Bir günlük genel grev Syriza’nın kemer sıkma önlemlerini sarstı

Perşembe günü, 50 bin kadar işçi, Yunanistan’da kemer sıkmaya yönelik son yıllardaki en büyük seferberliklerden biri olan bir günlük genel grevde, Atina’da yürüyüş gerçekleştirdi.

Grev, işçi sınıfı içindeki, şimdi Syriza (“Radikal Sol Koalisyon”) hükümeti tarafından uygulanmakta olan kemer sıkma politikalarına yönelik patlayıcı öfkeye tanıklık ediyor. Uluslararası ölçekte sahte sol gruplar tarafından göklere çıkarılan parti, Avrupa Birliği’nin (AB) ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yırtıcı taleplerine karşı çıkma vaadiyle iktidara gelmesinden sadece bir yıl sonra, bir nefret ve aşağılama nesnesi oldu.

Yunanistan’ın ikinci büyük kenti Selanik’te ve Patras, Larissa ve Girit’in başkenti Iraklion dahil diğer kent ve kasabalarda da mitingler düzenlendi.

Özel sektör (GSEE) ve kamu sektörü (Adedy) sendika federasyonları tarafından çağrısı yapılan grev, Yunanistan’ın uluslararası alacaklılarının emriyle Syriza tarafından dayatılan emeklilik maaşındaki acımasız kesintilere karşı yapıldı.

Syriza, AB’den daha fazla kurtarma kredisi almak amacıyla bu yıl emeklilik harcamalarını GSYİH’nin yüzde 1’i kadar (1,8 milyar avro) kesmeye kararlı. O, azami devlet emeklilik maaşını aylık 2.700 avrodan 2.300 avroya indirmeyi ve asgari temel emeklilik maaşını ise sadece 384 avro olarak hayata geçirmeyi planlıyor. Art arda gelen hükümetlerin, emeklilik maaşını 2010’dan bu yana zaten 11 kez azaltmış olmasının ardından, bazı emeklilik maaşları yüzde 30’a kadar kesilebilir. Syriza, ayrıca, emeklilerin mevcut ek yan ödemelerini de 2019’a kadar aşamalı olarak kaldırıyor.

Emeklilik maaşı kesintileri, Syriza’nın yerine getirmekte olduğu kemer sıkma programının asli bir bileşeni. Bu hafta, AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF (“troyka”) yetkilileri, grev esnasında, polis tarafından aşırı derecede korunan merkezi bir Atina otelinde emeklilik kesintilerini görüşmek üzere Çalışma Bakanı George Katrougalos ile bir araya geldiler.

Grev çağrısı güçlü bir karşılık buldu. Yurtiçi uçuşlar yaptırılmadı, hiçbir tramvay, tren ya da banliyö treni hizmetinin işlememesiyle Atina’daki toplu ulaşımın büyük kısmı felç edildi ve feribotlar limanlarda demirlemiş olarak kaldı. Kamu hastaneleri yalnızca acil servis kadrosuyla çalışırken, grev, okulların, mahkemelerin ve eczanelerin kapanmasına yol açtı. PNO denizcilik sendikasındaki denizciler greve katıldılar ve Cumartesi gününe kadar işe dönmeyecekler. Avukatlar, noterler, taksi sürücüleri ve mühendisler dahil olmak üzere, serbest meslek sahipleri de grevdeydi.

Grev öncesinde tüm haber yayın araçlarını bırakan gazeteciler greve gittiler. Web siteleri herhangi bir haber güncellemesi olmaksızın kaldı ve Perşembe günü hiçbir basılı yayın yayımlanmadı.

Milyonlarca işçi, genç ve emekli tarafından hissedilen öfke, Atina’daki yürüyüşte ortadaydı. Syriza’ya yönelik tavrı hakkında konuşan emekli Nikos Ghinis, Reuters’a, “Onlar, burada, Sintagma Meydanı’nda asılmalılar. 40 yıllık çalışmanın karşılığında ayda 740 avro alıyorum. … Çocuklarım ve torunlarım için buradayım.” dedi.

Kamu sektörü sağlık çalanlarından bir heyet, bastonla yürüyen bir hemşireyi resmeden büyük bir pankart taşıdı. Pankartta, Syriza’nın dayattığı son emeklilik yaşına bir göndermeyle “İşte 67 yaşında emeklilik” yazıyordu.

Syriza, kemer sıkma gündemine yönelik büyüyen muhalefete, kendinden önceki sosyal demokrat ve muhafazakar hükümetlerinkiyle aynı acımasızlıkla karşılık verdi. Atina’daki yürüyüş Sintagma Meydanı’na ulaşırken, çevik kuvvet polisi protestoculara göz yaşartıcı gaz ve ses bombaları ile saldırdı.

Genel grev, neredeyse her gün grevlerin ve gösterilerin olduğu protesto haftalarının doruk noktasıydı. Denizciler bir dizi sürekli grev başlatmıştı. 28 Ocak’ta, yerel yönetim çalışanları bir grev sırasında belediye binasını işgal ettiler. Ocak ayının başlarında, binlerce avukat, emeklilik kesintilerine karşı süresiz bir grev sırasında Atina’da yürüyüş gerçekleştirdi.

