İspanyol maden işçilerinin "siyah yürüyüş"ü Madrid'de saldırıya uğradı
Kuzey İspanya'dan gelen 200 maden işçisi 11 Temmuz Çarşamba günü Madrid'e ulaştı. "Siyah yürüyüş"ün gelişi, grevcileri destekleyen ve İspanya'nın başkentinin merkezinde onlarla birlikte gösteri yapan 25 binden fazla insan tarafından karşılandı.
Yürüyüş kolu taleplerini iletmek için Sanayi Bakanlığı'na ulaştığında vahşice saldırıya uğradı. Yürüyüş koluna plastik mermilerle ateş açan çevik kuvvet, 76 kişiyi yaraladı ve iki madenci ile 16 göstericiyi gözaltına aldı. İşçilerin taleplerini dikkate almayan hükümet, 65 milyar Avroluk kesinti paketini açıkladı.
Binlerce destekleyici, işçi sınıfı mücadelesinde yürüyüşü gerçekleştiren madencilerin gurur kaynağı olduğunu belirterek onları "şampiyonlar" sloganıyla kutladı. Yürüyüşe, itfaiyecilerin yanı sıra eğitim alanındaki kesintilere karşı çıkan öğretmenler de katıldı.
Çok sayıda gazete, yürüyüşün, polisin saldırısından önce barışçıl şekilde gerçekleştiğini yazdı. Asturia bölgesinden gelen 67 yaşındaki maden işçisi Olvidio Gonzalez, Washington Post'a, "Bütün yürüyüşü barışçıl biçimde gerçekleştirdik. Madrid'e geldiğimizde polisle karşılaştık" dedi ve ekledi: "Polisler, hiçbir uyarıda bulunmadan üzerimize ateş açtı." İspanya'nın en büyük gazetesi El Pais'in internet sayfası, yüzü kan içindeki kadınların gözaltına alınmasının fotoğraflarını yayımladı.
Madrid'deki merkezi hükümet temsilcisi Christina Cifuentes, Perşembe günü yaptığı açıklamada kolluk kuvvetlerini saldırılarından dolayı övdü ve gözaltına alınanları "sistem karşıtı radikaller" olarak damgaladı. O, polisin "Madrid'i Atina'ya çevirmek isteyen şiddet unsurlarına karşı çok sağlıklı bir eylem" gerçekleştirmiş olduğunu iddia etti.
Polisin kanlı saldırısının ve Mariano Rajoy hükümetinin kavgaya hazır duruşunun ardında Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası, Uluslararası Para Fonu ve onların temsil ettiği uluslararası bankalar durmaktadır. Avrupa'da derinleşen bir krizle ve mali piyasaların sürekli baskısıyla karşı karşıya olan İspanyol ve Avrupalı seçkinlerin kesinti ve kemer sıkma programlarından vazgeçmeleri mümkün değil ve bunu yapmayacaklar.
Madencilerin yürüyüşü, Rajoy hükümetinin kömür sektörüne sağlanan devlet sübvansiyonunda yapılan yüzde 64 oranındaki kesintiyi geri almayı reddetmesinin ardından, İspanya'nın dört bir yanındaki maden bölgelerinden (Asturias, Lean, Palencia ve Aragon) başlamıştı. Bu kesintiler, madencilik sektöründe ve ona bağlı mesleklerde 50 bin kişinin işini tehdit ediyor. Mayıs ayının sonundan bu yana çevik kuvvetin baskısına karşı mücadele ederken caddeleri ve demiryollarını bloke eden 8 bin maden işçisi grevde.
Madencilerin yürüyüşü işçi sınıfından ve İspanyol halkından yaygın destek görmesine karşın, sendikaların gerçek bir muhalefet gösterisi değildi. İki önemli sendika olan CCOO ile UGT, hükümet madenlere olan sübvansiyonları 2014 yılı sonunda kaldıracağını açıklamadan önce, sübvansiyonlara 2018'e kadar son verilmesini zaten kabul etmişti. Sendikalar, madencilerin yürüyüşünü, bu militan mücadele üzerindeki denetimlerini sürdürmek ve onu AB destekli hükümetten sinik bir şekilde ödünler koparma talebine tabi kılmak için desteklediler.
Hükümet, madencilerin taleplerine aldırmayıp aynı gün kesintileri açıklayarak, herhangi bir ödün verme niyetinde olmadığını ortaya koydu. Sendikalar, bunun bütünüyle farkındalar. Bu yüzden, UGT'nin ve CCOO'nun madencilerin ardında yürüyen genel sekreterleri Candido Mendez ile Ignacio Toxo, hükümeti kesintilerden dolayı değil ama "adaletsiz, duyarsız ve budalaca" davranarak çatışmayı kendisine yönelttiği için eleştirdi. Sendikalara göre, on binlerce işyerini "duyarlı" ve "akıllı" biçimde ortadan kaldırmak daha iyi olacaktı.
Sendikaların [işçi hareketi üzerindeki] denetimlerini yitirmekten korkmaları için haklı nedenleri var. Başbakan Rajoy'un 79 milyar Avroluk yeni kesintileri açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden, çoğunluğunu kamu çalışanlarının oluşturduğu bir öfke seli Madrid caddelerini doldurdu. El Pais'in bildirdiğine göre, "Sendikalar üyelerine Perşembe günü kitlesel bir gösteriye hazırlanmaları çağrısı yapmışlardı ama onların çoğu bekleyemedi." Onların yüzlercesi, "Korkaklar, korkaklar!", "Eller yukarı bu bir soygundur!" ve "Rajoy istifa!" sloganlarıyla sokağa çıktı. İşçiler, başkentin, iktidardaki Halk Partisi'nin genel merkezinin bulunduğu Genova Caddesi de dahil, bazı önemli caddelerinde trafiği durdurdular.
Bayındırlık Bakanlığı'nın deniz ticareti bölümünden bir çalışan, gösteriye katılanların yarısının ayda yalnızca 900 Avro kazandığını ve bunun insanlar için "bir felaket" olduğunu belirtti. Bu kendiliğinden öfke patlamasından korkan CCOO ve UGT önderleri, hükümete "sıcak bir sonbahar" uyarısında bulundular ve kamu sektöründe Eylül ayında bir grevden yana olduklarını söylediler.
Sağcı Rajoy hükümeti, sendikaların bağlılığına güveniyor. Polisin acımasızlığını öven hükümet sözcüsü Cifuentes, Çarşamba ve Perşembe günkü gösterilerin ardından, sendikalardan, gösterilerin "ülke son derece hassas bir anda olduğu … ve aynı zamanda sendika önderlerinin önceki sosyalist parti yönetiminin bütün politikalarını destekleyerek [mevcut duruma] katkıda bulundukları için, biraz daha sorumlu gerçekleştirilmesini" istedi.