Sri Lanka’daki SEP’in genel sekreteri Wije Dias genel seçimler üzerine röportaj verdi
Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP) genel sekreteri Wije Dias, bu hafta, Sri Lanka Radyo ve Televizyon Kurumu’na (SLBC), partinin genel seçim kampanyası hakkında röportaj verdi. Ada çapında yayın yapan devlet radyosundaki bir saatlik kapsamlı tartışma, 26 Temmuz günü sabah 7’de canlı yayınlandı.
SEP, seçimlere, üç önemli seçim bölgesinde 43 adayla katılıyor: başkent Colombo’da, savaştan zarar görmüş kuzeydeki Jaffna’da ve ülkenin geniş çay çiftliklerinin merkezindeki Nuwara Eliya’da.
Dias, röportaja, SEP’in Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Sri Lanka şubesi olduğunu ve uluslararası sosyalizm programı uğruna mücadele ettiğini açıklayarak başladı. Parti, 1964’te Sirima Bandaranaike’nin burjuva hükümetine katılan Lanka Sama Samaja Partisi’nin (LSSP) ihanetinin ardından, 1968’de, Devrimci Komünist Birlik (RCL) olarak kurulmuştu. Dias, RCL’nin 1996’da SEP’e dönüştüğünü belirtti.
SLBC’nin muhabiri Shantha Kumara Liyanage, Sri Lanka’nın resmi adının Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti olduğunu söyledi ve “Sri Lanka zaten sosyalist bir ülke değil mi?” diye sordu.
Dias onu şöyle yanıtladı: “Egemen sınıf, kitlelere asla gerçeği söylemez. Bu, bu tür örneklerin sadece bir tanesidir.  Emperyalizm yanlısı Birleşik Ulusal Parti’nin (UNP) önderi J.R. Jayawardene, otokratik yetkilere sahip devlet başkanlığı anayasasını sunduğunda, adayı [Sri Lanka] sosyalist bir cumhuriyet ilan ederek işçi sınıfının kafasına karıştırmaya çalışmıştı. 1970-76 kapitalist koalisyon hükümetinde bakanlar kurulu koltuklarını alan LSSP’nin ve Stalinist Komünist Parti’nin (KP) oynadığı hain rol, onun “sosyalist” sözcüğünü suistimal etmesine yardımcı olmuştu. 1977 genel seçimleri, sosyalist olduklarını iddia eden bu partilere karşı kitlesel nefretin çapını gösterdi. Onlar parlamentodaki tüm koltuklarını yitirdiler ki bunların bazılarına 40 yılı aşkın süredir sahiptiler.
Liyanage, bağımsız bir ulusal ekonomi kurduğunu iddia eden 1970 Birleşik Cephe hükümetinin “sosyalist” politikalarının, neden, 1977’de halk tarafından reddedildiğini ve seçimlerin neden UNP’nin büyük bir parlamento çoğunluğu kazanmasıyla sonuçlandığını sordu.
Dias, 1970’de kurulan hükümetinin sosyalist olmadığına, burjuva Sri Lanka Özgürlük Partisi’nin (SLFP) başında olduğu kapitalist bir yönetim olduğuna dikkat çekti. Hükümete katılan LSSP ve KP liderleri kapitalist sınıfın hizmetçileriydi. Dias, Sri Lanka’daki kapitalist egemenliğin, 1960’ların başından beri derinleşen bir ekonomik ve siyasi krizle karşı karşıya kalmış olduğunu söyleyerek devam etti. “Sol” liderler, yükselen bir işçi sınıfı mücadeleleri dalgasının önünü kesmek için 1964’te Sirima Bandaranaike’nin kapitalist hükümetine katılmıştı. Bu, 1965-70 yılları arasındaki sağcı UNP hükümetinin önünü açmıştı.
Dias, sözlerini şöyle sürdürdü: “İkinci koalisyon hükümeti 1970’te iktidara gelinceye kadar, dünya kapitalizminin krizi daha da derinleşmişti. Bunun işareti, II. Dünya Savaşı sonrası dünya ekonomik düzeninin bir köşe taşı olan, dolar-altın ilişkisinin kopmasıyla verilmişti. Ağustos 1971’de, doların dalgalanması, bir dizi başlıca dünya para biriminin değerinin hızla düşürülmesine yol açtı ve bunu, emtia fiyatları artışı, özellikle de Sri Lanka ekonomisi üzerinde güçlü bir etkiye sahip olan petrol fiyatı artışı izledi. Bu gelişme, dünya ekonomisinin her bir ülke üzerindeki egemenliğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. 
“Halk Cephesi adlı hükümetin politikaları burjuva-ulusalcıydı ve dünya kapitalist krizini savuşturmak yönünde çaresiz bir girişimdi. Pirinç ithalatını azaltma yoluyla dövizi korumak için Salı ve Cuma günleri ülkenin her yerinde pirinç, temel gıda maddeleri servisinin yasaklanması gibi politikalar, halk tarafından hiçbir şekilde desteklenmiyordu. Bu durum, UNP tarafından, 1977’de iktidara gelmek ve adayı küresel kapitalist ekonomiye daha fazla uyarlamak için istismar edildi.”
