Sri Lanka’daki Müslümanlar’a yönelik saldırılara karşı çıkın

Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP), Sri Lanka’nın güneybatısındaki Aluthgama ve Beruwela kentlerinde Bodu Bala Sena (Budist Tugay - BBS) tarafından gerçekleştirilen ve ülkenin birçok bölgesine yayılan Müslümanlara yönelik saldırıları mahkum eder.
Devlet Başkanı Mahinda Rajapakse hükümetinin koruması altında gerçekleşen bu toplulukçu saldırı, Sinhala, Tamil ve Müslüman işçilere yönelik keskin bir uyarıdır. Kemer sıkma politikalarına karşı işçi sınıfı içinde artan muhalefetten tedirgin olan hükümet, yaşam koşullarına yönelik yeni bir saldırıya hazırlanırken, işçi sınıfını bölme ve zayıflatma arayışı içinde.
Hükümet, çok sayıda kente askeri birlikler sevk etmek ve polisi tüm ülkede “alarm”a geçirmek için bu durumdan yararlanmıştır. Polis, dün, “etnik ya da dinsel öfke yaratan toplantılar”ın yasaklandığını açıkladı ki bu, yasal protestoların ve toplantıların yasaklanması için bir bahane olarak kullanılabilir.
Müslüman karşıtı şiddet, BBS’nin 15 Haziran günü Aluthgama’da yaptığı bir toplantının ardından patladı. BBS’nin bir Budist rahip olan sekreteri Galagoda Aththe Gnanasara, toplantıda, kin dolu Müslüman karşıtı bir konuşma yapmış ve Müslümanlar ile “yabancılar”ın herhangi bir Sinhala’nın kılına dokunmaları durumunda “bu onların sonu olacak” demişti. Rahipin bu konuşmasının ardından, çeteler zıvanadan çıktılar ve iki Müslüman ile bir Tamili öldürüp onlarcasını yaraladılar, dükkanları ve evleri yaktılar.
Şiddete son verme bahanesiyle, kente yüzlerce polis ile asker gönderildi. Kolluk güçleri, sokağa çıkma örtüsü altında, saldırılarını sürdüren Sinhala-Budist çeteleri görmezden geldiler. Saldırılar sürüyor.  Cumartesi günü, molotof kokteyli kullanıldığından kuşkulanılan bir saldırı, Panaduna’daki bir Müslüman’a ait giyim mağazasını harabeye çevirdi.
Hükümet, polis, medya ve muhalefet partileri, bu şiddeti “dinler arası bir çatışma” olarak gösteriyor ve her iki taraftaki “aşırılar”ı suçluyorlar. Bu, kaba bir yalandır. BBS’nin, ülkeyi büyük bir topluluklar arası çatışmanın eşiğine getirmiş olan bu son saldırısı, geçtiğimiz iki yıl boyunca geliştirilmiş olan Müslüman karşıtı kampanyanın bir parçasıdır.
BBS’nin yanı sıra, Ravana Balakaya (Ravana Tugayı), Sihala Ravaya (Sinhaleslerin Sesi) ve başını Budist rahiplerin çektiği benzeri aşırı gruplar, ülkenin birçok yerinde, camilere ve kiliselere yönelik yüzlerce saldırı gerçekleştirdiler. Müslümanlar’a ait işyerleri saldırıya uğradı ve onların malları boykot edildi.
Bu şovenist kampanya, Rajapakse’nin ve hükümetin desteği olmaksızın gerçekleşemezdi. Sunday Times gazetesi, 19 Haziran Perşembe günü, devlet başkanının, bakanlar kurulundaki Müslüman bakanları, BBS hakkında “kışkırtıcı açıklamalar” yapmamaları konusunda uyardığını bildirdi. 
