Macron’un En Marche partisi milletvekili seçimlerinde büyük çoğunluk kazanmaya çalışıyor

Yeni seçilen Fransa Başkanı Emmanuel Macron'un Cumhuriyet Yürüyüşü (LREM) partisi, milletvekili seçimlerinin ilk turuna yaklaşık bir hafta kala, Ulusal Meclis’te büyük çoğunluğa sahip olmaya çalışıyor. Yapılan son anketlere göre, LREM oyların yüzde 30'undan fazlasını alabilir ve 577 kişilik mecliste 330 ile 390 arasında sandalyeye sahip bir çoğunluk elde edebilir.

Önceki Fransa Başkan François Hollande'nin Sosyalist Partisi (PS) ise tarihi bir çöküşle karşı karşıya. PS’nin milletvekili seçimlerinin ilk turunda oyların yüzde 8'ini alması ve 25 ile 35 arasında sandalye kazanması bekleniyor. Jean-Luc Mélenchon’un İsyancı Fransa (UF) hareketi ve Stalinist Fransa Komünist Partisi (PCF), sırasıyla, yüzde 12 ve yüzde 3 oy elde edebilir ve toplamda, yaklaşık 30 sandalyeye sahip olabilir.

Bu çöküş, PS’nin, diktatörlük ve savaş yanlısı politikalar sürdürmesine rağmen Fransa'da sol olarak kabul edilen politikaya egemen olduğu yaklaşık yarım yüzyıllık dönemin çarpıcı bir sonudur. Sosyal demokrat politikaların ve çeşitli radikal küçük-burjuva örgütlerin ana ekseni olan PS, şimdi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. O, 1971'deki kuruluşundan bu yana yaşanan en büyük yenilgi (Fransa'nın ilk PS’li Başkanı François Mitterrand yönetiminde, sadece 57 sandalyeye gerilediği 1993 seçimlerinde yaşadığı çöküşten çok daha kötüsü) ile karşı karşıya.

Halk içinde siyaset kurumuna duyulan derin hoşnutsuzluğun ortasında beklenen yüzde 45’lik seçimlere katılmama oranı, Fransa için oldukça yüksek. Bu koşullar altında, sağcı Cumhuriyetçiler (LR) oyların neredeyse yüzde 22’si ile 95-115 sandalyeye sahip olurken, neo-faşist Ulusal Cephe (FN) oyların yüzde 18’ini alarak 5-15 milletvekilliği elde edecek.

Partilerin aldıkları oy sayısı ile elde ettikleri sandalye arasındaki büyük farklılık, seçimlerin iki turlu olmasından kaynaklanıyor. Adaylar ikinci tura geçebilmeleri için kayıtlı seçmenlerin yüzde 12,5'inden fazlasının desteğini elde etmek zorunda oldukları için, seçmenlerin yarıdan fazlasının seçimlere katılmaması karşısında, onların, turu geçebilmek için oyların yaklaşık dörtte birini alması gerekiyor. Yalnızca az sayıdaki seçim bölgesinde bu seviyede desteğe sahip olan partiler, önemli kayıplarla karşı karşıyalar.

LREM'in elde etmeyi umduğu zafer, şu anda medyada egemen olan yoğun propagandaya rağmen, Emmanuel Macron'un programına halk desteğini yansıtmamaktadır. France Info, Macron adına hazırlanmakta olan seçim zaferi, “sadece yarısı devlet başkanına dost bir hükümet çoğunluğu isteyen seçmenlerin özlemleri ile örtüşüyor gibi görünmüyor. Onun partisinin bir hükümet kurmasını isteyenler yalnızca yüzde 37” itirafında bulundu.

Macron'a yönelik yaygın muhalefet ve güvensizlik tamamen haklıdır. Başkanın planlarının ortaya çıkan ayrıntılarına göre, Macron, meclisin, geçtiğimiz yıl kurulan ve büyük ölçüde siyasete yeni girmiş insanlardan oluşan partisinin egemenliğinde, Fransa'da toplumsal bir karşı-devrim için uysal bir onay mekanizması işlevi görmesini istiyor.

Macron’un ilk eylemleri, onun İş Kanunu’nu ve Hollande’ın iş yasasını kararname ile yeniden yazmasına izin veren bir yetki yasasının geçmesini içerecek. Amaç, haksız yere işten çıkarmaya verilen para cezalarında büyük indirimler yapmak, şirketlerin işkolu düzeyindeki anlaşmaları ve İş Kanunu’nu ihlal eden sözleşmeler dayatmasına izin vermek ve daha geniş anlamda işçi sınıfının 20. yüzyıl boyunca Fransa'da elde etmiş olduğu toplumsal kazanımları paramparça etmektir.

