Kuzey Kore kapitalizme kucak açıyor
Geçtiğimiz haftalarda Kuzey Kore aldığı radikal kararlarla gündeme geldi. Kuzey Kore’de yaşanan gelişmeler burjuva basın tarafından şok veya beklenmedik olarak tanımlansa da biz Marksistler açısından hiç de şaşırtıcı değil. Kuzey Kore’deki son gelişmeler daha önce bu ülke hakkında yaptığımız değerlendirmeleri doğrular nitelikte.[1]
Kuzey Kore’nin ekonomik ve toplumsal durumu malum. İş gücünün büyük çoğunluğunu kullanamayan, üretimi ilkel sayılabilecek teknolojilerle gerçekleştiren, ülke nüfusunun büyük çoğunluğunun açlık tehlikesinde bulunduğu ve dış yardımlarla varlığını sürdürün bir ülke durumunda. Buna karşılık olası bir emperyalist müdahale veya işçi sınıfının olası isyanına karşılık dev bir orduyu hazır bekletiyor ve bunun yanı sıra nükleer silahlar geliştiriyor.[2]
Bugün gelinen noktada Kuzey Kore kelimenin tam anlamıyla iflas etmiş ve milyonlarca insanın etkileneceği bir kıtlıkla karşı karşıya kalmış durumda. Kuzey Kore her ne kadar bir tarım ülkesi olarak tanımlansa da nüfusunun sadece beşte birine yetecek kadar gıda üretimi yapabiliyor. Buna son yıllarda yaşanan doğal afetler ile dünya kapitalizminin krizleri de eklenince son 20 yılın en büyük açlık tehdidi baş göstermiş durumda. Buna karşılık Avrupa Birliği, Kuzey Kore’ye yardımda bulunma kararı aldı.[3] Bu durum, Kuzey Kore’deki kapalı ekonominin ve bürokratik düzenin iflasının ilanıdır.
Kuzey Kore yönetimi de bunu görmüş olacak ki artık kapitalizme kucak açmanın zamanının geldiğine karar verdi. Ülkeyi yeniden inşa etmek için çalışmaya başladığını duyuran yönetim Kuzey Kore’nin ilk lideri Kim İl-Sung’un 100. doğum yılı olacak olan 2012’de “büyük, müreffeh ve güçlü bir ulus” kurmayı hedeflediğini açıklayarak ülkedeki bütün üniversiteleri 10 ay süreyle kapattığını duyurdu.  Bu üniversitelerin öğrencileri ise 10 ay boyunca fabrikalarda, tarımda ve inşaat sektöründe çalıştırılacak.[4] Ülke ekonomisinin yeniden yapılandırılması ihtiyacı ve buna karşılık nitelikli emek gücünün yeterli olmayışı Kuzey Kore yönetimini böyle sıra dışı kararlar almaya itiyor. 10 ay boyunca çalışacak öğrencilere ise seçme şansı tanınıp tanımadığı, öğrencilerin nasıl şartlarda çalışacakları ve yapacakları işin karşılığında ne alacakları ise muamma.
Fakat asıl önemli gelişme ise ülke topraklarının ilk aşamada belirli bölgelerinin kapitalist ekonomiye açılması. Bunun ilk örneği olan Kaesong Sanayi Kompleksi, güneyle yaşanan bütün sorunlara rağmen Güney Kore şirketlerinin faaliyet gösterdiği ve her iki ülkeye de milyonlarca dolar sağlayan bir bölge.[5] İlişkiler her ne kadar gerginleşse de bu bölge her iki taraf açısından çok önemli. Hatta Çin de bu bölgeye ilgi gösteriyor. Bu bölgeye yatırım yaptığı 2004’ten beri 4 milyon dolar zarar ettiğini söyleyen bir Güney Koreli burjuva ise “Kuzey Kore’ye kapitalizmin tohumlarını serpiyorum” diyerek elde edeceklerinin karşılığında bu zararın önemsiz olduğunu söylüyor.[6]
Son zamanlarda ise yeni Kaesong’lar baş gösterir oldu. Kuzey Kore yönetimi ülkenin bazı bölgelerinde bazı Çin ve Rusya şirketlerinin faaliyet göstermesine izin verdi.[7] İsviçre’yle de anlaşmaya varan Kuzey Kore şu an yeni yatırımcılar arıyor. Bu gelişmelerin içinde özellikle Çin’den beklenen yatırımlar dikkat çekiyor. Kuzey Kore’nin Rusya sınırındaki Rason Serbest Bölgesi’nin Çinli Guankun Yatırım Şirketine açılması için niyet mektubunun imzalandığı bildirildi.[8] Aynı haberde 5-10 yıl içinde bölge altyapısının geliştirileceği, yol, nükleer santral, liman, petrol rafinerisinin hazırlanacağı belirtiliyor.