Rajapakse, aynı toplantıda, en küçük bir kanıt olmaksızın, Aluthgama’daki olayların hükümete karşı bir “uluslararası komplo” olduğunu açıkladı. Devlet Başkanı, işçilerin mücadelelerini ve hükümete yönelik eleştirileri alenen suçlamak için, sürekli olarak, temelsiz “uluslararası komplo” iddialarına başvuruyor.
Rajapakse ve Savunma Bakanı olan kardeşi Gotabhaya Rajapakse, saldırılarını ve kışkırtıcı eylemlerini ceza görmeksizin sürdüren BBS ile yakın ilişkilere sahip. BBS ve diğer Sinhala şovenisti gruplar, Budist rahipler ile küçük esnaf ve toplumun lümpen kesimleri arasında bir tabana sahip. Rajapakse, bu örgütleri, işçi sınıfına karşı kullanmak için beslemektedir.
Hükümet ekonomik başarılarla övünüyor ama bu başarılar büyük ölçüde dış ve iç borçlanmaya bağlı. Uluslararası Para Fonu, Mayıs ayında, hükümetin, bütçe harcamalarının gayrısafi yurtiçi hasılaya oranını, geçen yılki yüzde 5,9’dan, yüzde 5,3’e indirmesi gerektiğini vurguladı. Bu, doğrudan doğruya, çalışanlara darbe indirecek olan yeni sert kemer sıkma önlemleri ve ek vergiler anlamına geliyor.
Toplumsal gerilimler şimdiden patlamaya hazır durumda. Geçtiğimiz birkaç ay boyunca, demiryolu, sağlık ve enerji sektörü işçileri ile öğretmenler, ücretler ve yaşam koşulları ile ilgili protestolar düzenlediler. Üniversite öğrencileri, eğitimdeki özelleştirmelere karşı uzun süreli bir kampanya başlatmış durumda. Devlet sübvansiyonlarının azaltılmasına karşı köylü protestoları gerçekleşiyor.  
Rajapakse, BBS’den ve diğer aşırı Sinhalalar’ı yalnızca işçi sınıfı içinde bölünme ve kafa karışıklığı yaratmak için kullanmayacak. O, bu güçleri, işçilerin ve gençlerin mücadelelerine karşı da harekete geçirecektir. Örgütünün özel kampüsleri desteklediğini ve kumarhanelerdekiler de dahil yabancı yatırımlara karşı olmadığını açıklayan BBS’nin önderi Gnanasara, şirket yanlısı yönelimini şimdiden göstermiş durumda. 
Toplulukçuluk, çalışanlar arasında bölünme tohumları ekmek ve burjuva egemenliğin çökmesini önlemek için geçmişte defalarca kışkırtıldı. Birleşik Ulusal Parti (UNP) ve Rajapakse’nin Sri Lanka Özgürlük Partisi (SLFP) hükümetleri, 1948’den  bu yana, her krizde Sinhala şovenizmine başvurmuştur. 1983’te, piyasa yanlısı yeniden yapılanmaya karşı muhalefet yükseldiğinde, UNP hükümeti, Tamiller’e karşı pogromları başlattı. Bu, ardında yüzbinlerce ölü bırakan, adanın kuzeyini ve doğusunu harabeye çeviren ve devasa bir polis devleti aygıtının yaratılmasına yol açan uzun süreli iç savaşın başlangıcına işaret etmişti.
Rajapakse hükümeti, ayrılıkçı Tamil Eelam Özgürlük Kaplanları’nın (LTTE) yenilgisinden beş yıl sonra, krize batmış durumda. O, bir yandan Müslüman karşıtı kampanyayı teşvik ederken, LTTE’nin yeniden canlanıyor olduğunu iddia ederek, Tamil karşıtı duyguları da kışkırtıyor. Hükümet, orduya ve Sinhala-Budist şovenist güçlere yaslanmaktadır ve işçi sınıfının mücadelelerini ezmek için polis devleti yöntemlerine başvurmakta tereddüt etmeyecektir.
