Rusya ve Çin ekonomik işbirliğini genişletiyor
Rusya, Avrupa ve ABD tarafından dayatılan yaptırımlar karşısında, son aylarda, Çin ile ekonomik işbirliğini önemli ölçüde genişletti. ABD’nin Rusya’yı ve Çin’i dışlamaya çalıştığı Pasifik ve Atlantik ticaret bloklarına (TPP ve TTIP) yanıt olarak, Rusya ile Çin arasında bir blok ortaya çıkıyor.  
Rusya ve Çin firmaları, geçtiğimiz hafta Pekin’de düzenlenen Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) forumunda, onlarca anlaşmayı karara bağladı. Bunların en önemlisi, Rusya’nın devlete ait petrol şirketi Rosneft ile Çin devletinin kontrolündeki CNPC arasındaki işbirliği ile ilgiliydi. Rosneft, Sibirya’daki Vankor sahasının yüzde 10’unu CNPC’ye sattı.
Yüksek düzeyde borçlu olan Rus firması, bu anlaşma sayesinde dış borçlarını kapatmak istiyor. Avrupa Birliği (AB) ile ABD tarafından mali sektör üzerinde uygulanan yaptırımlar nedeniyle, şu anda, Rosneft ve Gazprom gibi büyük şirketler borçlarını idare etmekte güçlük çekiyor. Rublenin kasıtlı spekülasyon eliyle daha da kötüleştirilmiş çarpıcı değer kaybı, Rus enerji firmalarının konumunu, kendilerine kredi verenler açısından daha da zayıflatmış durumda. 
Bir Çinli uzman, Reuters’a verdiği demeçte, Çin’e Rus petrolü ve doğalgazı sağlama anlaşmasının, kapsamlı siyasi sonuçlarıyla birlikte, iki ülke arasındaki ilişkileri son derece sağlamlaştıracağını söyledi. 
Geçmişte, yabancı firmalar, Rus enerji çıkarma sahalarından, yalnızca kaynak yaratılmasında özel bir teknik zorlukla karşılaşılması gibi istisnai bir durumda pay satın alabiliyorlardı. Oligark Michael Hodorkovski’nin 2003 yılında tutuklanmasının ve uzun bir hapis cezası almasının başlıca nedenlerinden biri, onun, Sibirya’daki petrol sahalarını ABD şirketlerine satmaya kalkışmış olmasıydı.
Buna karşın, Vankor sahasındaki çıkarma işleminde özel bir zorluk bulunmuyor ve burası, Sibirya’daki en büyük sahalardan birisi. Devlet Başkanı Vladimir Putin bizzat anlaşmanın siyasi önemini vurguladı. Putin, “Normalde, yabancı ortaklara izin vermekte oldukça isteksiziz ama Çinli dostlarımız için bir kısıtlama bulunmuyor.” dedi. 
Gazprom, APEC zirvesinde, Rusya’dan Çin’e doğalgaz sağlayacak olan Sila Sibiri (Sibirya Enerji) boru hattının inşasının tüm yatırım sorumluluğunu üstlenmeye hazırlandığını açıkladı. Bu, toplamda 55 milyar doları buluyor.
Rus ekonomi gazetesi Kommersant, Gazprom’un iki projeye de aynı anda sermaye sağlayabilecek mali kaynaklara sahip olmaması nedeniyle, bu boru hattının yüksek maliyetinin, Güney Akım projesinin sonu anlamına geleceğini yazdı. Rusya, Güney Akım ile Avrupa’ya, Ukrayna’yı devre dışı bırakarak doğalgaz sağlamayı amaçlıyordu. Bu proje, kısa süre önce AB tarafından baltalanmıştı. 
Gazprom başkanı Alexei Miller, APEC konferansından sonra, Rusya’nın yakında Çin’e, Avrupa’ya yaptığından daha fazla doğalgaz sağlayabileceği yorumunu yaptı.
APEC konferansında yapılan anlaşmalar, Rusya ile Çin arasındaki ekonomik işbirliğinin genişlemesinin yalnızca en son örnekleridir.
Rus devlet tekeli Gazprom, daha önce, Mayıs 2013’te, Çin’in CNPC firması ile Çin’e 400 milyar dolar değerinde doğalgaz sağlama anlaşması imzalamıştı. Rusya, on yıl boyunca uzayan görüşmelerin ardından defalarca durma noktasına gelmiş olan anlaşmayı, Ukrayna krizi nedeniyle Avrupa’ya doğalgaz ihracının düşmesinden dolayı, hızla sonuçlandırdı. Gazprom, Avrupa ülkeleri tarafından ödenen ortalama fiyatın oldukça altında bir fiyatı kabul etti. 