Kuzey Kore yönetimi kapitalizme dönüş yolunda Küba’yı örnek almayı da ihmal etmiyor. Ülkeye döviz akışını iyice arttırmak isteyen Kuzey Kore yönetimi turizme büyük önem veriyor. Başta Rusya ve Çin havayolu şirketleriyle anlaşmalar yapan Kuzey Kore uzun zamandır topraklarını turistlere açmış durumda.
Kuzey Kore’nin ucuz iş gücü ve yeterince işlenmemiş ve hazır bekleyen doğal kaynakları, konumu nedeniyle Dünya ticaretinde alabileceği rol kapitalistlerin iştahını kabartıyor. Kapitalizmin geldiği nokta, Kuzey Kore topraklarının ve işçi sınıfının artık kapitalist sömürüye dahil edilmesini sermaye açısından zorunlu kılarken, ülke ekonomisinin şu anki haliyle sürdürülemezliği de bürokrasiye çare bırakmıyor.
Ülke yönetimi bu yönde atılımlar yaparken imajını düzeltmeye ve kapitalistlere güven vermeye yönelik adımlar atmayı da ihmal etmiyor. Burjuva basında şaşkınlıkla karşılanan bir gelişme buna işaret ediyor: Nükleer silah geliştiren ve tehditler savuran Kuzey Kore, Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Konferansı Dönem Başkanlığını aldı.[9] Bu gelişme her ne kadar ABD tarafından şiddetle eleştirilse de aslında Kuzey Kore’nin tutum değiştirdiğini ve yeni yatırımlar beklerken kapitalistlerle iyi geçinmek istediğini ortaya koyuyor.
Kore’nin birleşmesi ise bugünün şartlarıyla mümkün görünmüyor. Dış yardım ihtiyacı nedeniyle Kuzey Kore ekonomisi zaten Güneyin sırtında büyük bir yüke dönüşmüş durumda. Şu anki şartlarda bir birleşme Güney Kore ekonomisi için risk unsuru. Bu nedenle Kuzey Kore’nin önce kapitalist ekonomiye uyum sağlaması gerekiyor. Bu da yukarıda bahsettiğimiz gelişmelerden de anlaşılacağı gibi devlet eliyle yürütülüyor. Dün Çin ve Vietnam’ın gittiği, bugünse Küba’nın gitmekte olduğu yolu Kuzey Kore yönetimi benimsemiş görünüyor.
İşçi sınıfının yolu ise bürokrasinin yolundan farklı. Şu ana kadar var olan düzenin savunusu işçi sınıfı açısından hiçbir kazanım sağlamayacağı gibi gelinen nokta bu yolun zaten kullanılamayacağını gösteriyor. Öte yandan kapitalizme geçiş Kuzey Kore işçi sınıfını kurtarmayacaktır. Bunu görmek için Güneydeki sınıf kardeşlerinin durumuna bakmaları yeterli. Biz Marksistlerin görevi ise Kore işçi sınıfını tüm dünya işçileriyle omuz omuza kapitalizme karşı mücadeleye çağırmak.

Dipnotlar

[1] Konuyla ilgili olarak şu yazıya bakabilirsiniz: http://www.toplumsalesitlik.org/tr/asya/kuzey-koreden-savas-tehditi#.UHs2MfHPykA
[2] 25 milyon nüfuslu Kuzey Kore’nin 1 milyon askeri, 7 milyon yedek askeri, çok sayıda konvansiyonel silahı ve bir de nükleer silah programı var.
[3]http://www.stargazete.com/dunya/aclik-krizindeki-kuzey-kore-ye-ab-den-sartli-yardim-haber-364137.htm
[4]http://www.bianet.org/bianet/dunya/131126-hedef-2012-kuzey-kore-hazir
[5]Güney Kore bu bölgeden 250 milyon dolar gelir elde ediyor. Bu para Güney Kore için çok küçük birpara olabilir. Fakat Kuzey Kore bu bölgeden 50 milyon dolar gelir elde ediyor ve bu para daha önce 3 milyon dolar gibi komik paralar karşılığında nükleer programını durdurmayı kabul edebilen Kuzey Kore için çok önemli.
[6]http://www.sabah.com.tr/NewYorkTimes/2010/08/09/kuzey_korede_kapitalist_bir_vaha_kriz_tanimiyor
[7]http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2011/06/19/kuzey-kore-kapilarini-dunyaya-aciyor
[8]http://www.milliyetemlak.com/haber/cin'den-kuzey-kore'ye-buyuk-yatirim/haber.html?haberID=7875
[9]http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1158257&title=kuzey-korenin-silahsizlanma-konferansi-donem-baskanligina-ilk-tepki-abdden