Bitcoin balonu: Kapitalizmin spekülasyon bağımlılığı derin bir krizi hazırlıyor

Kripto para veya dijital para birimi Bitcoin’in fiyatı geçtiğimiz Salı günü 17 bin doları geçti. Bitcoin’in fiyatı, 900 dolara satıldığı bu yılın başından bu yana neredeyse 19 kat artmış durumda. Bu tuhaf durum, mortgage balonu yerine kripto paraların sebep olacağı, 2008 ölçüsünde başka bir küresel mali çöküş riskini artırıyor.

Bitcoin, 292 milyar dolarlık değeriyle neredeyse 500 milyar doları bulan kripto para pazarının yüzde 60’ını elinde tutuyor. Pazarda Bitcoin dışındaki başlıca kripto paralar Ethereum, Litecoin, IOTA, Riple, Dash, Nem ve Monero.

Sözümona ilk “kripto para” olan Bitcoin’in patlayıcı yükselişini modern tarihte karşılaştırılabileceğimiz başka bir varlık bulunmuyor. Buna benzer en büyük yükseliş, Dow Jones Sanayi Endeksi’nin en yüksek artışı gösterdiği yıl olan 1915’tir. O yıl, Dow Jones yüzde 82 artmıştı. Yani Bitcoin’in bu yılki artışının yirmi üçte biri.

Yorumcular, oransal olarak karşılaştırılabilir bir mali balon bulmak için, Bitcoin çılgınlığını 17. yüzyılın Hollanda lale balonu ile karşılaştıracak şekilde, yüzlerce yıl geriye döndüler. Kripto para birimi adıyla sunulan Bitcoin için, “kripto bir şey olduğu kesin ama kripto para birimi demek yanlış” yorumunda bulunan İsveçli Riksbank yöneticisi ve Basel Komitesi Başkanı Stefan Ingves de lale örneğini verdi. “Lale soğanları ya da bir grup diğer emtialar fark etmeksizin, geçmişte bu denli revaçta olan şeylere bakıldığında, aslında tüm göstergelerin geleceğin anahtarı olduğu düşünülen bu ürünlerin karşısında olduğunu görürsünüz.” diyen Ingves, bundan ders çıkarılması gerektiğini belirtti.

Bitcoin’in ortaya çıkışı ve kökenleri gizemli bir şekilde saklanıyor. İlk olarak Ocak 2009'da bilinmeyen bir kişi ya da grup tarafından tanıtılan paranın isimsiz yaratıcısı (daha sonra Satoshi Nakamoto adında bir Japon olduğu iddia edildi) şu anda 7 milyar dolarlık nominal bir servetin üzerinde oturuyor.

Para birimi, başlangıçta, merkez bankalarını ve hükümet düzenlemelerini atladığı için anarşist ve liberter düşünceye sahip bireyler tarafından hızlıca benimsendi ve güvenli bir ödeme yöntemi olarak önerildi. Bununla birlikte, ilerleyen yıllarda, sert fiyat dalgalanmalarından ve kurumsal kısıtlamalardan ötürü Bitcoin’in bir ödeme yöntemi olarak sakıncalı olduğu açığa çıktı.

Nakit değişimi olarak Bitcoin'in sözde rolünü doldurmak için bir dizi başka kripto para birimi çıksa da, Bitcoin destekçileri onu günümüzün altını olarak lanse etmekte ve olası jeopolitik istikrarsızlıktan korunan, uzun vadeli bir değer yığınağı olacağını savunmaktalar. Onlar ayrıca, kripto paraları, istikrarsız para birimleri olan ülkelerde yaşayan yatırımcılar için güvenli bir cennet olarak tanıtıyorlar.

Kripto para birimlerinin rolü belirsiz olmakla birlikte, Bitcoin çılgınlığı, onun yaygın mali spekülasyonlar için eşsiz bir araç olduğunu kanıtlamış durumda.

Herhangi bir durma işareti vermeyen Bitcoin ve diğer kripto paralardaki yükselişle birlikte, Wall Street ve dünya genelindeki başlıca finansal kurumlar, hiçbir düzenlemesi olmayan, borç verme ve bozdurma için açık kuralları bulunmayan ve müşteri garantilerine sahip olmayan bir varlığa milyarlarca dolar akıtıyor.

Arzı sınırlı olduğu için, Bitcoin’in fiyatı, yatırılan yeni tutarlara endeksli olarak sürekli artıyor. Fiyat yükseldikçe; arzın sınırlı olduğunu bilen ve talebin devam edeceği algısı ile hareket eden alıcılar kitlesel halde sanal pazara geliyor. Her yatırımcı trenin son vagonundaki son koltuğa sahip olmak için birbiriyle yarışıyor. Bitcoin fiyatının sürekli artacağı algısı, 2008’deki konut fiyatlarının sürekli artacağı algısı ile önemli paralellikler gösteriyor.

Mali piyasalarda devasa nakit paranın döndüğü koşullarda, milyarder yatırımcılar ve finans kuruluşları, kripto para birimlerini, yatırımlarında daha büyük getiriler elde etmenin bir yolu olarak görüyor ve portföylerinde tutma oranlarını artırıyorlar.

