Mehring Yayınları Rosa Luxemburg’un klasik biyografisini yayınladı

Mehring Yayınları, Marksist devrimci önder Rosa Luxemburg’un Paul Fröhlich tarafından yazılan klasik biyografisini yayımlamaktan gurur duyar. Rosa Luxemburg’un Alman Sosyal Demokrasisi içindeki yoldaşı ve Almanya Komünist Partisi’nin kurucularından biri olan Fröhlich, bu olağanüstü kadının mücadelelerine hayat veriyor.

Rosa Luxemburg, I. Dünya Savaşının dehşet verici deneyiminden, işçi sınıfı için, ünlü özdeyişi “ya sosyalizm ya barbarlık” seçeneklerini ortaya çıkarmıştı. Rosa, yoldaşı Karl Liebknecht ile birlikte, I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Almanya’daki sosyalist hareketin enternasyonalist ilkelerinden vazgeçmeyen ve emperyalist kıyıma destek vermeye karşı çıkan bir avuç önderinden biriydi.

Fröhlich, bir Troçkist olmamakla birlikte, Polonya sosyalist hareketindeki ilk günlerinden, büyük Marksist önderlerden ve uluslararası sosyalizmin teorisyenlerinden biri olarak ortaya çıkmasına kadar, Luxemburg’un ilgi uyandıran bir tasvirini geliştirmeyi başarabiliyor. Fröhlich, onun sadece siyasi yeteneklerini değil ama aynı zamanda Polonyalı sosyalist Leo Jogiches’la karmaşık ilişkisi dahil, kişisel çatışmalarını ve mücadelelerini de ele alıyor.

Rosa, Alman Sosyal Demokrasisi içerisinde Eduard Bernstein’ın revizyonist teorilerine karşı mücadeleye girişen ilk kişilerden biriydi. Onun Reform mu Devrim mi? adlı polemiği, Marksizmin bir klasiği olarak varlığını sürdürüyor. Rosa’nın devrimci görüşleri, onu, kendi kongrelerinden meneden Alman Sosyal Demokrasisi içindeki sağcı sendika görevlileri ile doğrudan çatışma içine sokmuştu.

Luxemburg, daha sonra, Karl Kautsky’nin sağa doğru kayan Alman sosyal demokrat önderliğine giderek artan uyarlanmasına karşı mücadeleye girişti ki bu Kautsky’nin Marksizme sonraki ihanetini öngörüyordu. I. Dünya Savaşı’nın patlamasından önceki dönemde, Kautsky ile çatışmaları, Rosa’yı, Kautsky’nin siyasi sapmasına ve devrimci-enternasyonalist bir yaklaşımı reddettiğine ikna etmişti.

I. Dünya Savaşı’nın patlamasına zemin hazırlayan can alıcı günlerin ve tüm Marksist ilkeleri çiğneyerek savaş kredilerine oy veren Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin tarihsel ihanetinin anlatımı, biyografinin en ilgi uyandıran bölümleri arasında. Kitap, Luxemburg’un, siyasi felaketin arifesinde deneyimden geçen derin önsezi duyusunu aktarıyor. Frölich’in, savaşın patlak vermesinin hemen öncesinde Brüksel’de yapılan büyük savaş karşıtı mitingi anlatımı unutulmazdır.

Frölich, Rosa’nın Ocak 1919’da Alman Sosyal Demokrat liderleri tarafından öldürülmesine yol açan, Kasım 1918 Alman Devrimi’ni takip eden fırtınalı olayları ustalıkla anlatıyor. Hem Rosa’nın hem de Liebknecht’in öldürülmesi, burjuvazinin karşı karşıya olduğu ölümcül tehlikeye bilinçli yanıtıydı. Burjuvazi, Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi’nden sonra, işçi sınıfı içinde devrimci önderliğin gelişmesini önlemek ya da ortaya çıktığı yerde önderliği yok etmek zorunda olduğuna karar vermişti.

Luxemburg, teorik eserlerinde, uluslararası işçi hareketinin gelişmesinin sorunlarına yönelik büyük öngörü ve derin bir kavrayış sergilemişti. Onun yazdıkları üzerine bir çalışma, günümüzün Marksist devrimcileri ve öğrencileri için son derece önemlidir.

Fröhlich’in biyografisi, can alıcı dönemlerden ve Marksist hareketin tarihindeki en büyük kişilerden birine ışık tutmaktadır.

*

Kitabı sipariş etmek için buraya tıklayın.

22 Şubat 2016

İngilizce özgün metin