Güney Kore genelinde işçi grevleri yayılıyor

Devlet Başkanı Park Geun-hye hükümetinin çalışma koşullarına yönelik saldırısını protesto eden farklı sektörlerdeki çok sayıda Güney Koreli işçi, geçtiğimiz günlerde greve çıktı. Bu eylemler, işçi sınıfının geniş kesimlerinin, sendikaların hareketi frenlemeye ve engellemeye yönelik çabalarına rağmen mücadele etme isteğinin açık bir işaretidir.

En büyük grev, Hyundai Motors fabrikasında çalışan 50.000 sendikalı işçinin, şirketin ülkedeki üç tesisinde Pazartesi günü iş bırakmasıyla gerçekleşti. Bu, 12 yıldır yaşanan ilk tam grevdi. Hyundai’ye bağlı bir kuruluş olan KIA’da çalışan işçiler üç gün kısmi olarak iş bırakırken, haftanın geri kalan günleri için ek olarak altı saatlik kısmi grevler planlandı.

Sendika üyelerinin beşte dördü, Temmuz ayında, Pazartesi günkü [3 Ekim] iş bırakmadan önce gerçekleşen 19 kısmi grevle beraber, greve çıkma kararı almıştı. Talepler, aylık yüzde 7,2 oranında ücret artışını (152.050 won ya da 139 ABD doları); Hyundai’nin 2015 net karlarının yüzde 30’una denk düşen bir prim verilmesini; 58-59 yaşlarındaki işçilerin ücretlerini azaltma ve emeklilik yaşı olan 60 yaşındakiler için ücret dondurma planının geri çekilmesini kapsıyor. Tavan ücret olarak bilinen sistem, Güney Kore genelindeki şirketlerin işgücü maliyetlerini düşürmeye yönelik bir hükümet girişimidir. 

Sendika ile şirket arasında 24 Ağustos tarihinde varılan bir anlaşma, işçilerin yüzde 78’i tarafından reddedilmişti. İşçilerin taleplerini ve hatta geçtiğimiz yılki sözleşmeyi yerine getiremeyen başarısız anlaşma, ücretleri sadece 58.000 won arttırıyor ve bir defalık 3,3 milyon won ikramiye ile taban aylık ücretin 3,5 katı değerinde diğer ikramiyeleri içeriyordu. Bu, 2008’den bu yana sendika üyelerinin reddettiği ilk ücret anlaşmasıydı.

Üç aylık karlarında bir biri ardına yüzde 10 düşüş bildirmiş olan Hyundai’ye göre, grevler, bu yıl yaklaşık 2,23 trilyon won değerinde 101.400 araçlık üretim kaybı ile sonuçlanmış durumda. Bununla birlikte, Hyundai’nin sendikası, anlaşmalar imzalandıktan sonra, işçileri sistematik olarak kayıp işi telafi etmeye zorluyor.

Siyaset kurumu ise, Hyundai işçilerini işçi aristokratları olarak suçlayan her zamanki hilelere başvuruyor. Saenuri Partisi’nin grup başkanı Jeong Jin-seok, “Hyundai Motor işçilerinin ortalama yıllık ücreti 96 milyon won.” dedi ve ekledi: “Bu kadar yüksek gelirliler[in grevi] yüzünden, Hyundai’ye parça tedarik eden [ve o kadar ücret alamayan] taşeron işçileri zarar görüyor.”

Gerçekte ise, Hyundai’deki sendika üyelerinin ortalama taban aylık ücreti sadece 2 milyon won ya da yıllık olarak 21.871 ABD doları. Hükümet tarafından belirlenen asgari yaşam maliyeti, dört kişilik bir aile için aylık olarak 1,63 milyon won ki bu, tüketim malları fiyatları arttığı için giderleri karşılamaya yetmiyor. Seul’deki Yonsei Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Kim Jeong-sik, geçtiğimiz Kasım ayında, Yonhap Haber Ajansı’na, açıkça, “Kore’deki yüksek yaşam maliyeti, tüketici fiyat endeksine doğru bir şekilde yansıtılmıyor.” açıklamasını yapmıştı.

Hyundai’deki bir günlük grev kararı, sendikanın, onun şirket üzerindeki etkisini azaltmak için tasarlanmış her zamanki taktiklerinin artık işe yaramadığının bir işaretidir. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU), otomotiv sektöründe ve ülke genelindeki diğer işkollarında çalışan bütün işçilerin birleşik bir mücadelesini sürekli engellemiştir (işçilerin uluslararası düzeydeki birleşik mücadelesinden söz etmeye bile gerek yok).

