Kuzey Kore dördüncü nükleer denemesini yaptı

Kuzey Kore, dün, Amerika Birleşik Devletleri’nin başı çektiği bir uluslararası kınama tufanını tetikleyen dördüncü yeraltı nükleer denemesini gerçekleştirdi. Deneme, Kuzey Doğu Asya’da ve Obama yönetiminin Çin’e yönelik çatışmacı “Asya’ya dönüş”ü eliyle bölge genelinde oluşturulmuş gergin ve tehlikeli durumu daha da ağırlaştıracaktır.

Resmi KCNA haber ajansı, Kuzey Kore’nin bu 2013’ten beri ilk nükleer denemesinin “tam bir başarı” olduğunu ve bir hidrojen bombasının yeraltında patlatılmasını içerdiğini duyurdu. Birçok uzman, bir füzyon reaksiyonunu tetikleyen iki aşamalı bir düzenek olan bir hidrojen bombası ilk depremsel verilerde kaydedildiği belirtilenden çok daha patlayıcı bir enerji üreteceği için, ikinci iddia konusunda kuşkusunu dışavurdu.

Beyaz Saray sözcüsü Josh Earnest, Kuzey Kore’nin, “dünyadaki en yalıtılmış ülkelerden biri” haline gelmesine yol açmış olan “giderek artan provokatif eylemleri”ni kınadı. Obama yönetimi, halihazırda, kongrenin daha sert önlemler alma yönünde kışkırtmasıyla karşı karşıya. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin Cumhuriyetçi başkanı Ed Royce, “Kuzey Kore’nin tehditlerine yönelik yanıt, daha az değil, daha fazla baskıdır.” dedi ve ekledi: “Yönetimin Kuzey Kore politikasının dramatik bir başarısızlık olduğu kanıtlanmıştır.”

ABD’nin Asya’daki ve Avrupa’daki müttefikleri kınamalara katıldılar. Japonya Başbakanı Shinzo Abe, nükleer denemeyi “şiddetle kınadı” ve onu, “ülkemizin güvenliğine yönelik büyük bir tehdit” olarak damgaladı. Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye, acil bir ulusal güvenlik konseyi toplantısı düzenledi, Kuzey Kore’nin eylemlerinin “vahim bir provokasyon” oluşturduğunu söyledi ve “ona denk düşen önlemler” [alınması] uyarısında bulundu. Avustralya Başbakanı Julie Bishop, nükleer denemenin, “Kuzey Kore’nin bir haydut devlet ve uluslararası barışa ve güvenliğe yönelik sürekli bir tehdit olduğunu” doğruladığını söyledi.

Bu tür açıklamalar, bütünüyle ikiyüzlüdür. Uluslararası barışa yönelik en büyük tehdit, küçük, ekonomik olarak geri Kuzey Kore devleti değil, ABD emperyalizmidir. Washington, Ortadoğu’da halen yağmacı bir savaş sürdürmekte ve geçtiğimiz beş yıl boyunca, Çin’e karşı “dönüş”ü yoluyla Asya genelindeki gerilimleri arttırmaktadır. Onun, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki toprak iddialarına yönelik provokatif askeri meydan okumaları, nükleer silah sahibi iki güç arasında bir çatışmayı tetikleme tehlikesi yaratmaktadır.

ABD, Kuzey Kore’yi, uzun süredir, Çin üzerinde baskı uygulamanın bir aracı ve Kuzey Doğu Asya’daki askeri yığınağının bir gerekçesi olarak, kendi çıkarına kullanmaktadır. Obama yönetimi, Kuzey Kore’nin nükleer [silahlanması] konusunu çözmek üzere Çin’in desteklediği altılı görüşmelere katılmayı, Pyongyang ABD’nin taleplerini peşinen kabul etmediği sürece reddetti. ABD, Kuzey Kore’nin 2013’teki nükleer denemesinin ardından, Çin’i, Pyongyang yönetiminin ekonomik krizini yoğunlaştıran sert BM yaptırımlarını desteklemeye ikna etmişti.

Aynı zamanda, Washington, denemeyi, Japonya ve Güney Kore ile işbirliği içinde, Kuzey Doğu Asya’daki anti-balistik füze sistemlerini arttırmanın bir bahanesi olarak kullandı. Bu tür silahlar, asıl olarak, Kuzey Kore’yi değil ama Çin’i ve de Rusya’yı hedef almaktadır ve savunmacı bir karakterde değildir. Pentagon, ilk vuruşu yapacağı bir nükleer saldırı başlatma ve kendi füze savunma sistemlerinin sonradan gelecek bir Çin ya da Rus misillemesini önleyebileceğinden emin olma arayışında.

