Çin Devlet Başkanı Hindistan’ı ziyaret etti
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, geçtiğimiz hafta Hindistan’a gerçekleştirdiği üç günlük ziyaret sırasında, Bharatiya Janata Partisi liderliğindeki hükümete, Çin-Hindistan ilişkilerini “yeni bir aşamaya” taşımak için birlikte çalışma arzusunu iletti.
Ancak Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Çin’in ikili işbirliğini arttırma yönündeki tekliflerini kabul etme konusunda oldukça seçici davrandı. Modi ve hükümeti, görüşmelerde üç konu üzerine odaklandı: Başta altyapı projeleri olmak üzere, Çin’in Hindistan’daki yeni yatırımlarının güvence altına alınması; Çin’in Hindistan’dan yaptığı ithalatın arttırılması ve böylece Hindistan’ın kuzey komşusu ile ticaretindeki artan açığının azaltılmasını sağlayacak önlemler alınması; iki ülke arasında uzun süredir devam eden sınır anlaşmazlıklarının acilen çözüme kavuşturulması.
Bu son konu, Hint medyasının, Hindistan hükümetinin, Çin ordusunun Hindistan’ın kuzey, Çin’in ise güneybatı sınırındaki tartışmalı Ladakh/Aksai Çin bölgesindeki Çumar yakınlarında bir sınır ihlali gerçekleştirdiği iddialarını gündeme getirmesi, Xi ve beraberindekilerin korktuğu gibi,  Çin Devlet Başkanı’nın ziyaretine büyük bir gölge düşürdü.  
Xi’nin ziyareti, Hindistan Başbakanı Modi’nin Gucerat eyaletinde düzenlenen 64. yaşgünü kutlamalarına katılmasıyla başladı. Bu, Xi’nin, daha önce, iki stratejik Hint Okyanusu ülkesi olan Maldivler’i ve Sri Lanka’yı ziyaret ettiği Güney Asya turunun son ayağıydı.
Xi’nin Güney Asya’da, özellikle de 17-19 Eylül tarihleri arasında Hindistan’da gerçekleştirdiği ziyaretler, ABD ile Japonya’nın Çin’i stratejik olarak yalıtma ve kuşatma çabalarına karşı bir hamleydi. Washington ve Tokyo, Modi’nin Mayıs ayında göreve gelmesinden bu yana, Hindistan’ı, Çin karşıtı stratejik gündemlerine bağlama çabalarını arttırmış durumda.
Modi’nin Ağustos ayı sonlarında Japonya'ya yaptığı yolculuk sırasında, Yeni Delhi ve Tokyo, bir  “Özel Küresel Stratejik Ortaklık” ilan etmişti.
Modi, gelecek hafta gerçekleştireceği Washington ziyareti sırasında Obama yönetiminden özel ilgi görecek. ABD, geçtiğimiz 10 yıl boyunca, Japonya ve Avustralya'nın yanı sıra, Çin’i baskı altında tutma ve askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlanma yöneliminin üçüncü sacayağı olarak Hindistan ile sıkı ilişkiler kurdu. Washington, bu amaçla, Hindistan’ı Hint Okyanusu’nda, Güneydoğu Asya’da, Güney Çin Denizi’nde ve Orta Asya’da askeri-stratejik varlığını güçlendirme konusunda teşvik etti ve ona destek sundu. ABD'li yetkililer, Modi'nin Washington ziyaretinin öncesinde, ABD'nin Hindistan ile birlikte ileri silah sistemleri geliştirip üreteceği ve böylece iki ülke ordularının bütünleşmesini daha da ilerleteceği anlaşmaları garantiye almaya çalışıyorlar.
Pekin, ABD ile Japonya’nın Hindistan planlarının farkında ve bu durumu engelleme konusunda çaresiz. Son aylarda, Pekin, Çin ile yakın bir ortaklık kurması için Modi liderliğindeki BJP hükümetinin sahip olduğu potansiyeli övmek de dâhil olmak üzere, Hindistan’ı kazanmayı hedefleyen çok sayıda adım attı. O, aynı zamanda, BJP hükümeti Modi’nin yemin törenine katılmak üzere sürgündeki Tibet yönetiminin liderinin davet edilmesi gibi Çin karşıtı kışkırtmalara giriştiğinde bile, etkileyici bir biçimde “diğer yanağını” çevirdi.
