UAW’nin satışına muhalefet büyürken, sendikanın tetikçileri WSWS Otomotiv İşçileri Bülteni’ni ihbar ediyor

Birleşik Otomotiv İşçileri sendikası (UAW) ile Fiat Chrysler arasındaki satış anlaşmasına ezici bir çoğunlukla karşı oy veren otomotiv işçileri, sosyal haklarına ve yaşam standartlarına yönelik onlarca yıllık saldırılara karşı birleşik bir karşı-saldırı başlatmayı arzulayan milyonlarca işçiye güçlü bir mesaj gönderiyorlar.
UAW, ortaya çıkan bu militanlık karşısında, otomotiv işçilerine kendi mesajını veriyor: yerinize oturun, çenenizi kapayın ve söylediklerimizi yapın. 
Sendikanın, işçilere neyi yapıp neyi yapamayacaklarını söylemek üzere seferber ettiği kişilerden biri, Pazartesi günü, Huffington Post ve Counterpunch web sitelerinde, “Sendika, Fiat Chrysler Anlaşması’nı oyluyor” başlık bir makale yayımlayan, David Macaray adlı eski bir sendika yöneticisidir.
Makalenin amacı, UAW’yi, işçilerin sorgulayamayacağı bir örgüt olarak sunmaktır.
Otomotiv işçilerine bu emri bağırıp çağırarak veren yazar, “Bir UAW toplu sözleşmesinin esası üzerine fikir sunmak üstüne vazife olmayan, dışarıdakiler” tarafından yönetildiğini iddia ettiği Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne ve Otomotiv İşçileri Bülteni’ne saldırıyor. O, devamında, “Walter Reuther’den bu yana her UAW önderinden ‘yozlaşmış’, ‘satılmış’ ya da ‘ahmak’ olarak bahseden bu Troçkist web siteleri, bundan daha cahil ya da daha kendini beğenmiş sosyalist olamazdı.” diye yazıyor.
UAW sendikası ve onun müttefikleri, sadece Otomotiv İşçileri Bülteni’ni ve Dünya Sosyalist Web Sitesi’ni değil, şirketlere karşı gerçek bir mücadele başlatmak isteyen ve UAW’nin düşmanla ittifak yaptığını bilen on binlerce otomotiv işçisini hedef alıyorlar. Ülkenin dört bir yanındaki otomotiv işçileri, UAW engelinin aşma tehdidi oluşturuyor ve sendika, kontrolü kaybedebileceğinden korkuyor. Bu, Otomotiv İşçileri Bülteni hakkında bir kuru gürültü koparılmasına yol açıyor; çünkü bu yayın bizzat otomotiv işçileri arasında büyüyen muhalefete bilinçli bir ifade kazandırmaya çalışmaktadır. 
Macaray’in, UAW’nin ihanetlerini halka duyuranları “üstüne vazife olmayan, dışarıdakiler” biçimindeki sosyalist karşıtı ihbarı, Reuther’in sosyalistleri sendika önderliğinden tasfiye ettiği ve işçilerin sosyalizme sempati duydukları için işlerinden atıldıkları, 1940’ların ve 50’lerin sağcı, anti-komünist cadı avını hatırlatmaktadır. UAW, işçilerin, yalnızca onların onaylanmış “içerideki” kaynaklar listesinden (yani sendikadan, şirketten ve şirket medyasından) bilgi almasına izin verecektir.
Ancak Otomotiv İşçileri Bülteni’ne, son günlerde, tam da bu “içeridekiler”den ve onların Demokratik ve Cumhuriyetçi partilerdeki destekçilerinden gelen yalanlardan başka bir şey duymamaktan yoruldukları için, binden fazla işçi abone olmuş ve destek yorumları göndermiştir.
Macaray’in eleştirisinin işçi sınıfı karşıtı karakteri, yazarın, otomotiv işçilerini, onların diğer sektörlerdeki ve dünya çapındaki sınıf kardeşleriyle karşı karşıya getirme girişimleriyle açık bir şekilde ortaya konuyor. 
Macaray, otomotiv işçisi müttefiklerinin büyük kazanımlar elde etmesiyle ilgilenen milyonlarca işçiden söz ederken şöyle diyor: “Öncelikle, bu onların işi değil; ikinci olarak, üyeler her zaman en iyisini bilir. Çünkü mücadele etme ya da yetersiz bir anlaşmayı kabul etme zamanının geldiğini, üyeler, yalnızca üyeler bilir; onların dürtülmeye ya da yönlendirilmeye ihtiyacı yoktur.”
Macaray, “üyeler her zaman en iyisini bilir” şeklinde değil; UAW her zaman en iyisini bilir ve üyeler bunu sorgulama hakkına sahip değildir, biçiminde düşünmektedir. Onun laf salatası, sendikanın, UAW ile üyelerin bir ve aynı olduğu yalanına hizmet etmektedir ki bu, işçileri, şirketlerin ajanı haline gelmiş bir “sendika”ya zincirlenmiş olarak tutmayı amaçlayan bir yalandır.