Küresel kapitalist kriz derinleşirken aşırı sağcı güçlerin ortaya çıkması, uluslararası bir olgudur. Yunanistan’da, faşist Altın Şafak, ülkenin ekonomik çöküşünün ve sert kemer sıkma önlemleri eliyle yaratılmış toplumsal felaketin ortasında, siyaset kurumunun kimi kesimlerinin açık desteğiyle sivrildi. Bu tür gerici güçlerin ortaya çıkmasının sorumluluğu, işçi sınıfının her türlü bağımsız hareketini engellemiş olan sendikalar ile sosyal demokrat ve Stalinist partilere aittir.
Sri Lanka’da, muhalefet partileri topluluk politikalarına batmış durumda. Muhalefetteki UNP, Aluthgama’daki Müslümanlar’a yönelik saldırıları kınadı ama o, başta 1983’teki Tamil karşıtı pogromlar olmak üzere, topluluklar arası kışkırtmalar konusunda uzun bir geçmişe sahip. Janatha Vimukthi Peramuna’nın (JVP) önderi Anura Kumara Dissanayake, hükümeti, “toplulukçuluk ateşini tutuşturmak”la suçladı ama bundan, BBS ile diğer Budist aşırıları değil, bütün toplulukları (Müslüman, Tamil ve Sinhala) sorumlu tuttu.
Sri Lanka Müslümanlar Kongresi’nin (SLMC) önderi Rauf Hakeem, Aluthgama’daki saldırının ardından hükümetten ayrılma tehditinde bulundu ama ardından geri adım attı ve bakanlar kurulunda kalarak daha fazla baskı uygulayabileceğini açıkladı. O, Müslümanlar arasındaki öfkeyi saptırmak amacıyla, son saldırıları soruşturması için Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne başvurdu. SLMC, Müslüman işçilerin ve küçük esnafın değil; Müslüman seçkinlerin çıkarlarını temsil etmektedir.
İşçilerin birleşik sınıfsal tepkisini önlemede en zararlı rolü, sahte sol örgütler (Nava Sama Samaja Party - NSSP) ve Birleşik Sosyalist Parti - USP) oynuyorlar. NSSP’nin önderi Wickremabahu Karunaratne, bir basın toplantısında, son saldırılardan dolayı BBS’yi kınadı ve Gotabhaya Rajapakse’yi suçladı. Bununla birlikte, NSSP ve USP, sahte bir şekilde “Mahinda Rajapakse’nin faşist-tarzda” yönetimine karşı demokratik hakların savunucusu olarak yücelttikleri sağcı UNP ile ittifak içinde. İşçi sınıfını kapitalist partilere bağlamak, işçileri siyasi olarak silahsızlandırmanın ve hükümet ile Sinhala aşırılarının elini güçlendirmenin emin bir yolu.
Rajapakse hükümeti ile yanyana çalışan Sinhala Budist aşırıların ortaya çıkması, işçi sınıfı için son derece büyük bir tehlike oluşturmaktadır. SEP, bütün işçileri, Müslümanlar’a yönelik saldırılara karşı çıkmaya ve bütün emekçilerin demokratik haklarını savunmaya çağırır. Bu toplulukçu örgütlere karşı mücadelenin yolu, işçilerin ve gençliğin kendi ortak çıkarları doğrultusunda bağımsız seferberliğinden ve Rajapakse hükümetinin kemer sıkma önlemlerine karşı birleşik bir siyasi mücadeleden geçmektedir.
Bu, bir işçi köylü iktidarı, yani Güney Asya’daki ve tüm dünyadaki sosyalizm uğruna mücadelenin bir parçası olarak, bir Sri Lanka ve Eelam Sosyalist Cumhuriyeti uğruna mücadeleyi gerektirmektedir.  İşçileri ve gençleri, bu mücadeleye önderlik yapması için gereksinim duyulan devrimci parti olarak SEP’e katılmaya ve onu inşa etmeye çağırıyoruz.