Xi, Hindistan ziyaretinde, Yeni Delhi’yi, Pekin ile olan bağlarını güçlendirmesi durumunda oldukça kazançlı çıkacağına ikna etmeye çalıştı.
Xi, Çin’in önümüzdeki beş yıl içinde Hindistan’da, başta demiryolları ve organize sanayi bölgeleri olmak üzere altyapıya 20 milyar ABD doları tutarında yatırım yapmayı, ayrıca 2013 yılında 65,5 milyar ABD doları olan ikili ticaret hacmini 2015’e kadar 100 milyar ABD dolarına çıkarmak için çalışmayı vaat etti. 
Hindistan ile Çin arasındaki ticaret, 2000 yılından bu yana 20 kattan fazla artış gösterdi ve Çin şu anda Hindistan’ın en büyük ticaret ortağı ama bu ticaret ağırlıklı olarak Çin lehine işliyor. Hindistan, 2013 yılında Çin ile yaptığı ticarette 30 milyar ABD doları açık verdi.
Xi, Pekin’in, özellikle Hindistan’dan yapılan ithalatın; özellikle de tarım ürünleri ve onun dünya lideri olduğu tıbbi ürünler sektöründeki ithalatının önündeki engelleri kaldırmak için çalışacağına söz verdi.
Eğer Çin, önümüzdeki beş yıl içerisinde 20 milyar dolarlık altyapı yatırımı vaadini yerine getirirse, bu Çin-Hindistan ekonomik ilişkilerinde büyük bir değişikliği ifade edecek ve cansız Hint ekonomisini canlandırmak için daha fazla yabancı yatırıma ihtiyaç duyan Hint seçkinleri için taze kan oluşturacak. Fakat, Hint medyasının kimi kesimleri, bunun, Japonya'nın geçen ay vaat ettiğinden (beş yıl içinde 35 milyar ABD Doları) ve kimi Çinli yetkililerin Xi'nin ziyareti öncesi haftalarda teklif edileceğini belirttiklerinden daha az olduğundan yakındı.
Çinli şirketler, 2000 yılından bu yana, Hindistan’da, yalnızca 400 milyon ABD doları yatırım yapmış durumda. Pekin, bu durumun, Hintli resmi yetkililerin güvenlikle ilgili kaygıları gerekçe göstererek, özellikle altyapı alanına yönelik Çin yatırımlarının önüne çeşitli engeller çıkarmalarından kaynaklandığını iddia ediyor. Modi hükümeti, şimdi, Çin yatırımlarının önünü açmak için kolaylaştırıcı adımlar atma sözü vermiş durumda. Bununla birlikte, bu, Japonya’dan iki resmi görevlinin Modi’nin Başbakanlık Ofisi’ne bağlı bir şubede Japonya’nın yatırımlarını hızlandırmak amacıyla özel olarak görevlendirileceği, Japonya ile yapılan anlaşma ile asla kıyaslanamaz.
Xi, Hindistan’ı, Pekin’in Güney ve Güneydoğu Asya’da liman ve başka ulaşım tesisleri kurmasını ya da kurulmasına yardımcı olmasını ve bu yolla enerji ve başka hammadde kaynaklarına stratejik erişimini güvence altına almasını ve ticareti arttırmasını içeren “Deniz İpek Yolu” projesinde öncü rol üstlenmeye çağırdı. Fakat Modi bu öneriye sıcak bakmadı. 
ABD’li strateji uzmanları, Çin’i, daha önce “inci dizisi” olarak anılan bu proje dolayımıyla, Hint Okyanusu bölgesinde geniş bir askeri varlığın ön hazırlıklarını yapmakla suçladılar. Bu iddialar, Hindistan’ın egemen askeri ve güvenlik çevreleri tarafından da tekrarlandı.
Stratejik meseleler, kuşkusuz, Yeni Delhi’nin Deniz İpek Yolu projesini desteklemekteki isteksizliğindeki etmenlerden biridir. Ama çok daha büyük bir ekonomiye sahip olan ve altyapı ve yabancı yatırımlar alanında Hindistan’ı geride bırakan Çin'in, bu projeden çok daha kazançlı çıkacağı yönünde hesaplar da söz konusu.