Dahası, Washington’ın Pyongyang’daki istikrarsız ve hiziplerle dolu rejime yönelik sistematik tecridi, rejimin dengesiz ve gözü dönmüş eylemlerinde önemli bir yardımcı etmendir. Kuzey Kore’nin, nükleer silahlarının kendisini ABD emperyalizmine karşı koruyacağı yönündeki iddiaları saçmadır. Eğer Pyongyang, küçük, ilkel silahlarını kullanmaya kalkışırsa, ABD ülkeyi hızla enkaz haline getirecek; ordusunu ve ekonomik kapasitesini imha edecektir.

Kuzey Kore’nin son nükleer denemesi, daha çok, ABD ve müttefiklerine karşı koyarken, Çin’e ödünler için baskı yapmayı amaçlıyor gibi görünüyor. Pekin, Kuzey Kore’nin 2013’teki son atom bombası patlatmasından bu yana daha sert BM yaptırımları uygulamış ve Soğuk Savaş dönemindeki müttefiki ile ilişkilerini soğutmuştur. Mart 2013’te göreve gelen Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, henüz Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile bir araya gelmedi ama Kuzey Kore ile resmi olarak hala savaşta olan Güney Kore’yi ziyaret etti.

İlişkileri iyileştirme çabaları, üst düzey bir Çinli yetkilinin, Ekim ayında, bir askeri geçit törenine katılmak ve Xi’nin “en iyi dilekler”ini ilettiği bir mektubunu Kuzey Kore liderine sunmak üzere Pyongyang’u ziyaret etmesiyle sonuçlanmıştı. Ancak durum, Kim Jong Un’un, Aralık ayında, Pekin’e yapmayacağı yönünde verdiği önceki güvencelerin tersine, Kuzey Kore’nin bir diğer nükleer silahı deneyeceğini açıklamasının ardından, hızla bozuldu.

Çin, dünkü denemeye yönelik muhalefetini hızla ifade etti. Çin dışişleri bakanlığı sözcüsü Hua Chunying, Pekin’in, “bu eyleme şiddetle karşı” olduğunu ve Pyongyang’ın “nükleer silahların yok edilmesine ilişkin vaadini yerine getirmesi”ni talep ettiğini açıkladı. Devlete ait Global Times, Kuzey Kore’nin, “nükleer silahlara odaklanmış güvenlik politikaları”nı eleştirdi ve onu, “Pekin-Pyongyang ilişkileri ve bizzat kendi gelişmesi üzerindeki uzun vadeli olumsuz etkisini düşünmeye” çağırdı.

En son nükleer deneme, Çin egemen çevrelerinde, muhtemelen, Kuzey Koreli müttefiki ile bağlarını koparıp koparmayacağı üzerine tartışmayı yeniden alevlendirecektir. Pekin, bir açmazla karşı karşıya. O, nükleer denemelerin, ABD’nin Asya’daki askeri yığınağını hızlandırmasına ve Japonya ile Güney Kore’nin potansiyel olarak kendi nükleer silahlarını üretmesine bir bahane sağladığından son derece kaygılı.

Çin, Kuzey Kore rejiminin, Çin’in kuzeyine yansıyabilecek bir toplumsal ve siyasi kriz yaratacak şekilde çökmesini ve aynı zamanda Pyongyang’da ABD yanlısı bir rejime ya da birleşik bir Kore’ye kapı aralamasını da istememektedir. Pekin, Kuzey Kore’yi, her zaman, kuzey sınırındaki kullanışlı bir güvenlik tamponu olarak görmüştür.

Kore Yarımadası, Obama yönetiminin “Asya’ya dönüş”ünün parçası olarak kasten beslediği tehlikeli parlama noktalarından sadece biridir. ABD, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler gibi müttefiklerini ve Hindistan gibi stratejik ortaklarını, Çin’e yönelik daha saldırgan bir tutum almaya teşvik ederek, bütün bölgeyi bir barut fıçısına dönüştürüyor. Gerek iki Kore’yi ayıran sınırda, gerekse Doğu Çin ile Güney Çin Denizlerinde [yaşanacak] görece küçük bir olay veya kaza, daha geniş bir çatışmanın kıvılcımı haline gelebilir.

7 Ocak 2016

İngilizce özgün metin