Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne yönelik Tamil milliyetçisi iftiralara yanıt

TamilNet editörlerine:

Bizler, Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) adına, sizden, “Tamiller ve III. Dünya Savaşı” başlıklı yazınızda WSWS’ye yönelttiğiniz temelsiz iftiraları geri çekmenizi talep etmek üzere yazıyoruz. WSWS’nin Colombo’daki etnik olarak Sinhalaların başını çektiği hükümetin gerçekleştirdiği soykırımı kolaylaştırmak için emperyalizm ile birlikte çalıştığı yönündeki iddianız, sizin de çok iyi bildiğiniz üzere, kaba bir uydurmadır.

Yazınızda şöyle diyorsunuz: “Eğer ajanlar tek bir konuda, yani Tamil Eelam ulusal sorununu küçük düşürmek ve kontrol altına almak için dört bir yandan apar topar harekete geçiriliyorsa, bu, Colombo merkezli soykırım sistemini ve onun ordusunu, yaklaşmakta olan daha büyük bir savaşta ya da bölgeye girişte kullanmak amacıyla takviye etmektir.”

Siz, “ironik bir şekilde, ABD’nin çıkarlarına hizmet eden Colombo merkezli bir soykırım devletine yardımcı” olanlara saldırıyor ve şöyle devam ediyorsunuz: “Hem Dünya Sosyalist Web Sitesi hem de III. Dünya Savaşı’nın birleşmiş emperyalizmleri, Tamil Eelamların kendi ulusal hak taleplerinden vazgeçtiğini görmek istiyorlarsa, burada yanlış giden bir şeyler olmalı.”

Sizin çözümlemenizde “yanlış” olan şey, Tamil milliyetçisi partilerin emperyalizm ve Colombo rejimi ile işbirliğini örtbas etmek amacıyla, WSWS ile emperyalizmi iftiracı bir şekilde bir araya getirmenizdir.

WSWS’yi yayımlayan Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) ve onun Sri Lanka şubesi Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (SEP - Sri Lanka) sicili gayet iyi bilinmektedir. Siz bile, daha önceki yazılarınızda, SEP’in emperyalizme ve Colombo’daki yönetime karşı yorulmak bilmez mücadelesini ve Tamil azınlığın demokratik haklarını tavizsiz savunusunu kabul etmek zorunda kalmıştınız.

K. Ratnayake tarafından yapılmış bir WSWS açıklamasını özetleyen Şubat 2009’daki bir yazınızda şunları söylüyordunuz: “Sri Lanka’daki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin yazarının görüşleri, her ne kadar Tamillerin özgürlük mücadelesini ‘Tamil burjuvazisinin çıkarlarının temsili’ olarak görse de, savaşın yalnızca ekonomik ve stratejik çıkarlarını düşünen güçler tarafından Sri Lanka’ya nasıl dayatıldığını gözler önüne seriyor. … Yazar, savaşın temel nedeni olan kar sistemine son vermek için bir işçi sınıfı yaklaşımını ve girişimini savunuyor.”

O zamandan beri değişen şey, SEP’in ve WSWS’nin tutumu değildir. Tamil ayrılıkçısı Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları’nın (LTTE) Mayıs 2009’daki yenilgisinden ve Colombo rejimi tarafından katledilmesinden bu yana, sizin savunduğunuz Tamil milliyetçisi partiler emperyalizme teslim olmuş ve “Colombo merkezli soykırım devleti” olarak adlandırdığınız yönetime katılmıştır. Devlet Başkanı Maithripala Sirisena’yı iktidara getiren ABD destekli rejim değişikliği operasyonundan bu yana geçen bir yıl içinde, bu partiler ABD’nin Colombo’daki dış politikasının asli araçları olarak ortaya çıkmışlardır.

SEP’i, bizzat sizler ve Tamil milliyetçisi partiler tarafından temsil edilen Tamil burjuvazisinin çıkarlarından sınıfsal bir uçurum ayırmaktadır. SEP, Ocak 2015’teki devlet başkanlığı seçimlerinde hem görevdeki Mahinda Rajapakse’ye hem de Washington’ın adayı Sirisena’ya karşı çıkmıştı. Diğer tarafta ise, Tamil Ulusal İttifakı (TNA), Tamil sivillere ve Mullaitivu’daki LTTE savaşçılara yönelik nihai katliam sırasında Rajapakse’nin savaş bakanı olarak görev yapan Sirisena’ya oy verme çağrısı yapıyordu.