Bir Rus analist, Rusya’nın Çin’e kıyasla zayıf ekonomik durumuna işaret etti: “Gazprom’un ve Rosneft’in Çin’e bağımlılığı giderek artıyor. Çin artık karlı olmayan anlaşma koşulları üzerinde diretebilir.”
Putin, ABD ve Avrupa ile ilişkiler kötüleşirken, defalarca, Kremlin’in Asya’ya ve özellikle Çin’e doğru güçlü bir yönelim geliştirme niyetinde olduğunu açıklamıştı. Çin, geçtiğimiz yıl, Almanya’nın yerini alarak Rusya’nın en önemli ticaret ortağı haline geldi.
Aynı zamanda, özellikle kaya gazı gibi alternatif gaz kaynaklarının sayısındaki artış nedeniyle, Avrupa’nın Rusya’dan enerji ithalatı son yıllarda önemli ölçüde düştü; ABD, 2009 yılında dünyanın en büyük gaz üreticisi olarak Rusya’yı geride bıraktı. Rusya’nın dünya piyasalarındaki konumu, bu yüzden, Ukrayna krizinden önce sert biçimde gerilemişti. Yine de, Rus ekonomisinin büyük ölçüde bağımlı olduğu enerji ihracatının önemli bölümü AB’ye gidiyor. Bu durum artık değişmeye başlayabilir.
Çin, Rus enerji kaynaklarına bağımlıdır. 2013 yılında, Çin, dünyanın en büyük ham petrol ve sıvılaştırılmış fosil yakıt ithalatçısı olarak ABD’yi geride bıraktı. Çin’in petrol ithalatının 2020 yılına kadar, 2005’tekinin dört katına çıkarak, günde 9,2 milyar metreküpe ulaşması öngörülüyor. Çin’in ABD tarafından, diğer şeylerin yanı sıra enerji ithalatı için kullanılan deniz yollarını kontrol etmek amacıyla kuşatılmasının bir sonucu olarak, Çin, Rusya’daki enerji kaynaklarını güvence altına almaya çalışıyor.  
Rusya ile Çin, mali alandaki işbirliğini de genişletiyor. Rus bankaları, öncelikle Batılı sermaye piyasalarına erişimlerini kısıtlayan yaptırımlar nedeniyle, Çin’e doğru genişleme yönünde girişimde bulunuyorlar. En büyük ikinci Rus bankası VTB, Londra borsasından Singapur’a kaydı. Banka, Ukrayna krizi nedeniyle milyarlık zararlarla karşı karşıya.
Ayrıca, Rusya ve Çin, birkaç aydır, ticarette ABD doları kullanmaya son verme, onun yerine yuanı ve rubleyi kullanma üzerine bir planı tartışıyor. Bu, zaten zayıflamış olan ABD dolarının altını daha fazla oyarak, dünya ekonomisi üzerinde büyük bir etki yaratacaktır. Rusya ilk on ekonomi içinde dokuzuncu sırada yer alırken, Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi.
ABD’de ve AB’de, Rusya ile Çin arasında gelişmekte olan ittifak giderek artan bir kaygıyla izleniyor. Financial Times gazetesi, Moskova ile Pekin arasındaki olası bir ortaklığı, “Amerika’nın bir numaralı dış politik sorunu” olarak tanımladı.
Aslında, Rusya ve Çin, onları ekonomik olarak yalıtmayı ve askeri olarak kuşatmayı hedefleyen ABD önderliğindeki bir bloğun oluşmasına tepki veriyorlar. Rusya’nın ve Çin’in dışlandığı Pasifik Ötesi Ortaklık, küresel ekonominin yaklaşık olarak yüzde 40’ını kapsayacak.
Bu iki ülke, ayrıca, siyasi ve askeri konularda daha yakın bir işbirliği planlıyor. Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı Anatoli Antonov, Salı günü, Moskova ile Pekin’in, gelecekte, Şubat’taki CIA destekli Kiev darbesi türü “renkli devrimler”e karşı birlikte mücadele edeceğini söyledi.
Antonov, “Bütün bunlar yanı başımızda yaşanıyor ve biz, Rusya ile Çin’in, devletlerimiz için bir güvenlik riski doğuran bu meydan okumaya karşı birlikte mücadele etmesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.
Bununla beraber, Rus egemen seçkinleri, Çin’e dönüş konusunda derin bir biçimde bölünmüş durumda. Özellikle, oligarşi içinde Hodorkovski tarafından temsil edilen ABD yanlısı unsurlar, AB ile entegrasyon ve Washington ile çok daha yakın işbirliği için Ukrayna krizine başvuruyorlar.