Xi, ayrıca, Hintli muhataplarını, güçlü bir ortaklığın, Hindistan’ı, IMF gibi uluslararası kuruluşlarda daha büyük etkiye sahip olmak da dahil, dünya sahnesinde daha ileri bir seviyeye taşıyacağına ikna etmeye çalıştı. Xi, “Çin ve Hindistan dünyada etkili ülkeler. Eğer bu iki ulus tek ses olursa, bütün dünya dikkatle dinleyecektir.” dedi. Xi, Hindistan’ın, Çin ile Rusya önderliğinde ABD’nin, Asya’da Pekin'e ve Moskova’ya yönelik saldırgan tutuma karşı oluşturulmuş bölgesel bir ittifak olan Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) tam üyeliği için destek sözü verdi. Hindistan, ŞİÖ’de gözlemci statüsüne sahip.
Pekin, Xi’nin ziyaretini büyük bir başarı olarak ilan etti ama onun, Hindistan’ın ABD ve Japonya ile daha sıkı bir ittifak kurmasını engellemek şöyle dursun, ilan edilmiş olan “Çin-Hindistan ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıma” hedefine ulaşamadığı ortada. 
Yeni Delhi, Pekin’in içinde bulunduğu stratejik açmazın farkında. Onun Xi’nin ziyaretine tepkisi, Pekin’in önerilerinden işine gelenleri titizlikle seçebilmeyi hesapladığını ve tersi durumda saldırgan bir şekilde kendi ekonomik-stratejik çıkarları doğrultusunda koşmakta dikkate değer bir özgürlüğe sahip olduğunu gösteriyor.   
Hindistan Cumhurbaşkanı Pranab Mukherjee, Xi’nin ziyaretinin hemen öncesinde, Hanoi’ye bir seyahat gerçekleştirmiş; Hint-Vietnam savunma işbirliğine ve Çin’in kendi sınırları içinde kabul ettiği Güney Çin Denizi açıklarında petrol arama faaliyetlerine yönelik bir dizi anlaşma imzalamıştı. 
Modi, Xi ile gerçekleştirdiği zirve öncesinde, Hindistan ve Çin arasındaki sınır anlaşmazlığı meselesini doğrudan gündeme getirdi. Bu, Yeni Delhi’nin, Çin’in stratejik kuşatılma kaygısından istifade edebileceğine inandığının bir göstergesiydi. 
Üstelik, Modi, görüşmelerin ilk gününde bu konuyu ortaya attı ve Xi'den, Çumar yakınlarında Hindistan’ın elinde tuttuğu topraklara girmekle suçladığı Çin birliklerinin derhal geri çekileceği konusunda söz aldı.
Ancak Perşembe günü, Hint medyası, açıkça Çin ile yakın ilişkiler kurulmasına karşı olan egemen askeri ve güvenlik çevrelerinden sızdırılan bilgilere dayanarak, Çin birliklerinin geri çekilmesinin bir hile olduğu ve onların kısa bir süre sonra eski pozisyonlarına döndüğü suçlamasında bulundu.   
Xi, karşılaştığı öfke karşısında şaşırdı ve olayın üzerini örtmeye çalıştı. O, sınır ihlali olarak tanımlanan olayın, Fiili Denetim Hattı'nın açıkça belirlenmemiş olduğu bir bölgede yaşandığını belirtti. Çin Devlet Başkanı, sınır meselesinin “ikili ilişkilerimize zarar vermesine izin verilmemesi” ricasında bulundu ve Pekin ile Yeni Delhi’nin bu sorunu “yakın bir tarihte” çözebileceğini vurguladı. Sonuçta, Modi ve Xi, 1962’de kısa süreli bir sınır savaşına yol açmış olan ve  “stratejik sorun” olarak görülen anlaşmazlığı çözme konusunda söz verdi.
Çumar'daki sınır ihlali üzerine yapılan tartışmalar bu hafta da devam etti. Pazartesi günü, Hindistan hükümeti, yıllık Hint-Çin medya diyaloğunda yer almak üzere Delhi’ye yolculuk edecek Çin gazetesi editörlerinin geçiş izinlerini iptal etti ki bu, etkinliğin iptal edilmesine yol açtı.