Washington’ın Sirisena yanlısı söylemini tekrar eden TNA, resmi olarak, “demokrasi, iyi yönetim ve hukukun üstünlüğü değerleri” uğruna savaşan biri olarak Sirisena’yı destekledi. TNA’nın önderi Rajavarothiam Sampanthan, açık bir biçimde, “Biz, Maithripala Sirisena’nın, ülkeyi tek bir ulus olarak bir araya getireceğine inanıyoruz.” diye ilan etti. ABD’nin Çin’e karşı “Asya’ya dönüş”ünün parçası olan Washington’ın Colombo’daki adamına verilen TNA desteğine hep birlikte yedeklenen daha küçük Tamil milliyetçisi gruplar, Rajapakse’nin Çin ile geliştirmiş olduğu ilişkileri kesmekle görevlendirildiler.

TNA, bu hizmeti karşılığında, [parti önderi] Sampanthan’ın parlamentodaki muhalefetin önderi olarak atanmasıyla ödüllendirildi. TNA, Sirisena’nın kemer sıkma politikalarını ve Tamilleri de kapsayan siyasi tutsakları serbest bırakmayı reddetmesini destekledi. TNA ve Tamil Ulusal Halk Cephesi (TNPF), Sirisena’yı savunmaya yönelik manevralarında, kurbanları, hükümet tarafından işkence gördükleri konusunda haberler ortaya çıkmasın diye uçakla Sri Lanka dışına kaçırarak, kendi destekçilerine işkence yapılmasının bile üstünü örtmeye çalıştı.

Sizin, Colombo yönetiminin ve Tamil burjuvazisinin emperyalizm yanlısı politikalarına “sol” bir maske takma girişiminiz çöküyor. Tüm etnik gruplardan öğrencilerin, çiftçilerin ve işçilerin, Sirisena’nın kemer sıkma gündemine karşı protestoları patlak vermiş durumda. WSWS’ye yönelik saldırınızı yayınlamanızdan sadece günler önce, Sampanthan ve diğer TNA yetkilileri, Kilinochchi’deki bir toplantıda, kayıp yakınlarına ne olduğunu öğrenmek isteyen Tamillere karşı kendilerini korumak için polisi müdahale etmeye çağırmak zorunda kaldılar.

Sizler, Sirisena’nın ve onun Tamil milliyetçisi müttefiklerinin gerici politikalarına karşı işçi sınıfı ve ezilen kitleler içinde yükselen öfkeyi kontrol altına almak için her şeyi göze almış durumdasınız ve ABD ile Çin arasında artan rekabet eliyle yaratılan dünya savaşı tehlikesinin farkındasınız.

DEUK, sürekli olarak, dünya savaşı tehlikesi hakkında uyarıda bulunmakta ve işçi sınıfını, dünya savaşını önlemek için, sosyalizm uğruna mücadele temelinde küresel bir mücadelede seferber etmek için uğraşmaktadır. O, hem “Asya’ya dönüş”e hem de Ortadoğu, Afrika, Ukrayna ve Balkanlar’daki emperyalist savaşlara karşı çıkmıştır. DEUK’un “Sosyalizm ve Emperyalist Savaşa Karşı Mücadele” başlıklı açıklaması, nükleer savaş tehlikesinden söz ediyor ve şunu ilan ediyordu: “Yeni bir emperyalist kan banyosu, yalnızca muhtemel değil; uluslararası işçi sınıfının devrimci Marksist bir program temelinde müdahale etmemesi durumunda, kaçınılmazdır.”

Buna karşılık, sizin tutumunuz, Tamil milliyetçilerinin emperyalizmin sofrasından birkaç kırıntı elde etmek amacıyla onun hizmetçileri işlevini görme stratejisinin tutarsız ve gerici bir savunusudur. Siz, büyük devletler arasında çatışma tehlikesini kendini beğenmiş bir şekilde göz ardı ediyor; ardından, gerçekte, III. Dünya Savaşı’nın, “şirketlerin emperyalizmi” tarafından zaten başlatılmış olduğunu ileri sürüyor ve nihayetinde, Tamillerin “küresel seferberliği” çağrısında bulunuyorsunuz.

