Hindistan’da on milyonlarca işçi greve çıktı

Cuma günü, Hindistan genelinde on milyonlarca işçi, Başbakan Narendra Modi’nin Bharatiya Janata Partisi (BJP) hükümetinin uyguladığı kemer sıkma önlemlerine ve şirket yanlısı ekonomik reformlara karşı bir günlük grev yaptı.

Grev, işçi sınıfı içinde Hindistan’da ve uluslararası ölçekte artan muhalefetin bir ifadesidir. Bu grev, hükümetlerin ve şirketlerin işlere, çalışma ve yaşam koşullarına yönelik saldırılarına karşı ABD’deki, Avrupa’daki, Çin’deki ve diğer ülkelerdeki önemli grevlerin ve gösterilerin ardından geliyor.

Bununla birlikte, grevin çağrısını yapan sendikaların, özellikle de Hindistan Komünist Partisi - Marksist (CPM) ve Hindistan Komünist Partisi (CPI) gibi parlamentodaki başlıca Stalinist partilere bağlı olanların amacı, artan muhalefeti etkisiz hale getirmek ve onu düzen partilerine yedeklemektir. Bu, her şeyden önce, Hindistan burjuvazisinin geleneksel iktidar partisi Hindistan Ulusal Kongresi’ne yönelik muhalefet anlamına gelmektedir. 


Purasawakkam telefon santrali yakınındaki protesto mitingi

Cuma günkü greve olan destek, sektör ve eyalet bazında farklılık gösteriyordu. Katılanlar arasında, kömür, doğalgaz ve petrol sektörlerinde merkezi hükümete ait şirketlerde çalışanların yanı sıra devlet bankalarındaki, sigorta, telekom ve posta hizmetlerindeki işçiler de bulunuyordu. İşçiler, daha yüksek ücretler, daha iyi iş ve sosyal güvenliğin yanı sıra, özelleştirmelere son verilmesini ve iş yasasındaki sermaye yanlısı değişikliklerin iptal edilmesini talep ediyorlar.

Hindistan’ın güney eyaletleri Kerala ile Karnataka’da, doğu eyaleti Odisha’da ve kuzey eyaletleri Haryana ile Pencap’da, yaşam büyük ölçüde durdu. İşçiler, bu eyaletlerdeki kentlerde protesto gösterilerine ve mitinglere katıldılar. Hindistan’ın güneyindeki Chennai ile Visakhapatnam’da, başkent Yeni Delhi’de ve doğu eyaleti Batı Bengal’de de gösteriler düzenlendi. Kerala’da, yeni seçilmiş olan CPM önderliğindeki Sol Demokratik Cephe (LDF) yönetimi, kendi şirket yanlısı ekonomi politikalarını gizlemek amacıyla greve destek verdi.

Batı Bengal’de, merkezi hükümet kuruluşlarında çalışan işçiler, sağcı Trinamool Kongresi’nin (TMC) elindeki eyalet yönetiminin tehditlerine rağmen greve katıldılar. İşçilerin greve katılmaları halinde ciddi cezalarla karşı karşıya olmaları nedeniyle, kamu ulaşımı ve eyalet yönetimi daireleri işliyordu. Yine de, oldukça az sayıda insan sokaklardaydı. Eyalet polisinin grevi ve protestoları bastırma çabası doğrultusunda, yaklaşık 200 kişi gözaltına alındı. Eyalet başkenti Kolkata’da ve diğer kentlerde, TMC’nin örgütlediği çeteler, greve karşı gösteriler düzenlediler ve grevciler ile fiziksel çatışmanın eşiğine geldiler.

Artan işçi sınıfı muhalefeti koşullarında, Stalinistler, Kongre ile siyasi işbirliklerini, onunla Batı Bengal’deki Nisan-Mayıs eyalet seçimleri sırasında kurmuş oldukları ilk seçim ittifakı üzerinden derinleştiriyorlar. Onlar, ayrıca, Batı Bengal’deki TMC eyalet yönetiminin şiddetli saldırılarına karşı, “demokrasi uğruna mücadele” adına, Kongre’yi savunuyorlar.