Kısmi grevler, genellikle, aynı günlerde örgütlenmiyor; hatta Hyundai ve KIA’da olduğu gibi aynı ana şirket altında çalışan işçilerle bile aynı günlerde örgütlenmiyor. Grev çağrısı nadiren tüm üyelere yapılıyor. KMWU, bu ayın başında, General Motors (GM) Kore’yle, farklı şirketlerdeki otomotiv işçilerini yalıtan bir anlaşmayı az bir farkla onayladı.

Korea Times gazetesi, hükümetin ücretleri yüzde 40 kadar azaltmada kullanılacak, aynı zamanda “düşük performanslı” çalışanları işten çıkarmaya bahane yaratacak bir “liyakat”a dayalı ödeme planını geçirme yönündeki girişimlerine karşı kamuda ve finans sektöründe çalışan diğer işçilerin greve çıktığını bildirdi.

Kore Kamu Sektörü Sendikaları Federasyonu, 22 Eylül’de, yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı bir miting düzenledi. Sendikanın önderi Kim Ju-yeong, “Kamu sektörü çalışanlarının yaşam standartları, son üç buçuk yıl içinde, reform adı altında uygulanan şiddet yoluyla uçurumun kenarına getirilmiş durumda.” diye konuştu.

Ertesi gün, Kore Finans Sektörü Çalışanları Sendikası (KFIU), Seul Dünya Kupası Stadyumu’ndaki protestoya katılan -sendikanın tahminiyle- 65 bin banka çalışanı ile bir grev düzenledi. Finansal Denetim Hizmetleri, katılımcı sayısının yalnızca 18 bin olduğunu belirtti. KFIU, ek iş bırakmaların olabileceğini ifade açıkladı.

Salı günü, Seul’deki 8 hattı kapsayan iki metro sendikası, Kore Demiryolu Çalışanları Sendikası (KRWU) ile birlikte, 22 yıldır ilk kez ortaklaşa greve gitti. Greve, yaklaşık 2.380 metro çalışanı, diğer bir ifadeyle, metro çalışanlarının yüzde 30’u katıldı. KRWU yaklaşık 22.000 üyeye sahip olduğunu iddia etse de, benzer bir sayıda demiryolu işçisi iş bıraktı. Sendika, grevin şirket ve hükümet üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla, 2013 yılı Aralık grevindekine benzer bir strateji izledi. Hükümetin ve polisin baskısı altında iptal edilen bu grev sonrasında sorunların hiçbiri çözülmemiş durumda.

Ayrıca, Seul Ulusal Üniversite Hastanesi’nde çalışan 400 dolayında sendika üyesi, Salı günü, üyelerin yüzde 85’inin grev yönünde oy kullanmasının ardından iş bıraktı. Sendika, “Performansa dayalı ücret, halk için var olan kurumları kapitalizme uygun şekilde faaliyet gösterir hale getirecek. Bu, hastalardan para koparmaya ya da sadece pahalı tedavilere ihtiyaç duyan hastaların tedavi edilmesine neden olacak; böylece, hastaneler görevlerini unutarak ticarileşecekler.” açıklamasını yaptı. Ülkenin dört bir yanından eylemlere katılmak isteyen hastane çalışanlarıyla, başka iş eylemleri planlanıyor.

Gemi yapımı ve denizcilik sektöründe çalışan işçiler de, büyük olasılıkla toplamda on binlerle ifade edilen işten çıkarılmalarla birlikte, büyük iş kayıpları ile karşı karşıyalar. Bunlar, tümü bu şirketlerle sınırlı olmasa da, tamamı yeniden yapılanma sürecinde olan Hyundai Heavy Industries, Samsung Heavy Industries,  Daewoo Shipbuilding ve Marine Engineering ile bu ayın başlarında kayyuma devredilen Hanjin Shipping gibi önde gelen şirketleri kapsıyor. İşten çıkarmaları kabul eden ya da etkisiz kısmi grevler düzenleyen bu şirketlerdeki sendikalar, neredeyse hiçbir direnç sergilemiyor.

KMWU ve KRWU gibi sendikaların üye olduğu bir çatı örgüt olan Kore Sendikaları Konfederasyonu (KTCU), Seul İstasyonu önünde düzenlenen bir günlük protestonun ardından, Çarşamba günü de bir “genel grev” düzenledi. Bu protestolar, KTCU’nun işçilerin denetimli bir ortamda stres atmasına olanak sağlamak için kullandığı alışılmış bir araçtır. KTCU, mevcut durumda, işçi sınıfı militanlığının büyümesiyle birlikte, hareketin ön cephesinde duruyor gibi görünürken, kendisini işçileri satmak için konumlandırıyor.

29 Eylül 2016

İngilizce özgün metin