Şöyle yazıyorsunuz: “İlk iki dünya savaşı devletler arasında toprak ve kaynaklar uğruna rekabet içinde yapılmış olsa da; Üçüncü Dünya Savaşı birçok açıdan farklıdır. … Burada halk hükümetleri değil şirketlerin emperyalizmi söz konusudur. Oransız bir biçimde dünyanın belirli bölümlerine yönelmiş şirketler hükümet adlı Kurumlar’ı kontrol ediyorlar. İfade edilen tüm Kurumlar, dünyanın dört bir yanındaki halklara karşı Üçüncü Dünya Savaşı’nda birlikteler. Halklara karşı bir savaş yürütürken, nükleer silahlar hakkında kaygılanmak için hiçbir ‘korku dengesi’ söz konusu değildir.”

Bu, savaş tehlikesini inkar etmeye yönelik içi boş bir kelime oyunudur. Siz, kapitalistlerin, işçilerin ve ezilenlerin yaşam standartlarına yönelik (şu anda Tamil milliyetçisi grupların Sri Lanka’da gerçekleştirilmesine yardım ettiği) küresel saldırısını bir “dünya savaşı” olarak geçiştirmeye çalışıyorsunuz. Bununla birlikte, Tamil milliyetçilerinin ABD emperyalizmi ile işbirliği, gerçek dünya savaşının ta kendisi olabilecek şeye zemin hazırlıyor.

Toprağın ve petrol-doğalgaz gibi kaynakların kontrolü üzerine emperyalist savaşlar ve vekil çatışmaları devam etmekle kalmamış; Mali ve Libya’dan Suriye’ye, Irak’a, Afganistan’a ve Ukrayna’ya kadar, gezegenin büyük bölümünü içine çekmiştir. Bu savaşlar, artık, nükleer silahlı düşmanlar (bir tarafta emperyalist güçler, diğer tarafta ise Rusya ve Çin) arasında savaşa dönüşme tehlikesi oluşturmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki, Avrupa’daki ve Rusya’daki üst düzey yetkililerin hepsi, nükleer savaş olasılığına işaret ediyorlar.

Emperyalist güçlerin saldırgan politikası nedeniyle dünya savaşı tehlikesinin ortaya çıkması, Tamil milliyetçiliğinin iflasında yeni bir aşamaya işaret etmektedir. Tamil burjuvazisi, (sizin de İngilizce sözcüsü işlevini gördüğünüz LTTE dahil) her zaman, perspektifini, son tahlilde emperyalist güçlerden destek elde etme üzerine kurmuştur.

İç savaş sırasında, LTTE’nin perspektifi, Sri Lanka’nın etnik olarak Tamil olmayan nüfustan temizlenmiş bölgelerinde kendi denetimini kurmak için askeri güç kullanmaktı. LTTE, o zamanlar, emperyalist güçleri, kendisi ile Colombo arasında bir iktidar paylaşımı anlaşmasına destek vermeye ikna etmeyi umuyordu. LTTE, “terörle mücadele”yi ya da ABD’nin Irak ve Afganistan işgallerini asla eleştirmedi ama bütün politikasını, emperyalist ve bölgesel güçlerden, özellikle de ABD’den ve Hindistan’dan destek isteme üzerine dayandırdı.

Tamil milliyetçileri, LTTE’nin yenilgisinden sonra, emperyalist güçlerin desteklediği Colombo’daki yönetime açıkça uyarlandılar. Onlar, önce, sivillerin ve Mullaitivu’daki LTTE savaşçılarının nihai katliamını komuta etmiş olmasına rağmen, 2010 devlet başkanlığı seçimlerinde ABD destekli aday General Sarath Fonseka’yı sahiplendiler; ardından da geçtiğimiz yıl, Sirisena üzerinden ABD destekli rejim değişikliği kampanyasını desteklediler.

Sizler, hala, emperyalizm ile Tamil burjuvazisi arasında ortak bir strateji kurma peşinde koşuyorsunuz. TNA ve TNPF üyelerinden oluşan bir grup olan Tamil Halk Konseyi’ne sesleniyor ve emperyalist güçlerin politikalarında değişiklik yapmak için anlaşmaları kesmeyi savunuyorsunuz: “TPC’nin güçlerin rotasını düzeltmeye yönelik küresel seferberlik yönünde bir hareketi, yürekten desteklenmelidir. Ama TPC’yi beklemeden, dünya Tamillerinin gerçekler konusunda aydınlatılması gerekiyor. … Küresel Tamiller, III. Dünya Savaşı ortaklarından bağımsız kendi programlarına sahip olmalıdır.”