SEP genel sekreteri, konuşmasını, 2008 küresel mali krizinin kökenlerini ve dünya kapitalist sisteminin halen sürmekte olan uzun süreli çöküşünü açıklayarak sürdürdü.
“Tüm dünya kapitalist sistemi, emperyalist rekabetleri ve topyekün emperyalist savaş tehlikesini keskinleştiren ekonomik çalkantı eliyle girdaba çekiliyor. Sri Lanka bu girdaba kapılmıştır. Bu, Washington’ın, Mahinda Rajapakse’nin yerine Maithripala Sirisena’yı devlet başkanlığına getiren yönetim değişikliğine etkin bir şekilde dahil olduğu son devlet başkanlığı seçimlerinde görülmüştür.
“Bu, Washington’ın Çin’i kuşatmayı ve Rajapakse’nin toplulukçu savaşı [Tamillere karşı savaş kastediliyor-çev.] sırasında ve sonrasında Pekin ile geliştirdiği ilişkileri sona erdirmeyi amaçlayan ‘Asya’ya dönüş’ politikasının parçasıydı. ABD, Colombo’nun, bir rakip olarak değerlendirdiği Çin’e karşı askeri saldırı stratejisini takip etmesini istiyor.”
Colombo’nun varoşlarındaki Dalugama’dan bir dinleyici, şu soruyu sormak için radyo istasyonunu aradı: “Rajapakse hükümeti Çin’e olumlu bakmasına rağmen, onun ekonomi politikası emperyalizm yanlısı değil miydi? Sosyalist Çin, Batılı kalkınma modelini izlemiyor mu?”
Dias, bu soruya ayrıntılı bir cevap verdi: “Çin, sosyalist bir ülke değildir. Onun egemenleri kendilerini ‘tek ülkede sosyalizm’ teorisine, Stalinizmin Marksizm karşıtı ulusalcı programına dayandırmıştı. Sovyet işçi sınıfının güçlü bir kesimi tarafından desteklenen Troçki ve Sol Muhalefet, 1923 civarlarında ilk öne sürüldüğünde, bu ulusalcı teoriye karşı kararlı bir mücadele başlattı. Troçki 1938’de, karşı-devrimci Stalinist programa karşı dünya çapında mücadele etmek için Dördüncü Enternasyonal’i kurdu. SEP’in sahiplendiği miras budur.
“1949 Çin Devrimi’nin ardından iktidara gelen Stalinist bürokrasi, sosyalist enternasyonalizmi reddetti ve 1970’lerde emperyalizmin baskılarına boyun eğdi. O, on yılın sonunda, dünya kapitalizmi ile bütünleşmekten başka bir anlama gelmeyen, kötü ünlü ‘Çinli özelliklere sahip sosyalizm’ programını başlattı.
“Çin sosyalist olmadığı gibi, Rajapakse’nin Çin ile ilişkileri de onu anti-emperyalist yapmaz. Bu ilişkinin her iki tarafı da kendi çıkarlarına hizmet ediyor ve oportünisttir. Bununla birlikte, ABD emperyalizmi, dünya egemenliği yönündeki umutsuz hamlelerinde, Rajapakse’nin, Washington’ın yeniden sömürgeleştirmeyi tasarladığı Çin ile ilişkilerine tahammül etmeye hazır değil.”
SLBC muhabiri Shantha Kumara, Dias’a, SEP’in parlamentoda yer aldığında iki büyük partiden birine hükümeti kurması için yardım edip etmeyeceğini sordu.
Dias, şöyle yanıtladı: “Biz, parlamentoyu, yalnızca, işçi sınıfını ve ezilenleri kapitalist egemenliğin sosyalist devrim yoluyla yıkılmasını savunan programımız hakkında daha fazla eğitmek için bir başka platform olarak kullanmayı amaçlıyoruz. Sosyalizme giden parlamenter bir yol olamaz.
“Bu politikayı [sosyalizme parlamenter geçiş-çev.] destekleyenler, 1973’te Şili’de dayatılan türde bir kapitalist diktatörlüğün önünü açmaktadırlar. Bu, aynı zamanda, Sri Lanka’da da sağcı UNP’ye kapıyı açan LSSP ile KP’nin ihanetleriyle kanıtlanıyor. Aynı yanılgı, şimdi, Nava Sama Samaja Partisi, Birleşik Sosyalist Parti ve Öncü Sosyalist Partisi gibi sahte sol gruplar tarafından teşvik ediliyor.
“Sirisena’nın devlet başkanı olmasına yardım eden sahte solcular genel seçimlerde UNP’yi desteklerken, LSSP ile KP, [seçimlere] toplulukçuluğu kışkırtmaya devam eden Rajapakse ile katıldı.
“SEP, her iki kapitalist kampın ve onların dalkavuklarının aksine, işçileri ve tüm topluluklardan ezilenleri, kampanyamızı ve kapitalizmi ortadan kaldırmak ve bir uluslararası sosyalizm programı uygulamak için bir işçi-köylü hükümeti kurulması uğruna mücadelemizi desteklemeye çağırıyor. Bu, Sri Lanka halkının emperyalist savaş hazırlıklarını durdurmak ve toplumsal-demokratik hakları savunmak için atması gereken ilk adımdır.”

İngilizce özgün metnin tarihi: 30 Temmuz 2015