Nepal’deki depremde binlerce kişi öldü
Nepal’de Cumartesi günü yerel saatle öğleden hemen önce meydana gelen büyük bir depremin ardından, 3.200’den fazla insan öldü, 6.500’den fazla kişi yaralandı. Ölü sayısı, enkaz altından daha fazla ceset çıkarıldıkça ve kurtarma ekiplerinin bağlantının hemen kesildiği uzak köylere ulaşmaya başlandıkça, büyük ihtimalle keskin bir şekilde artacak. Binlerce insan evsiz kalmış durumda ve çoğu insan devam eden artçı sarsıntıların korkusuyla dışarıda yaşıyor. Ülkenin 75 bölgesinden 30’u depremden etkilenmiş durumda.
Richter ölçeğine göre depremin büyüklüğü 7,8 olarak kayda geçti ve merkez üssü olarak başkent Katmandu’nun yaklaşık 80 kilometre batısı tespit edildi. Dün gerçekleşen 6,7 büyüklüğündeki bir diğer büyük sarsıntıyla birlikte, yalnızca Cumartesi günü 12 artçı sarsıntı meydana geldi.
Deprem, Hindistan başkenti Yeni Delhi’de de hissedildi ve Hindistan’ın kuzeyindeki Bihar ve Uttar Pradesh eyaletlerinde 58 kişi öldü. Bangladeş’te, başkent Dakka ve kuzeybatıdaki Pabna’da iki kişi öldü. Deprem dalgası Pakistan’da ve Çin’in komşu bölgelerinde de hissedildi.
5 milyondan fazla kişinin yaşadığı Katmandu çevresindeki alan, depremden en kötü etkilenen yerler arasında. Zorunlu bina standartlarından yoksun bir şekilde gelişi güzel yapılmış binalar, şehrin büyük kısmının risk altında olduğu anlamına geliyordu. Eski binaların çoğu enkaz haline geldi. 1832’deki depremden sonra yeniden inşa edilmiş olan dokuz katlı tarihi Dharahara kulesinin çökmesi sonucunda, tahminlere göre 250 kişi öldü ya da enkaz altında kaldı.
Başkentin büyük kısmı ulaşımsız, elektriksiz ve enerjisiz kalmış durumda. Bir BM raporuna göre, “Katmandu Vadisi’nde, hastaneler aşırı kalabalık, ölüleri koyacak yer yok ve acil durum malzemeleri de tükeniyor. Katmandu’daki BIR hastanesi insanları sokaklarda tedavi ediyor… Halkın çoğunluğu artçı sarsıntıların korkusu ve binalardaki büyük hasar nedeniyle evlerin dışında kalıyor.”
Çocukları Kurtarın Vakfı (Save the Children) yetkilisi Gary Shaye, New York Times’a, Katmandu’nun “yoğun, yoğun bir biçimde sıkıştırılmış” olduğunu söyledi. Shaye, yardım görevlilerinin, muson mevsiminin Haziran’da başlayacak olması nedeniyle “zamana karşı bir yarış” içinde olduğu uyarısında bulundu ve “Tüm plastik çarşaflara ve geçici barınaklara sahip olsak bile, bu yeterli olacak mı?” diye sordu.
Başkent dışında, birçok köye yalnızca yürüyerek ya da helikopterle ulaşılabiliyor. Dünya Vizyonu (World Vision) yardım görevlisi Matt Darvas, New York Times’a, “Bunlar, heyelanlardan sürekli olarak etkilenen köylerdir ve 200, 300, 1.000 kadar köyün tamamen kayaların altında kalması olağandışı değildir.” dedi.
Depremin tetiklediği bir çığ, Everest Dağı ana kampındaki 18 kişiyi öldürdü, 61 kişiyi yaraladı.
Nepal’i kapsayan Himalaya bölgesi özellikle depreme yatkın. 2008 yılında Çin’in güneybatısındaki Siçuan bölgesini vuran son büyük depremde yaklaşık 90.000 kişi ölmüştü. 1934’te meydana gelen büyük bir sarsıntıda, Nepal’de 10.000’den fazla kişi, Hindistan’daki Bihar eyaletinde de 7.000 kişi hayatını kaybetmişti. 
Deprem devasa doğal güçlerin ürünü olmasına karşın, ölümlerin ve yıkımın kesinlikle toplumsal kökleri bulunuyor. Bunlar, hazırlık ve planlama eksikliğinin, depreme dayanıklı olmayan binaların ve altyapının sonucudur. En fazla zarar gören ve en ihmal edilmiş alanlar, her zaman en yoksul olanlardır.
