Çin Japonya’ya karşı zaferin yıl dönümünü kutlamak için askeri tören düzenledi
Çin hükümeti, Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinin 70. yıldönümünü kutlamak için Pekin’in Tiananmen Meydanı’nda büyük bir askeri geçit töreni düzenledi. Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, etkinliği, Washington tarafından kışkırtılan Asya-Pasifik’teki artan sürtüşmelerin ortasında kendi ulusal liderlerini göndermeyi reddederek, etkin bir şekilde boykot ettiler. 
Keskin bir ekonomik gerileme eliyle içeride de körüklenen sosyal gerilimlerin tırmanmasıyla birlikte, yetkililer, şehir merkezinin birçok yerine girişe izin vermeyerek, Pekin’i kilitlediler. Üç günlük bir tatil ilan ettiler ve sıradan insanları anma töreninden uzak tuttular. 
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, konuşmasında, ABD ile Japonya’nın, Çin’in yayılmacılığına ve militarizmine yönelik suçlamalarına karşı çıkmaya çalıştı. Xi, “Savaş deneyimi, insanların barışın değerini daha da fazla anlamasını sağlar.” dedi ve ekledi: “Çin, ne kadar güçlü hale gelirse gelsin, asla hegemonya ya da yayılma peşinde koşmayacaktır. Geçmişteki acılarını, hiçbir başka ulusal çektirmeyecektir.” 
Xi, Pekin’in Tokyo ile Doğu Çin Denizi’ndeki Senkaku/Diaoyu adaları üzerine bölgesel anlaşmazlığından doğrudan söz etmezken, birkaç kez, “Japon saldırganlığı”na göndermede bulundu. Xi, “Savaş, hala insanlığın başına bela olan Demokles’in kılıcıdır. Bizler tarihten ders almalı ve kendimizi barışa adamalıyız.” dedi. Bunun, Japonya’ya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik, onları Asya-Pasifik bölgesindeki gerilimlerin daha fazla tırmanmasına karşı uyaran bir gönderme olduğuna en ufak şüphe yok.
Xi’nin barış çağrılarına rağmen, askeri geçit töreni, hem ABD baskısına karşı koymayı hem de toplumsal hoşnutsuzluğu gerici milliyetçi bir kanala akıtmayı amaçlayan bir güç gösterisi anlamına geliyordu.  Etkinlikte, 12.000 askerin yanı sıra, çoğu halka ilk kez sergilenen 500 parça askeri donanım ve 200 uçak yer aldı.
Gösteri, Batı medyasının “Guam katili” olarak adlandırdığı Çin’in DF-26 orta menzilli balistik füzesini (IRBM) kapsıyordu. 4.000 km’lik bir menzile sahip olan DF-26, ABD’nin önemli savaş üslerini barındıran Guam topraklarını vurma kapasitesine sahip. Geçit töreni sırasında, füzenin halihazırda konuşlandırılmış olduğunu belirten bir duyuru yapıldı.
Diğer füzeler arasında, Pasifik genelindeki Amerikan silahlı kuvvetlerinin temel taşı olan ABD uçak gemilerini vurmak üzere tasarlandığı için“uçak gemisi katili” olarak adlandırılan DF-21D de vardı. Ayrıca, savaş tankları, zırh delici füzeler ve bombardıman uçakları sergilendi.
Xi, diğer ülkeleri Çin’in barışçıl yükselişine ikna etme önlemi olduğu iddiasıyla, toplam 2,3 milyon askerden oluşan ordunun 300.000 kişi azaltılacağını ilan etti. Önceki devlet başkanları da benzer jestler yapmıştı (bu, 1970’lerden beri asker sayısının azaltılması yönünde dördüncü adım) ancak bu hamle, silahlı kuvvetlerin modernleştirilmesi yönünde daha ileri bir adımdır.
Ardından, Savunma Bakanı şunları söyledi: “Askerlerin sayısının azaltılması, kaynakların yoğunlaştırılması, bilişimin hızlandırılması ve kaliteyi arttırmak için yararlıdır. Biz, her türlü güvenlik tehdidiyle ve riskle başa çıkabilecek güvene ve kabiliyete sahibiz.”
Avustralya Ulusal Üniversitesi’ndeki Ulusal Güvenlik Koleji’nden Rory Medcalf, şu yorumda bulundu: “Düşük nitelikli asker tabakasını inceltme, siber ve hipersonik [sesten hızlı] füzeler gibi ileri teknoloji yetenekleri ve elbette, savaş gemilerinin modernleşmesi için kaynak sağlayacaktır.”