Eğer “üyeler her zaman en iyisini biliyor” ise, o halde Macaray, neden ülke çapındaki işçiler tarafından açıkça yenilgiye uğratılmış bir toplu sözleşme taslağını savunuyor?
Macaray, satış anlaşmasını, yaygın muhalefeti anlamsız gibi göstererek savunmaktadır: “Eski bir sendika görüşmecisi olarak, herkesçe bilinen bir gerçeği iddia edebilirim: bugüne kadar müzakere edilmiş her toplu sözleşme, ‘sözkonusu koşullarda iyi bir anlaşma’ ya da ‘onaylanması asla akla getirilmemesi gereken bir pislik parçası’ olarak yorumlanabilir.”
“İyi anlaşmalar”dan ve “pislik parçaları”ndan söz eden Macaray, kendisinin “her ikisini de görmüş, her ikisini de yapmış ve her ikisi de olmuş” olduğunu itiraf etmektedir.
Gerçekten de, Macaray, emekli bir sendika bürokratıdır. O, 1989’dan 2000’e kadar, satış sözleşmelerini görüşmüş olduğunu bizzat itiraf ettiği Batı [Bölgesi] Selüloz ve Kağıt İşçileri Birliği’nin 672. Şubesi’nin başkanı olarak 11 yıl hizmet etti. Ancak, Huffington Post’taki yaşam öyküsünde, kendisini tanımlamak için daha zararsız ve saygıdeğer “oyun yazarı ve yazar” unvanını seçen Macaray, sendika başkanlığı geçmişinden bahsetmiyor.
Macaray, kendini beğenmişliğinde, sinikliğinde ve işçi sınıfına yönelik düşmanlığında, UAW bürokrasisine eleman sağlayan ve onu destekleyen Amerikan üst orta sınıf kesiminin tipik örneğidir.
Macaray, işçilere, UAW’nin diktatörlüğünü kabul etmeleri gerektiğini anlatıyor. O, “UAW, 1935’te kurulduğundan beri sürekli olarak sendikaların altın standardı olmuştur.” diyor ve ekliyor: “Daha iyi bir sendika hiçbir zaman var olmadı.”
“Son otuz yıl otomotiv işçileri için inanılmaz biçimde acımasız olmasına ve onları mahvetmesine rağmen, yalan söylenen, aldatılan, manipüle edilen, yalıtılan ve insafsızca cezalandırılan” işçiler, UAW’yi bırakmamakla “doğru şeyi yaptıklarına güvenebilirler” diyen Macaray, yazısını, üstü kapalı bir tehditle bitiriyor. Bu, destekleyicilerinin kötü muamelede bulunan eş mantığını benimsediği UAW’nin iflasının işaretidir.
Bay Macaray adına üzücü olan şu ki, otomotiv işçileri onun kadar aptal değil. Onlar, otuz yıldır mahvedilmelerinden, kendilerine yalan söylenmesinden, aldatılmalarından, manipüle edilmelerinden, yalıtılmalarından ve insafsızca cezalandırılmalarından kimin sorumlu olduğunu biliyorlar. Onlar, UAW’nin otomobil şirketlerinin milyonlarca imalat işini budama ve ücretler ile yan ödemeleri kesme politikalarının sonuçlarına katlandılar. Bu program altında, Detroit gibi sanayi merkezleri, paslanan yoksulluk ve eşitsizlik merkezlerine dönüştürüldü.
Otomotiv işçileri, bunun doğrudan bir sonucu olarak, büyük büyük babalarının 1920’lerin kötü çalışma koşullarına sahip otomotiv fabrikalarında karşı karşıya olduğuna benzer koşullar (evsizlik, hacizler, açlık ve fiziksel çöküntü) ile karşı karşıyalar. Şirketler işçilerin emeğinin sırtından rekor karlar elde ediyor; bu arada sendika, ortak programlar, sağlık hizmetleri kooperatifi planları ve aidat zamları aracılığıyla bir pay alıyor. Birkaç yüz kişilik bir UAW bürokratları ordusuna bir sonraki tavizi organize etmeleri için altı haneli maaşlar ödenirken, Chrysler’in CEO’su yılda 72 milyon dolar kazanıyor.
Macaray, sözde geniş bir “sol” kesim adına konuşmaktadır. Onun anti-sosyalist, işçi sınıfı karşıtı eleştirisinin görünüşte solcu iki web sitesinde, Huffington Post ve Counterpunch’ta yayımlanması anlamlıdır. Bu web sitelerinin üst orta sınıf yazarları ve destekçileri ile (çoğu otomotiv işçilerinin mücadelesi hakkında tek bir şey yazmamış olan) bir sürü sözde “sosyalist” grup, UAW gibi sendikaları desteklemeyi temel amaçları olarak görüyorlar.
Bu, yalnızca, sendikaları ihanetlerine ve tavizlerine rağmen değil, ama ihanetler ve tavizler nedeniyle destekleyen bu güçlerin sahte sol karakterini vurgulamaktadır. Nüfusun bu hali vakti yerinde kesimleri, işçi sınıfının bağımsız seferberliğine ve kendi ayrıcalıklı konumlarının kaynağı olan kapitalist sisteme karşı mücadeleye karşı çıkıyorlar.
30 Eylül 2015