Afganistan’da sivil kayıplar 2015 yılında rekor düzeye ulaştı

Birleşmiş Milletler’in Afganistan Destek Misyonu tarafından yayınlanan bir rapora göre, Afganistan’daki ABD savaşı, geçtiğimiz yıl yeni bir resmi rekor kırarak, en az 11.000 sivil ölüme neden oldu.

ABD ve ABD destekli hükümet güçleri, Taliban militanları ve diğer asi gruplar tarafından savaş harekatları sırasında öldürülen ve yaralanan sivillerin toplam sayısı, BM’ye göre, 2014 yılının rakamlarına oranla yaklaşık yüzde beş oranında artış gösterdi.

BM, kayıpların yüzde 2'sinden ABD ve AB güçlerini, yüzde 17'sinden ise Afgan hükümeti güçlerini sorumlu tuttu. Rapor, savaşan taraflardan herhangi birine kesin olarak yüklenemeyecek en az 1000 sivil kayıp belirledi.

Katliamdan Taliban’ı suçlayan ve 2014 yılından bu yana yürütülen uluslararası güçlerin görece çekilmesinin ölümleri yoğunlaştırdığını ima eden BM raporu, ABD ordusunun iddialarını yineliyor. Gerçekte, Afganistan’daki toplumsal yıkımın derinleşmesinin sorumluluğu, doğrudan, onlarca yıllık bir dönem boyunca Afgan halkına karşı bir dizi savaşı kışkırtan ve sürdüren Amerikan emperyalizmine aittir.

2001 yılındaki istiladan bu yana, ABD güçleri, kaçınılmaz “sivil zayiat” olarak değerlendirilen sivillerin düzenli olarak öldürüldüğü halka karşı sürekli bir terör dönemi yürütmüştür.

BM en son yayınladığı raporda, “hedeflenmiş ve kasıtlı katliamlarda” Amerikan ve ABD destekli Afgan birliklerinin neden olduğu sivil ölümlerin azımsanmayacak payı olduğu gösterdi. Nitekim geçtiğimiz Ekim ayında Kunduz’daki Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün bir hastanesinin bombalanmasında olduğu gibi sivillerin öldürülmesi, ABD’nin kurduğu Kabil hükümetinin karşıtlarını sindirmek için kasıtlı bir taktik olarak giderek artan şekilde kullanılmaktadır. ABD'li özel kuvvetler, diğer komando timleri ile uyum içinde çalışan bir Amerikan savaş helikopteri tarafından hastaneyi bombalamadan birkaç gün önce keşif yapmıştı.

Daha sonra, ABD askeri görevlilerinin, yaralı asilerin tedavi edilerek ve onların bir konaklama bölgesi olarak tesisleri kullanmasına izin verilerek hastanede Taliban güçlerine yardım ve sığınak sağlandığı şüphesinde olduğu ortaya çıkarılmıştı.

Ülkeyi yıkıma uğratan felaket, genişletilmiş ABD askeri varlığını ve ülkenin kalıcı işgalini meşrulaştırmak için kullanılmaktadır. Beyaz Saray, son altı ay içinde, defalarca, önümüzdeki yıllar ve on yıllar boyunca Afganistan’da çok daha büyük bir ABD askeri rolü için Pentagon’un talepleri ile anlaşma sinyalleri vermiştir.

Geçtiğimiz Ekim ayında, Beyaz Saray, Obama’nın dönem sonuna kadar Afganistan’da en az 10.000 asker tutarak planmış “geri çekilme”yi ertelediğini açıkladı. ABD’li askeri liderler, şimdi, büyük çaplı özel kuvvetlerin konuşlandırılması ve kalıcı bir üsler ağı ile birlikte karada binlerce savaşçı birliğini süresiz şekilde muhafaza etme planları hakkında açıkça konuşuyorlar.

ABD’nin Afganistan’daki savaş faaliyetlerini devam ettirmeye yönelik kararlılığı, Kabil’deki ABD destekli kukla hükümetinin büyüyen çöküşünden; onun istikrarsızlığının,  hem Rusya ve hem de Çin etkisine karşı Orta Asya’da askeri operasyonların örgütlenme merkezi olarak bu ülkenin kullanılmasında Washington’un yeterliğini tehdit etmesinden besleniyor.

ABD Ulusal İstihbarat Şefi James Clapper, Şubat ayı başında, “Afganistan, 2016 yılında, artan politik, ekonomik ve güvenlik sorunlarının sebep olduğu ciddi bir siyasi altüst oluş riski altında.” uyarısında bulunmuştu.

Afyon parası ve büyük ölçekli ABD’nin askeri şiddeti ile desteklenen Devlet Başkanı Ashraf Ghani önderliğindeki Afgan hükümetinin kırılganlığı, onun gevşek bir uyuşturucu mafyasından çok az daha örgütlü olması gerçeğinden kaynaklanıyor. Yakın zamana kadar, Kabil yönetimine, ülkenin önde gelen uyuşturucu kaçakçısıyla yakın aile bağları olan Hamid Karzai başkanlık ediyordu. Dışişleri Bakanlığı’nın Afganistan özel müfettişi, son bir beyanında, ABD’nin uyuşturucuyla mücadele yetkililerinin genellikle hayatlarını kurtarma korkusuyla Afganistan’ı ziyaret etmeyi reddettiklerini belirterek, Afganistan’daki siyasi rejimi, gelişmekte olan bir “narkotik-terörist devlet” olarak nitelendirmişti.

ABD, Washington’un Taliban’a yönelik sürekli söylemsel suçlamalarına rağmen, Afgan Barış Süreci üzerinden Taliban kesimleriyle bir uzlaşma sağlamaya çalışarak kendi kukla rejiminin istikrar kazanmasına uğraşıyor. ABD’li ve Afgan liderler, son günlerde, İslamcı köktendinci milis üyelerinin iktidar koalisyonuna katılması için giderek daha fazla açık çağrı yayınlıyorlar.

Devlet Başkanı Ghani, 15 Şubat Pazartesi günü, “ bizimle kardeşçe yaşamak isteyen her türlü muhalif gruba açığız.” dedi.

Afganistan’daki ABD komutanı John Campbell, Cumartesi günü, Kabil’den yaptığı açıklamada, “barış masasına gelmek isteyen birçok Taliban [milisi] vardır diye düşünüyorum.” dedi. Campell, “Taliban adına konuşan bir kişi”nin bulunmadığına dikkat çekerek, “masaya doğru insanları getirme” yönünde çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.

16 Şubat 2016

İngilizce özgün metin