Sizin, Tamillerin “küresel seferberliği” öneriniz, bağımsız bir strateji değil; Tamil işçilerini diğer uluslardan sınıf kardeşlerinden koparmak üzere tasarlanmış sinik bir tuzaktır. Bunun felaket getiren sonuçları, Tamil milliyetçilerinin savaşın son aylarında Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da düzenlediği protestolarla örneklenmiştir. Onların, ABD Başkanı Barack Obama’ya, Almanya Başbakanı Angela Merkel’e, Britanya Başbakanı Gordon Brown’a ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye yaptıkları, Colombo’ya Mullaitivu’daki Tamilleri katletmemesini emretmeleri yönündeki aciz ricaları duymazdan gelinmişti.

Siz, emperyalizme yönelik bu tür çağrıların Mullaitivu katliamını engellemede başarısız olmasının ardından, III. Dünya Savaşı’na doğru gidişi sözümona durdurmak için, aynı iflas etmiş politikayı öneriyorsunuz. Bu manevranın temel amacı, aynı 2009 yılında olduğu gibi, uluslararası işçi sınıfı içinde savaş karşıtı bir hareketin ortaya çıkmasını engellemek ve Colombo ve emperyalist güçler ile pazarlık yapmayı kolaylaştırmaktır.

Siz, işçi sınıfını etnik çizgiler boyunca bölmeye ve onun emperyalizm karşıtlığını kokuşmuş Sinhala karşıtı şovenizmle ve tarihe ilişkin yalanlarla bastırmaya çabalıyorsunuz.

Neden yalnızca Tamillerin küresel seferberliği için çağrı yaptığınızı gerekçelendirmek için şunları yazıyorsunuz: “Önce, Avrupalı sömürgeciler, önce sistemi iflas etmiş Güney Hindistan’daki Tamilleri sözleşmeli köleler olarak alıp götürdü. Ardından, Eelam Tamillerin sığınmacı diasporasını çok yönlü bir şekilde köleleştirilen ABD önderliğindeki Batı’nın ve Hindistan’daki Britanya yönetiminin varislerinin onlarca yıllık ortaklaşa soykırımı geldi. Dünyanın her yerindeki Tamiller devletsiz hale geldiler. Unutmayın ki, Sinhala ulusu, bu sürek avlarını hiçbir zaman yaşamadı.”

Sinhalaların değil, yalnızca Tamillerin ezildiği iddiası, gerici bir çarpıtmadır. Sri Lanka’nın tüm işçi ve emekçileri, önce Britanya emperyalizmi tarafından, ardından, 1948’den sonra resmen bağımsız olan Sri Lanka devleti tarafından acımasızca ezilmişlerdir. Sinhalaların da ezildiğini inkar etmenizin amacı, işçi sınıfını bölmek ve onun emperyalizm karşıtlığını köreltmektir.

Colombo yönetiminin LTTE ile hesaplaştığı Sri Lanka iç savaşı, Sri Lanka burjuvazisinin bütün hiziplerinin, son tahlilde, onları daha iyi ezmek için işçilerin ve kır gençliğinin ayaklanmalarını bölmeyi amaçlayan kapsamlı bir stratejisinin parçasıydı.

Colombo Tamillere karşı ayrımcılık yapar ve onlara karşı bir iç savaş başlatırken, aynı zamanda Sinhala işçilerinin ve gençliğinin mücadelelerini de acımasızca bastırıyordu. 1971 yılında, köylü gençliğin Janatha Vimukthi Peramuna’nın (JVP) önderlik ettiği ayaklanmasının bastırılması sırasında, on binlerce Sinhala katledildi. Colombo yönetimi, Devlet Başkanı J.R. Jayawardene’nin serbest piyasa politikalarına karşı 1980 genel grevinden sonra 100.000’i aşkının işçinin işten atılmasının ardından, 1989’daki Hindistan-Sri Lanka anlaşmasını takip eden başka bir katliam başlattı. Çoğunluğu Sinhala kır gençliğinden 60.000 kişi öldürüldü.

Colombo yönetiminin Sinhala, Tamil ve Müslüman halklara yönelik siyasi suçlarına, yalnızca DEUK, Hindistan Yarımadası genelindeki işçi sınıfını emperyalizme ve yerel burjuvazilere karşı mücadelede bir araya getirme perspektifi temelinde, tutarlı bir şekilde karşı çıkmıştır. Bunun yanı sıra, sizin WSWS’ye yönelik iftiralarınız, barikatın işçi sınıfının karşısındaki tarafında yer aldığınızın bir başka kanıtıdır.

Saygılarımızla,

K. Nesan
V. Gnana

17 Şubat 2016

İngilizce özgün metin