Hedge fonu milyarderi Mike Novogratz bunu çok açık ifade ediyor. Geçtiğimiz hafta iş dünyasının kanalı CNBC'ye verdiği demeçte, “Büyük bir para dalgası geliyor, sadece burada değil tüm dünyada. Bu coinler ile diğer emtia arasındaki fark nedir? Burada arz cevabı yok. Alım gerçekleştikten sonra yeni arz gerçekleşmiyor ve bu durum spekülatörlerin rüyası. Dolayısıyla, her fiyat hareketi abartılı ve abartılı olmaya devam edecek. Bu piyasada yüzde 50’lik düzeltmeler de göreceğiz. Bu da abartılı bir düşüş olacak.” diyen Novogratz, “Bitcoin 2018 sonunda 40.000 $’a ulaşabilir. Bunu kolayca yapabilir. Ethereum da aynı yıl içinde fiyatını üçe katlayabilir.” tahmininde bulundu. Konuşması sırasında çok zengin yatırımcılara bile net servetlerinin yüzde beşinden fazlasını bu varlıklarda tutmamalarını tavsiye eden Novogratz, hemen ardından, kendisinin net servetinin yüzde 30'unu kripto para birimlerinde tuttuğunu samimi olarak kabul etti.

Mali seçkinlerin kar hırsı, kapitalizmi bir kez daha spekülasyon balonunun sebep olacağı bir krize sürüklüyor. Bitcoin fiyatındaki artış, Alan Greenspan’in düşük faiz rejiminden kaynaklanan Ekim 1987'deki borsa çöküşünden bu yana şişen bir dizi finansal balonun en sonuncusu. Ekim 1987’den sonra ortaya çıkan 1997-1998 Asya, Rusya ve Long Term Capital Management krizleri; 2000-2002 yılları arasındaki “dot.com” (internet şirketleri) balonunun çöküşü ve 2007-2008 mortgage krizi bu serinin duraklarıydı. Son 30 yılın tarihi, ABD ve dünya kapitalizminin finansal spekülasyonun en asalakça ve toplumsal açıdan yıkıcı biçimlerine bağımlı olduğunu göstermiştir.

Son 2008 mali krizi, subprime mortgage (alt gelir gruplarına verilen konut kredisi) balonunun çökmesiyle ortaya çıktı. Mortgage balonu, alt gelir grubundaki kişilere geri ödeme yapamayacakları krediler verilmesiyle oluşmuştu; onlara ipotek verdikleri evin değerinin katlanacağı ve kazançlı bir yatırım yaptıkları anlatılmıştı. Finans kurumları bu kredileri daha sonra paketler haline getirip fonlar oluşturdular ve türev (ikincil) piyasalarda sattılar. Birçok finansal kurumun ve şirketin bilançolarında veya portföyünde yer alan bu subprime ipotekler böylece tüm dünyaya yayılan yoğun bir spekülasyon kaynağı oldu.

Batık kredilerin artması domino etkisi ile bu finansal kurumların portföyündeki ipotek teminatlı bu menkul kıymetlerin büyük ölçüde değerinden düşük satılmasına ve önde gelen bankaların ve finansal şirketlerin bilançolarında milyarlarca dolarlık zarar yazmasına neden olmuştu. ABD hükümeti, buna, en büyük Wall Street bankalarını finanse etmek için kullanılan trilyonlarca dolarlık kurtarma masraflarını vergi mükelleflerinden, yani işçi sınıfından alarak karşılık verdi. Milyarderlerin kar hırsı yüz binlerce insanın birikimlerini kaybederek borç batağına sürüklenmesine neden olurken, batık bankaların kurtarılmasının faturası, tüm dünyada, diğer adı toplumsal yıkım politikası olan yapısal reformlarla işçi sınıfına çıkarıldı.

Kurtarma sonrasında, bütün önemli merkez bankaları, Fed öncülüğünde, faiz oranlarını sıfır seviyelerine çektiler; hatta bazı ülkelerde eksi faiz oranları uyguladılar. Bu parasal gevşeme politikaları sayesinde, finansal kurumlara, bedava trilyonlarca dolar aktarıldı. Reel ekonomiye hiçbir olumlu etki yapmayan bu politika, ABD sermaye piyasasının yedi yılda 3,5 kat değer kazanmasına yol açan yeni balonlar oluşturdu.

Bugün, toplumsal eşitsizliğin eşi görülmemiş boyutlara ulaştığı; bir avuç insanın dünya nüfusunun yarısından daha fazla servete sahip olduğu koşullarda, sermaye piyasalarındaki devasa nakit para kripto paraya yöneliyor ve yeni bir balon yaratıyor.

Eskiden, simyacılar değersiz metalleri altına çevirmeye çalışırdı. Wall Street milyarderleri, hiç yoktan altının bir eşdeğerini yarattıklarını ve bu büyülü maddenin şirket bilançolarında trilyonlarca doları bulacağını ileri sürüyorlar.

Bitcoin balonunun ne zaman ve nasıl patlayacağını tahmin etmek zor. Ancak bir şey çok açık: balon patladığında tüm dünyadaki emekçiler için yıkıcı sonuçlar doğuracak; 2008 krizinde ve sonrasında olduğu gibi, gerçek ekonominin önemli bir bölümünü yutacaktır. İşçi sınıfı, çok daha ağır bir işsizlik, yoksulluk ve savaşlar biçiminde yeni ve çok daha ağır bir bedel ödemek istemiyorsa, spekülasyonlara bağımlı kapitalist ekonominin ortadan kalkması ve devasa ölçekteki mali sermayenin kamulaştırılarak toplum yararına kullanılması için mücadele etmelidir.