o saldırı sırasında Japonya’nın savunmuyor olsa bile karşılık verme olanağı sağlıyor.
ABD Savunma Bakanlığı’nın adı açıklanmayan bir üst düzey yetkilisi, Washington Post’a, coşkuyla, yeni kuralların “çok büyük bir anlaşma” olduğunu söyledi. O, özellikle, anti-balistik füze sistemlerinin, kuralların mümkün kılacağı, daha fazla birleştirilmesine odaklandı: “Füze savunması ile daha fazla radara, daha fazla atışa ve bir [füzeyi] daha fazla ortadan kaldırma olasılığına sahip olursunuz.”
ABD’nin Japonya ve Güney Kore ile ortaklaşa geliştirdiği anti-balistik füze sistemlerinde “savunma ile ilgili” hiçbir şey bulunmuyor. Onlar, esas olarak, Pentagon’un Çin’le bir nükleer savaş stratejisinin parçalarıdır. Bu füzesavar sistemleri, ABD’nin ilk nükleer saldırısının ardından, arda kalan Çin füzelerini vurup düşürmeye çalışacaktır.