Macron, Avrupa Birliği’ni (AB) ABD’nin askeri bir rakibi haline getirmek için Berlin ile birlikte çalışma önerisinin bir parçası olarak zorunlu askerliği yeniden getirmeyi ve askeri harcamaları büyük ölçüde arttırmayı planladığı için, sosyal harcamalardaki kesintiler giderek yoğunlaşacaktır.

Ulusal Meclis, Fransa'daki iki yıllık olağanüstü hal hükümlerini kalıcılaştırmaya yönelik bir yasanın çıkarılmasıyla ve başkana ve güvenlik güçlerine acil durum yetkilerinin verilmesiyle de görevlendirilecek. Siyaset kurumunun geniş kesimleri, işçi sınıfı içinde Macron’un gündemine karşı patlayıcı bir muhalefet beklediğinden, bu önlemin başlıca hedefi işçi sınıfı olacaktır.

Macron, hiçbir demokratik meşruiyeti olmaksızın, Fransız halkına mali aristokrasinin egemenliğini dayatmaya çalışıyor. Daha Macron’un şimdi söz verdiği en gerici önlemlerin yokluğunda bile, halkın yüzde 70’i Hollande'ın iş yasasına karşı çıkmıştı. Ayrıca, Fransız gençliğinin üçte ikisi zorunlu askerliğin getirilmesine şiddetle karşı çıkıyor.

Macron’un, programının rağbet görmemesine karşın çoğunluğu elde etmeye hazırlanmasının nedeni, öncelikle, Mélenchon’un ve PS’nin Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) gibi diğer müttefiklerinin siyasi sorumluluktan bütünüyle kaçınmasıdır. Onlar, 7 Mayıs'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turda Macron'u açık bir şekilde desteklemeye cesaret edememelerine rağmen, onu FN’nin adayı Marine Le Pen’e demokratik bir alternatif olarak sunan PS, LR ve medya ile aynı düşüncede olduklarını belli ettiler.

Dördüncü Enternasyonal'in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Fransa şubesi olan Sosyalist Eşitlik Partisi (PES), Macron’un Le Pen’e işçi sınıfı adına alternatif olamayacağı uyarısında bulunmak için, başkanlık seçimlerinin ikinci turunda aktif boykot çağrısı yapmıştı. Bu, PES’i, Mélenchon’dan, NPA’dan ve PS’nin tüm küçük-burjuva izleyicilerinden ayıran aşılmaz sınıfsal uçurumu gösteriyordu.

Mélenchon, Trump’un Suriye’ye yönelik 7 Nisan hava saldırısının ardından yükselen savaş karşıtı duyarlılık temelinde, başkanlık seçimlerinin ilk turunda aniden yüzde 20 oy oranına çıktıktan sonra,  anketlerde hızlı bir şekilde geriledi. O, Macron’a yönelik halk muhalefetine seslenmek yerine, son derece açık bir şekilde, onunla bir ittifak kurmaya çalışıyor.

Mélenchon, Macron’un başbakanı olmayı ve ona “mutluluğun nerede olduğunu bilen bilge bir adamın sertleştirilmiş elini” sağlamayı teklif ettikten sonra, onun bakanları ile birlikte çalışmayı teklif etti. Mélenchon, geçtiğimiz hafta, kendisinin başkanlık seçimi programından Macron’un yasasına Fransız siyasetini “ahlaklı kılma”ya yönelik önlemler eklenmesini tartışmak üzere Macron'un sağcı Adalet Bakanı François Bayrou ile bir araya gelmesiyle övündü.

NPA’ya gelince, o, Macron'un, “son 30 yılın serbest piyasa politikalarının en iyi temsilcisi” olduğunu açıkladı ama işçiler, yine de Le Pen tarafından bir diktatörlüğün kurulmasını engellemek için Macron'a oy vermeliydi. Bu, Macron’un, 30 yıl önce PS hükümetleri tarafından uygulananların oldukça sağında karşı-devrimci politikaları içeren demokrasi karşıtı programına siyasi bir kılıf sağladı.

Macron’un, UF’nin, NPA’nın ve benzeri örgütlerin desteğiyle seçilmesi, PES’in boykot çağrısının doğruluğunu kanıtlamıştır. Dahası, aynı başkanlık seçimlerinde olduğu gibi, işçi sınıfı için seçimsel bir çıkış yolunun olmadığı giderek daha açık hale gelmiştir. Aynı zamanda Macron’un karşı-devrim programını destekleyen PS ya da LR adaylarına oy vererek Macron’un saldırılarını durdurmak mümkün değildir. Temel sosyal ve demokratik hakları savunmanın tek yolu, işçi sınıfının devrimci mücadelede harekete geçirilmesidir.

Macron işçi sınıfına kendi diktasını dayatmaya çalışırken, kritik sorun, PES’in, Macron’a karşı mücadelenin, işçi sınıfının mücadelesi uğruna bağımsız bir siyasi perspektifi ifade eden öncüsü olarak inşa edilmesidir.

06 Haziran 2017

İngilizce özgün metin