Gerçekte, Kongre, Modi’nin şimdi genişlettiği politikaların başlatılmasından ve Hindu şovenisti BJP’nin ulusal düzeyde iktidara yükselmesinin koşullarının yaratılmasından sorumludur. Kongre, 1991’de, Hindistan burjuvazisinin ülkeyi küresel sermaye için bir ucuz emek platformuna dönüştürmeyi hedefleyen ekonomik reformlarını başlatmıştı. Bu parti, aynı zamanda, Amerikan emperyalizmi ile bir siyasi ittifakın kurulmasında da merkezi bir oynadı.

2002’deki Müslüman karşıtı pogrom sırasında Gujarat eyaletinin başında olan Modi, Mayıs 2014’te, Hindistan egemen seçkinleri tarafından, sermaye yanlısı ekonomik reformları acımasızca ilerletmesi için iktidara getirildi.

Modi hükümeti, sübvansiyonları ve sosyal harcamaları kesti; yatırımların azalmasını, kamu sektörü şirketlerinin kısmen özelleştirilmesini ve sigorta ve finans gibi sektörlerin yabancı sermayeye daha fazla açılmasını hızlandırdı. O, son hamlesinde, vergiyi işçilerin ve kır emekçilerinin sırtına daha fazla yüklemek için, hakları geriletici Mal ve Hizmet Vergisi’ni arttırdı.

Modi, bu kemer sıkma önlemleriyle birlikte, Hindistan’ın ABD ile askeri-stratejik bağlarını geliştirme yoluyla, ülkeyi, Washington’ın Çin’e karşı savaş yönelimi çizgisine uyumlu hale getirdi. Pazar günü, Hindistan, ABD’yle, ABD savaş gemilerinin ve savaş uçaklarının Hindistan üslerine erişimine izin veren Lojistik Değişim Anlaşma Tutanağı’nı imzaladı.


Chennai’deki grevci yük kaldırma işçileri

Modi’nin ve Maliye Bakanı Arun Jaitley’in ekonomik büyümenin yüzde 7’den fazla olmasıyla övünmesine karşın, ülke genelinde işçiler, yükselen gıda fiyatları, artan işsizlik ve yoksulluk ile karşı karşıya. Kısa süre önce yayımlanan bir rapora göre, son 12 aylık dönemde işgücüne katılan yaklaşık 10 milyon gençten sadece yüz bini, emek-yoğun sekiz ana sektörde iş bulabildi. Toplam nüfusun yüzde 70’i, günde 2 dolardan daha az bir parayla yaşamaya zorlanıyor.

Aynı zamanda, hem Kongre’nin hem de BJP’nin izlediği sağcı ekonomi politikaları, nüfusun küçük bir kesiminin servetinin artmasına yol açmış durumda. Hindistan, 84 milyarderle ABD’nin, Çin’in ve Almanya’nın ardından dünya dördüncüsü olmasının yanı sıra, Japonya ve Çin dışındaki Asya ülkelerinden daha fazla multimilyonere sahip.

Modi hükümeti, böylesi bir toplumsal kutuplaşma koşullarında, işçi sınıfını bölmek ve demokratik haklara yönelik kapsamlı bir saldırının çerçevesini oluşturmak amacıyla, Hindu toplulukçuluğunu yükseltiyor.

Bu arada, Stalinistler, artan toplumsal muhalefete, sözde laikliği ve demokrasiyi savunma adına, işçi sınıfını siyasi olarak burjuva düzen partilerine, esas olarak da Kongre Partisi’ne ve Janata Dal (Birleşik), Biju Janata Dal ve Dravida Munnetra Kazhagam gibi çeşitli kast temelli ve bölgesel partilere tabi kılma çabalarını ikiye katlayarak karşılık veriyorlar. Tüm bu bölgesel partiler, neo-liberal ekonomi reformlarını ve Hindistan’ın ABD’nin savaş yönelimine yedeklenmesini destekliyor. Onlar, BJP önderliğindeki yönetimlerin de bir parçası.

3 Eylül 2016

İngilizce özgün metin