Hindistanlı otomotiv işçileri Maruti Suzuki işçilerinin serbest bırakılmasını talep ediyor

Tamil Nadu eyaletinin başkenti Chennai yakınındaki Sriperambadur ve Oragadam Özel Ekonomi Bölgeleri’nde (SEZs) faaliyet gösteren küresel otomotiv şirketlerinden işçiler, bu hafta, hapse atılan Maruti Suzuki işçileriyle dayanışmalarını ilan ettiler.

İşçler, Manesar’daki Maruti Suzuki otomobil fabrikasından 31 işçiye yönelik iğrenç komployu mahkum ettiler ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) uluslararası işçi sınıfını onların serbest bırakılması için harekete geçirmek üzere başlattığı çevrimiçi dilekçe kampanyasına katıldılar.

Hindistan’ın kuzeyindeki Haryana eyaletinde bulunan Gurgaon bölge mahkemesi, 13 Maruti Suzuki işçisini düzmece cinayet suçlamarıyla ömür boyu hapse mahkum etti ve daha hafif suçlamalardan hüküm giyen diğer 18 işçiye ağır hapis cezaları verdi.

DEUK, hükümleri ve cezaları, şirket, polis ve yargının, Hindistan’ın başlıca siyasi partilerinin (iktidardaki Bharatiya Janatha Partisi (BJP) ve Kongre Partisi) tam suç ortaklığıyla düzenlenmiş bir komplosu olarak mahkum etti. Hapsedilen işçiler masumdur. Onların tek “suçu”, fabrikadaki kölece çalışma koşullarına karşı mücadele etmekti.

DEUK’un komplo kurulan Maruti Suzuki işçilerine özgürlük kampanyası, uluslararası ölçekte ve Chennai bölgesindeki çeşitli otomotiv fabrikalarında ve kentteki Hindistan Demiryolları’na ait Integral Coach Factory’de (ICF) çalışan işçiler arasında önemli bir destek buldu.  

Maruti Suzuki’de olduğu gibi, Hyundai, Ford, Toyota, Bosch, Rico, Nissan, Pricol ve Tata’da çalışan Hindistanlı otomotiv işçileri de, daha yüksek ücretler, sözleşmeli işçilerin kadroya alınması ve düzgün çalışma koşulları talebiyle bir dizi sert grev mücadelesinde yer aldılar.

Hindistan’daki otomotiv işçilerinin ezici çoğunluğu kırsal bölgelerden geliyor; onlar sert ve yüksek sömürülü koşullar altında ve yoksulluk seviyesindeki ücretlerle kısa süreli sözleşmelerle (bu oran, Maruti Suzuki’deki yaklaşık yüzde 80, Ford India’da yüzde 75 ve Hyundai’da yüzde 82) çalıştırılıyor. Ciddi iş kazaları sıradan hale gelmiş durumda.

Oragadam Özel Ekonomi Bölgesi’ndeki Renault Nissan fabrikasında çalışan 29 yaşındaki genç mühendis Thiyagarajan Mahalingam’ın bir iş kazasında korkunç şekilde ölmesi, Hindistan fabrikalarındaki tehlikeli çalışma koşullarının başka bir göstergesidir.

Hindistan’daki DEUK destekçileri, Renault Nissan işçileriyle DEUK’un Maruti Suzuki işçilerine özgürlük kampanyası hakkında konuştu.

Kırsal bir aileden gelen 19 yaşındaki stajyer işçi Krishnakumar, Maruti Suzuki işçilerinin hapse atılmasını kınadı. O, “Onlar meşru mücadeleleri nedeniyle cezalandırıldılar” dedi ve şunları ekledi:

“Şirket, polis ve yargı bu işçilere karşı gizlice anlaşırken, şirketlere birçok imtiyaz tanınıyor. Onlara ucuz oranlarla toprak, elektrik ve su sağlanıyor; ancak hükümet çiftçilere kredi veya sübvansiyon sağlamayı reddediyor. Siyasi partilerin ve hükümetlerin hiçbiri halkın çıkarları için çalışmıyor.

“Maruti Suzuki işçilerinin, ancak sizin gibi uluslararası bir partinin, uluslararası işçi sınıfının gücünü harekete geçirme yönündeki kararlı mücadelesiyle serbest bırakılacaklarına inanıyorum.”

Mühendislik mezunu ve kendisi de kırsal bir aileden gelen Muthukumar, DEUK’un kampanyasıyla dayanışmasını ifade etti: “Dünya işçileri, bu işçilerin serbest bırakılması için birleşmeli. Şirketimizdeki işçiler çeşitli Hindistan eyaletlerinden geliyor ve bizler, bu işçileri sınıf kardeşlerimiz olarak görmeliyiz. Uluslararası birlik olmaksızın haklarını kazanamazlar.”

Muthukumar sendikaların işe yaramaz olduğunu ve şirketlerin ve kapitalist hükümetin ajanları haline geldiklerini ekledi.

“Sendikaların hiçbiri daimi ve sözleşmeli işçiler arasındaki ücret farklılığına karşı mücadele etmiyor. Sendikalar, bizi birleştirmek yerine, daimi ve sözleşmeli işçiler olarak bölmeye çalışıyor. Söylediğiniz gibi, yeni bir uluslararası parti inşa edilmeli.”

Banrutti’den Rajakumar ise şunları söyledi: “Diğer partilerin hiçbiri bu saldırı hakkında bir şey söylemediği için 13 Maruti Suzuki işçisine karşı mahkeme kararını çok fazla insan bilmiyor. Tüm diğer partiler yatırımcıların çıkarlarını koruyor. Uluslararası örgütünüz, bu işçilerin serbest bırakılması için mücadele eden tek parti. Bunu takdir ediyor ve kampanyayı destekliyorum.”

Geçmişine değinen Rajakumar, “Babam bir tarım işçisi. Modi hükümeti çiftçiler için hiçbir şey yapmadı. Sübvansiyon sağlanmıyor ve bu yüzden, çiftçileri intihara sürükleyen koşullar yaratılıyor.” diye konuştu.

Salem ilçesinde çalışan sözleşmeli işçi Arun Kumar, şöyle konuştu: “İşçi sınıfının uluslararası birliği, bu gibi saldırılarla mücadele etmek ve hakların kazanılması için olmazsa olmaz. CPM’den ve CPI’dan [Hindistan Komünist Partisi (Marksist) ve Hindistan Komünist Partisi, başlıca Stalinist partiler] nefret ediyorum. Onlar işçilerin haklarını kazanmak için değil adet yerini bulsun diye mücadeleler örgütlüyor. Belirttiğiniz gibi, işçi sınıfının uluslararası bir partiye ihtiyacı var.”

Hyundai fabrikasında daimi olarak çalışan Dinesh ise şunları belirtti: “Maruti Suzuki işçilerinin sorunlarını biliyorum, ancak başka hiçbir parti ya da sendika sizinki gibi bir kampanya yürütmüyor. Kurban edilen bu işçilerin serbest bırakılması yönündeki uluslararası mücadelenizi destekliyorum. Hyundai gibi küresel şirketlerin saldırısını yenilgiye uğratmak, yalnızca bir dünya partisinin mücadelesi dolayımıyla mümkün olabilir. Partinizi destekliyorum; bu partinin güçlendirilmesi gerekiyor. Temennim bu.”

30 Mart 2017

İngilizce özgün metin