Kırgızistan’da Barajın Altında Kalan Burjuva Siyaseti
Olası şiddet eylemleri nedeniyle ertelenmesi gündeme gelen Kırgızistan seçimleri, geçtiğimiz Pazar günü yapıldı. Toplam 29 partinin katıldığı Kırgızistan seçimlerinde, Nisan’da kitlesel ayaklanmayla iktidarını yitirip ülkeyi terk etmek durumunda kalan Bakiyev'in partisi Ata Jurt (Ata Yurt) Partisi yüzde 8,85 yani 265 bin 112 oyla birinci oldu. Şu an Cumhurbaşkanlığı görevini geçici olarak sürdüren Rosa Otunbayeva’nın partisi Sosyal Demokrat Parti yüzde 8,05 (241 bin 173 oy) ile seçimde kinci sırada yer aldı. Ar-Namıs Partisi yüzde 7,76 ile üçüncü, Cumhuriyet Partisi yüzde 7,25 ile dördüncü ve Ata-Meken Partisi yüzde 5,61 ile meclise giren beşinci parti oldu. Bütün Kırgızistan Partisi ise yüzde 5 barajının altında kaldığı için meclise giremedi.
Bu sonuçların ardından 120 sandalyeli meclis hemen hemen eşit paylaşılmakla birlikte Ata Jurt Partisi 28, Sosyal Demokrat Parti 26, Ar-Namıs Partisi 25, Cumhuriyet Partisi 23 ve Ata Meken Sosyalist Partisi 18 sandalye aldı.
AGİT ve yüzlerce uluslararası temsilcinin gözlemci olarak katıldığı seçimler hakkında, sonuçlara bakılarak fazlasıyla iyimser bir havanın basında kendisine yer bulmaya başladığını belirtelim. Özellikle beklenildiğinin aksine şiddet eylemlerinin yaşanmamış olması ve ABD ile Rusya’nın seçim sonuçlarını, demokrasinin galibiyeti olarak değerlendiren açıklamalarda bulunması, seçim sonuçlarında ortaya çıkan siyasi krizi gözden uzak tutmaya çalışmakta. Kırgızistan’da koalisyon hükümetinin önemini öne çıkaran değerlendirmeler artarken meclise giren bütün burjuva partileri, ağız birliği etmişçesine bu iyimser havaya ortak oldular. Her biri, seçimlerin ardından Kırgızistan’da barış ve istikrarın kurulacağını ve geçtiğimiz dönem ülkeyi terk eden yabancı sermayenin ülkeye yeniden döneceğini ve işsizliğin son bulacağını belirttiler. Daha da ileri giderek Ata Jurt partisinden bir yetkili “artık 3-5 bin kişinin bir araya gelip darbe yapamayacaklarını” ifade ederken nisan ayında yaşanan kitlesel eylemlere göndermede bulunmaktan geri durmadı.
Seçim Sonuçlarının Gizleyemedikleri
Seçimin ardından fazlasıyla iyimser ve manidar olan bu değerlendirmelerin, seçim sonuçlarında derinleşen siyasi krizi gizlemekten uzak olduğunu belirtelim. Oyların dağılımı ve seçime katılım oranları, Nisan ayında devlet başkanı Bakiyev’in ülkeyi terk etmesine yol açan ayaklanmanın ardından ortadan kalktığı ifade edilen siyasi krizin hali hazırda sürdüğü gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hiçbir partinin bırakın çoğunluğu almayı seçimde yüzde 10’u dahi geçemediğini belirtirsek söylemek istediğimizi daha kolay ifade etmiş oluruz. Dahası Bakiyev’in ülkeyi terk etmesine yol açan kitlesel ayaklanmalar sonrasında yapılan seçimlerde Bakiyev’i ülkeye getirme talebi üzerinden siyasi propaganda yapan bir partinin birinci seçilmesi siyasi belirsizliğin bir başka göstergesi. Buna ek olarak kayıtlı 2 milyon 856 bin 751 seçmenin sadece 1 milyon 614 bin 427’si seçimde oy kullanması mevcut katılım oranını yüzde 56-57 civarına sıkıştırmıştır. Tek başına bu katılım oranı dahi siyasi belirsizliğin ve olası krizin önümüzdeki günlerde derinleşeceğini göstermektedir.
Temmuz ayında yapılan ve içinde başkanlık sistemini değiştiren düzenlemelerin yer aldığı referandumda katılım oranı yüzde 70 iken bugün bu oranın yüzde 56 ‘ya gerilemesi geçici hükümete verilen desteğin de azaldığını ifade etmekte. Bakiyev’e destek veren bir partinin birinci olması da bu eğilimi güçlendirmekte.
Bu siyasi gerilim bölgede ABD ve Rusya’nın üsler üzerinden nüfuzlarını sürdürme çabasıyla derinleşirken, Çin’in özellikle Kırgızistan’ı önemli bir pazar olarak gören politikası, Afganistan işgali, Pakistan’daki gelişmeler, İsrail ile İran arasında yaşanan gerilimler, Kırgızistan’ı önümüzdeki dönemde daha kapsamlı alt üst oluşlara zorlayacak dış baskılardır. Seçim sonuçları ve burjuva partilerinin ortak istikrar vurgusu fazlasıyla bu gerçeği bir kez daha ispatlamakta.
Kapsamlı Krizler Beklenirken
Kitlesel işsizliğin artışına paralel olarak dizginlenemez boyutlara ulaşa yolsuzluğun yol açtığı yıkım, geçtiğimiz haziran ayında yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan Özbek- Kırgız çatışmalarını hazırlamıştı. Biz o günlerde inatla Bakiyev’i iktidardan eden krizle 2005 yılında Akayev’i iktidardan uzaklaştıran gerilimin temellerinin aynı olduğunu belirtmiş geçici hükümetin kapitalist mülkiyet ilişkilerinin Kırgızistan’a dayattığı krizi özellikle barut kokusunun eksik olmadığı bölgede ortadan kaldıramayacağını ifade etmiştik.*
Mevcut burjuva düzenin mülkiyet ilişkileri karşısında öfke ve nefretle harekete geçen işçi ve emekçiler, sosyalist dünya partisinin olmadığı koşullarda her defasında burjuva partilerinin şu ya da bu kanadına yedeklenmek durumunda kalıyor. Kırgızistan’ın son 20 yıllık tarihi bunu onlarca kez kanıtlamıştır. “Kadife devrimle” iktidara gelen Bakiyev’in aynı kitlesel eylemlerle ülkeyi terk etmek durumunda kalması bunun tipik örneğidir. Seçim sonuçlarında her ne kadar Bakiyev’i destekleyen Ata Jurt partisi birinci olsa da seçime katılım oranın kitlelerin genel burjuva düzenine ve burjuva partilerine karşı güvensizliğinin yeniden artmaya başladığını göstermektedir.
Önümüzdeki dönemde Kırgızistan’da ortaya çıkması muhtemel krizler, yukarıda da bahsettik, sosyalist dünya devrimi partisinin olmadığı koşullarda bölgeyi “etnik” çatışmalarla farklı ulustan işçilerin birbirlerini boğazladığı bir arenaya dönüştürecektir.

Dipnotlar

* http://www.toplumsalesitlik.org/tr/asya/kirgizistanda-suren-catismalar