Çiftçiler, son 10 gün içinde, ülke çapındaki ana yolları ve diğer onlarca yolu felç ettiler. Yaklaşık 6.000 traktör, sınır kapılarında 20 kilometrelik araç kuyruğu oluşturacak şekilde protestolara katıldı. Çiftçiler, ülkeyi bir durma noktasına getirme hedefiyle protestolarını genişletmeyi tartışmak üzere Pazar günü bir araya gelecekler.

Çiftçiler, hükümetten, sigorta fonu kesintileri ve ceza niteliğinde vergi önlemleri üzerine taslak yasaları geri çekmesini talep ediyorlar. Bazı çiftçilerin gelirlerinin yüzde 80 kadarını kaybedebileceği tahmin ediliyor. Vergi zamları, Yunanistan’ın alacaklılarına 350 milyon avro çıkarmak için uygulanıyor.

İşçi sınıfı, Syriza’ya muhalefet etme yönündeki bir çağrıya güçlü yanıtına rağmen, hala muazzam zorluklarla karşı karşıyadır. Bunların başında, sendikaların ve mevcut “sol” partilerin iflasının siyasi ve stratejik sonuçlarını çıkarmak geliyor.

Syriza, toplumsal kemer sıkmaya son verme ve Avrupa Birliği yapısı içinde değişim vaadiyle iktidara gelmiş, ardından, bizzat kendi organize ettiği kemer sıkma referandumundaki ezici “hayır” oyuna rağmen kesintileri uygulamaya devam ederek sözlerine ihanet etmişti. Yöneticileri büyük ölçüde Syriza’ya, sosyal demokrat Pasok’a veya Stalinist Yunanistan Komünist Partisi’ne (KKE) bağlı olan sendikaların rolü, daha az sinik değildir.

Adedy, Syriza’nın planları hakkında, “Gerici tasarı, genel bir işçi ayaklanmasının gücüyle engellenebilir ve engellenmelidir…” dedi.

GSSE, “Nesiller boyunca, kesintiler olmaksızın sürdürülebilir sosyal güvenlik yardımları, iş ve emeklilik maaşı; mücadelemizde ve taleplerimizde herhangi bir geri dönüş pazarlık edilemez.” dedi.

Bunlar, düpedüz yalan ve kuru gürültüdür. Geçtiğimiz yedi yılın sicili, sendikaların bir işçi sınıfı ayaklanmasına düşman olduğunun ve gerçekte, AB ile Yunan burjuvazisinin talep ettiği her toplumsal saldırıyı pazarlık etmeye hazır olduğunun inkar edilemez kanıtıdır.

Sendikalar, George Papandreou’nun sosyal demokrat Pasok hükümetinin 2009’da seçilmesi sonrasında Yunanistan’da mevcut kemer sıkma yöneliminin başlamasından bu yana, 40’tan fazla grev çağrısında bulundular. Onların amacı, sendika bürokrasisi kemer sıkma önlemlerinin ilerlemesini garantiye almaya çalışırken, bastırılmış öfkeyi dağıtmaktır. Sonuç, SSCB’nin 1991’de dağılmasını takip eden ekonomik çöküşün dışında, II. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’daki işçilerin yaşam standartlarına yönelik en büyük saldırı olmuştur.

İşçiler, yeni mücadele örgütlerine ve en önemlisi, Yunanistan’da ve uluslararası ölçekte, işçi sınıfını devrimci bir mücadele perspektifiyle donatacak yeni siyasi partilere ihtiyaç duymaktadır. Gerekli başlangıç noktası, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) sicilinin incelenmesidir. DEUK’un Yunanistan’da Syriza’nın İhaneti’nin Siyasi Dersleri başlıklı açıklaması, Yunan ve uluslararası işçi sınıfının Syriza’yla geçirdiği stratejik deneyimin gerekli derslerini çıkarmaktadır.

Syriza ve sendikalar, politikalarına yönelik soldan gelen muhalefeti engellemekte başarılı oldukları ölçüde, Yunanistan’daki büyük toplumsal umutsuzluğu kendi çıkarına kullanması ve güçlü bir aşırı sağ hareket yaratması için siyasi sağın önünü açıyorlar.

Yunanistan, gençler arasında çok daha yüksek olmakla birlikte hala yüzde 25’lik işsizlik oranıyla, durgunluğa saplanmış olarak kalmaya devam ediyor. Avrupa Komisyonu, bu hafta, Yunanistan ekonomisinin Avrupa Birliği içinde bu yıl küçülme durumuna ayarlanan tek ülke olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Çiftçilerin durumunda, protestoların önderliği, Yunanistan’ın en başarılı çiftçilerinden biri olan Kostas Alexandris’e düştü. Protestolardaki bir diğer önemli figür, geçtiğimiz yıl Ocak ayında Yeni Demokrasi’den milletvekili adayı olan, Visaltia Bağımsız Çiftçileri’nin başkanı Stergios Litos’tur. Litos, Ağustos ayında, faşist Altın Şafak’ın lideri Nikolaos Michloliakos’la parlamento ofisinde bir araya gelen Ulusal Çiftçi Komitesi’nden bir heyetin parçasıydı.

5 Şubat 2016

İngilizce özgün metin