Dünkü [3 Eylül] organizasyona, ne ABD Başkanı Barack Obama ne de Japonya Başbakanı Shinzo Abe katıldı. Davet edilmelerine rağmen, Avrupa liderlerinin çoğu da yoktu. Japon Hükümet Sözcüsü Yoshihide Suga, dün, “Biz, geçmişe odaklanmak yerine geleceğe yönelik bir duruş benimsemek istediğimiz yönündeki tutumumuzu Çin’e ilettik.” diyerek, Çin’i eleştirdi. Obama yönetimi, geçit törenini gözlemek için Çin büyükelçisini gönderirken benzer açıklamalar yaptı.
Dikkat çekici bir şekilde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon gibi diğer yabancı üst düzey yetkililer [törene] katıldılar. [Törende], büyük kısmı Afrika ve Asya’dan, toplam 30 devlet başkanı yer aldı. BM’nin tarafsızlığını göstermesi gerektiğini iddia eden Tokyo, Ban’ın katılımını eleştirdi.
Amerika Birleşik Devletleri, geçit töreninden kısa süre önce, Alaska açıklarındaki Bering Denizi’nde, görünüşe göre Obama’nın Alaska seyahati ile aynı zamanda, beş Çin savaş gemisinin belirlendiğini bildirdi. Batı medyası, bunu, hızla, Çin saldırganlığının kanıtı olarak sundu. 
Bu tür şikayetler, ikiyüzlülük kokmaktadır. Washington, bölgedeki çeşitli müttefikleriyle birlikte, düzenli olarak, Çin’in yanı başında askeri tatbikatlar gerçekleştiriyor. Bunlar, Güney Kore ile birlikte düzenlenen ve bu ülkenin şimdiye kadarki en büyük ortak canlı-yangın tatbikatını içeren, kısa süre önce tamamlanan “Ulchi Özgürlük Koruyucusu” tatbikatlarını kapsıyordu.
Kasım 2013’te, Amerika Birleşik Devletleri, tehlikeli ve kışkırtıcı bir şekilde, Pekin’in yeni ilan etmiş olduğu Doğu Çin Denizi’ndeki Hava Savunma Kimlik Saptama Bölgesi’ne (ADIZ) nükleer kapasiteli B-52 bombardıman uçaklarını göndermişti. Bu yılın başında, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Güney Çin Denizi’ndeki Çin topraklarını çevreleyen 12 deniz millik bölgeye ABD uçaklarını ve gemilerini göndermek üzere planlar hazırlanmasını istemişti.
Çin’in askeri geçit töreni, Pekin yönetiminin, Asya-Pasifik bölgesindeki artan ABD saldırganlığına karşı, son çare olarak milliyetçiliğe ve militarizme başvurduğu yönünde bir başka göstergedir. Xi, konuşmasının bir yerinde, “Marksizm-Leninizm”in, Çin’in “eylem kılavuzları”ndan biri olduğunu ileri sürdü. Gerçekte, Çinli Stalinist rejim, ülkeyi küresel holdingler için acımasız bir ucuz emek platformuna dönüştürerek, Çin’de kapitalizmi restore etmiştir.
Pekin’deki seçkinlerin, ABD emperyalizmine ve Obama yönetiminin, Çin’in bölgedeki çıkarlarının altını oymak için onu askeri olarak kuşatmak üzere tasarlanmış “Asya’ya dönüş”üne karşı çıkışında ilerici hiçbir şey bulunmamaktadır. Perşembe günkü askeri gösteri, milliyetçi duyguları canlandırma peşinde koşarken, yalnızca gerilimleri daha fazla tırmandırabilir.
Çin yönetimi adına, geçit töreni, dikkatleri, tırmanan ekonomik, toplumsal ve siyasi sorunlardan saptırma işlevi görmektedir. Hisse senedi fiyatlarının sert bir şekilde düşmesi, Çin yönetiminin, orta sınıf kesimleri arasında bir toplumsal taban oluşturma yönündeki çabalarına bir darbe vurmuştur. Ekonomik büyüme, uzun zamandır, işsizliğin ve toplumsal huzursuzluğun artmasını bertaraf etmek için gerekli olduğu düşünülen yüzde 8’in çok altına düşmüş durumda. Geçtiğimiz ay Tianjin’deki bir kimya deposunda yaşanan ve en az 160 insanın ölümüne yol açan patlamalar, toplumsal hoşnutsuzluğu arttırdı.
Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetimi, kendi varlığını sürdürmek için, içeride giderek daha çok polis-ordu baskısına bel bağlayacaktır. Xi, 2012’de iktidara geldiğinden beri, devlete bağlı işletmeleri uluslararası sermayenin çıkarlarına açarak “reforme etme”ye yeltenirken orduya dayanmıştır. O, ÇKP’nin önderi olmasının ardından, hızla, orduyu denetleyen Merkezi Askeri Komisyon’un başkanlığını üstlenerek, iktidarını sağlamlaştırma yoluna gitmişti ki, bunun ardından üst düzey generalleri hızla temizledi.
4 Eylül 2015