Bir depremin ne zaman, nerede ve ne yoğunlukta gerçekleşeceği hakkında kesin tahminler yapmak zor olsa da, genel tahminler yapılmıştı. Deprem bilimci Vinod Kumar Gaur, 2013’te, Hindu’da şu uyarıda bulunmuştu: “Hesaplamalar, şu anda 8 büyüklüğünde bir depremi meydana getirmeye yetecek enerjinin birikmiş olduğunu gösteriyor. Zamanını söyleyemem.”
Buna rağmen, Nepal hükümeti, hazırlanmak için çok az şey yaptı. Ülke, monarşinin kaldırılmasının ve Nepal Komünist Partisi-Maoist’in (NKP-M) siyasi düzene uyarlanmasının ardından, on yıldır süren bir siyasi kriz batağına saplandı. Egemen seçkinlerin rakip kesimleri arasındaki şiddetli pazarlık yeni bir anayasa hazırlanması girişimleriyle hız kesmiş durumda ve başlıca partiler, işçilerin ve kır yoksullarının kötü durumundan en ufak bir kaygı duymuyor.
Bilgilendirme ve Radyo-Televizyon Bakanı Minendra Rijal, Hindistan televizyonuna, hükümetin “kapsamlı bir kurtarma ve onarım eylem planı başlattığını ve yapılması gereken çok şey” olduğunu söyledi. Ancak kurtarma operasyonları, iş makinaları ve uçak eksikliği nedeniyle, çok daha fazla ölüm riski yaratacak şekilde yavaş gerçekleşiyor.  
Nepal dünyadaki en yoksul ülkelerden biri. Oxfam’ın yetkili müdürü Winnie Biyanyima, “Nepal’in 28 milyonluk nüfusunun yarısı gelişmiş sağlık hizmetlerine erişemiyor ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Onların yaklaşık üçte biri ağır yoksulluk içinde.” açıklamasında bulunmuştu. Halkın kötü durumunun sorumluluğu yalnızca Nepal hükümetine değil ama büyük bir depreme yönelik hazırlık da dahil olmak üzere, çok az yardım sağlayan büyük devletlere aittir.
Britanya’da yayımlanan Economist dergisi, şuna dikkat çekti: “Birçok uluslararası kuruluşun ve diğer yardım sağlayıcılarının, 92 aktif fay hattına sahip olduğu söylenen Nepal’de yaşanacak bir depreme yönelik plan yapmak için, teorik olarak, bolca zamanı vardı. Nepal, tam da bu tür bir soruna odaklanmak üzere işe alınmış yabancı uzmanlarla dolu.” Ancak bazı okul ve hastane binalarını sağlamlaştırma dışında çok az şey yapıldı.
Büyük devletler, bir duygudaşlık gösterisi sahnelerken, bu güne kadar, kurtarma yardımı bakımından çok az şey sağladılar. Çinli arama ve kurtarma timi Katmandu’ya çoktan varmışken, Hindistan 13 askeri nakliye uçağı ve 40 kişilik bir afet müdahale timi görevlendirdi. Britanya hükümeti Nepal’de çalışan yardım kuruluşları için kullanıma hazır 7,5 milyon dolar sağladı ve Norveç 4 milyon dolar sözü verdi.
Tüm bu taahhütler, yeniden yapılanma için ihtiyaç duyulacak mali yardım bir yana, acil olarak gerekenden bile oldukça uzaktır. ABD, şimdiye kadar, Katmandu’daki elçiliği aracılığıyla, acınası 1 milyon dolarlık bir yardım teklif etti ve 62 kişilik bir afete müdahale timi gönderiyor.
Yardım teklif edilmesindeki temel dürtü, ekonomik ve stratejik çıkarların geliştirilmesidir. Çin’e ve Hindistan’a komşu olan Nepal, geçtiğimiz on yıl içinde, yoğunlaşan jeopolitik rekabetin odak noktası haline geldi. Bu, ABD’nin, Nepal ile olanlar da dahil bir dizi askeri ortaklık ve ilişki yoluyla Çin’i kuşatmayı amaçlayan “Asya’ya dönüş”ünün parçası olan müdahaleleri eliyle yoğunlaştırıldı.
Deprem olduğu sırada ABD Özel Kuvvetleri’ne bağlı iki tim bir eğitim tatbikatı nedeniyle ülkedeydi ve bu bir rastlantı değildir. Kuşkusuz, Washington, içler acısı yardım teklifini, önümüzdeki günlerde, tümü Nepal’i daha sıkı bir şekilde ABD’nin etki alanı içine çekmek için dikkatlice düzenlenecek yardım tekliflerine yükseltecektir.